UNUTMA, GEÇMİŞ HENÜZ GEÇMEDİ
Dün Bingöl maçından sonra geldiğimiz noktada, hafızalarımızı bir kez daha tazelememiz gerektiğini gördük.
Ankaragücü yeni sezona şampiyonluk hedefiyle başlarken, yaklaşık iki sezon önce kulübün üzerine bırakılan heyelan bugün unutulmuş veya unutturulmak isteniyor.
Ne olmuştu?
Yıllarca camiaya karşı kulübün geleceği konusunda olumlu söylemlerde bulunan yönetimlerin büyük bölümünün, içi boş vaatlerden öteye geçemediği anlaşılmış; Ankaragücü milyarlarca liralık borçla, bir zamanlar olduğu gibi yine kaderine terk edilmişti.
Gazi Ercüment Tekin ve ekibinin taşın altına elini koymasıyla, en azından kulüp bulunduğu konumda stabil tutulmuştu.
Daha sonrasında finansal kaynak konusunda sıkıntı yaşayan ve beklediği desteği bulamayan bu ekip, kulübün önünü açmak amacıyla kongre kararı alarak yönetimden çekildi.
Kısa süren başarısız Muhammed Yaman yönetiminin ardından İlhami Alparslan yönetimi devraldı. Bir sürdürülebilirlik sağlandı ve sonucunda play-off kapısından dönerek sezonu tamamladık.
Yeni sezona camia gibi benim de beklentim şampiyonluk.
Ancak düşünülmesi ve asla unutulmaması gereken acı gerçeklerin ne kadar can sıkıcı olduğunun farkında olarak yeni sezona kendimi hazırladım.
Ankaragücü lige U17 takımıyla dahi başlasa, hedefi her zaman bulunduğu ligde en üst sıralarda mücadele etmek ve şampiyonluk olmalıdır.
Mevcut başkan, teknik direktör ve diğer paydaşlar da hedeflerini bu şekilde belirlemek zorundadır. Nitekim Başkan İlhami Alparslan ve Teknik Direktör Recep Karatepe de bu doğrultuda açıklamalar yapmıştır.
Ancak Ankaragücü'nün bugün en temel amacı sürdürülebilirliği sağlamaktır.
Geçen sezondan bugüne mevcut kadro korunmuş, futbolcuların, kulüp personelinin ve altyapının bütün alacakları ödenmiş ve bir sürdürülebilirlik oluşturulmuştur.
Borç yükünün bu kadar ciddi rakamlara ulaştığı bir süreçte bunu başarabilmek son derece önemlidir.
Ankaragücü'nün hedefi elbette şampiyonluktur. Fakat ilk hedef, üzerine bırakılan bu heyelanı üzerinden atarak devamlılığı olan, sağlam bir yapıya kavuşmaktır.
İlk düştüğümüz sezon da söylediğim gibi bu uzun bir süreç olacak.
Ve hiç kolay olmayacak.
Gelelim bugüne…
İlk iki haftada alınan mağlubiyetlerin ardından, haklı veya haksız ancak önemli bir bölümü yersiz eleştirilerle, sanki geçmişten gelen sorunların ve milyarlarca liralık borcun sorumlusu mevcut yönetimmiş gibi bir algı oluşturulmaya ve yönetim üzerinde baskı kurulmaya çalışıldığını görüyorum.
Daha önceki kongrelerde Sadettin Saran aday olmuş, Gazi Ercüment Tekin seçilmiş. Son kongrede Hakan Safi aday olmuş, delegeler İlhami Alparslan'ı seçmiş gibi farklı bir yaklaşım sergilendiğini görüyorum.
İyi niyetli eleştirileri elbette birbirinden ayırıyorum.
Ancak kulüp batağa sürüklenirken sesini dahi çıkaramayan bazı insanların bugün eleştirilerin başını çekmesini de şaşkınlıkla izliyorum.
Endişeleri anlıyorum.
Aynı endişeleri ben de taşıyorum.
Aynı şekilde şampiyonluğu ben de istiyorum.
Fakat acı gerçekleri de kulübü bu hale getirenleri de unutmuyorum.
Bu nedenle daha ikinci haftadan başlayan ve sonrasında gelecek “istifa” söylemlerinin karşısında duruyorum.
Dün İlhami Alparslan ve Fırat Aslanbaş ile uzun, bugün ise Recep Karatepe ile bir görüşmem oldu. Ben endişelerimi ve neden-sonuç durumunu dile getirdim.
“ Caminanın endişesinin hakkı olduğunu, Ankaragücü’nü bir an önce hak ettiği yerde görmek istedikleri için camianın sabırsızlığını anladığını, Sürecin ciddiyetinin farkında olduklarını, ellerinden gelenin fazlasını yaptıklarını, eksiklerin olduğunu, bütün olumsuzluklara rağmen Ankaragücü’nün ligi en iyi yerde bitirmesi için çok daha fazla mesai yapacaklarını belirttiler.”
Evet, kabul edelim…
İki haftada alınan mağlubiyetler ciddi anlamda moralimizi bozdu. Hepimizin modunu düşürdü.
Ama umutsuzluğa sürüklenmeden, moral ve motivasyonumuzu kaybetmeden yolumuza devam etmeliyiz.
Eleştireceğiz.
Yanlışları söyleyeceğiz.
Eksikleri konuşacağız.
Ama bütün bunları yaparken hafızamızı kaybetmeyeceğiz.
Çünkü Ankaragücü'nün bugününü değerlendirirken dününü yok sayarsak, bugünü yeterince doğru kavrayamamış oluruz.
“Takımın saha içinde teknik taktik analizini, Recep Karatepe’nin yanlış ve doğru kararlarına bir sonraki yazımda değineceğim.“
Unutmayın…
GEÇMİŞ HENÜZ GEÇMEDİ.
Fahrettin TÜRKCAN














Yorum Yazın