PSG ile Arsenal finalde: İki dev Budapeşte'de karşı karşıya gelecek
DİĞER SPORHABER: BURÇ TUNA
Londra'nın temsilcisi Arsenal ile Paris'in temsilcisi PSG, bu akşam Budapeşte'de UEFA Şampiyonlar Ligi kupası için karşı karşıya geliyor. Avrupa futbolunun iki önemli başkentini temsil eden kulüpler, sezonun en büyük maçında kozlarını paylaşırken Arsenal 20 yıllık özlemini sona erdirmeyi, PSG ise son yıllardaki yükselişini yeni bir başarıyla taçlandırmayı hedefliyor.
UEFA da bu tarihi karşılaşmanın mümkün olduğunca geniş kitleler tarafından takip edilebilmesi amacıyla final saatinde değişikliğe gitti. Her kesimden futbolseverin, ailelerin ve çocukların maçı daha rahat izleyebilmesi için Arsenal ile PSG arasındaki Şampiyonlar Ligi finali Türkiye saatiyle bugün saat 19.00'da başlayacak. Zorlu mücadele TRT 1 ekranlarından naklen yayınlanacak.
Budapeşte Tarihî Geceye Hazır
Bu akşam sahaya çıkacak iki takım kadar ev sahibi şehir de unutulmaz bir gün yaşayacak. Macaristan'ın başkenti Budapeşte'deki Puskás Aréna, tarihinde ilk kez UEFA Şampiyonlar Ligi finaline sahne olacak. Daha önce Avrupa Ligi finali ve birçok önemli uluslararası karşılaşmaya ev sahipliği yapan stat, bu kez Avrupa kulüp futbolunun en büyük organizasyonunu ağırlayacak.
Puskás Aréna adını, futbol tarihinin en büyük oyuncularından biri olarak kabul edilen Ferenc Puskás'tan alıyor. Macar futbolunun efsane isminin adını taşıyan stadyum, bu gece tarihinin en büyük sınavını verecek.
Şehir günlerdir final atmosferine bürünmüş durumda. Taraftar alanları, etkinlik bölgeleri ve özel ulaşım planlarıyla Budapeşte adeta büyük bir futbol festivaline dönüştü. İngiliz basınında yer alan haberlere göre Arsenal taraftarlarının yoğun ilgisi nedeniyle Budapeşte Havalimanı'ndaki bazı kapalı bölümler yeniden kullanıma açıldı. Bir futbol maçı için ulaşım planlarının bile yeniden şekillenmesi, finalin yarattığı heyecanı göstermeye yetiyor.
Arsenal İçin 20 Yıllık Hesaplaşma
Arsenal son ve tek Şampiyonlar Ligi finalini 2006 yılında oynadı. Paris'te oynanan finalde Barcelona'ya kaybeden Londra temsilcisi, o günden bu yana Avrupa'nın zirvesine ulaşamadı.
Arsene Wenger dönemi devam ederken Arsenal, 2006 yılında emektar Highbury'den ayrılarak Emirates Stadı'na taşındı; o günden bu yana birçok jenerasyon değişti ancak kulübün Şampiyonlar Ligi hayali hiç değişmedi.
İngiliz futbolunun en büyük kulüplerinden biri olmasına rağmen Arsenal'in müzesinde hâlâ Şampiyonlar Ligi kupası bulunmuyor. Bu nedenle Budapeşte'de elde edilecek bir zafer, birçok taraftara göre kulüp tarihinin en özel başarısı olacak.
Arsenal'in motivasyonlarından biri de İngiliz futbolu adına tarihe geçmek. Bu sezon UEFA Avrupa Ligi kupasını Aston Villa, UEFA Konferans Ligi kupasını ise Crystal Palace kazandı. Arsenal'in de mutlu sona ulaşması hâlinde Avrupa'nın üç büyük kulüp kupasının tamamı aynı sezonda İngiliz kulüplerinin müzesine gitmiş olacak.
PSG'nin Yeni Sınavı
Paris Saint-Germain uzun yıllar boyunca Avrupa'nın en büyük kupasının peşinden koşan kulüp olarak anıldı. Son yıllarda ise yalnızca yıldız oyuncularıyla değil, sahadaki güçlü futbol kimliğiyle de dikkat çekmeye başladı.
Fransız temsilcisi için bu final yalnızca bir kupa mücadelesi değil, son yıllarda kurulan sistemin ne kadar güçlü olduğunu gösterme fırsatı anlamına geliyor. Avrupa'nın zirvesinde kalıcı olmak isteyen PSG, Budapeşte'de bir kez daha rüştünü ispat etmek için sahaya çıkacak.
Az Rastlanan Bir Final
İlk bakışta sıradan gibi görünen bu eşleşme, Avrupa futbol tarihinde az rastlanan finallerden birine sahne olacak. UEFA organizasyonları tarihinde farklı ülkelerin başkentlerini temsil eden takımların finalde karşı karşıya gelmesi oldukça nadir görülen bir durum.
- 1962 yılında Amsterdam'da oynanan finalde İspanya'nın başkent temsilcisi Real Madrid ile Portekiz'in başkent temsilcisi Benfica karşı karşıya geldi. Mücadeleyi Eusebio'lu Benfica 5-3 kazandı.
- 1966 finalinde yine Real Madrid sahnedeydi. Bu kez rakip, dönemin Yugoslavya başkenti Belgrad'ın temsilcisi Partizan'dı. Madrid ekibi geri dönüşe imza atarak kupayı müzesine götürdü.
- 1971 yılında ise Hollanda'nın başkenti Amsterdam'ın temsilcisi Ajax ile Yunanistan'ın başkenti Atina'nın temsilcisi Panathinaikos finalde karşılaştı. Johan Cruyff'lu Ajax kupaya uzanan taraf oldu.
O tarihten bu yana Avrupa futbolunda başkent takımları birçok kez finale çıksa da, farklı ülkelerin başkentlerini temsil eden kulüplerin böylesine devasa bir randevuda buluşmasına çok sık rastlanmadı. Arsenal ile PSG'nin karşılaşması da bu nedenle futbol tarihindeki özel eşleşmeler arasında yerini almaya aday görünüyor.
Maçın Kaderini Değiştirebilecek İsimler
Finallerde bazen bir an, bir pas ya da tek bir bireysel performans tüm hikâyeyi değiştirebilir.
Arsenal cephesinde gözler öncelikle Bukayo Saka'nın üzerinde olacak. İngiliz yıldız, bire birlerde yarattığı üstünlük ve kritik maçlardaki etkisiyle Londra ekibinin en büyük hücum silahı konumunda. Orta sahada kaptan Martin Ødegaard'ın oyunun temposunu belirlemesi bekleniyor. Norveçli futbolcu, Arsenal'in hücum organizasyonlarının merkezindeki isim olacak. Savunmanın lideri William Saliba da PSG'nin hızlı hücumcularına karşı vereceği mücadeleyle maçın kaderini etkileyebilecek oyuncular arasında yer alıyor.
PSG tarafında ise gözler öncelikle Khvicha Kvaratskhelia'nın üzerinde olacak. Gürcü yıldız; hızı, bire birlerdeki eksiltici yeteneği ve beklenmedik şutlarıyla savunmalar için en zor durdurulan oyuncular arasında gösteriliyor. Hücum hattındaki Ousmane Dembélé ise hareketliliği ve savunma arkasına yaptığı tehlikeli koşularla Arsenal defansını zorlayabilecek en önemli kozlardan biri. Orta sahada Vitinha'nın göstereceği performans ise Fransız ekibinin oyuna hükmedip hükmedemeyeceğini belirleyecek.
Kalecilerin Düellosu: Kalecilerin Düellosu: Finallerde hücum hatları kadar kalelerin arkasındaki isimler de kupanın kaderini belirler. Arsenal'in İspanyol kalecisi David Raya, özellikle hava toplarındaki güven veren performansı ve oyun kurulumundaki rolüyle dikkat çeken bir isim. PSG'nin İtalyan eldiveni Gianluigi Donnarumma ise büyük maç tecrübesi ve refleksleriyle takımının en büyük güvencesi olarak sahaya çıkacak.
Arteta ve Luis Enrique'nin Hikâyesi
Sahadaki teknik adam hikâyesi de en az futbolcular kadar dikkat çekici.
Arsenal Teknik Direktörü Mikel Arteta, yıllarca Pep Guardiola'nın yardımcılığını yaptıktan sonra kendi takımını kurdu ve Londra ekibini Avrupa'nın zirvesine taşıdı. Bu akşam elde edeceği bir başarı, genç teknik adamın kariyerindeki en önemli kilometre taşı olacak.
PSG'nin başındaki Luis Enrique ise Avrupa futbolunun en deneyimli taktik dehalarından biri. Barcelona ile 2015 yılında Şampiyonlar Ligi zaferi yaşayan İspanyol çalıştırıcı, geçen sezon PSG'yi finale taşımış ve Inter karşısında alınan 5-0'lık galibiyetle kupaya uzanmıştı. Bu akşam üst üste ikinci kez Şampiyonlar Ligi finalinde kulübesindeki yerini alacak olan Enrique, takımını yeniden Avrupa'nın zirvesine çıkarmaya çalışacak.
Saatler 19.00'u gösterdiğinde Budapeşte'de yalnızca bir şampiyon belirlenmeyecek. Arsenal için 20 yıllık bir bekleyiş, PSG için ise Avrupa'nın zirvesindeki yerini perçinleme fırsatı sahaya çıkacak. Gecenin sonunda futbol dünyası yeni bir efsaneye daha tanıklık edecek.
İlginizi Çekebilir