Ankaragücü'nde geçtiğimiz kongrede ismi adaylık için geçen Nazım Barkçın, SPORANKİ'ye açıklama yaptı. Açıklaması şu şekilde:
BİR GÜN KALA
Bu metin bir adaylık ilanı değildir.
Bilinçli olarak bu şekilde kurgulanmıştır.
Okuyan herkesin şu soruyu sorması gerekir:
“Bu soruların muhatabı kim?”
Cevaplar Salı günü, kongre salonunda verilmelidir.
Bir Gün Kala…
Bugün Pazartesi.
Yarın Salı.
Ve Salı günü MKE Ankaragücü Olağanüstü Genel Kurulu vardır.
Ve ben, bir kez daha kendime değil, MKE Ankaragücü’ne bakıyorum.
Cumartesi günü Eryaman’da,
30 bin kişilik stadyumda yalnızca 4–5 bin kişi vardı.
Bu tabloyu yalnızca “sportif başarı” ya da “sportif başarısızlık” ile açıklamak mümkün değildir.
Bu tablo; bir kopuşun, bir soğumanın, bir yalnızlaşmanın fotoğrafıdır.
Ve açıkça söylemek gerekir:
Bu kopuş dün başlamadı.
Bu kulüpte yaşanan çürüme, yıllardır kümülatif olarak birikmiştir.
Yıllardır aynı düzen işlemektedir:
Taşımalı delegelerle şekillenen kongreler
Abartılı başarı hikâyeleriyle parlatılan dönemler
Kimsenin yüksek sesle sormadığı ödeme ilişkileri
Hesabı sorulmayan borçlar
Üzeri örtülen yükümlülükler
Gelirler sorulmuyor.
Borçlar konuşulmuyor.
Sorumluluklar hatırlanmıyor.
Herkes günü kurtarıyor.
Herkes “şimdi zamanı değil” diyor.
Oysa zaman tam da şimdi.
Sorulması Gereken Sorular
Bugüne kadar açıkça sorulmayan, cevabı ertelenen sorular şunlardır:
Son 25 yılda bu kulübün kasasına giren toplam para ne kadardır ve nereye harcanmıştır?
Hangi yönetim, hangi borcu, hangi gerekçeyle yapmıştır?
Bu borçlanmalar kimlerin onayıyla gerçekleşmiştir?
Kimler ibra edilmiştir ve neden edilmiştir?
Kim hesap vermiştir?
Neden bugüne kadar hiçbir yönetici, sorumlu olduğu dönem için geri ödeme yapmamıştır?
Neden bu kulüp her kongrede biraz daha yalnızlaşmaktadır?
“Tek Aday” Algısı Üzerine
Bugün bazı basın yayın organlarında, kongre süreci fiilen başlamadan,
İlhami Alparslan’ın “tek aday” ve “seçimi şimdiden garantilemiş başkan” olarak sunulduğu görülmektedir.
Bu bir haber değil, algı üretimidir.
Aynı çevreler, geçmişte adaylık sürecimde bana ve benim gibi düşünenlere şunu söylemiştir:
“2 milyar TL borcu olan kulübe, 500 milyon TL nakdi olmayan aday olur mu?”
Oysa o dönemde;
Sponsorluk modelleri
Proje bazlı gelir artırıcı planlar
Mali tablolar
hazırdı ve yazılıydı.
Konuşulmayan Gerçekler
Nuri Muhammet Yaman yönetiminde, bugün “tek aday” olarak sunulan isimler de görev almıştır.
Kamuoyuna,
“FIFA’dan kalıcı transfer yasağı gelmesin diye 1 milyar TL ile yönetime geliyoruz” denilerek göreve başlanmıştır.
Ancak göreve gelinen ilk gün,
FIFA tarafından kalıcı transfer yasağı gelmiştir.
Bu yönetim yalnızca iki ay görevde kalabilmiştir.
Bugün MKE Ankaragücü, FIFA nezdinde 26 ayrı dosya ile karşı karşıyadır.
Altyapı hocaları ve kulüp personeli, aylarca maaş alamadıkları gerekçesiyle görevlerinden ayrılmıştır.
Bunlar konuşulmaktadır.
Buna karşın;
Günü kurtaran palyatif ödemeler
Geçici çözümler
abartılı biçimde anlatılmakta,
yapısal ve kurumsal sorunlar özellikle görmezden gelinmektedir.
Ortada:
Kalıcı bir mali program
Yazılı bir borç azaltma planı
Sürdürülebilir bir vizyon
bulunmamaktadır.
Bu Bir Futbol Meselesi Değildir
Sahada gol pozisyonu üretemeyen bir takım,
Tribünde boş koltuklar,
Cılız bir taraftar sesi varsa;
Sorun sadece futbol değildir.
Bu, açıkça bir yönetim anlayışı sorunudur.
Son Söz
Kimseyle kişisel bir hesap peşinde değilim.
Kimseye düşmanlık etmiyorum.
Ancak şunu açıkça ifade ediyorum:
Bu kulübün geleceği;
alkışlarla,
manşetlerle,
PR metinleriyle kurtulmaz.
Bu kulübün geleceği;
sorularla,
şeffaflıkla,
hesap verilebilirlikle kurtulur.
Salı günü kongre salonunda kimse şunu söylemesin:
“Kimse bir şey sormadı.”
Sorular burada.
Vicdan burada.
Hesap burada.
Cevap vermek isteyenler,
Salı günü kongre salonunda olacaktır.

























Yorum Yazın