Ankaragücü'ne özel yazılarıyla tanınan, camianın sevilen isimlerinden olan Orhan Sal son yazısında Ankaragücü'nü değerlendirdi.
İşte Orhan Sal'ın Haber Ankara'daki "Pes etme Ankaragücü!" başlıklı yazısı:
Ankaragücü, play – off iddiasını diri tutmak için çıktığı Seza Çimento Elazığspor maçından hüsranla ayrılarak taraftarlarını üzmüştü.
Beklenmedik 5-0’lık yenilgi, Ankaragücü tarihinin ağır yenilgilerinden birisi olarak da tarihe geçmişti.
Ancak sarı – lacivertli taraftarları esas üzen konu sonuçtan çok, sahadaki mücadele oldu.
Maçın başından sonuna kadar, sahada bir varlık gösteremeyen sarı – lacivertli futbolcular ne savunmada dirençli, ne de hücumda etkili olabildiler.
Bu durum Başkent ekibine gönül veren taraftarları son derece üzdü. Çünkü Ankaragücü takımı, bu sezon kendisinden daha iyi, daha bütçeli ve daha güçlü takımlara karşı verdiği mücadele ve oynadığı futbolla öne çıkan bir takım görüntüsü vermişti.
Sezonun başından bu yana güçleri oranında, elinden gelen her şeyi yapan sarı – lacivertli futbolcular, bu sezon ilginçtir sadece 2 Elazığspor maçında varlık gösteremediler.
Lig lider Batman Petrolspor, Ankaragücü’nü kendi saha ve seyircisi önünde, en formda döneminde zar zor, ite kaka yenebilmişti. Ankaragücü, Batman’da mükemmel bir futbol oynamış ve rakibine 2-1’den fazlasını vermemişti. Ancak futbol otoritelerinin birleştikleri konu Ankaragücü’nün maçta galibiyeti kaçırdığı şeklindeydi.
Puan cetvelinde 2.sırada ye alan Muğlaspor, Ankara’dan kendini zor kurtarmıştı. Maçta bulduğu tek pozisyonda golü bulan rakip ekip, maçı adeta yata yata bitirerek, Ankara’dan 3 puanı kurtardığı için bayram ederek Başkent’ten ayrılmıştı.
Lig üçüncüsü Kızılkaya Tarım Şanlıurfaspor ise Başkent’te adeta hezimete uğramıştı. Sarı – lacivertli futbolcular 90 dakika boyunca son yılların en keyifli futbolunu, stada gelen taraftarlara izlettirmiş ve rakibini 4-1’le evine göndermişti.
Ankaragücü, bu sezonun flaş takımı lig dördüncüsü İnegölspor’u da evinde devirmişti. 1-0 yenik duruma düşen Ankaragücü futbolcuları, maçı bırakmayarak sahadan 2-1 galip ayrılmıştı.
Ankaragücü lig beşincisi Sincan Belediyesi Ankaraspor’u da elinden kaçırmıştı. Maç boyunca 2 pozisyon bulan Sincan Belediyesi Ankaraspor takımı bunları gole çevirmişti. Ankaragücü takımı ise en formda dönemlerinde ceza alan Miraç Şimşek ve Mervan Yusuf Yiğit olmamasına rağmen 90 dakika boyunca etkili bir oyun ortaya koymuştu.
Lig altıncısı İskenderunspor’a durum 2-2 iken hakem faciası yaşayarak kaybeden Ankaragücü takımı, 7.sıradaki Adana 01’i Ankara’da özellikle güzel bir ilk yarının ardından kalesine hapsetmiş ama sonuç alamamıştı. Ankaragücü lig 9.Kastamonuspor, (10.sırada Ankaragücü var) Lig 11.Beyoğlu Yeni Çarşı ve 12.Erzincanspor’u da evinde yenerek Başkent’e dönmüştü.
“DÜŞMEZSEK BAŞARI” DERKEN, PLAY – OFF HEDEF KONDU
Peki kendisinden kat kat güçlü, maliyetli, kadro kalitesi bakımından daha oturmuş bu takımlara karşı ya galip gelen, ya da kafa kafaya oynayan bu takım neden Elazığ’da dağıldı?
Öncelikle şuna bakmak lazım: Bu takım için sezon başında “Bu sezon kümede kalabilir mi?” veya “Bu takımın kümede kalması başarıdır!” şeklinde söylemler varken, bugün hedef play – off olmuşsa, ve “Play – offa kalırsak Allah kerim, 1.Lige çıkabiliriz!” şeklinde düşünülebiliyorsa işte bunun sebebi, takımdaki teknik direktör Recep Karatepe’nin ve ekibinin başarısıdır. Bu ekip, tecrübelilerle, gençleri iyi harmanlamış, iyi antreman yaptırmış, iyi çalıştırmış ve maçlara mental olarak iyi hazırlamıştır.
En önemlisi de takım içindeki birlik beraberliğin, sevgi ve saygı ortamının sağlanmasıdır. Abi / kardeş ilişkileri Ankaragücü’nde başka bir dönemde görülmemiş şekilde artmıştır. Mesela Mahmut Tekdemir takımın kaptanıdır. Ancak saha dışında takımın abisidir. Adana 01 maçından sonra konuştuğum Ertaç Özbir, “Görkem Cihan şu an başarılı. Forma onun hakkı” diyebilme erdemliliğini göstermektedir.
PEKİ NEDEN KAYBEDİLDİ?
Peki her şey çok iyi giderken, yönetim paraları ödemişken, sakatlar düzelmişken, takım formdayken neden Elazığspor hezimeti yaşandı?
Tabii elbette bunun da bazı sebepleri var.
Ancak şunu unutmamak gerekli. Futbolda bu tür yenilgiler var ve her zaman da var olacak. Futbolu cazip kılan işte artı veya eksi anlamda bu tür sonuçlardır. Brezilya’nın kendi saha ve seyircisi önünde, Dünya Kupası’nda Almanya’dan 7 yemesi, ne kadar anormalse, Ankaragücü’nde de Elazığspor’dan 5 yemesi o kadar anormal bir durum.
Ancak maç yazımda yazdığım gibi bazı yanlışlar ve sorunları da göz ardı edemeyiz.
Mesela; Elazığspor’un puan cetvelindeki yerine bakıp aldanmamak gerekliydi. Çünkü kadro olarak Elazığspor normalinde ilk 3’de yer alabilecek bir takım ve başında da gerçekten Ankara’dan tanıdığımız çok kaliteli bir hocaları var.
Ardından bu kadar zor bir deplasmandan Mervan, Atakan, Batuhan, Miraç, Enes ve sakatlıktan yeni kurtulmuş Mahmut’la aynı anda başlamak da büyük riskti. Takım fizik olarak düşük kaldı, direnç gösterilemedi.
Artı rakiplerin Enes Tepecik’i kilitlediğinde yeni hücum obsyonları yaratmak gerekli.
Başka bir görüşüm de Atakan/Mervan ikilisinin aynı anda ilk 11’de başlaması da sanki zaafiyet yaratıyor.
Tabii ki bütün bunları Recep Hoca’da mutlaka değerlendirmiştir.
PES ETME ANKARAGÜCÜ!
Sonuca gelirsek, lig uzun bir maraton ve her maçın bir telafisi var. Tıpkı Elazığspor maçının telafisinin olduğu gibi.
Ankaragücü’nde yeni yönetim görev dağılımı yaptı. İlhami Alparslan bana güven veren bir Başkan. Ankaralı ve bizim kadar Ankaragüçlü. Ankaragücü’nün büyüklüğünü biliyor. İlhami Başkan’ın kısa zamanda bazı kritik sorunları çözeceğine inanıyorum.
Recep Karatepe birçok olumsuzluğa rağmen, bugüne kadar tüm iyi niyetiyle çalıştı. Takıma oyun olarak, bireysel performans ve mantalite bakımından net dokunuşları var. Bu haftayı da iyi değerlendirip Beyoğlu Yeni Çarşı maçında takımı toparlayacağını düşünüyorum.
Futbolcular bugüne kadar 1 maç haricinde ellerinden gelen her şeyi yaptılar. Cumartesi günü de geçen maçın telafisini yapacaklarına inancım sonsuz. Onlar bıraksınlar ortalıkta dolaşan safsataları işlerine baksınlar yeter.
Ve taraftar. Bu sezon hiçbir maçta gerek tecrübelilere, gerekse gençlere olumsuz tezahürat yapılmadı. Destek verildi. Genç oyuncuların çabası hep takdir edildi. Play – off için halen diğerlerinin ne kadar şansı varsa, Ankaragücü’nün de kadar şansı var. Bu nedenle takıma aynı oranda desteğe devam edilmelidir.
Ankaragücü’nün camia olarak pes etmemesi lazım.
Yiğit düştüğü yerden kalkar.
O yiğit Ankaragücü’nün ta kendisidir…
Bir de şu Elazığ’da giyilen formaya, bu sezon bir türlü ısınamadım. Ankaragücü’nün forması, sarı olur, lacivert olur veya çubuklu olur.
ORHAN SAL'IN YAZISINI HABER ANKARA'DAN OKUYABİLECEĞİNİZ LİNK:
https://www.haberankara.com/yazarlar/orhan-sal/pes-etme-ankaragucu-309140

























Yorum Yazın