Trendyol Süper Lig’de, ilk yarının son maçında (17.hafta) Eryaman Stadyumu’nda karşılaştığı Trabzonspor’u, rakibi karşısında son derece üstün bir futbol oynayarak 4-3 mağlup eden Gençlerbirliği; ikinci yarının ilk maçında (18.hafta), Süper Lig’in güzel futbol oynayan ekiplerinden biri olan Samsunspor’u Eryaman Stadyumu’nda konuk etti.
Gençlerbirliği, Trabzonspor’a karşı aldığı etkileyici galibiyetin ardından Samsunspor maçında da en kötü ihtimalle bir puan almak parolasıyla sahaya çıktı. Trabzonspor karşısında, yeni teknik direktörleri Metin Diyadin önderliğinde mükemmel bir futbol oynayan ve sahada savaşan bir Gençlerbirliği vardı sahada. Özellikle, kendi yarı alanlarından hücuma çıkarken sergiledikleri soğukkanlı ve organize anlayıştan etkilenmiştim. Yeni teknik direktörleri Metin Diyadin ile çıktıkları ilk maçta, önümüzdeki haftalar adına oldukça olumlu sinyaller vermişti Gençlerbirliği.
Gençlerbirliği’nin Trabzonspor karşısında ortaya koyduğu bu etkileyici futbol, yeni teknik direktörüyle ilk maçına çıkan her takımın gösterebileceği anlık bir refleks miydi? Yoksa bu sansasyonel galibiyet, Kırmızı Karalar’ın ilerleyen haftalarda yakalayabileceği istikrarlı bir yükselişin ilk halkası mıydı? Bu sorunun cevabını alabilmemiz için biraz daha beklememiz gerektiğine inanıyorum. Samsunspor maçı da bu sorunun cevabını alabileceğimiz önemli dönemeçlerden biriydi.
Gençlerbirliği-Samsunspor karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...
Karşılaşmanın ilk yarısında gerek Gençlerbirliği, gerekse Samsunspor oyunun kontrolünü ellerine geçirecek bir performansı ortaya koyamadı. 38.dakikada Marius Mouandilmadji’nin attığı gol dışında ciddi bir gol pozisyonuna tanıklık edemedik. İki takım da birbirlerinin kalesine hücum etmekte oldukça zorlandı. Orta saha mücadelesi şeklinde geçen bir ilk yarı izledik.
38.dakikada Marius Mouandilmadji’nin attığı gole biraz değinmek istiyorum. Dobalı golcünün attığı golde Gençlerbirliği savunmasını biraz hatalı bulduğumu ifade etmeliyim. Mouandilmadji, Trendyol Süper Lig’in kaliteli santraforlarından biri. Süper Lig’de ve UEFA Konferans Ligi’nde attığı birbirinden şık golleri hep birlikte izliyoruz. Gençlerbirliği savunmasının, özellikle de Goutas’ın ve Zan Zuzek’in, Mouandilmadji’nin topa bu kadar rahat vurmasına izin vermemeleri gerektiğine inanıyorum. Daha yakından marke edebilirlerdi.
Karşılaşmanın ikinci yarısında Gençlerbirliği, skor dezavantajının da getirdiği reaksiyon ile oyunu biraz daha rakip yarı sahada oynamaya niyetlendi. Özellikle Metehan Mimaroğlu’nun hızından ve dripling özelliklerinden yararlanarak ve sol kanat merkezli ataklar gerçekleştirerek pozisyon üretmeye gayret ettiler. Başarılı olabildiler mi? Tam anlamıyla başarılı olabildiklerini düşünmüyorum.
60.dakikada Sekou Koita’nın attığı “muhteşem” gol ile 1-1’lik beraberliği sağladı Gençlerbirliği.
Sekou Koita’nın, Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana sergilemiş olduğu performansı yeterli bulmuyorum. Kendisi için “bal yapmayan arı” tabirini kullansam herhalde abartılı bir ifade kullanmış olmam! Topu ilk aldığı anda akrobatik bir hareket yapıp dikkat çekiyor. Ancak, iş gol noktalarında etkili olmaya, orta yapmaya, gollük ara pası vermeye gelince Sekou Koita’dan haber alamazsınız! Hatlar çöküyor! Sekou Koita, benim gözümde böyle bir profil...
Samsunspor’a attığı gole gelecek olursak... Kelimenin tam anlamıyla skora direkt etki eden, Gençlerbirliği’ni maça tutunduran, hangi açıdan bakarsanız bakın “bitiricilik” kokan bir gol. Müthiş bir vuruş. Bir top, bir futbolcunun ayağına bu kadar mı güzel oturur? Sekou Koita’yı atmış olduğu bu golden dolayı yürekten tebrik ediyorum. İlerleyen haftalarda da böyle güzel gollerini artırarak devam ettirmesini temenni ediyorum.
Gençlerbirliği’nin beraberlik golünü bulduktan sonra ikinci golü de atmak adına, kendi seyircisi önünde oynuyor oluşunun da verdiği özgüvenle rakip kaleye yaptıkları baskıyı -bir tık- artıracağını düşünüyordum ama beklediğim gibi olmadı. 60.dakikada Sekou Koita’nın attığı beraberlik golünden sonra oyunu rölantiye alan, Samsunspor kalesinde kaydadeğer bir pozisyon üretemeyen bir Gençlerbirliği izledik. Açık söylemek gerekirse; Gençlerbirliği takımında, atılan beraberlik golünün ardından maçı kazanmaya yönelik bir iştah da göremedim.
Karşılaşmada başka gol olmayınca mücadele 1-1’lik skorla sona erdi ve taraflar puanları paylaştı.
Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in geride bıraktığımız son iki haftasında karşılaştığı Trabzonspor ve Samsunspor maçlarından toplam dört puan çıkardı. Alınan bu puanları önemsiyorum. Trabzonspor ile Samsunspor, Süper Lig’in göze hoş gelen futbol oynamaya çalışan iki güçlü takımı. Dolayısıyla; ligin ilerleyen haftalarını düşünecek olursak, bu iki güçlü takımdan alınan toplam dört puanı “extra” kategorisinde değerlendirebiliriz.
Ancak, Gençlerbirliği takımında büyük bir santrafor probleminin yaşandığını düşünüyorum. Sezon başında kadroya katılan Senegalli santrafor M’Baye Niang, ligin ilk yarısında son derece vasat bir performans ortaya koydu. Fiziksel güç olarak istenilen seviyede değil. Bitiricilik yönü çok kötü. Adana Demirspor’da forma giydiği yıllarda oldukça etkili kafa golleri atardı. Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana -akılda kalan- bir kafa golü yok.
Devre arası transfer döneminde Gençlerbirliği takımına -mutlak ve mutlak- surette, mevcut bütçe dahilinde Niang’ın önüne geçecek bir santrafor transferinin gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü Niang ile olmuyor!
Sekou Koita’dan müthiş bir gol!














Yorum Yazın