MENU
  • ARDA GÜLER
  • KEREM AKTÜRKOĞLU
  • BURSASPOR
  • TÜRK TELEKOM BASKETBOL
  • ANKARA
  • YAZARLAR
  • FOTO GALERİ
  • WEB TV
  • HABER ARŞİVİ
  • YOL TRAFIK DURUMU
  • BİYOGRAFİLER
  • E-GAZETE
  • RÖPORTAJLAR
  • GAZETE MANŞETLERİ
  • SPORANKİ
  • Gizlilik Politikası
  • İLETİŞİM
  • Foto Galeri
  • Web TV
  • Yazarlar
  • E-Gazete
  • Anketler
  • Nöbetçi Eczaneler
  • Firma Rehberi
  • Seri İlanlar
SPORANKİ
SPORANKİ
SPORANKİ
  • ANKARAGÜCÜ
  • GENÇLERBİRLİĞİ
  • KEÇİÖRENGÜCÜ
  • MİLLİ TAKIM
  • ANKARA FUTBOLU
  • ANKARA SPORU
  • DİĞER SPOR
Kapat

Jim’in Ankaragücü hikâyesi anlatılmaya devam edecek

Ana SayfaAnkaragücüJim’in Ankaragücü hikâyesi anlatılmaya devam edecek
Jim’in Ankaragücü hikâyesi anlatılmaya devam edecek
29 Haziran, 2026, Pazartesi 11:03
  • yazdıryorum yazfont küçültfont büyüt

BURÇ TUNA / SPORANKİ ÖZEL 

Pazar günü, büyük Ankaragüçlü James Alexander Chalmers’ın aramızdan ayrılışının ikinci yıl dönümü.

Ankaragücü tribünlerinin onu bildiği adıyla Jim…

İskoçya’dan Ankara’ya uzanan hikâyesinde bu şehir, onun için yalnızca yeni bir hayatın adresi olmadı. Ankara’nın ayazına, insanına, sokaklarına ve en çok da sarı-lacivert sesine karıştı. Ankaragücü ile tanıştıktan sonra ise kalbinin en güçlü yerini bu renklere ayırdı.

Onun hikâyesi anlatılmaya devam edecek. Çünkü bazı insanlar aramızdan ayrılsa da geride bıraktıkları sevgiyle bir şehrin sesine, bir tribünün hafızasına ve sevdiklerinin kalbine karışır. Jim’in sarı-lacivert sevdası da öyleydi; yokluğunda bile hissedilen, anıldıkça çoğalan ve her anlatıldığında yeniden yerini bulan bir sevgi…

Bu kez Jim’i tribünden değil; evinden, ailesinden, onu en yakından tanıyanların sözlerinden dinledik. Eşi Ayşen Hanım ve kızı Laura Deniz, onun Ankaragücü sevgisini, maç günlerindeki heyecanını, galibiyetlerdeki sevincini, mağlubiyetlerdeki suskunluğunu ve geride bıraktığı büyük sarı-lacivert hatırayı anlattı.

Jim’in İskoçya’dan Ankara’ya uzanan hikâyesinde futbol zaten hep vardı. Edinburgh’un köklü kulüplerinden Hibernian’a gönül vermişti. Ankara’ya geldiğinde henüz bilmese de, içinde yıllardır taşıdığı futbol sevgisi bu şehirde başka bir karşılık bulacak; yolun sonunda onu Ankaragücü’ne çıkaracaktı.

Ankara’da bu yolun sarı-laciverte dönmesi ise çok özel bir tesadüfle başladı. Jim henüz bilmiyordu; kızının kreş kapısı, aynı zamanda Ankaragücü’ne açılan ilk kapı olacaktı.

“Ankaragücü ile benden sonra tanıştı ama ben ikinci plana düştüm”

Ayşen Hanım, Jim’in Ankaragücü ile tanışmasını tatlı bir tebessümle anlatıyor:

“Jim zaten futbolu çok severdi. Gençliğinde amatör olarak hakemlik yapmıştı. Onu tanıdığımda Ankaragücü’nü bilmiyordu; Edinburgh takımı Hibernian’ı tutuyordu. Kızımız İngiliz Büyükelçiliği’nin kreşine başladığında, Ankaragücü’nün kalecisi Zalad’ın kızıyla aynı sınıfta okuyordu. O tesadüften sonra Jim’de olağanüstü bir Ankaragücü sevdası başladı. Ankaragücü ile benden sonra tanıştı ama bir süre sonra ben ikinci plana düştüm.”

Bu cümlenin içinde yılların içinden gelen tatlı bir sitem de var, büyük bir sevginin tanıklığı da…

Çünkü Jim için Ankaragücü, kısa sürede yalnızca maç sonucu takip edilen bir takım olmaktan çıktı. Sarı-lacivert renkler evin içine yayıldı; maç günleri beklenen bir bayrama, galibiyetler büyük bir sevince, mağlubiyetler ise uzun süren bir sessizliğe dönüştü.

Ayşen Hanım, Jim’in maç günlerindeki heyecanını da gülümseyerek anlatıyor:

“Hiçbir maçı kaçırmak istemezdi. Maç günü yaklaştıkça duyduğu heyecan artar, evin her yanını sarardı. Arkadaşlarıyla buluşup stada gitmek onun için sadece bir maç günü rutini değildi; haftanın en özel buluşmasıydı. Deplasmanlara gitmekten ise ayrı bir keyif alırdı.”

Ayşen Hanım, maçlardan sonra Jim’in yaşadığı duyguyu ve odasında biriktirdiği sarı-lacivert hatıraları da şöyle anlatıyor:

“Maçlardan sonra eve geldiğinde karşılaşmanın öyküsünü ve istatistiklerini adeta rapor gibi anlatır, sonrasında da kaleme alırdı. Her maçı özenle defterine geçirirdi. Kazandığımızda çok mutlu olurdu, kaybettiğimizde ise büyük üzüntü yaşardı. Bazen kimseyle konuşmak istemeyecek kadar içine kapanırdı. Odasının her yanı Ankaragücü ile ilgili objelerle doluydu. Atkılar, formalar, şapkalar, hepsinin ayrı hatırası vardı… Her biri onun bu kulübe duyduğu sevginin sessiz tanıklarıydı.”

Ayşen Hanım, onun Ankaragücü’ne bağlılığını anlatırken şu cümleyi özellikle vurguluyor:

“Bu sevgi Jim’in içinden taşan bir şeydi. Ankaragücü’nü anlatırken gözleri dolardı.”

Jim’i tribünde tanıyanlar için de hikâye bundan farklı değildi. Onu tanıyan herkes, ne kadar sosyal, sıcak ve sevilen biri olduğunu bilirdi. İskoçya’dan gelen birinin Ankara’da böylesine güçlü bir Ankaragücü sevgisi yaşaması, tribünde herkeste ayrı bir sempati yaratmıştı.

Ama Jim’i özel yapan şey, Ankaragücü’nü sevdiği kadar Ankara’yı da sahiplenmesiydi. Onun futbol anlayışında insan, yaşadığı şehre de sahip çıkmalıydı. Bu yüzden Ankara’da yaşayıp İstanbul takımlarını tutanlara hep şaşırırdı.

Ayşen Hanım bunu şöyle anlatıyor:

“Jim için tuttuğun takım, yaşadığın şehirle kurduğun bağın bir parçasıydı. Nerede doğduysan, nerede büyüdüysen ya da nerede hayat kurduysan, o şehrin takımına sahip çıkman gerektiğine inanırdı. Bu yüzden Ankaralılara da hep kızardı. ‘Bu şehirde yaşayıp neden İstanbul takımlarına gönül verirler?’ diye sorgulardı. Ankara’da yaşayan insanların Ankaragücü’ne sahip çıkmasını çok isterdi.”

Belki de Jim’in Ankaragücü tribünlerinde bu kadar sevilmesinin nedeni tam olarak buydu.

O, kolay sevdanın peşine düşmedi.

Kalabalığın tuttuğunu değil, yaşadığı şehrin kalbini seçti.

Ankara’da sadece yaşamadı; bu şehrin ayazına, insanına, sokaklarına ve takımına karıştı.

Ayağını bastığı toprağın sesini duydu ve gönlünü Ankara’nın sarı-lacivert tarafına bıraktı.

“Kanım İskoç, kalbim Türk”

Ayşen Hanım, Jim’in Türkiye sevgisini anlatırken onun bu ülkeye daha gelmeden önce gönlünü kaptırdığını söylüyor:

“Jim Türkiye’yi çok severdi. Cumhuriyet tarihini de Osmanlı tarihini de çok iyi bilirdi. Türkiye’ye gelmeden önce Kıbrıs Rum kesiminde görev yapıyordu. Bir gün orada, Türkiye tarafına doğru bakarken kendi kendine, ‘Ben mutlaka Türkiye’ye gitmeliyim’ demiş. Daha Türkiye’ye gelmeden önce bile burada yaşamak istermiş. Sonunda bu isteği gerçekleşti; Türkiye’ye geldi, Ankara’da hayat kurdu ve bir daha dönmek istemedi. Burayı kendi ülkesi gibi benimsedi. Hatta benden çok arkadaşı vardı.”

Jim için Türkiye, uzaktan merak edilen bir ülke olarak kalmadı.

Ankara ise yalnızca görev için gelinen, zamanı dolunca geride bırakılan bir şehir olmadı.

O, bu ülkeye uzaktan bakarken başlayan hayalini Ankara’da gerçeğe dönüştürdü. Bu şehre yerleşti, insanına karıştı, hayatını burada kurdu. Zamanla Ankara onun için bir adres değil, aidiyet oldu.

Ayşen Hanım bazen ona takılırmış:

“Jim, sen aslen nerelisin?”

Jim’in cevabı, onun iki ülke arasında bölünmeyen; aksine iki sevgiyi aynı kalpte buluşturan hikâyesini anlatmaya yetiyor:

“Kanım İskoç, kalbim Türk.”

Jim’in kızı Laura Deniz için de Ankaragücü, babasının hayatına sonradan eklenmiş sıradan bir ayrıntı değildi. Onun çocukluk hafızasında sarı-lacivert renkler, maç günleri ve babasının heyecanı hep yan yana duruyordu.

Laura Deniz, babasının Ankaragücü sevgisini şöyle anlatıyor:

“Ankaragücü doğduğumdan beri zaten hayatımda vardı. Sonradan gelen bir sevgi değildi. Evimizin içinde hep Ankaragücü konuşulurdu; maç günlerinin heyecanı, babamın sevinci, bazen de üzüntüsü bizim günlük hayatımızın bir parçasıydı. Sarı-lacivert renkler bizim evde hep vardı. Babam beni de arada maça götürürdü. Onunla tribüne gitmek, o heyecanı yanında yaşamak benim için çok özel ve çok keyifliydi.”

Laura Deniz’in hafızasında Ankaragücü, babasının hayatını tamamlayan en güçlü parçalardan biri olarak duruyor.

Bunu çok sade ama güçlü cümlelerle anlatıyor:

“Babamın en önemli parçasıydı. Biz de o parçasını hep çok özel olarak sevdik. Sevmeye de devam edeceğiz. Ankaragücü taraftarı babamı çok sevdi, babam da tuttuğu takımın taraftarını çok sevdi. Tarifsiz, karşılıklı bir sevgiydi. Babam hayatta değil ama duyduğu sevginin hâlâ insanlarda karşılık bulması bizi çok mutlu ediyor.”

Jim’in sevgisi yalnızca eşinin ve kızının hatıralarında değil, ailenin yeni kuşağında da yaşamaya devam ediyor.

Artık dedesinin Ankaragücü anılarını dinleyerek büyüyen biri var: Jim’in 3,5 yaşındaki torunu Finbarr Evrim.

Dedesi vefat ettiğinde henüz bir buçuk yaşındaydı. Onu hatırlayacak yaşta değildi belki ama büyürken dinleyeceği bir ömürlük hikâyesi var.

Laura Deniz, oğluna bırakılan bu büyük hatırayı şöyle anlatıyor:

“Oğlum dedesini pek hatırlamıyor ama ona anlatacağımız ansiklopedi dolusu sevgi ve anı var. Dedesinin nasıl bir insan olduğunu, Ankaragücü’nü nasıl sevdiğini, maç günlerinde nasıl heyecanlandığını, bu şehirle ve bu takımla nasıl bağ kurduğunu ona hep anlatacağız. O büyürken, dedesinden kalan bu güzel hikâyeler de onunla birlikte büyüyecek. Paylaşacağımız çok fazla güzel anı onu bekliyor.”

Bazı miraslar fotoğraflarda kalır.

Bazıları bir atkının ucunda, bir formanın yakasında, bir maç gününün heyecanında yaşar.

Jim’in bıraktığı miras da böyle bir şey.

Jim’in hikâyesi, bir kulübü sevmenin yalnızca maçları, skorları ya da renkleri sevmek olmadığını gösteriyor. O, Ankaragücü’nü severken Ankara’yı, tribünün kültürünü, bu şehrin ruhunu ve sarı-lacivert aidiyeti de sevdi.

Pek çok Ankaragüçlü’nün hikâyesinde olduğu gibi, Jim’in hikâyesinde de bu aidiyetin en güçlü adı vefaydı. Çünkü Ankaragücü tribünlerinde sevgi, yalnızca hayattayken gösterilen bir yakınlıkla sınırlı kalmaz; aramızdan ayrılanların adı, hatırası ve sevdası da sahiplenilmeye devam eder.

Ayşen Hanım bunu şöyle anlatıyor:

“Ankaragücü taraftarı onu adeta bağrına bastı. Ankaragücü taraftarının en güzel duruşlarından biri, ona gönül verenleri hiçbir zaman ve hiçbir şartta unutmamasıdır. ‘Herkes unutur, biz unutmayız’ derler. Jim’in de Ankaragücü taraftarının sevgiyle açtığı sayfalarda yer alması, bizi çok gururlandırıyor, güç katıyor, daima Ankaragüçlü yapıyor.”

“Gururluyuz, Güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz”

Ayşen Hanım’ın anlattığına göre Jim’in en sevdiği ve dilinden düşürmediği slogan da buydu. Onun için bu söz, yalnızca tribünde söylenen bir slogan değil; Ankara’ya, Ankaragücü’ne ve sarı-lacivert renklere duyduğu aidiyetin en içten ifadesiydi.

Pazar günü Jim’in aramızdan ayrılışının ikinci yıl dönümünde, odasında hatıralarla örülmüş atkılar, sevda yüklü formalar ve titizlikle tuttuğu maç raporları yine sessizce yerinde duracak.

Ama Ankara’da maç günü geldiğinde, tribünler ayağa kalkıp aynı sesi büyüttüğünde, o sessizlik yerini yine Jim’in en sevdiği söze bırakacak.

İşte bu yüzden Jim için söylenecek her söz, sonunda yine o tribün sesine karışacak.

O ses yükseldikçe Jim’in hikâyesi de anlatılmaya devam edecek; sarı-lacivert sevdası ise kalbimizden hiç silinmeyecek.

 

  • 2
    SEVDİM
  • 38
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Yorumlar

yorum avatar

İyi ki seni tanıdım...iyi ki Ankaragüçlü oldun

Anka

30-06-2026 16:44

yorum avatar

Ruhu şad olsun.Gururluyuz Güçlüyüz biz ANKARAGÜÇLÜYÜZ.Herkes unutur biz unutmayız.

İLHAN

26-06-2026 22:37

yorum avatar

Ankaragücü böyle bi şey. yaşanmadan olmaz.Herkes Ankaragüçlülüğünün kıymetini bilsin.elimizde ne kaldıki

mustafa

26-06-2026 17:16

Yorum Yazın

İşte Süper Ligin teknik direktörleri...
İşte Süper Ligin teknik direktörleri...
ÖZEL
ÖZEL
Gençlerbirliği ile Florya Holding arasında sponsorluk anlaşması imzalandı
Gençlerbirliği ile Florya Holding arasında sponsorluk anlaşması imzalandı
Ankaraspor teknik direktörünü buldu
Ankaraspor teknik direktörünü buldu
Ankaragücü sünnet şöleninde Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde mevlit okutuldu.
Ankaragücü sünnet şöleninde Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde mevlit okutuldu.
Gençlerbirliği 2026-2027 sezonu formalarını tanıttı
Gençlerbirliği 2026-2027 sezonu formalarını tanıttı
Gençlerbirliği'nde artık hedef Fenerbahçe!
Gençlerbirliği'nde artık hedef Fenerbahçe!
Zeren Spor'dan 3 oyuncu Ankara'ya indi
Zeren Spor'dan 3 oyuncu Ankara'ya indi
"Maçın başından sonuna kadar oyun üretmeye çalıştık."
"Maçın başından sonuna kadar oyun üretmeye çalıştık."
Antalya'da gol düellosu!
Antalya'da gol düellosu!
Antalyaspor - Keçiörengücü maçı saat kaçta? Hangi kanalda?
Antalyaspor - Keçiörengücü maçı saat kaçta? Hangi kanalda?
Hacettepe Çocuk Üniversitesi Kapılarını Geleceğin Kâşiflerine Açıyor
Hacettepe Çocuk Üniversitesi Kapılarını Geleceğin Kâşiflerine Açıyor
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nin 2026-2027 sezonu fikstür çekimi yapıldı.
Türkiye Sigorta Basketbol Süper Ligi'nin 2026-2027 sezonu fikstür çekimi yapıldı.
2026 Akdeniz Oyunları aday kadrosuna Ankaragücü'nden Miraç çağrıldı
2026 Akdeniz Oyunları aday kadrosuna Ankaragücü'nden Miraç çağrıldı
Süper Lig'de 2 ve 3.Hafta maç programı
Süper Lig'de 2 ve 3.Hafta maç programı
Fomget hazırlık maçlarına başladı
Fomget hazırlık maçlarına başladı
Ankaragücü hazırlık maçında Malatya Yeşilyurt ile yenişemedi
Ankaragücü hazırlık maçında Malatya Yeşilyurt ile yenişemedi
Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak açıklanmayan transferler İrfan Can ve Salih ile anlaştıklarını açıkladı
Gençlerbirliği Başkanı Arda Çakmak açıklanmayan transferler İrfan Can ve Salih ile anlaştıklarını açıkladı
Ankaragücü'nde forma sırt sponsoru Balkar oldu...
Ankaragücü'nde forma sırt sponsoru Balkar oldu...
Ankaragücü'nde flaş bir MKE gelişmesi yaşandı...
Ankaragücü'nde flaş bir MKE gelişmesi yaşandı...

Başka haber bulunmuyor!

Bizi Takip Edin
Facebook
Twitter
Instagram
Youtube
ANKARAGÜCÜ

Ankaragücü sünnet şöleninde Hacı Bayram-ı Veli Camii’nde mevlit okutuldu.

2026 Akdeniz Oyunları aday kadrosuna Ankaragücü'nden Miraç çağrıldı

Ankaragücü hazırlık maçında Malatya Yeşilyurt ile yenişemedi

Ankaragücü'nde forma sırt sponsoru Balkar oldu...

Ankaragücü'nde flaş bir MKE gelişmesi yaşandı...

MKE Ankaragücü'nün Kırmızı Grup ilk hafta programı açıklandı...

Ankaragücü'nün ”Altınörs” satışa çıktı. İşte satış fiyatı?

Lisanslı kulüp sayısı 40'a yükseldi

Ankara Bilim Üniversitesi'nden Ankaragücü taraftarına büyük jest

Yenilenen Ankaragücü’nün takım otobüsü pırıl pırıl!

SPORANKİ
SPORANKİGizlilik PolitikasıRSSSitemapSitene EkleArşivİletişim
SOSYAL MEDYA BAĞLANTILARI
FACEBOOKTWITTERINSTAGRAMLINKEDINYOUTUBE

Sporanki 2010 | Yazılım: Onemsoft

Haber GönderFirma Ekleİlan Ekle