Her iki takım içinde hayati önem taşıyan, yoğun yağış altına oynanan maçta Ankaragücü adeta yağmur ile yarışırcasına maça çok hızlı başladı. Oyunun henüz başında 2 net pozisyon ile birlikte 6. Dakikada golü bulan tarafta konuk ekip Ankaragücü idi.
Golden sonra Beykoz Anadolu takımı; özellikle son haftalarda Ankaragücü’nün en formda isimleri İsmail ve Halil İbrahim üzerine baskı kurarak etkili kanat organizasyonlarını engelleme anlayışı ile birlikte yağmurla beraber ağırlaşmış saha da iki stoperi hataya zorlama stratejisini izledik.
15. dakikada artık Ankaragücü’nde kronikleşen duran top hastalığı tekrar nüksetti ve Beykoz Anadolu beklediği beraberlik golünü kornerden buldu. İlk yarını ilerleyen dakikalarında Ankaragücü Beykoz Anadolu takımın taktik anlayışına çözüm yolları olarak, iki stoperi ağır olan rakibinin arkasına uzun top atarak pozisyon bulmaya çalışması sonuç vermeyince özellikle sol kanadından Halil İbrahim ve Miraç ikilisi ile yüklendiğini gördük. Sağ taraftan Mervan sol taraftan Miraç’ın etkili olma çabaları birkaç pozisyona dönse de, gol atma başarısı sağlanamayınca ilk devre sonunda soyunma odasına beraberlikle gidildi.
İlk maçı hatırlayanlar Beykoz Anadolu’nun yerde geçirdiği süre ayakta geçirdiği süreden daha fazlaydı. İlk yarıda da buna benzer girişimleri bir hayli fazla oldu. Maçın hakemi çok iyi maç yönetmesine rağmen bunlara müsamaha göstererek benden eksi puan aldı.
Maçın ikinci yarısında da oyunu soğutma girişimleri devam eder mi? Ankaragücü buna nasıl karşılık veriri düşünmedim değil.
Ankaragücü maçın ikinci yarısına öyle bir başladı ki; ilk yarıda ki uzun top atma hastalığından kurtulmuş, sağlı sollu ataklarla rakibini bunaltan bol pozisyona giren, topa sahip olan, aslında kendi hüviyetine bürünmüş bir takım izletti. Bu bölümlerde Atakan biraz daha son vuruşlarda becerikli olabilse maçın son yarım saati güle oynaya bitecekti.
Sincan Belediyesi Ankaraspor maçının ardından yazdığım yazı da ve maç ertesi Haber Ankara Spor müdürü Orhan Sal ile yaptığımız yayında üstüne basa basa duran top kullanımının önemini anlatmıştım. Kornerden bulunan gol ile alınan 3 puanın ne kadar haklı olduğumuzun kanıtıydı.
Ankaragücü; Fatih Arhan’ın slalomları ve bitmeyen enerjisi, Halil İbrahim’in ceza sahasına girerek gol arayışları, defansif anlamda da görevlerini eksik yerine getirmesi, Mervan’ın adam eksiltme becerisi, Kaptan Osman’ın hem geriden oyun kurup, hem mücadelesi, Miraç’ın son haftalarda yükselen form grafiği, Mesut’un orta sahanın patronu benim edası, İsmail’in istikrarı, hatta bu maçta koşu performansı artan Yusuf Emre ‘si ile birlikte izlemesi zevk veren bir takım haline geldi.
Ankaragücü taraftarı, yıllar yılı taraftarın futbolcusunu motive edip coşturduğu bir çok maça şahit olmuştur ama, futbolcunun taraftarı coşturduğu bir takıma çok şahit olmamıştır. Bu takım işte tam olarak bu takım. Gelip tribünde bu takımı izlemeyen çok şey kaçırıyor.
Bu hafta deplasmanda, maçtan bir iki gün önce alınan eksi puan ile sarsılan Ankaragücü takımı üzerinde negatif bir etki yaratır mı korkusunu hiç yaşamadan kendine ayrılan bölümleri dolduran hatta bir çoğu da dışarda kalan taraftarın coşkusu da tam da anlatmak istediklerimin tribüne yansımasıydı.
Amasız, fakatsız tribünde olunmalı. Hep birlikte kalan son 5 maçta bu güzel takıma destek olunmalı.
Saygı ve Sevgilerimle,














Yorum Yazın