Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

EZBER BOZAN KAPLAN

[email protected]
Yazı Detayı 27 Mayıs 2019

İzlediğimiz sanki futbol yarışması değil her karesinde ayrı bir aksiyon olan Hollywood filmiydi. Heyecanın dozu bir an olsun düşmedi. Sezonun ilk yarısının ortasında Afyon, Kayseri, Yenikent üçgeninde iç saha maçlarını oynayan Ankaragücü, aldığı başarılı sonuçlarla Avrupa Kupalarına göz kırparken oyuncu performanslarındaki olağanüstü düşüş ile daha ilk yarı tamamlanmadan ligden düşme noktasına geldi. Garip bir olay oldu. Teknik direktör İsmail Kartal yönetimi istifaya davet etti ve gönderildi. Yerine gelen Bayram Bektaş’ın kaçarak uzaklaştığı takımı devralan Mustafa Kaplan tüm ezberleri bozarak takımı ligde tutmayı başardı. Sivas maçında ligde kalmayı garantiledikten sonra gözlerinden süzülen yaşlar, haklı bir gururu ve endüstriyel futbolun çoktan unuttuğu amatör ruhu ifade ediyordu anlayabilene...

Ankaragücü sezon başında ve ara transferde sayabildiğim kadarı ile 24 transfer yaptı. Süper Lig’e çıktığı gün 24 transfer yapacağını söyleselerdi bu transferlerin isabet oranına hiç bakmadan “Eyvah, keşke çıkmasaydı” derdim. Süper Lig seviyesinde neredeyse tamamı yabancı 24 oyuncu alan bir kulübün ligden düşmesi halinde ekonomik olarak toparlanabilmesi günümüz şartlarında pek mümkün değildir. Bu sezon ortalama bir Anadolu takımı için 100 milyon TL’ye varan Süper Lig gelirleri bir alt ligde 15 milyon civarına düşüyor. Kulüp var olduğu sürece futbolcularla imzalanan anlaşmalar uluslararası hukukun korumasında olduğundan borçlanarak düşen kulüpler varlığını sürdüremiyor. Ligde kalma mücadelesi veren kulüplerin çoğu  aslında var olma savaşı veriyor. Ligden düşenler çoğunlukla kendini kulüpler mezarlığında buluyor. Mustafa Hoca’nın gözyaşlarına bu gerçeklerin ışığında bakılırsa başarılan işin büyüklüğü daha iyi anlaşılır.

Mehmet Yiğiner’in canlı yayında olayların muhatapları ile tartıştığı Uğur Engin’in programı, yılda 20 milyar TL’ye ulaşan futbol endüstrisini kimlerin nasıl yönettiğini gösteren ibretlik bir belgeseldir. Ankaragücü yönetiminin bu yapılanma ile ters düştükten sonra kulübün başına gelenler doğru anlaşıldı mı emin değilim. Oyuncuların performansındaki olağanüstü düşüşün, Yenikent Stadyumunun zemin gerekçesiyle kapatılmasının, Eryaman Stadyumunun bir türlü açılamamasının, yardımların kesilmesinin, hakemlerin aleyhte kararlarının aynı planın parçası olduğunu fark edebildik mi? Edemediysek ikinci ile arasındaki puan farkını 10 puana çıkardıktan sonra elinde Adebayor, Bajic, Demba Ba gibi büyük golcüler varken maçlara santraforsuz çıkan ve şampiyonluğu adeta rakibine hediye eden Başakşehir’i de anlayamayız. Birçok maçta oyuncu sayısı taraftar sayısından fazla olan Başakşehir’in şampiyonluğunun ne yayıncı kuruluşun, ne de pasolig haklarını elinde bulunduran bankanın işine gelmeyeceği ve  futboldaki pastayı küçülteceği açık değil mi?

Ankaragücü taraftarı ligde kalmayı garantilediği maçta yönetimi istifaya davet etti. Sezon başında menajer oyunları ile transfer edilen oyunculardan dolayı eleştiriyorlarsa haklılar. Yaşları 30’u devirmiş, emeklilik çağı gelmiş, sakat oyuncularla uzun süreli sözleşme imzalayan yönetim eleştiriyi hak ediyor. Şeffaf olmayan, yükümlülüklerini yerine getirmeyen, yerine getiremeyeceği yükümlülükleri üstlenen, “ben yaptım oldu” zihniyetinin kulübü yok olma noktasına getireceği açıktır. Ancak sonuç odaklı bakıldığında, yönetim sezon başındaki hatalarından dönmüş, menajerleri devre dışı bırakarak yaptığı ara transferlerde şaşırtıcı bir isabet oranı yakalamış ve takımı ligde tutmayı başarmıştır. Demek ki iyi niyet olduktan sonra ara transfer döneminde de kulübün ekonomik yapısını zorlamayacak kaliteli oyuncular bulunabiliyormuş. Ankaragücü’nün tüm bu yapıya rest çekerek ligde kalmayı başarması diğer kulüplerimize de örnek teşkil edebilir ve ülke futbolunun kurtuluşunda bir kilometre taşı olabilir.

Yönetimin bir hatası da şudur... İstanbul kulüplerinin peşine düştüğü Djedje ve Pinto’nun birkaç yüz bin dolar tutan taksitlerini ödemeyerek serbest kalmalarına neden oldular. Kendi şirketinizde milyon dolarlar kazanacağınız bir fırsat için birkaç yüz bin doları yatırmaz mısınız? Kaldı ki yatırmadığınız o rakamları kulüp var olduğu sürece bir gün mutlaka ödeyeceksiniz.

Ankaragücü’nün altyapısından yetişen Altay Bayındır muhteşem bir sezon geçirdi. Henüz 21 yaşında olan Altay için İstanbul kulüpleri sıraya girmiş durumda. Milli takımın kalesini 10 sene koruyacağını tahmin ettiğim Altay’ı en az bir yıl daha takımda tutmalı Ankaragücü. Avrupa’nın kalburüstü kulüplerinin dikkatini çektiğinde rekor bir bonservis bedeline ulaşabilir Altay. İstanbul basınında 1.5 milyon gibi rakamlar konuşuluyor ki Ankaragücü yönetiminin buna itibar etmemesi gerekir.

Kral lakaplı Mustafa Kaplan Ankara’mızın iki güzide kulübüne yıllarca hizmet verdi. Belki de görevi kabul eden başka hoca çıkmadığı için zorunlu olarak takımın başına getirildi. Sezon ortasındaki isabetli transferlerde önemli pay sahibi olduğunu biliyoruz. Boyd, Pazdan, Kulusiç, Kitsiou, Orgill, Sacko, Canteros ve Moke çok verimli oldular. Birlikte kamp bile yapmayan bu oyunlardan kısa sürede uyumlu bir takım oluşturdu. Önceki hocalar gibi “Para alamıyoruz” diye dert yanmadı. Takımının hakkı gasp edilmesine rağmen hakemler hakkında konuşmadı, hep işine baktı. Sözlerine hep “Büyük Ankaragücü taraftarına teşekkür ederim” diyerek başladı. Göze hoş gelen karakterli bir oyun oynattı. Özellikle İstanbul’da 4-1 yenildiği Beşiktaş maçında mükemmel bir oyun ortaya koydu. Bana göre sezonun en başarılı hocası Mustafa Kaplan’dır. Süper Lig’de görev yapan diğer hocaların hiçbiri bu şartlarda Ankaragücü’nü ligde tutamazdı. Ayağa kalkıp  kralı yürekten alkışlıyorum.

Taraftarının takımına verdiği koşulsuz destek ve itici gücü olmasaydı ara transferde bir araya gelen oyuncuların bu kadar kısa sürede kaynaşıp takım haline gelmesi mümkün olmazdı. Ankaragücü taraftarı artık bir marka olmuştur. Süper Lig’in en etkili tribün desteğini veren gruplarının başında gelmektedir.

Ankaragücü büyük bir fırtınayı geride bırakıp güvenli limana ulaşmayı başardı. Ancak çok hasar aldı. Gönül isterdi ki ikinci yarıda yapılan doğrular sezon başında yapılsın, kulübün ekonomik yapısı bozulmasın ve mevcut kadroya yapılacak takviyelerle şampiyonluk hedeflensin. Şimdi yaraları sarma zamanı. Sanırım mevcut kadro korunamayacak. Bu sezondan ders alınmış ve transferin nasıl yapılması gerektiği anlaşılmışsa bundan sonra Ankaragücü’nü kimse tutamaz...

 

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.