REHAVETE YER YOK
Kazandığımız maçlardan sonra, önümüzdeki hafta oynayacağımız karşılaşmayı zihnimizde oynamak kadar keyifli bir şey yoktur.
Çünkü bugün alınan galibiyet, geçen hafta alınan 3 puanı daha değerli kılarken, önümüzdeki hafta alınacak 3 puanı da çok daha önemli ve kıymetli hale getirir. Deplasmanda oynayacağımız Fethiyespor karşılaşması, bu zincirin en önemli halkalarından biri olacak.
İlk üç haftada yaşanan hayal kırıklığını geride bırakıp yoluna daha sağlam basarak devam edebilmesi ve bir seri yakalaması Ankaragücü için çok ama çok önemli.
İnegöl maçına dönersek…
Öncelikle oyuncularımızı sahada gösterdikleri mücadele, fiziksel direnç ve 90 dakika boyunca oyunun içinde kalma arzuları nedeniyle kutluyorum.
Ayrıca Recep Karatepe'nin, geçen hafta kazanmamıza rağmen yapılan eleştirileri dikkate alarak saha içerisinde yaptığı dokunuşlar, geliştirdiği oyun varyasyonları ve kadro tercihleri konusunda doğru kararlar vermesi oldukça önemliydi.
Takım, geçen haftaya göre ne oynadığını daha iyi bilen ve oyunu daha net tanımlayabilen bir görüntü ortaya koydu. Temennimiz, maç ritmi kazandıkça bu oyunun üzerine koyarak daha da gelişmesi.
Sahada topa hâkim olmaya çalışan, hareketli, durağan oynamayan, topu ayağına beklemeyen, koşan; top rakibe geçtiğinde anında reaksiyon göstererek baskıya gelen, topu geri kazanma hızında önceki maçlara göre gelişim gösteren, iç koridoru ve çizgiyi daha iyi kullanan, kompakt oynamaya çalışan ve pozisyon üreten bir takım vardı.
Top kaybının ardından geriye koşmak yerine mümkün olduğunca ilk reaksiyonu öne doğru vermek, kaybedilen topun bulunduğu bölgede baskı kurmak ve rakibin ilk pasını engellemek adına daha istekli bir takım vardı.
Top rakibe geçtiğinde verilen reaksiyon da önceki maçlara göre daha iyiydi.
Özellikle top kaybının hemen ardından yapılan karşı pres, rakibin geçiş hücumuna çıkmasını belirli bölümlerde engelledi.
Burada önemli olan sadece pres yapmak değil; presin tetikleyicilerini doğru okumak.
Rakibin geriye dönük pası, kötü kontrolü, çizgide sıkışması veya pas opsiyonlarının kapanması, öne doğru baskının tetikleyicileri olabilir.
Ankaragücü'nün maç içinde bu anları daha doğru okuyabildiği bölümler oldu. Bunu maçın büyük bölümüne yaymak gerekli.
Eksiklikler olmasına rağmen takımın rest defence olarak ifade edilen, hücum ederken olası top kaybına karşı arkasında bıraktığı güvenlik yapısını da zaman zaman daha doğru kurduğunu gördük. Bu yapı ne kadar doğru kurulursa ve 90 dakikaya yayılırsa, top kaybı sonrasında rakibe verilecek alan da o kadar azalır.
TOPA SAHİP OLMAK EVET AMA, TOPLA NE YAPTIĞINIZDA ÖNEMLİ
Sahada topa hâkim olmaya çalışan, hareketli, durağan oynamayan, topu ayağına beklemeyen ve sürekli yeni pas opsiyonları oluşturmaya çalışan bir takım olduğunu söylemiştim.
Özellikle genişlik ve derinlik konusunda önceki maçlara göre daha doğru bir yapı gördük.
Çizgiye basan oyuncular rakip savunmanın yatay olarak genişlemesini sağlarken, iç koridorlarda yapılan koşular rakip savunmanın merkezde karar vermesini zorlaştırdı. İnegölspor bu dakikalarda ciddi manada oyun disiplininden koptu.
Daha önce belirttiğim gibi burada özellikle half-space olarak adlandırılan iç koridorların daha fazla kullanılması önemli. Çünkü rakip savunmanın bloklar arasında karar vermekte zorlandığı bölgelerden biriydi. Bu kadar çok pozisyon vermelerinde bu bölge en büyük etkendir.
Kanat veya bek oyuncusunun çizgide kalması, bek-kanat veya orta saha oyuncusunun iç koridora yaptığı koşu ve merkezdeki oyuncunun rakip stoperleri meşgul etmesi, hücumda üçgenler ve elmaslar oluşturarak alan yaratılması bu oyunda önemli faktörler.
Bu hareketlilik sayesinde takım sadece topa sahip olmaz; rakip savunmanın dengesini bozmaya çalışan bir hücum organizasyonu ortaya koymaya çalışır.
ÜÇÜNCÜ BÖLGEDE EN BÜYÜK SORUN: AKSİYONU SONLANDIRMAK
Ancak sayısız gol pozisyonuna girdiğimiz bu karşılaşmada hâlâ önemli bir problemimiz var:
Aksiyonu sonlandırmak.
Evet, 4 gol attık.
Ancak ürettiğimiz pozisyon sayısı düşünüldüğünde, son pas, son vuruş, doğru zamanlama ve karar verme kalitemiz hâlâ geliştirilmesi gereken noktada.
Üçüncü bölgede futbol artık sadece teknik değil, aynı zamanda bilişsel bir oyun.
Oyuncunun bir saniye içerisinde;
“Pas mı vereceğim?”
“Şut mu çekeceğim?”
“Bir kez daha taşıyacak mıyım?”
“Rakibin arkasına mı koşacağım?”
sorularına cevap vermesi gerekiyor.
İşte burada karar verme hızı devreye giriyor.
Ankaragücü'nün takım halinde önümüzdeki haftalarda özellikle bu konuda gelişmesi gerekiyor.
ENES'TEN DAHA FAZLASINI BEKLEMEK GEREKİYOR
Özellikle Enes ve Atakan'ın bugün hocanın saha içerisinde kendilerine verdiği rolleri daha doğru okumaları gerektiğini düşünüyorum.
Enes'in defansif özellikleri sınırlı. Bunun eksikliğini zaten yaşıyoruz.
Ancak Enes'ten yüzde 100 defansif katkı beklemek de ona haksızlık olur.
Burada teknik heyetin de oyuncunun güçlü ve zayıf yönlerine göre bir rol optimizasyonu yapması gerekiyor.
Enes'in defansif zaaflarını kapatmanın en iyi yollarından biri, onun hücumdaki güçlü özelliklerini daha fazla kullanabilmek.
Enes'in üçüncü bölgede top aldığı zaman sadece oyunu devam ettiren değil, oyunun yönünü değiştiren, savunma arkasına pas atan, rakip bloklar arasında bağlantı sağlayan ve son aksiyonda sorumluluk alan oyuncu olması gerekiyor.
İkili mücadelelerde daha fazla ayakta kalmalı.
Pas ve şut opsiyonlarını daha sakin değerlendirmeli.
Özellikle ceza sahası çevresinde gereksiz acele etmek yerine, rakibin savunma dengesinin bozulduğu anı beklemeli.
Oyunun sıkıştığı anlarda sahneye çıkıp sorumluluk almalı.
Çünkü Enes bunu yapabilecek yeteneğe ve futbol bilincine sahip.
ATAKAN'IN OYUNU DAHA FAZLA DERİNLİK İSTİYOR
Atakan tarafında ise farklı bir gelişim alanı görüyorum.
Daha hareketli, daha agresif ve ön alanda daha yırtıcı bir profil ortaya koyması gerekiyor.
Özellikle rakip stoperlere karşı sadece onların arasında bekleyen bir forvet değil; stoperi karar vermeye zorlayan, istasyon olan, derinliğe koşu atan, önde presin ilk tetikleyicisi olan ve savunma hattını bozan bir oyuncuya dönüşmesi gerekiyor.
Atakan'ın presi sadece koşmak üzerine kurulmamalı.
Rakibin pas açısını kapatmalı, stoperi yanlış ayağa yönlendirmeli ve takımın arkasından gelecek baskıya alan açmalı.
Yani bireysel presi, takım presinin bir parçası haline gelmeli.
Bunun yanında aksiyonu sonlandırma konusunda da zihinsel dayanıklılığını artırması gerekiyor.
Forvet oyuncusunun kaçırdığı bir pozisyondan sonra bir sonraki pozisyona aynı özgüvenle girebilmesi, golcülüğün önemli parçalarından biridir.
Zaten takım olarak üçüncü bölgede hızlı karar verme konusunda eksiklerimiz çok fazla. Ön bölgede oynayan Enes ve Atakan'ın bu yönlerini önümüzdeki 3-4 hafta içerisinde belirli bir seviyeye taşıması, hem bireysel hem de takım hücumunun skor üretme kapasitesini artıracaktır.
Çünkü iyi hücum sadece pozisyon üretmek değildir.
Pozisyonu gole çevirebilmek, doğru oyuncuyu doğru bölgede topla buluşturabilmek ve son aksiyonda doğru.
Takımın defansif zafiyetlerinden özellikle bahsetmeyeceğim.
Recep Karatepe ve yardımcılarının bunları gördüğünü ve çözüm üretmek için gerekli çalışmaları yaptığını düşünüyorum.
Ancak savunma açısından üzerinde durulması gereken temel konulardan biri hatlar arasındaki mesafe.
Savunma hattı ile orta saha arasındaki mesafe açıldığında rakibe cepheden oyun kurabileceği alan verirsiniz.
Orta saha ile hücum hattı arasındaki mesafe açıldığında ise ön alan presiniz kolaylıkla kırılır.
Dolayısıyla takımın savunma ve hücum organizasyonlarında kompaktlığını koruması gerekiyor.
Özellikle top rakipteyken bloklar arası mesafeyi kısa tutmak, rakibe merkezden oyun kurma fırsatı vermemek ve rakibi mümkün olduğunca kanatlara yönlendirmek savunma organizasyonunun temel parçalarından olmalı. Ankaragücü mevcut takım yapısı düşünüldüğünde bu argümanlar bir şeyler çağrıştırmalı.
Evet bu takım bir Barcelona değil ama bu ligin Barcelona’sı Ankaragücü futbol kulübüdür. Oyuncusu ve teknik heyeti sahada ne kadar gelişim gösterirse bulunduğu lige o kadar ağırlık koyar.
MERT CAN'IN PERFORMANSI
U-19 takımından bu yana takip ettiğim ve son iki haftadır süre bulan Mert Can'ı gösterdiği performanstan dolayı ayrıca tebrik etmek istiyorum.
Elbette hataları olacaktır.
Genç oyuncunun en önemli ihtiyacı süreklilik ve güven.
Oynadıkça takım arkadaşlarını, savunma hattının davranışlarını, pres zamanlamalarını ve oyun içindeki pozisyonlarını daha iyi okuyacaktır.
Adaptasyon sağladıkça daha özgüvenli, daha doğru karar veren ve oyunun temposuna daha fazla hükmeden bir oyuncuya dönüşeceğine inanıyorum.
SERİ YAKALAMAK GEREKLİ
Eksiklerimiz var ama mücadele eden, fiziksel temastan kaçmayan, top kaybında reaksiyon veren, takım boyunu kısa tutmaya çalışan ve formasının hakkını vermek isteyen bir Ankaragücü olduğu sürece bu takım taraftarından gerekli desteği görecektir.
Şimdi önemli olan bu galibiyeti bir sonuç olarak değil, bir başlangıç olarak görmek.
Ayaklarımız yere basmalı.
Fethiyespor deplasmanında aynı mücadeleyi, daha yüksek oyun disiplinini ve özellikle üçüncü bölgedeki karar kalitesini sahaya koymalıyız. Bir galibiyet daha alalım. Sonra bir tane daha.
Çünkü seri dediğimiz şey, tek bir maçta değil, aynı oyun standardını arka arkaya ortaya koyabilmekle oluşur.
Şimdi hedef belli.
Fethiyespor deplasmanından 3 puan.
Sonrasında yolumuza devam.
REHAVETE YER YOK…
Fahrettin TÜRKCAN














Yorum Yazın