Türk futbolu uzun zamandır yüksek sesle oynanıyor.
Sözler sert, futbol sahaları kavga dövüşün serbest alanına çevrilmiş, amaç tek: ne pahasına olursa olsun kazanmak.
Kazanmaya giden yolda nasıl kazanıldığı kimsenin umurunda değil.
Rakip ayakta mı, yerde mi; haklı mı, haksız mı… fark etmiyor.
Yeter ki top ağlara gitsin, yeter ki skor tabelası lehine dönsün.
Gerisi “detay”.
İşte tam da bu gürültünün ortasında, Trendyol 1. Lig’de oynanan Fenerbahçe–Gençlerbirliği maçında, alışık olmadığımız bir şey oldu.
Gençlerbirliği forması giyen Oğulcan Ülgün, devam edebileceği bir pozisyonda durdu.
Rakibi Mert Müldür yerdeyken, topu ileri taşımayı değil, oyunu kesmeyi seçti.
Bu ligde bu refleks şaşırtır.
Çünkü öğretilen şey şudur:
“Devam et, hakem düşünsün.”
“Düşen düşer.”
“Sonra özür dilersin.”
Ama Oğulcan başka bir şey yaptı.
Oyunu değil, alışkanlığı durdurdu.
Maçtan sonra beIN Sports’a konuşurken de bu ülkede pek duyulmadık bir cümle kurdu:
“Mert Müldür Ümit Milli Takım’dan arkadaşım. Ofsaytı o bozuyor sanırım. Orada gol atmak bize yakışmazdı. Mert Müldür’e ve Fenerbahçe’ye saygı gösteriyorum. Keşke bizim gösterdiğimiz karakter konuşulsa…”
Aslında bu sözler bir savunma değildi.
Bir açıklama da değildi.
Bu, bugünün futboluna tutulmuş bir aynaydı.
Çünkü bugün futbol;
oyun zekâsıyla değil,
öfke kontrolüyle,
taktikle değil, sertlik dozuyla konuşuluyor.
Kazanmak kutsal, yöntem önemsiz.
Sonuç var mı? Var.
O zaman her şey meşru.
Oğulcan Ülgün’ün yaptığı tam olarak buna itirazdı.
Sessiz, gösterişsiz ama fazlasıyla net bir itiraz.
Bu yüzden bu an yalnızca “güzel bir centilmenlik” hikâyesi değildir.
Bu, sonucu putlaştırıp yolu çamurlaştıran futbol aklına karşı sahada verilmiş bir karakter beyanıdır.
Şimdi soru şu:
Bu ülkede karakter ödüllendirilir mi?
Gözler hem Gençlerbirliği yönetiminde hem de Türkiye Futbol Federasyonu’nda.
Çünkü fair play yalnızca alkışla yaşatılmaz.
Görünür kılınır, ödüllendirilir, korunur.
Aksi halde yarının futbolu daha çok bağıracak,
daha çok itişecek,
daha çok kavga edecek.
Ve sonunda ortada futbol adına konuşacak bir şey kalmayacak.
Bazen maç bir golle kazanılmaz.
Bazen gerçek galibiyet, oyunu durdurabilme cesaretidir.
Oğulcan Ülgün bunu yaptı.
Hatırlattı.
Rahatsız etti.
Ve bu yüzden değerli.














Yorum Yazın