Trabzonspor kaliteli ayaklarıyla kazandı.
Trendyol Süper Lig’de sezonun sona ermesine bir hafta kala, Süper Lig’e tutunabilmek adına yoğun bir uğraş veren Gençlerbirliği, Ziraat Türkiye Kupası yarı final mücadelesinde Eryaman Stadyumu’nda Trabzonspor ile karşı karşıya geldi.
Gençlerbirliği camiası için büyük bir önem taşıyan Trabzonspor mücadelesine, Trendyol Süper Lig’in 33.haftasında karşılaştıkları Kasımpaşa’yı 3-2 mağlup etmelerinin getirdiği moralle başladı Kırmızı Karalar.
Kasımpaşa karşısında oldukça dirençli ve galibiyeti isteyen bir görüntü ortaya koymuştu Gençlerbirliği. Nitekim bu arzularının karşılığını da; karşılaşmanın başında 2-0 mağlup düşmelerine rağmen ortaya koydukları müthiş geri dönüş ile mücadeleyi 3-2 kazanarak aldılar.
Gençlerbirliği-Trabzonspor karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...
Trabzonspor, ortaya koyduğu mücadele ve oynadığı göze hoş gelen futbol ile Trendyol Süper Lig’de 2025-2026 sezonunun en göze çarpan takımlarından biri. Teknik direktör Fatih Tekke, belli bir oyun şablonu oluşturmuş durumda.
Hücumda, Paul Onuachu ve Oleksander Zubkov liderliğinde çok iyi işler yapıyorlar. Savunmada da mümkün olduğu kadar az pozisyon vermeye gayret ediyorlar. Takım olmayı başarabilmiş bir oyuncu grubuna sahip Trabzonspor.
Dolayısıyla; Gençlerbirliği’nin bu denli kaliteli ve kolektif bir şekilde futbol oynamaya çalışan bir takıma karşı ne kadar direnç gösterebileceği, maç öncesinde en çok merak edilen konuların başında geliyordu.
Karşılaşmanın ilk yarısında topun kontrolü Trabzonspor’un elindeydi. Futbol oynama hevesi daha fazla olan taraf da Bordo Mavililer idi. Ancak; rakip kaleye gitme konusunda ortaya koydukları bu istekli futbolu üretkenlik ile birleştiremeyince, meşin yuvarlağı filelerle buluşturma noktasında başarısız oldular.
Gençlerbirliği ise ilk yarıda vasat bir performans ortaya koydu. Evet; belki savunmada iyi yerleşerek rakiplerine gol bulma fırsatı tanımadılar ama gol yollarında da son derece tutuk bir görüntü sergilediler. Birkaç tane kontratak geliştirmeye çalıştılar ama bu planlarında da başarılı olamadılar.
Gençlerbirliği, mücadelenin ikinci yarısına -bir tık- daha hücuma çıkmayı düşünen bir anlayışla başladı. Daha fazla adam ile rakip kaleye gitmeye çalıştılar. Bu planlarında tam anlamıyla başarılı olabildiklerini düşünmüyorum ama 62.dakikada Erk Arda Aslan’ın attığı güzel golle, bu anlayış değişikliğinin meyvesini de almış oldular.
Erk Arda Aslan’ın attığı gole özel bir parantez açmak istiyorum. Rakip yarı alanın başından Trabzonspor ceza sahasına kadar taşıdığı topu klas bir vuruşla filelerle buluşturdu. Henüz çok genç bir futbolcu olmasına rağmen bu gol özelindeki özgüvenine hayran kaldım.
Gençlerbirliği’nin 1-0 öne geçmesinin ardından Trabzonspor, oyunun kontrolünü tamamen eline aldı ve 78.dakikada Arda Çağan Çelik’in kendi kalesine attığı golle 1-1’lik beraberliği sağladı.
Beraberlik golünü bulmalarının ardından boş kaleye yuvarlayamadıkları top ve Felipe Augusto’nun direkten dönen topu gol olsaydı Trabzonspor, maçın sonlarını beklemeden galibiyet golünü bulabilirdi.
Trabzonspor, aradığı galibiyet golünü 90+3.dakikada Ernest Muci’nin ayağından buldu. Arnavut oyuncunun çektiği sert şut, Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk’ün topu güçlü bir şekilde auta çelememesi sonucunda filelerle buluştu.
Karşılaşmada başka gol olmayınca Trabzonspor, Gençlerbirliği’ni 2-1 mağlup ederek adını finale yazdıran taraf oldu.
Açık söylemek gerekirse; Gençlerbirliği’nin, içerisinde bulundukları durumu da düşünecek olursak Ziraat Türkiye Kupası’nı umursadıklarını düşünmüyorum. Maç öncesinde, Gençlerbirliği başkanı Arda Çakmak’ın “Önceliğimiz ligde kalmak” şeklinde kullandığı ifade de bu düşüncemi doğrular nitelikte. Ayaklar sahada, akıllar hafta sonunda Trendyol Süper Lig’in 34.haftasında deplasmanda oynanacak Trabzonspor maçında. Bu maç sonucunda ya küme düşülecek, ya da Süper Lig’de kalınacak!
Hafta sonu deplasmanda oynanacak Trabzonspor maçının ardından Gençlerbirliği bir alt lige düşerse, bu hüsranın en büyük nedeninin, teknik direktör Metin Diyadin’in ilk döneminin beklenmedik bir zamanda, sürpriz bir biçimde yolların ayrılması olduğunu düşünüyorum.
Metin Diyadin ile yaşanılan ayrılık sürecinin son derece yanlış yönetildiğini düşünüyorum. Metin hoca ile yolların ayrılması çok ama çok büyük bir hataydı. Çünkü, tecrübeli teknik adamın takımın başına geçmesinin ardından takım belirli bir ivme yakalamıştı. Ancak, yakalanan bu ivmeye rağmen herhangi bir sebep belirtilmeden Metin hoca ile yollar ayrıldı
Bu noktada, kafamı şiddetle meşgul eden bir detayı okuyucularım ile paylaşmak istiyorum.
Madem, Metin Diyadin yeniden göreve getirilecekti; o zaman neden, ortada dişe dokunur hiçbir sebep yokken Metin Diyadin’in ilk dönemi sonlandırıldı? Gençlerbirliği’nin kaybolan 10 haftasına yazık değil mi? Bu kadar basit ve düz bir mantık bile akıl edilemedi maalesef! Olan, her zaman olduğu gibi Gençlerbirliği’ne oldu!
Trabzonspor kaliteli ayaklarıyla kazandı.














Yorum Yazın