Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

HÜZNÜ YENENLERİN ÖYKÜSÜ

onuraydogan@sporanki.com
Yazı Detayı 10 Aralık 2017

Başlıkta hüzün geçmesinden anlamışsındır. Bu senin öykün. Dünyada benzeri nadir görülen sarı lacivert sevdanın öyküsü. Son 30 yılı gözünün önüne getir. Ne kadar da az mutlu günün oldu... 90-91 sezonunda İzmir’de kaybedilen bir kupa finali, Ersun Yanal zamanında ağzına sürülen bir parmak bal, işte o kadar...

Dertlerinin hangi birini yazayım... “Düşmanın varsa Ankaragüçlü yap, kahrından ölsün” denen zamanları yaşadın. Bir kulübün başına gelebilecek en kötü yönetimleri gördün. Başka renklere gönül veren başkanların kulübü borç batağına sürüklerken oradaydın. Transferde doldur boşalt taktiği ile her sene kadro sil baştan yenilenirken sen bile listesini tutamadın futbolcuların. Oysa 80‘li yıllardaki efsane kadroyu bir nefeste sayarsın bugün bile. Kaptan Adil ile başlayıp, Sadık, Mehmet, Nazmi ile devam eden, Halil İbo ile biten... Lige tutunduysa yıllarca bu takım, sen orada olduğundan... Belki de vakitlice düşmek, safralardan erken kurtulmak lazımdı,  bilemezdin.

Kendi kentinin takımlarına düşman siyasetçileri gördün. “Bu kulübün kapısına kilit vurulur” diyen, dünyanın tek yetim başkentinin en değerli markasını tarihe gömmek isteyen... Asırlık çınarın dibine kireç dökenlerin elini tutan yine sendin.

Gün geldi, zemherinin ortasında ıslak formayla kaldı futbolcuların. Hormonlu takımlara milyonlar aktarılırken  üç kuruşluk bir forma bile çok görüldü takımına. “Oyuncum üşüyorsa ben de üşürüm” dedin. Kara kışta soyundun, üşüyemedin yakıcı öfkenden...

Takımın diplere paraşütsüz düşerken neredeydin? Nerede değildin ki? İstanbul’un semt statlarında, Anadolu’nun kasaba yollarında hep sen vardın. Ankaragücü maçı var deseler, aya merdiven kuran da sendin.

Liderler genelde mecburiyetten çıkar. Umutların tükendiği anda Ankara misketi senin gibi oynayan, sana benzeyen, senin gibi konuşan, bu şehri ve takımı senin kadar seven bir adam çıkıverdi:  “Haydi hemşerim, uzat elini, birlikte kovalım hüzünlerimizi”.

Üzerinde borç yükü, mahkemede dosyalar, transfer yasakları, puan silmeler, parasızlık, sahipsizlik, imkansızlık... Ama bu yolda seninle yürüyecekler de vardı.  “Başka sevdalara kapalıyız” diyen Kapalı, Maraton, Saatli ve Everest Dağı gibi mağrur duran Gecekondu.

Doğru lider, kararlı duruş, mücadele azmi ve onbinlerin karşılıksız sevgisi tüm zorlukları aştı. Sezonun son deplasmanına onbinler aktı.  1981 yılının kupa finali gibi yer sarıya  gök laciverte boyandı. İnsanların yüzünde şaşkın bir sevinç, haklı bir gurur vardı. Mutlu olmak belki de en çok senin hakkındı.

Aynı bataklığa düşen diğer kulüpler gibi adının başına “yeni” değil, “şampiyon” yazdırarak ve armasını koruyarak geri dönüyor Ankaragücü. Süper Lig kollarını açmış bu kadim dostunu bekliyor. Bunu başaran işte sensin, senin hep orada, kulübünün yanında oluşun.

Artık için rahat olsun. Başarı da başarısızlık da alışkanlık yapar. Budanan bu asırlık çınarın yaprakları daha gür çıkacak şimdi. Başkanın diyor ki “İddialı olmak bizim karakterimizde var.” Ve belki de tribünlerin haykırdığı gibi Ankaragücü bayrağının boğazda dalgalandığını göreceksin. Arkana yaslan, bu güzel takımın keyfini çıkart. Gözlerinden öperim.

ONUR AYDOĞAN

onurayd@yahoo.com

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.