Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

ANKARAGÜCÜ AŞKIYLA HERKES AYAĞA!

Yazı Detayı 12 Kasım 2017

Nereden başlamak lazım bilmiyorum ama 1979 yılından beri içinde olduğum Ankaragücü taraftarının durumuna baktığımda canımın çok sıkıldığını söylemek istiyorum.

“Bir musibet, bin nasihattan iyidir” derler. İnsanlara yanlış yaptıkları bir konu hakkında  bir çok kez nasihat edersin, ama bunu düzeltmezler. Fakat başlarına kötü bir şey gelince bunu düzeltme noktasında  eyleme geçerler.

Tabii bizim vereceğimiz örnek Eskişehirspor taraftarı örneği olunca olaya musibet olarak değerlendirmeyelim ve “Bir örnek, bin kere nasihat etmekten iyidir” diyelim.

Çünkü buradan vereceğimiz örnek olan Eskişehirspor taraftarı takımına ve şehrine gönülden bağlı insanlar.

Öncelikle şunu söyleyeyim Eskişehir’de konuştuğum taraftarlar geçmişte Ankaragücü taraftarı bir aileye yapılan saldırıdan son derece rahatsızlar ve bunun bütün camiaya mal edilmemesini istiyorlar. Onların adına bunu duyurmamı istediler.

Pazar günü oynanan Eskişehirspor-Ankaragücü maçına gidenler veya tv den izleyenler  gördü ki, Eskişehirspor taraftarı çağ atlamış, moderleşmiş. Maç önü şehir merkezinde toplanıp maçı yaşıyorlar. Hemen hemen herkes ürünlü maça geliyor, Top takımlarındayken, tezahurat yapıyorlar, rakipteyken ise ıslıklıyorlar. Hakemin her alehte kararında toplu tepki gösterilip hakem baskı altına alınmaya çalışılıyor. Müthiş bir birliktelik var. Tabii bunlara yeni stadın çok büyük katkısı var. Yeni statla adeta kendilerini yenilemişler.

Gelelim bize; Ankaragücü taraftarı büyük güç. Ama kontrolsüz güç. Grupçuluk var, abicilik var. Ayrımcılık var. Eskiden karşıdan  Ankaragücü kaşkollu birinin bize doğru geldiğini görünce annemizi babamızı görmüş gibi olurduk. Mutlu olurduk. Ama şimdi dışarıda birbiriyle karşılaşan taraftarlar ilk olarak hangi tribüne giriyorsun veya hangi gruptansın diye birbirine soruyor. Üniversitelerdeki taraftar toplulukları tribün gruplarının adıyla oluşum oluşturuyorlar. Tabii  direkt Ankaragücü adıyla oluşumlar var. Onlara değil sözüm. Yani gruplar arasındaki ayrışmayı herkes benden çok daha iyi biliyor.

Bakın daha önce birkaç kez uyardım. Ben maçın bir bölümünü fotoğraf çekmek için sahada izliyorum. Sahada tribünlerin hataları veya iyi yönleri  çok daha net belli oluyor. Maçta organize bağrılmadığı sürece rakibe hiç bir baskı olmuyor, kendi  takımına da katkı verilemiyor. Tribünlerden sadece uğultu ve gürültü kirliliği geliyor. O dakikalarda inanın herkes sadece kendisini eğlendiriyor.

Ama organize bağrıldığında değmeyin keyfimize. O zaman müthiş bir ambians oluyor. Mesela Boluspor maçına Bolu’dan gelen gazeteciler maçı taraftarın aldırdığını söylediler. Çünkü müthiş destek verildi. Takıma direnç sağlandı.

Eskiden tribünde rant var filan gibi söylemlerle iç kavgalar oluyordu. Ama artık bu da yok. Çünkü passolig sistemi var. Bilet satamaz kimse. Şimdi tribünler arasındaki bu sıkıntının sebebi nedir kimse bilmiyor. Yıllarca aynı kaptan su içmiş insanlar birbirine atar gider yapıyor.

Üstelik Ankaragücü’nde her şey o kadar güzel gidiyor ki. Takım müthiş rayına oturdu. Maçlar kazanılıyor. 5 sene önce hayalini bile kuramadığımız Süper Lig kapısına yavaş yavaş yaklaşıyoruz. Hem de alın teriyle, bilek gücüyle. Süper Lige bir çıksak oranın gelirleri ile bambaşka bir Ankaragücü ortaya çıkacak.

Peki bu taraftar neyi paylaşamıyor?

Sıkıntı nedir?

Yıllarca çekilen büyük çileler, dertler unutuldu mu?

Ne çabuk unutuldu camii avlusuna bırakır gibi bırakıldığımız gün, Karabük’te Süper Ligden düştüğümüz gün, ıslak formalar, köy statları, menemenli günler, taraftarın gıda yardımları, icralar, hacizler…

İnönü’de gencecik oyuncularımıza açlıktan geberin diye yapılan tezahuratlar, Türk Telekom Arena’da Galatasaraylılar’ın her golden sonra dalga geçer gibi yerde yatan oyuncularımıza bakmaları, 19 Mayıs Stadı’nda buz gibi havada çırılçıplak soyunduğunuz günler, Ostim’de gaz bombası yediğimiz günler…

Gümüşhane’de omuz omuza birbirinize kalkan olmadınız mı? Tuzla maçında komutan Kenan’ın golüyle birlikte ağlamadınız mı? Kayseri’de 25 bin kişi tek yürek olmadınız mı? Hatay maçında her tribünden sahaya koşup omuz omuza kupayı kaldırmadınız mı?

Ne çabuk unutuldu bunlar…

Bu satırları okuyan taraftarların yüreğini ben iyi bilirim. Hepsi de Ankaragücü aşkıyla yanıp tutuşan insanlar. Ankaragücü herkesin kendi evladı, annesi, babası, kardeşi yerinde. Ankaragücü’nü çok seviyorsunuz, ama kendinize de çeki düzen verin abiler/kardeşler. Ankaragücü bir çimento. İnsanları birleştiren unsur. Ankaragücü olmasa kimse sizi tanımaz etmez. Dışarıda herkes kral, prens, imparator olabilir. Ama 19 Mayıs Stadı’nın içinde kralda, prenste, imparatorda Ankaragücü’dür. Bu takıma zarar vermesin kimse.

Üstelik daha ortam güllük gülistanlık değil. Sanmayın ki her şey tıkırında gidiyor. Kulübün yaşadığı sıkıntılar sürüyor. Bakın daha peşinatlar verilmedi. Ayrışma günü değil, birleşme omuz verme günü.

Ankaragücü’nü seven adam takımına zarar vermez.

Yaşanan yaşandı ders alınmalı, maddi ve manevi anlamda takımın arkasında durulmalı.  Geçmişte yaşananları bir daha yaşamamak için kenetlenilmeli.

Ankaragücü’ne tribün gücüyle katkı verilmeli. Bakın geçen sene oluşan kenetlenmeden sonra tüm Türkiye bizi konuştu. İçinizden çıkan bir Orhan kardeşiniz olarak sizden ricam şudur. Şunun şurasında 23 maç kaldı. 23 final maçı. Bu süreçte camia olarak iyi bir sınav verirsek sonra önümüz fena halde açık. Bu şansı tepmeyelim.

ORHAN SAL…

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.