MENU
  • ARDA GÜLER
  • KEREM AKTÜRKOĞLU
  • BURSASPOR
  • TÜRK TELEKOM BASKETBOL
  • ANKARA
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • E-GAZETE
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • SPORANKİ
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • E-Gazete
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
SPORANKİ
SPORANKİ
SPORANKİ
  • ANKARAGÜCÜ
  • GENÇLERBİRLİĞİ
  • KEÇİÖRENGÜCÜ
  • MİLLİ TAKIM
  • ANKARA FUTBOLU
  • ANKARA SPORU
  • DİĞER SPOR
Kapat

Arjantin vurdu, kırdı, parçaladı: İngiltere’nin final hayalini Messi yıktı

Ana SayfaYazarlarBurç Tuna
16 Temmuz, 2026, Perşembe 10:22
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt
Arjantin vurdu, kırdı, parçaladı: İngiltere’nin final hayalini Messi yıktı

Futbolda bazı sloganlar yalnızca tribünleri ayağa kaldırmak için söylenmez. Bazen bir takım çıkar, o sözleri sahada gerçeğe dönüştürür. “Vur, kır, parçala, bu maçı kazan!” Arjantin’in İngiltere karşısında yaptığı tam olarak buydu. Vurdu, kırdı, parçaladı ve en önemlisi teslim olmayı reddetti. Dakikalar ilerledikçe mücadelesine daha fazla inanç, oyununa daha fazla cesaret, hücumlarına daha fazla kalite kattı. Sonunda 1-0 geriye düştüğü maçı 2-1 kazandı ve Dünya Kupası finaline yükseldi.

İngiltere, Anthony Gordon’ın 55. dakikada attığı golle öne geçtiğinde finale çok yaklaştığını düşündü. Oysa bana göre o anda finale değil, korkuya yaklaşmıştı. Thomas Tuchel, takımını öne taşıyan oyuncuyu, Gordon’ı kenara alıp savunmacı Ezri Konsa’yı sahaya sürdü. Ardından Dan Burn ve Nico O’Reilly hamleleri geldi. İngiltere ikinci golü aramak yerine elindeki tek golü korumaya çalıştı.

Futbolda bazen geri çekilmek bir plandır. Fakat burada plan ile korku arasındaki sınır kısa sürede kayboldu. İngiltere savunmayı kalabalıklaştırdıkça direncini değil, endişesini büyüttü. Arjantin ise rakibinin her geri adımında biraz daha ileri çıktı. İngiltere’nin öne geçmesinden Arjantin’in galibiyet golüne kadar geçen bölümde Güney Amerika ekibinin topa sahip olma oranının yüzde 88’e ulaşması, maçın nasıl tek kaleye döndüğünü anlatmaya yetiyor. Tuchel kapıyı kilitlemek istedi ama anahtarı Messi’ye bıraktı.

Şampiyonları Oyundan Düşmüş Saymayın

Arjantin kusursuz oynamadı. Gordon’ın golünde savunma yerleşimini kaybetti. Uzun süre İngiltere orta sahasının fizik gücü ve sertliği karşısında istediği akıcılığı yakalayamadı. Fakat şampiyon takımları diğerlerinden ayıran şey tam olarak burada ortaya çıkıyor. Büyük takımlar yalnızca iyi oynadıkları için büyük değildir. Kötü oynarken dağılmadıkları, geriye düştüklerinde inançlarını kaybetmedikleri ve maç ellerinden kayıyor gibi görünürken yeniden ayağa kalkabildikleri için büyüktür.

Alexis Mac Allister iki kez direğe takıldı. Jordan Pickford önemli kurtarışlar yaptı. Bazı toplar az farkla dışarı çıktı. Arjantin her kaçan pozisyondan sonra biraz daha öfkelendi, biraz daha inandı ve biraz daha saldırdı. İngiltere zamanın geçmesini beklerken Arjantin zamanın yetmesini istedi.

Sonunda Enzo Fernandez çıktı ve 85. dakikada attığı golle yalnızca skoru eşitlemedi. Atlanta’daki havayı, oyuncuların beden dilini ve maçın psikolojisini de bir anda değiştirdi. O golden sonra İngiltere için dakikalar ağırlaşmaya, Arjantin içinse galibiyet yaklaşmaya başladı.

Messi Artık Zamana Hükmediyor

Lionel Messi artık maçı baştan sona koşarak yöneten bir futbolcu değil. Buna ihtiyacı da yok. O artık zamanı yöneten bir oyuncu. Nerede yürümesi gerektiğini, ne zaman hızlanacağını, hangi anda topa dokunacağını ve rakibin hangi tereddüdünü cezalandıracağını herkesten daha iyi biliyor.

İngiltere karşısında sağ kanada geçtiği andan itibaren maçın dili değişti. Arjantin’in iki golünün de asistini yaptı. Enzo Fernandez’in golü onun kullandığı kornerin ardından geldi. Galibiyet golünde ise alışılmış sol ayağıyla değil, sağ ayağıyla Lautaro Martinez’in kafasına kusursuz bir orta gönderdi. Bazen bir oyuncunun büyüklüğü, en güçlü ayağıyla yaptıklarından çok, hiç beklenmeyen anda diğer ayağıyla bulduğu çözümde saklıdır. Messi’nin final biletini getiren ortası da tam olarak böyleydi.

Bu turnuvada sekiz gol atan Messi, Dünya Kupaları tarihindeki toplam gol sayısını 21’e çıkardı. Bu gollerin 15’ini 35 yaşından sonra kaydetmesi, onun futbolunun yaşla birlikte küçülmediğini gösteriyor. Messi artık hızını değil, aklını yarıştırıyor. İngiltere karşısında dokuz başarılı çalım yapması, dört gol fırsatı hazırlaması ve iki asist üretmesi, hâlâ oyunun en belirleyici isimlerinden biri olduğunu açıkça ortaya koydu.

Yine de bu geri dönüşü yalnızca Messi’ye yazmak Arjantin’e haksızlık olur. Enzo Fernandez kıvılcımı çaktı, Mac Allister direkleri dövdü, Lautaro Martinez son darbeyi vurdu. Messi büyüyü hazırladı, takım arkadaşları da o büyüyü zafere dönüştürdü. İşte Arjantin’i güçlü kılan şey de bu: Messi’ye sahip olmak ama yalnızca Messi’den ibaret olmamak.

Tuchel Maçı Korkusuna Teslim Etti

İngiltere cephesinde Harry Kane etkisiz kaldı. Jude Bellingham oyuna ağırlığını koyamadı. Ancak bana göre asıl sorun oyunculardan çok teknik direktörün tercihiydi. Tuchel, takımını finale taşıyabilecek cesareti göstermek yerine skoru koruma içgüdüsüne teslim oldu. Gordon’ın oyundan alınması yalnızca bir oyuncu değişikliği değildi. İngiltere’nin maça bakışının değiştiğini ilan eden bir karardı.

O andan sonra İngiltere topa hükmetmekten, rakibi tehdit etmekten ve oyunu önde tutmaktan vazgeçti. Geriye yaslandı ve Arjantin’in üzerine gelmesini bekledi. Messi gibi bir oyuncunun bulunduğu takıma karşı sürekli savunma yapmak, yangının sönmesini beklerken ateşe odun taşımaya benzer.

İngiltere birkaç dakika daha dayanabilse belki bugün Tuchel’in planı övülecekti. Fakat futbol bazen sonucu değil, niyeti cezalandırır. İngiltere kazanmayı düşünmeyi bıraktığı anda maçı kaybetmeye başladı.

Arjantin’in Sırrı Aynı Sofrada

Lionel Scaloni’nin maç sonrasında kardeşlikten, vazgeçmemekten ve sonuna kadar savaşmaktan söz etmesi tesadüf değildi. Arjantin’in gücü yalnızca taktik tahtasında kurulmadı. Bu takım, turnuva boyunca lüks oteller yerine bir üniversite kampüsünde hazırlanmayı tercih etti. Oyuncular maçlardan önce Arjantin kültürünün önemli parçalarından biri olan “asado” sofralarında buluştu.

Asado yalnızca mangalda et pişirmek değildir. Aynı sofraya oturmak, müzik dinlemek, sohbet etmek, gülmek, paylaşmak ve birbirine ait hissetmektir. Arjantinli futbolcuların yedikleri, içtikleri, eğlenceleri ve hazırlıkları adeta ayrı gitmedi. Sahadaki dayanışmanın temeli de bu sofralarda atıldı.

Bir oyuncu sahada arkadaşının açığını kapatıyorsa, yedek kulübesindeki futbolcu oyuna girmese bile son düdüğe kadar bağırıyorsa ve takım geriye düştüğünde kimse birbirini suçlamıyorsa, bunun yalnızca taktikle açıklanamayacak bir tarafı vardır.

Scaloni’nin şu sözleri bu nedenle çok değerliydi: “Bu galibiyet birçok şeyin kanıtı. Kardeşlikten, vazgeçmemekten ve sonuna kadar savaşmaktan bahsediyorum. Oyuncularıma minnettarım. Özellikle oynamayan ve dışarıdan destek verenlere teşekkür ediyorum. Bu takım en iyi oyununu zorluk yaşadığı zaman oynuyor.” Arjantin’in İngiltere karşısında gösterdiği tepki, bu sözlerin sahadaki karşılığıydı.

Futbolun Bugünü ile Yarını Karşı Karşıya

Şimdi Arjantin ile İspanya arasında muhteşem bir final bizi bekliyor. Bir tarafta oyunun akışını tek dokunuşla değiştirebilen Lionel Messi, diğer tarafta dünya futbolunun yeni kuşağını temsil eden Lamine Yamal olacak. Biri futbolun hafızası, diğeri geleceği.

İngiltere ile Fransa arasındaki üçüncülük maçı da final kalitesinde geçmeye aday. Turnuvadaki eşleşmeler biraz farklı oluşsaydı Arjantin-İspanya maçının üçüncülük, İngiltere-Fransa karşılaşmasının ise şampiyonluk maçı olması kimse için çok şaşırtıcı olmazdı.

Arjantin ile İspanya, Dünya Kupası tarihinde daha önce yalnızca bir kez karşılaştı. İki takım, 13 Temmuz 1966’da grup aşamasında karşı karşıya geldi ve Arjantin mücadeleyi 2-1 kazandı. Aradan geçen 60 yılın ardından iki ülke bu kez futbolun en büyük kupası için buluşacak.

Şimdi finalde Messi ile Yamal sahne alacak. Biri yıllardır futbol tarihini yazıyor, diğeri kendi hikâyesinin ilk büyük sayfalarını açıyor. Bir tarafta son şampiyon Arjantin, diğer tarafta oyuna hükmetmekten vazgeçmeyen İspanya… Dünya Kupası, futbolun hafızasıyla geleceğini aynı sahnede buluşturan bir finalle sahibini bulacak.

Yorum Yazın

Burç Tuna

    iletişime geç

    Burç Tuna

    Bizi Takip Edin
    Facebook
    Twitter
    Instagram
    Youtube
    Köşe Yazarları
    Burç Tuna
    Burç Tuna Arjantin vurdu, kırdı, parçaladı: İngiltere’nin final hayalini Messi yıktı
    Barışcan İĞREK
    Barışcan İĞREK Kol kırılır, yen içinde kalır!
    Onur AYDOĞAN
    Onur AYDOĞAN Güzel günler göreceğiz…
    Özdemir AYKANAT
    Özdemir AYKANAT Son perde
    Fahrettin TÜRKCAN
    Fahrettin TÜRKCAN Ne zaman tünelin sonunda bir ışık görsem, gördüğüm üzerime gelen trenin ışığı oluyor
    Orhan SAL
    Orhan SAL Çok zor bir maçtı, başarıyla geçildi
    Atila Kiper
    Atila Kiper MKE Ankaragücü kadın voleybol takımı hedefe emin adımlarla ilerliyor...
    Ertan GÜLER
    Ertan GÜLER Hadi git dönme geri kapansın alt lig defteri.
    SPORANKİ
    SPORANKİGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
    SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
    FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

    Sporanki 2010 | Yazılım: Onemsoft

    Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle