<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>SPORANKİ</title>
        <link>https://www.sporanki.com/</link>
        <description>Ankaragücü Haberleri,MKE Ankaragücü Haberleri Gençlerbirliği Haberleri, MKE Ankaragücü, Ankaragücü,Gençlerbirliği,Gençlerbirliği Haberleri, Ankara Demirspor, Ankara Demirspor Haberleri, Hacettepe spor, Hacettepe spor haberleri, Etimesgut Belediye spor haberler Altındağ Belediye spor haberleri,Ankara spor haberleri, Ankara basketbol haberleri,Ankara voleybol haberleri,Ankara hentbol haberleri,basketbol haberleri,hentbol haberleri,voleybol haberleri,süper lig haberleri,1.lig haberleri,2.lig haberleri,3 lig haberleri,amatör futbol haberleri,kadın futbol haberleri,Milli takım haberleri,Türk telekom basketbol haberleri,Yenimahalle belediyespor haberleri, E Spor,E spor haberleri</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Paris’te taktik tahtalarının parçalandığı gece: 5-4!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/pariste-taktik-tahtalarinin-parcalandigi-gece-5-4-569</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/pariste-taktik-tahtalarinin-parcalandigi-gece-5-4-569</guid>
                <description><![CDATA[Paris’te taktik tahtalarının parçalandığı gece: 5-4!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı maçlar analiz edilmez, sadece hatırlanır. Paris’te o gece, taktik tahtaları daha ilk düdükte anlamını yitirdi.</p>

<p>Şampiyonlar Ligi yarı finalinde PSG ile Bayern Münih arasında oynanan ilk maç, sadece bir skor üretmedi; bir hikâye yazdı, karakterleri ortaya çıkardı ve modern futbolun hücum manifestosunu sahaya kazıdı. 5-4’lük PSG galibiyeti, istatistiklerin ötesinde bir şeydi.</p>

<p>Dokuz gol…<br />
Yarı final seviyesinde…<br />
Ve üstelik iki takım da geri adım atmadan.</p>

<p>Bu karşılaşma Şampiyonlar Ligi tarihine en golcü yarı final maçı olarak geçti. Aynı zamanda eleme turlarının da en gollü ikinci maçı oldu. Yani izlediğimiz şey sıradan bir büyük maç değil, doğrudan tarihin kendisiydi.</p>

<p>Ama asıl mesele şu: Bu bir sürpriz değildi.</p>

<p>PSG sezon boyunca 49 maçta 125 gol attı. Bayern Münih ise 167 gole ulaştı. Bu iki takımın sahaya çıktığı bir maçta savunmanın ikinci planda kalması bir zaaf değil, bilinçli bir tercihti.</p>

<p>Ve bu tercih sahaya fazlasıyla yansıdı.</p>

<p>Harry Kane’in 53 gollük bir makineye dönüşmesi ya da Kvaratskhelia ve Dembélé’nin kanatları birer otobana çevirmesi tesadüf değildi; bu, modern futbolun “en iyi savunma hücumdur” diyen yeni yüzüydü. PSG’de Doué, Barcola ve Gonçalo Ramos’un 12’şer gollük katkısı, hücumun tek bir yıldıza bağlı olmadığını gösterirken; Bayern cephesinde Luis Díaz, Olise, Gnabry ve diğerlerinin katkısı bu çılgınlığın kolektif bir refleks olduğunu kanıtladı.</p>

<p>Yani Paris’te olan şey kaos değildi.<br />
Organize bir hücum çılgınlığıydı.</p>

<p>Maçın sahadaki karşılığı da buydu. PSG, özellikle kanatlardan geliştirdiği hızlı hücumlarla Bayern savunmasını parçaladı. Kvaratskhelia ve Dembélé attıkları ikişer golle gecenin yıldızları oldu. Skor 5-2’ye geldiğinde tribünlerde o tanıdık duygu vardı: “Bitti.”</p>

<p>Ama futbol bazen tam o anda başlar.</p>

<p>Bayern Münih o “bitti” denilen yerde başka bir hikâye yazmaya başladı. Tribündeki umutsuzluk ile sahadaki inatçı direnç birbirine zıt iki dünya gibiydi. Harry Kane’in “Çılgın bir maçtı. 5-2’den geri döndük, her şey Münih’te belli olacak” sözleri sadece bir açıklama değil, bir meydan okumaydı. Vincent Kompany’nin “Evimizde farklı bir hikâye yazabiliriz” cümlesi ise bu ruhun devamı.</p>

<p>Ve belki de bu yüzden bu eşleşme hâlâ nefes alıyor.</p>

<p>Ama Şampiyonlar Ligi hikâyesi sadece Paris’te yazılmıyor. Bu akşam sahne, bambaşka bir karaktere sahip başka bir yarı finale açılıyor: Atletico Madrid – Arsenal.<br />
Biri disiplinin ve sabrın takımı, diğeri aklın ve akıcılığın temsilcisi. Paris’te gördüğümüz hücum çılgınlığının aksine, burada satranç daha fazla konuşabilir.<br />
Ve belki de bu yüzden, aynı turnuva bize iki farklı futbol gerçeğini arka arkaya izletiyor.</p>

<p>Avrupa basını da bu geceyi manşetlerine taşıdı. L’Equipe “nefes kesen 9 gollü maç” derken, RMC Sport “unutulmaz bir yarı final” dedi. La Gazzetta dello Sport “yılın maçı, tam bir şölen” ifadelerini kullandı. Marca ise belki en net tanımı yaptı: “Hücum futboluna övgü.”</p>

<p>Çünkü gerçekten öyleydi.</p>

<p>Bugün futbol giderek daha kontrollü, daha temkinli oynanıyor. Ama PSG ile Bayern Münih, risk almadan büyük kazanılamayacağını bir kez daha hatırlattı. Evet, savunma hataları vardı. Ama o hatalar bu oyunun kusuru değil; bazen onun en güzel izi.</p>

<p>Ve o iz, bu maçı izleyen herkesin zihnine kazındı.</p>

<p>Şimdi sırada rövanş var.</p>

<p>Bu dev eşleşmenin ikinci ayağı Salı günü TSİ 22.00’de Allianz Arena’da oynanacak. PSG avantajlı gidiyor ama Bayern Münih’in geri dönüş karakteri, bu hikâyenin henüz tamamlanmadığını söylüyor.</p>

<p>Belki Münih’te tempo düşer.<br />
Belki taktikler daha fazla konuşur.</p>

<p>Ama Paris’te gördüğümüz bir şey değişmeyecek:</p>

<p>Bu eşleşmede kazanan sadece daha iyi oynayan değil…<br />
Daha cesur olan olacak.</p>

<p>Eğer futbol buysa, gerisi detay.<br />
Şimdi gözler Münih’te: Aynı hikâye mi, yoksa yeni bir son mu?</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Apr 2026 23:47:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği’ne Allah’ın lütfu!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligine-allahin-lutfu-568</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligine-allahin-lutfu-568</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği’ne Allah’ın lütfu!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son haftalarda peş peşe aldığı başarısız sonuçlarla kendisini küme düşme hattının içerisinde bulan Natura Dünyası Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 31.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Kocaelispor ile karşı karşıya geldi.<br />
Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in ikinci yarısında oynadığı son derece vasat futbol ile taraftarlarına deyim yerindeyse “saç baş yolduruyor!” Oynanan bu kötü futbola can sıkan sonuçlar da eklenince Gençlerbirliği camiası, küme düşme endişesini iliklerine kadar hissetmeye başladı.<br />
Ancak Gençlerbirliği’nin, hafta arasında Ziraat Türkiye Kupası’nda Galatasaray’ı deplasmanda 2-0 mağlup ederek yarı finale yükselmesi, Kırmızı Siyahlı camianın üstlerindeki ölü toprağını atmasını sağladı.&nbsp;<br />
Gençlerbirliği takımı, Galatasaray karşısında üst düzey bir motivasyon ile mücadele etti. Ancak; elde edilen 2-0’lık galibiyete rağmen Gençlerbirliği’nin hücumda durağan bir görüntü ortaya koyduğunu düşünüyorum. Geçmiş maçlara oranla savunmada daha derli toplu bir görüntü ortaya koymaları ve kaleci Erhan Erentürk’ün olağanüstü performansı Natura Dünyası Gençlerbirliği’ne turu getiren en önemli faktörlerden idi.<br />
&nbsp;Ziraat Türkiye Kupası çeyrek final maçında deplasmanda alınan ve “Allah’ın lütfu” olarak tabir edebileceğimiz Galatasaray galibiyeti, son derece hayati bir öneme sahip olan Kocaelispor maçı öncesinde büyük bir moral oldu Gençlerbirliği’ne.<br />
Lige dönersek ve Natura Dünyası Gençlerbirliği-Kocaelispor karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında müthiş bir hücum iştahıyla oynayan ve büyük bir enerji ile ön alan presini uygulayan bir Gençlerbirliği takımı vardı sahada. Sezon başından bu yana oynadığı futbol ile Süper Lig 2025-2026 sezonunda dikkatimi çeken takımlardan biri olmayı başaran Kocaelispor’a pozisyon vermediler. Pozisyon vermeyi geçtim; rakiplerine umut vaat eden bir atak bile gerçekleştirme fırsatı tanımadı Kırmızı Karalar!<br />
Kocaelispor maçındaki ilk pozisyonunu 18.dakikada buldu Gençlerbirliği. Sol kanattan yapılan ortada, Kocaelispor’un savunma oyuncusu Haidara’nın ıska geçtiği topu alan Adama Traore, gol vuruşunu yapmakta geç kalınca top Kocaelispor kalecisi Serhat’ta kaldı. Ardından da Traore, topu yeniden kapmak adına Serhat’a doğru hamle yapınca hakem Mehmet Türkmen faul düdüğünü çaldı. Faul kararını doğru buluyorum.<br />
34.dakikada ise Metehan Mimaroğlu’nun penaltı golüyle 1-0 öne geçti Natura Dünyası Gençlerbirliği. Penaltı atışı sırasında Metehan’ın yaptığı vuruşu çok beğendim. Klas bir vuruşla kaleciyi ters köşeye yatırarak takımını öne geçiren golü kaydetti.&nbsp;<br />
Yalnız, atılan bu penaltı golünden bağımsız olarak bir noktaya değinmeden geçemeyeceğim. Son maçlarda Metehan Mimaroğlu’nda fiziksel bir yorgunluk gözlemliyorum. Birkaç hafta öncesine kadar oynanan maçlarda Metehan, Franco Tongya ile birlikte Gençlerbirliği’ne en fazla katkı sağlayan oyunculardan biriydi. Topla dripling özelliği ile rakibin sağ kanadını kevgire çevirirdi! Son haftalarda biraz pasif bir görüntü sergiliyor.<br />
İkinci yarıda Kocaelispor, 1-0 geride olmanın getirdiği reaksiyon ile çok adamla rakip kaleye gitmeyi tercih etti. Ancak bu tercih, gol bulmaları için gerekli olan üretkenlik boyutuna geçemedi. İlk yarıda olduğu gibi ikinci yarıda da net gol pozisyonu üretmekte güçlük çeken bir Kocaelispor takımı vardı sahada.<br />
&nbsp;Herhalde; Gençlerbirliği maçında sezonun en kısır performanslarından birisini sergilemiştir Kocaelispor. Hücum hattında bu kadar kötü bir görüntü ortaya koyacak bir takım olduklarını hiç ama hiç düşünmüyorum.<br />
Gençlerbirliği ise ikinci yarıda, oyunu daha çok kendi yarı sahasında kabul eden bir anlayışı benimsediler. Birkaç kontratak gerçekleştirme girişiminde bulundular ama bu girişimlerinde başarılı olabildiklerini düşünmüyorum. İlk amaçları, rakiplerine gol ya da goller atmalarını sağlayacak pozisyonlar vermemek idi. Bu amaçlarına da ulaştılar.<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Natura Dünyası Gençlerbirliği, Kocaelispor’u 1-0 mağlup ederek puanını 28’e yükseltti.<br />
Gençlerbirliği’nin Kocaelispor karşısında ortaya koyduğu pozitif futbol, hafta arasında Ziraat Türkiye Kupası’nda deplasmanda Galatasaray’a karşı almış oldukları mucizevi galibiyet dolayısıyla kazandıkları motivasyonun bir yansımasıdır. Adım gibi eminim ki Gençlerbirliği, kupa maçında Galatasaray deplasmanından ağır bir skorla mağlup olarak Ankara’ya dönseydi, Kocaelispor karşısına “bitse de gitsek” mantalitesiyle ve bitik bir ruh haliyle çıkacaktı ve sahadan puansız ayrılacaktı.<br />
O yüzden, yukarıdaki paragraflarda da belirttiğim üzere Galatasaray deplasmanından çıkarılan galibiyet Gençlerbirliği açısından Allah’ın bir lütfudur. Galatasaray maçının ardından kazanılan ekstra motivasyon belki de Gençlerbirliği’ni Süper Lig’de tutacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 22:50:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Toprağın üzerinde bir eşik </title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/topragin-uzerinde-bir-esik-567</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/topragin-uzerinde-bir-esik-567</guid>
                <description><![CDATA[Toprağın üzerinde bir eşik ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zeynep Sönmez, Madrid’de önemli bir maça çıkıyor.<br />
Mutua Madrid Open’da dünya 67 numarası olarak korta çıkacak olan milli tenisçi, Arjantinli Solana Sierra ile Son 32 turunda karşı karşıya gelecek. Dünya 88 numarası Sierra karşısında hedef, son 16.<br />
Kağıt üzerinde dengeli bir eşleşme. Ama toprak kortta bu dengeyi bozan şey detaylar oluyor. Ralli uzunlukları, servis oyunları ve kırılma anları bu maçın belirleyicisi olacak.<br />
Madrid’in yüksek rakımı oyunu hızlandırıyor. Bu da hem fırsat hem risk demek. Hata yapanın cezayı hızlı gördüğü, ritmini bulanın ise öne geçtiği bir oyun bekleniyor.<br />
Zeynep Sönmez son dönemde istikrarlı bir çıkış yakaladı. Bu maç, o çıkışı bir üst seviyeye taşıma fırsatı. Aynı zamanda WTA 1000 seviyesinde kalıcılık adına önemli bir sınav.<br />
Sezonun bu bölümünde toprak kort performansı, oyuncuların genel sıralamadaki konumunu da doğrudan etkiliyor. Madrid gibi üst düzey turnuvalarda alınacak galibiyetler, hem puan hem de özgüven açısından belirleyici oluyor.<br />
Sönmez’in bu maçta göstereceği performans, sadece turnuvadaki ilerleyişi değil, aynı zamanda sezonun geri kalanı için de önemli bir referans olacak. Özellikle büyük turnuvalarda istikrar yakalamak, üst sıralara tırmanmanın en kritik adımlarından biri olarak öne çıkıyor.<br />
İki oyuncunun da agresif oyun yapısı, karşılaşmada tempo seviyesini yukarı çekebilir. Özellikle ilk servis yüzdesi ve kritik puanlardaki tercihlerin, maçın kırılma anlarını belirlemesi bekleniyor.<br />
Karşılaşma bugün saat 12.00’de (TSİ) oynanacak ve beIN Sports Max 1 ekranlarından yayınlanacak.<br />
Kazanan taraf, Madrid’de yoluna son 16 turunda devam edecek.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:34:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Harakiri!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/harakiri-566</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/harakiri-566</guid>
                <description><![CDATA[Harakiri!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son haftalarda oynadığı son derece etkisiz futbol ve aldığı başarısız sonuçlar ile taraftarlarının küme düşme korkusunu hissetmesine neden olan Natura Dünyası Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 29.haftasında deplasmanda RAMS Başakşehir ile karşı karşıya geldi.</p>

<p>Natura Dünyası Gençlerbirliği, son haftalarda taraftarlarının arzu ettiği futbolu sahaya yansıtamadı. Geçtiğimiz hafta, Eryaman Stadyumu’nda karşılaştığı Göztepe’ye 2-0 mağlup oldu Kırmızı Karalar. Alınan mağlubiyetin yanı sıra; ortaya konulan oldukça kötü&nbsp; performans da Gençlerbirliği camiasını hayal kırıklığına uğrattı.</p>

<p>&nbsp;Teknik direktör değişikliğine giden her takım, yeni teknik direktörleri ile çıktığı ilk maçta 2-3 tık daha hareketli ve tempolu bir görüntü ortaya koyar. Amaç; yeni teknik direktörün gözüne girmektir. Ancak, Volkan Demirel’in ikinci kez Gençlerbirliği’nin başına geçtiği günden bu yana futbolcularda en ufak bir hırs ve hareketlilik göremiyorum!</p>

<p>Rakip RAMS Başakşehir ise Nuri Şahin’in takımın başına geçmesinin ardından göze hoş gelen bir futbol oynamaya gayret ediyor. Şampiyonluk yarışı verdikleri yıllarda olduğu gibi kaliteli bir kadroları yok ama mevcut kadrolarıyla, futbolseverlerin futbol zevkini tatmin edecek bir performans ortaya koymaya çalışıyorlar.</p>

<p>Mücadelenin teknik analizine geçecek olursak...</p>

<p>Mücadelenin ilk yarısında, oyun üstünlüğü ve topun kontrolü&nbsp; tamamen RAMS Başakşehir’in elindeydi. Gençlerbirliği kalesine, deyim yerindeyse “topuyla tüfeğiyle” hücum eden bir takım vardı sahada. Bunun sonucunda da Başakşehir takımı, ilk yarı sonunda soyunma odasına 3-0’lık net bir skor üstünlüğüyle gitti.</p>

<p>İlk yarıda RAMS Başakşehir’in golleri 9.ve 40.dakikada Eldar Şahmuradov ve 42.dakikada Bertuğ Yıldırım’dan geldi.</p>

<p>8.dakikada, Eldar Şahmuradov’un attığı gole birkaç cümle ile değinmek istiyorum. Atılan bu golde, Gençlerbirliği savunmasının çok büyük bir zaafiyet örneği gösterdiğini rahatlıkla söyleyebilirim. Yapılan ver-kaç sonucunda Şahmuradov’un, Gençlerbirliği kalecisi Ricardo Velho ile bu kadar rahat karşı karşıya kalmaması gerekiyordu. Süper Lig’de oynayan bir takımın, Başakşehir gibi zor bir deplasmanda bu kadar kolay gol yememesi gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Öte yandan; RAMS Başakşehir’in Bertuğ Yıldırım ile bulduğu golde de Gençlerbirliği savunmasının hatasının olduğunu düşünüyorum. Yusuf Sarı’nın sağ çaprazdan yaptığı orta ile topla buluşan Bertuğ, oldukça rahat bir kafa vuruşu ile skoru 3-0’a getiren golü kaydetti. &nbsp;Altı pas noktasına yakın bir bölgede, &nbsp;Bertuğ’a bu kadar rahat bir kafa vuruşu yapma imkanı verirseniz kalenizde golü görmeniz kaçınılmaz olur!</p>

<p>Başakşehir’in Şahmuradov ile bulduğu ikinci golde Gençlerbirliği savunmasına yüklenmek yanlış olur. Çünkü, teknik becerinin yanında zekanın da devreye girdiği bir gol izledik. Şahmuradov’un yaptığı soğukkanlı vuruşun yanında, Şahmuradov’a verilen topuk pasının da kalitesini es geçmememiz gerektiğini düşünüyorum.</p>

<p>Karşılaşmanın ikinci yarısı, iki takım açısından da &nbsp;“bitse de gitsek” mantalitesiyle oynandı. Başakşehir, skorun da verdiği rahatlıkla oyunu biraz rölantiye aldı. Aslında, ikinci yarıda oyuna çok fazla asılmamasına rağmen skoru 4-0’a, 5-0’a götürecek kadar net pozisyonları da buldu Başakşehir. Lakin Gençlerbirliği kalecisi Ricardo Velho, bu pozisyonların golle sonuçlanmasına izin vermedi.</p>

<p>Natura Dünyası Gençlerbirliği ise ikinci yarıda, ilk yarıyı 3-0 gibi ağır bir mağlubiyetle kapatmanın getirdiği moral bozukluğu ile son derece etkisiz bir görüntü ortaya koydu. Hücumda en ufak bir varlık gösteremediler. Savunmada da rakibin etkili hücum oyuncularına karşı kaydadeğer bir direnç gösteremediler. Kaleci Velho’nun, ikinci yarıda yaptığı ekstra kurtarışlar olmasa rakibi karşısında daha ağır bir mağlubiyet de alabilirdi Gençlerbirliği.</p>

<p>Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Gençlerbirliği, deplasmanda Başakşehir’e 3-0 gibi net bir skorla mağlup oldu.</p>

<p>Gençlerbirliği’nde işler hiç ama hiç yolunda gitmiyor. Alınan başarısız sonuçlar ortada! Buna ek olarak; sahada ortaya konulan futbol da camiaya -zerre kadar- umut vaat etmiyor! Her maç, bir önceki maçı “negatif” anlamda aratıyor. Özellikle, teknik direktör Metin Diyadin ve teknik ekibiyle yolların ayrılmasının ardından bazı oyuncularda mental olarak bir geriye gidiş gözlemliyorum.</p>

<p>Takımın küçük çaplı bir yükseliş trendi yakaladığı dönemde, sezonun son haftalarına yaklaşıldığı süreçte Metin Diyadin ve teknik ekibi ile yolların ayrılması, kelimenin tam anlamıyla harakiridir!</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Apr 2026 00:10:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz...</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/gururluyuz-gucluyuz-ankaragucluyuz-565</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/gururluyuz-gucluyuz-ankaragucluyuz-565</guid>
                <description><![CDATA[Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Ernest Hemingway’in Yaşlı Adam ve Deniz hikâyesinde, Santiago günlerce balık tutamaz. Herkes onun artık şansını kaybettiğini düşünür. Ama o vazgeçmez. Çünkü bilir ki mesele sadece yakalayacağı balık değil, denizin ortasında kendine karşı verdiği mücadeledir.&nbsp;</p>

<p>Ankaragücü’nün destanı da biraz böyledir.<br />
Kendimi bildim bileli böyle; inişli çıkışlı, yorucu ama asla vazgeçilmeyen…</p>

<p>Bu sevda bazen bir dolmuş camına yaslanan yorgun bir başta, bazen metronun kalabalığında kaybolmuş bir bakışta, bazen de gecenin en karanlık anında bile sönmeyen o inatçı ışıkta yaşar.</p>

<p>Şimdi yine bir eşikteyiz.<br />
Önümüzde sadece üç maç var.<br />
Bugün saat 15.00’te Eryaman’da oynanacak İnegöl karşılaşması, belki de bu yolculuğun kaderini belirleyecek en kritik 90 dakika olacak.</p>

<p>Çünkü mesele sadece bir maç değil.<br />
Mesele, hiç ait olmadığımız bu ligden çıkmak.<br />
İlk beş demek play-off demek.<br />
Play-off demek ise, o çok özlenen günlere bir adım daha yaklaşmak demek.<br />
Teknik direktör Recep Karatepe’nin çağrısı bu yüzden bu kadar anlamlı:<br />
“Eryaman’da 20 bin kişi görmek istiyorum.”<br />
Bu cümle, bir teknik adamın beklentisinden çok daha fazlası.<br />
Bu, sahadaki mücadeleyi tribünle tamamlamak isteyen bir inancın ifadesi.<br />
Çünkü bazı maçlar vardır; taktikle değil, yürekle kazanılır.<br />
Ve o yürek, tribünde atar.</p>

<p>Bu taraftar çok şey gördü.<br />
Hak etmediği ligleri, yarım kalan sevinçleri, içe atılan hayal kırıklıklarını…</p>

<p>Ama bu sadece yaşananların hikâyesi değil.<br />
Bu, hiç susmayan bir sesin, kuşaktan kuşağa taşınan bir sevdanın hikâyesi.<br />
Ama bu yolculukta sadece yaşayanlar yok.</p>

<p>Yarım kalan hayatlar, yarım kalan cümleler de var.<br />
İsmail Amca’dan Hurdacı Mahmut’a,<br />
Serkan Sorkunlu’dan Eren ile Mert’e,<br />
Tufan Reis’ten İhtiyar Osman’a,<br />
Gökmen Barış’tan Korsan Vedat’a, Etçi Osman’a…</p>

<p><br />
Bu, Ankaragücü’nden kopamayanların hikâyesi.<br />
“Ölmekten değil, seni yalnız bırakmaktan korkuyorum” diyenlerin sesi...&nbsp;</p>

<p>Henüz gelmemiş bir mutluluğa,<br />
henüz yaşanmamış bir sevince,<br />
henüz yazılmamış bir hikâyeye inanmak…<br />
İnanç, tam olarak budur.<br />
Ve bizi ayakta tutan da bu.<br />
Şimdi o hikâyeyi yazma zamanı.<br />
Bugün Eryaman’da sadece yerimizi almayacağız.<br />
Ses olacağız.<br />
İnanç olacağız.<br />
Birlik olacağız.<br />
Ve o 20 bin sesin içinde,<br />
artık fiziken aramızda olmayanların yankısı da olacak.<br />
Ve belki de en çok,<br />
yarım kalan o hikâyeyi tamamlamaya inanan 20 bin Ankaragüçlü olacağız.<br />
Sesimiz kısılana, nefesimiz yetene kadar değil;<br />
içimizdeki o ilk günkü inanç tükenene kadar…<br />
Birlikte, omuz omuza,<br />
aynı duygunun içinde eriyerek<br />
tek bir cümleye dönüşeceğiz:<br />
Gururluyuz, güçlüyüz, Ankaragüçlüyüz...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Apr 2026 08:29:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Son perde</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/son-perde-555</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/son-perde-555</guid>
                <description><![CDATA[Son perde]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Hem Kepezspor, hem de Ankaragücü için ya tamam ya da devam niteliğinde zorlu bir maçtı. Kepezspor tarafı hafta içi Teknik Direktör değişikliği ile bu maça hazırlanırken, Ankaragücü ise Play-off hattında ki bire bir rakibi olan Ş.Urfaspor’un bu hafta BAY geçmesi ekstra motivasyon sağlıyordu.</p>

<p>Maça hızlı başlayan Ankaragücü, daha maçın ilk saniyelerinde Miraç ile bulduğu pozisyonu harcarken hemen arkasından, Kepezspor defansının hatasını değerlendiren Atakan Güner müsait pozisyonda topu kaleciye nişanlayarak önemli pozisyonu harcadı.</p>

<p>Bunlardan bir tanesi gol olsa, ligin diplerine demir atmış Kepezspor’un direnci kırılacak, belki maç farka gidecekti.&nbsp; Kepezspor’un bulduğu penaltı golü ile direnci arttı. Bu dakikalardan sonra Ankaragücü bir penaltı pozisyonundan yararlanamasa da ilk yarı boyunca kötü futboluna devam etti.&nbsp; Kepezspor geçiş hücumları ile etkili olmaya çalıştı. 1-2 pozisyon da onlar buldu.</p>

<p>Ankaragücü için ilk yarı kötü futbol dedik. Bunların sebepleri oldukça basit aslında. Ne zaman bu takım kendi futbol anlayışından uzaklaşıyor, o zaman bocalama dönemi başlıyor. Topu yere indirip, pas yaparak etkili kanat organizasyonları yaparken çok üretken Ankaragücü izliyoruz, ne zaman uzun oynamaya kalksa hem tehlikeli olamıyor hem de dönen toplarda kendi kalesinde pozisyon yiyor.</p>

<p>Keza Beykoz Anadolu maçı da buna en yakın örnek. O maçta uzun vurma sebebi olarak ıslak zemin de bekleri hataya zorlamak olarak düşünmüştük ama bu maçta saha zeminini iyi olmasına rağmen gördük ki takım kötü bir alışkanlığa doğru gidiyor.</p>

<p>Her zaman övdüğümüz Ankaragücü orta sahası ilk yarı boyunca şaşırtıcı derece de çok kötüydü. Fatih Arhan Ve Mesut Emre Kesik hem ikinci toplar da hem de oyun kurulumunda çok etkisizdi. Arda Doğan bir türlü beklediğimiz eşiği aşamadı. Kaptan Mahmut oyun kurulumunda önemli bir rol üstlendiğini düşünürsek, takım onun yokluğunu çok fazlaca hisseti. İkinci yarı Recep Hoca bunu görmüş olacak ki Yusuf Emre’yi oyuna alarak kendi oyun şablonuna dönmeyi, topu yere indirip kanatlardan etkili olmayı ve Yusuf Emre’nin atacağı ara paslarla gole gitmeyi umut etti.</p>

<p>Yenilen ikinci gol ve Yusuf Emre’nin sakatlanması bütün planları alt üst etti. Bu dakikadan sonra yapılan değişiklikler bize hissettirdiği kaos futboluna döneceğimiz yönündeydi. Tam da düşündüğümüz gibi oldu. Bu işe yaradı mı derseniz bana göre yaramadı. Ne zaman kanatlardan çizgiye inildi Ankaragücü goller buldu. Ki hem İsmail Çokçalış’ın bulduğu kafa golü hem de son gol olan Mervan’ın golü gene kanat organizasyonu neticesinde geldi.</p>

<p>Halil İbrahim ve İsmail Çokçalış biri penaltı yaptırdı, diğeri penaltı kaçırdı ama dün oynadıkları muhteşem futbolla kendilerini affettirdiler. İkisi dışında Mervan ve Osman günün bana göre en iyi oyuncularıydı.</p>

<p>Maçın sonucundan bağımsız olarak son ana kadar verilen mücadele takdire şayandı.</p>

<p>Önce ki yazım da yazdım gene yazacağım. Taraftarın futbolcuyu coşturduğu değil, futbolcuların taraftarı coşturduğu bir futbolcu gurubuna sahibiz. Bunun kıymetini bilmeliyiz.</p>

<p>İnegöl maçında daha ayakları sağlam yere basan, taktik disipline sağdık bir takım göreceğimizden hiç şüphem yok.</p>

<p>Maç akşamı Esenboğa’da takımı karşılamaya çocuklarımla birlikte gittim. Birlik beraberlik açısından çok çok önemliydi. Konuyu ilk gündeme taşıyan Bağımsız Ankaragücü Delegeleri Platformu’na da teşekkür etmeden olmaz. Tek kelimeyle muhteşem bir geceydi. Çocuklarım için de unutulmaz bir andı.</p>

<p>Maç sonu Kaptan Osman Çelik’in söylediği gibi onlar görevini yaptı sıra Pazar günü taraftarda.</p>

<p>Saygı ve Sevgi ile kalın,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özdemir AYKANAT</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Apr 2026 17:54:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>24 yıl beklenen bilet: Eşik aşıldı, hikâye yeniden başladı!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/24-yil-beklenen-bilet-esik-asildi-hikaye-yeniden-basladi-550</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/24-yil-beklenen-bilet-esik-asildi-hikaye-yeniden-basladi-550</guid>
                <description><![CDATA[24 yıl beklenen bilet: Eşik aşıldı, hikâye yeniden başladı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2002 Dünya Kupası Türk futbolunun zirvesiydi, bir daha kolay kolay yaşanmayacak bir başarı, bir neslin hafızasına kazınan bir yolculuk ve ardından geçen koca bir 24 yıl… Hep aynı cümlelerle teselli bulduk, yaklaştık ama olmadı dedik, son maçta kaçtı dedik, bir golle gitti dedik ama bu kez hikâye değişti ve 31 Mart 2026 gecesi Priştine’de o makus talih yerle bir oldu.</p>

<p>Priştine’de Tamamlanan Eksik</p>

<p>Yıllardır anlatılan o küçük eksikler play-off finalinde Kosova karşısında alınan 1-0’lık galibiyetle nihayet tamamlandı, Türkiye 24 yıllık hasrete son verirken sadece bir maç kazanmadı aynı zamanda yıllardır ayağımıza dolanan o görünmez eşiği de parçalayıp attı.</p>

<p>Rakamlar aslında hep bir şeylerin sinyalini veriyordu çünkü 2002’dan 2026’ye kadar olan süreçte çıktığımız 53 maçta elde edilen +31 averaj ve 24 galibiyet bize turnuva kalitesinde bir takım olduğumuzu ama kritik anları yönetemediğimizi söylüyordu, Priştine zaferiyle bu tablo da değişti ve artık 55 maçta 26 galibiyete ulaşan bir takım olarak sadece yaklaşan değil başaran bir hikâyenin içindeyiz.</p>

<p>D Grubu ve Tanıdık Sertlik</p>

<p>Türkiye şimdi 2026 Dünya Kupası’nda D Grubu’nda yer alıyor ve rakipler sert ama bir o kadar da tanıdık bir hikâye taşıyor çünkü kıta dağılımı 2002’nin ruhunu hatırlatıyor.</p>

<p>ABD ev sahibi olmanın avantajıyla özellikle Los Angeles’ta tempoyu yükselten, atletizmi öne çıkaran bir takım kimliğinde olacak ve bu yapı sadece sistemle değil bireysel kaliteyle de destekleniyor çünkü Christian Pulisic liderliği ve skor katkısıyla takımın yüzü konumunda, Weston McKennie orta sahada bitmeyen enerjisiyle oyunun iki yönünü de oynayabilen bir denge unsuru ve Tim Weah kanattaki patlayıcı hızıyla geçiş oyunlarının en kritik silahı olarak öne çıkıyor ve bu üçlü aslında Amerikan futbolunun altın nesil olarak anılan yapısının omurgasını oluşturuyor.</p>

<p>Paraguay ise Güney Amerika’nın o meşhur sertliğini ve savunma disiplinini sahaya taşıyan bir takım ve bu kimliğin merkezinde Gustavo Gómez gibi bir lider yer alıyor çünkü hem hava toplarında hem pozisyon bilgisinde adeta savunmanın sigortası, onun önünde ise Miguel Almirón hareketliliği ve oyun zekâsıyla kilit açan bir rol üstlenirken Julio Enciso genç yaşına rağmen bireysel yaratıcılığıyla fark yaratabilen bir tehdit olarak dikkat çekiyor.</p>

<p>Avustralya tarafında ise daha farklı ama bir o kadar net bir oyun kimliği var çünkü fiziksel güç ve doğrudan oyun bu takımın temelini oluşturuyor ve bu yapının en güven veren ismi kalede Mathew Ryan olurken oyunun teknik aklı Ajdin Hrustic üzerinden şekilleniyor ve en uçta Mitchell Duke fiziksel mücadele gücüyle rakip savunmaları yıpratan bir profil çiziyorTarih birebir tekerrür etmese de benzer hikâyeleri sevdiğini bir kez daha hatırlatıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Sadece Taktik Değil, Lojistik Savaş</p>

<p>Bu turnuva yalnızca sahada kazanılmayacak çünkü maçların ABD’nin batı yakasında Los Angeles ve Seattle hattında oynanacak olması uzun uçuşlar, ciddi saat farkı ve jet lag yönetimi anlamına geliyor ve burada teknik heyetin taktik planı kadar sağlık ve performans ekibinin hazırlayacağı adaptasyon süreci de belirleyici olacak.</p>

<p>Bu turnuva yalnızca sahada kazanılmayacak; maçların ABD’nin batı yakasında, Los Angeles ve Seattle hattında oynanacak olması 10 saatlik devasa bir zaman farkı ve uçsuz bucaksız mesafeler anlamına geliyor. Bu coğrafi bariyer, futbolcuların uyku düzeninden metabolizma hızına kadar her şeyi etkileyen biyolojik bir sınav. Dolayısıyla teknik heyetin taktik planı kadar, sağlık ekibinin hazırlayacağı "sirkayen ritim" ve jet-lag adaptasyon süreci de başarının anahtarı olacak.</p>

<p>Ayrıca Avrupa turnuvalarındaki kısa otobüs yolculuklarının yerini, eyaletler arası 4-5 saatlik iç hat uçuşları alacak. Seattle’ın serin havasından Los Angeles’ın kuru sıcağına yapılacak bu geçişlerde "rejenerasyon" yani fiziksel toparlanma hızı belirleyici faktör. Bu kez zafer sadece kramponların ucunda değil; uçak koltuklarındaki dinlenme kalitesinde ve oyuncuların bu devasa kıtaya ne kadar hızlı uyum sağlayacağında saklı olacak.</p>

<p>Artık Gitmek Değil, Orada Olmak Vakti</p>

<p>Yıllarca meseleyi kadro kalitesinde ya da sistemde aradık ama gerçek çok daha yalındı çünkü Türkiye iyi oynamadığı için değil doğru anı yönetemediği için 24 yıl bekledi. Şimdi o eksik olan şey Priştine’de bulundu ve artık mesele sadece Dünya Kupası’na gitmek değil, 24 yıl sonra geri döndüğümüz bu sahnede yeni bir zirve hikâyesi yazmak.</p>

<p>Çünkü bu sadece bir turnuva bileti değil; 2002’de çocuk olanların bugün birer ebeveyn olduğu, o günün kahramanlarının efsaneye dönüştüğü koca bir zaman tünelinin sonundaki ışıktır. Sokaklara taşan o kutlamaları, balkonlara asılan o bayrakları ve "Biz de oradayız" demenin o mağrur duruşunu bir nesil ilk kez bu kadar yakından, kendi ailesiyle birlikte hissedecek. Hatıralardaki soluk kareler yerini taze zaferlere bırakırken, formadaki ay-yıldızın ağırlığı şimdi okyanus ötesine taşınacak devasa bir umuda dönüştü.</p>

<p>Şu duyguları yaşamak için 24 yıl bekledik ve gelen o bileti cebimize koymanın keyfi tarif edilemeyecek kadar büyük. Teşekkürler Milli Takım, yolunuz açık olsun…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Apr 2026 10:56:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Coşku, azim ve işte Ankaragücü!</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/cosku-azim-ve-iste-ankaragucu-549</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/cosku-azim-ve-iste-ankaragucu-549</guid>
                <description><![CDATA[Coşku, azim ve işte Ankaragücü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Her iki takım içinde hayati önem taşıyan, yoğun yağış altına oynanan maçta Ankaragücü adeta yağmur ile yarışırcasına maça çok hızlı başladı. Oyunun henüz başında 2 net pozisyon ile birlikte&nbsp; 6. Dakikada golü bulan tarafta konuk ekip Ankaragücü idi.</p>

<p>Golden sonra Beykoz Anadolu takımı; özellikle son haftalarda Ankaragücü’nün en formda isimleri İsmail ve Halil İbrahim üzerine baskı kurarak etkili kanat organizasyonlarını engelleme anlayışı ile birlikte yağmurla beraber ağırlaşmış saha da iki stoperi hataya zorlama stratejisini izledik.</p>

<p>15. dakikada artık Ankaragücü’nde kronikleşen duran top hastalığı tekrar nüksetti ve Beykoz Anadolu beklediği beraberlik golünü kornerden buldu. İlk yarını ilerleyen dakikalarında Ankaragücü Beykoz Anadolu takımın taktik anlayışına çözüm yolları olarak, iki stoperi ağır olan rakibinin arkasına uzun top atarak pozisyon bulmaya çalışması sonuç vermeyince özellikle sol kanadından Halil İbrahim ve Miraç ikilisi ile yüklendiğini gördük. Sağ taraftan Mervan sol taraftan Miraç’ın etkili olma çabaları birkaç pozisyona dönse de, gol atma başarısı sağlanamayınca ilk devre sonunda soyunma odasına beraberlikle gidildi.</p>

<p>İlk maçı hatırlayanlar Beykoz Anadolu’nun yerde geçirdiği süre ayakta geçirdiği süreden daha fazlaydı. İlk yarıda da buna benzer girişimleri bir hayli fazla oldu. Maçın hakemi çok iyi maç yönetmesine rağmen bunlara müsamaha göstererek benden eksi puan aldı.</p>

<p>&nbsp;Maçın ikinci yarısında da oyunu soğutma girişimleri devam eder mi? Ankaragücü buna nasıl karşılık veriri düşünmedim değil.</p>

<p>Ankaragücü maçın ikinci yarısına öyle bir başladı ki; ilk yarıda ki uzun top atma hastalığından kurtulmuş, sağlı sollu ataklarla rakibini bunaltan bol pozisyona giren, topa sahip olan, aslında kendi hüviyetine bürünmüş bir takım izletti. Bu bölümlerde Atakan biraz daha son vuruşlarda becerikli olabilse maçın son yarım saati güle oynaya bitecekti.</p>

<p>Sincan Belediyesi Ankaraspor maçının ardından yazdığım yazı da ve maç ertesi Haber Ankara Spor müdürü Orhan Sal ile yaptığımız yayında üstüne basa basa duran top kullanımının önemini anlatmıştım. Kornerden bulunan gol ile alınan 3 puanın ne kadar haklı olduğumuzun kanıtıydı.</p>

<p>Ankaragücü; Fatih Arhan’ın slalomları ve bitmeyen enerjisi, Halil İbrahim’in ceza sahasına girerek gol arayışları, defansif anlamda da görevlerini eksik yerine getirmesi, Mervan’ın adam eksiltme becerisi, Kaptan Osman’ın hem geriden oyun kurup, hem mücadelesi, Miraç’ın son haftalarda yükselen form grafiği, Mesut’un orta sahanın patronu benim edası, İsmail’in istikrarı, hatta bu maçta koşu performansı artan Yusuf Emre ‘si ile birlikte izlemesi zevk veren bir takım haline geldi. &nbsp;</p>

<p>Ankaragücü taraftarı, yıllar yılı taraftarın futbolcusunu motive edip coşturduğu bir çok maça şahit olmuştur ama, futbolcunun taraftarı coşturduğu bir takıma çok şahit olmamıştır. Bu takım işte tam olarak bu takım. Gelip tribünde bu takımı izlemeyen çok şey kaçırıyor.</p>

<p>Bu hafta deplasmanda, maçtan bir iki gün önce alınan eksi puan ile sarsılan Ankaragücü takımı üzerinde negatif bir etki yaratır mı korkusunu hiç yaşamadan kendine ayrılan bölümleri dolduran hatta bir çoğu da dışarda kalan taraftarın coşkusu da tam da anlatmak istediklerimin tribüne yansımasıydı.</p>

<p>Amasız, fakatsız tribünde olunmalı. Hep birlikte kalan son 5 maçta bu güzel takıma destek olunmalı.</p>

<p>Saygı ve Sevgilerimle,</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 17:30:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“100 Bin Kişilik Stat Bile Dolar” — Foda’dan Türkiye-Kosova finali öncesi mesaj</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/100-bin-kisilik-stat-bile-dolar-fodadan-turkiye-kosova-finali-oncesi-mesaj-548</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/100-bin-kisilik-stat-bile-dolar-fodadan-turkiye-kosova-finali-oncesi-mesaj-548</guid>
                <description><![CDATA[“100 Bin Kişilik Stat Bile Dolar” — Foda’dan Türkiye-Kosova finali öncesi mesaj]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>“100 Bin Kişilik Stat Bile Dolar” — Foda’dan Türkiye-Kosova Finali Öncesi Mesaj</p>

<p>Yeşil sahada bazen doksan dakikanın sınırlarını çizen şey, o ülkenin tarihî kodları ve genetiğidir. Bugün Kosova Milli Takımı’nın ve onların ateşli tribünlerinin adı olan "Dardaneliler" (Dardania), köklerini antik çağda bu topraklarda yaşayan savaşçı İliryalı kabileden alıyor. Yüzyıllar sonra bugün, o tarihî mirasın varisleri rüştünü ispatlamak için karşımıza dikiliyor. A Milli Futbol Takımımız, 2026 FIFA Dünya Kupası yolunda işte bu hırslı ve dinamik rakiple son virajda karşı karşıya geliyor.</p>

<p>Play-Off Yolu: Romanya Engeli ve Kosova’nın Gol Düellosu</p>

<p>Avrupa Elemeleri play-off yarı finalinde sahasında Romanya’yı ağırlayan Ay-Yıldızlılar, Ferdi Kadıoğlu’nun 53. dakikada attığı tek golle sahadan 1-0 galip ayrılarak adını finale yazdırmayı bildi. Golün hazırlayıcısı ise yine sihirli ayak Arda Güler’di. Diğer yarı finalde ise tam bir gol düellosu yaşandı; Slovakya’yı deplasmanda 4-3 deviren Kosova, finaldeki rakibimiz oldu. Dünya Kupası biletini alacak tarafın belirleneceği bu dev karşılaşma 31 Mart Salı günü oynanacak. Milli Takımımız sahaya deplasmanda çıkacak olsa da bu noktadan sonra mesele sadece bir maç değil; o biletin tek sahibi olmak!</p>

<p>Bir "Peri Masalı" mı, Taktiksel Disiplin mi?</p>

<p>Peki buraya kadar rüya gibi bir turnuva geçiren Kosova, finale nasıl yükseldi? B Grubu'nda İsviçre, Slovenya ve İsveç gibi köklü futbol ülkeleriyle mücadele eden Kosova, 4-0'lık İsviçre mağlubiyetiyle kâbus gibi bir başlangıç yapsa da çabuk toparlandı. Evinde İsveç'i 2-0 yenerek sükse yapan ekip, grubu İsviçre'nin ardından ikinci sırada tamamladı. İsveç ve Slovenya gibi iki ekolü saf dışı bırakıp buralara gelmiş olmaları kesinlikle bir tesadüf değil.</p>

<p>Bu başarının mimarı, saha kenarındaki tanıdık bir Alman aklı: Franco Foda. Avusturya’yı EURO 2020'de son 16 turuna taşıyan ve şampiyon İtalya’ya kök söktüren deneyimli teknik adam, Kosova'yı dikey ve fizik gücü yüksek bir geçiş takımına dönüştürdü. Foda, bu kritik final öncesi tansiyonu şu sözlerle yükseltiyor:</p>

<p>"Salı günü tarihi bir final maçımız var. Maç nerede oynanırsa oynansın, 100 bin kişilik bir stadyum bile olsa dolar. Türkiye ile oynayacağımız bu büyük maç için tamamen sakin kalmalıyız."</p>

<p>Avrupa’nın Göbeğinden Gelen Tehdit</p>

<p>Kosova, kesinlikle kapalı kutu bir takım değil. Aksine, omurgası Avrupa’nın elit liglerinden kurulu. Mallorca’nın kule forveti Vedat Muriqi, Lille formasıyla birebirlerde ligin en tehlikelilerinden biri olan Edon Zhegrova ve Beşiktaşlı Milot Rashica hücum hattının ana silahları. Orta sahada Freiburg temposuyla Florent Muslija, savunmada Torino disiplinine sahip Mërgim Vojvoda ve kalede Burnley ile devleşen Arijanet Muric bu yapıyı tamamlıyor.</p>

<p>Son Söz: Tecrübe mi, Heyecan mı?</p>

<p>Tüm bu tabloya rağmen maçın favorisi net: Türkiye. Bu seviyelerde farkı yaratan şey sadece oyun kontrolü ve sabır değil; aynı zamanda sahip olduğumuz muazzam bireysel yetenek tavanıdır. Milli Takımımız, her an oyunun kaderini tek bir dokunuşla değiştirebilecek, Avrupa'nın dev kulüplerinde rüştünü ispatlamış yıldızlarıyla kağıt üzerinde de rakibinin önünde.</p>

<p>Son dönemde topa sahip olma ve tempoyu dikte etme konularında sınıf atlasak da, sıkıştığımız anlarda sahneye çıkacak o "özel" ayaklara sahibiz. Kosova mutlaka risk alacak ve savunmamızın arkasında boşluk kovalayacaktır. Ancak hem taktiksel disiplinimiz hem de bireysel anlamdaki kalite farkımızla maçın ritmini belirleyecek olan taraf yine biz olacağız.</p>

<p>Kosova’nın romantik ve hırslı bir hikâyesi var; ancak Türkiye’nin net bir hedefi, sarsılmaz bir kalitesi ve her bölgede fark yaratan üst düzey yetenekleri var. Tarih bize gösteriyor ki, bu tür final maçlarında kazananı genelde sadece güzel hikâyeler değil, sahada doğruları sabırla yapan ve yeteneğini soğukkanlılıkla birleştirenler belirler. Şimdi sıra son darbeyi vurup Dünya Kupası biletini cebimize koymakta!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Mar 2026 09:15:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nde yolun sonu aydınlık</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-yolun-sonu-aydinlik-547</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-yolun-sonu-aydinlik-547</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nde yolun sonu aydınlık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ligin boyu kısaldıkça artık her maç final havasına bürünmeye başladı. Oyundan çok alınacak galibiyetlere odaklanmak en mantıklısı olacaktır. Dün maç başlangıcı bize gösterdi ki futbolcular ve teknik ekip final haftalarına girildiğinin son derece farkında. İstek, arzu had safhadaydı.</p>

<p>Hoca, özellikle son haftalarda iç saha maçlarında bazı taktiksel kombinasyonlar deniyor. Oyun kurulumunda Mesut Emre Kesik iki stoperin arasına girerek eski futbol tabiri ile adeta sarkık libero gibi oyun kuruyor. Sağ bek ve sol bekini ileri çıkarıyor onların boşalttığı alana iki stoperi göndererek orada oluşabilecek hem boşlukları dolduruyor, hem de daha fazla oyuncu ile hücum etme şansı yakalıyor. İki kenar bekin ileri çıkması, sağ ve sol açık oynayan oyuncuların aynı zaman da hem ceza sahası ve çevresine konumlanmasını, hem de ikinci topların takımda kalmasını sağlıyor. Maçları dikkatle izleyenler hak verecektir ceza sahası için de çok adamla hücum ettiğimiz bir Ankaragücü ben hatırlamıyorum. Gol öncesi İsmail’in içeri katetmesi ve pozisyonu hazırlaması yazımızdaki anlatımımızı doğrular nitelikteydi. &nbsp;İlk yarı sol kanadı aktif kullanamasa bile özellikle sağ kanattan şekillenen atakların hemen hemen hepsi Sincan Belediyesi Ankaraspor kalesinde tehlike oldu.</p>

<p>Tabi burada bu taktik diziliş, &nbsp;top sürme de başarılı olan Osman’ın da boşlukları iyi değerlendirmesi de atak yönü olarak sağ kanadın daha fazla kullanılmasına olanak sağladı.</p>

<p>Çok adamla hücum eden Ankaragücü doğru saha parsalizasyonu ve doğru baskı yaparak Sincan Belediyesi Ankaraspor’u uzun toplarla çıkmaya zorladı. Hem pozisyon vermedi, hem de bol pozisyon buldu.</p>

<p>İlk yarının en can sıkıcı yanı sakatlıktan yeni dönen Enes Tepecik’in sakatlanmasıydı. Enes’in yerine oyuna giren Atakan biraz gününde olsa daha ilk yarıdan maç bitebilirdi.</p>

<p>Ankaragücü için ne kadar önemli bir maç ise Sincan Belediyesi Ankaraspor için de çok önemli bir maçtı. Düşüşte olan takımlarının tekrar toparlanma ve Play - off hattını zorlama maçıydı. Belli ki dün maç özelinde Alper Tursun’un yokluğu onları bir hayli etkilemiş gözüküyordu. İkinci yarıya mutlak gol ve goller bulmak için çıktılar. Haliyle arkada büyük boşluklar bıraktılar. Ankaragücü’nün ikinci golü de böyle geldi. Golden sonra orta sahası tamamen kopan Sincan Belediyesi Ankaraspor, kalesinde daha fazla pozisyon bulmaya başladı. Ankaragücü ileri ucu biraz dikkatli olsa maçta büyük fark oluşabilirdi.</p>

<p>İlk yarı Ankaragücü’nün sağ kanattan etkili atak yapması o bölgeye önlem almmasıyla, ataklar bu sefer sol kanada kaymaya ve orada çok fazla boşluklar bulmasına sebep oldu. Halil İbrahim ve Miraç ikinci yarı kendi kanatlarını çok iyi kullandılar.</p>

<p>70. dakika civarı Sol Bek Halil İbrahim’in ceza sahası içerisinde pas verip, Sağ Bek İsmail’in kaleye vurduğu pozisyon bu maçın ve yazımın özeti gibiydi.</p>

<p>Taraftar ve saha içinde ki futbolcular oyundan kopmuşken dakika 87 de Sincan Belediyesi Ankaraspor’un golü son dakikalara tekrar heyecan getirdi. Kalan dakikalarda Sincan Belediyesi Ankaraspor beraberliği yakalasaydı son zamanlarda çok fazla travma yaşayan Ankaragücü taraftarı için gerçek bir yıkım olabilirdi.</p>

<p>Atakan en başta hedef tahtasına oturan isim olurdu. Maç sonu kendini yere atması aslında kendinin de bu durumdan haberdar olmasının sebebiydi. Bu sefer ucuz yırttı. Daha dikkatli olmalı.&nbsp; Özgüven kaybı bir santrafor için çok tehlikeli bir durum. Bizim için kaçırdığı değil zor pozisyonlarda attığı gol referanstır. Enes’in durumuna göre önümüzde ki maçlarda ilk 11 de çıkma şansı bir hayli fazla. Kendini affettirmek onun elinde.</p>

<p>Özgür Aktaş’ın uzun zaman sonra tekrar sahalara dönmesi de Ankaragücü için katkı sağlayacaktır. Özellikle duran toplarda yaşadığı sorunu bir nebze olsun toparlayacaktır.</p>

<p>Takımda ki gelişim sürerken bana göre tek eksiği duran top kullanımı. Katıldığım her yayında ve yazdığım her yazıda da özellikle altını çiziyorum. Günümüz futbolunda duran top organizasyonlarının ne kadar önemli olduğunu defalarca kez görüyoruz. TFF 2. Liginde maçların kısır geçtiğini düşünürsek ne kadar önemli olduğunu ilerleyen haftalarda görebiliriz. Recep Karatepe’nin bu konuya mutlaka eğilmesi gerekiyor.</p>

<p>Oyunun 41. Dakikasında Atakan’a yapılan hareket bana göre net penaltıydı. Bu hafta da penaltı kullanılmadan geçen haftaydı. Rakiplere çok kolay çalınan penaltılar maalesef Ankaragücü’ne net olsa da çalınmıyor.</p>

<p>Kaldı 6 hafta. Her şey artık bizim elimiz de. Bu oyun ile yolun sonu aydınlık. Yeter ki Ankaragücü taraftarı destek olsun. İlerleyen günler ne olacağını hep birlikte göreceğiz.</p>

<p>Selam ve Saygı ile,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özdemir AYKANAT</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>NOT: Bu gece saat 22.00’de Haber Ankara canlı yayınında, Orhan ile birlikte Ankaragücü – Sincan Belediyesi Ankarspor maçını değerlendireceğiz…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 26 Mar 2026 16:32:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Profesyonelliğe yakışmayacak bir kırmızı kart!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/profesyonellige-yakismayacak-bir-kirmizi-kart-546</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/profesyonellige-yakismayacak-bir-kirmizi-kart-546</guid>
                <description><![CDATA[Profesyonelliğe yakışmayacak bir kırmızı kart!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Profesyonelliğe yakışmayacak bir kırmızı kart!<br />
Son haftalarda ortaya koyduğu etkisiz futbol ile taraftarlarına deyim yerindeyse saç baş yolduran Natura Dünyası Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 26.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Beşiktaş’ı ağırladı.<br />
Natura Dünyası Gençlerbirliği, geçtiğimiz hafta Trendyol Süper Lig’in 25.haftasında deplasmanda oynadığı Alanyaspor karşısında gerçekten çok kötü bir futbol ortaya koydular. Rakip kaleye hücum etmekte fazlasıyla zorlandılar. Franco Tongya’nın cezası nedeniyle Alanya deplasmanında takımıyla birlikte olamayışı, Kırmızı Siyahlılar’ın hücum organizasyonlarını -olumsuz anlamda- etkilemişti. Alanyaspor gibi zor bir deplasmanda, ortaya konulan bu denli kötü bir performansa rağmen alınan bir puanın, Gençlerbirliği açısından bir kazanç olduğunu düşünüyorum. Kaleci Ricardo Velho’nun yaptığı kritik kurtarışlar olmasaydı Gençlerbirliği, Alanya deplasmanından mağlubiyetle de dönebilirdi.<br />
Beşiktaş ise Trendyol Süper Lig’in ikinci devresiyle birlikte ufak çaplı bir yükseliş trendi yakalamış durumda. Özellikle, Süper Lig’in düşük bütçeli ve sınırlı kadro kalitesine sahip takımlarına karşı üstün bir performans sergiliyorlar ve maçları bir şekilde kazanmasını biliyorlar. Dolayısıyla Siyah Beyazlılar, Gençlerbirliği karşılaşmasına da favori olarak çıktılar.<br />
Trendyol Süper Lig’in 26.haftasında oynanan Natura Dünyası Gençlerbirliği-Beşiktaş karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Natura Dünyası Gençlerbirliği-Beşiktaş mücadelesine Gençlerbirliği taraftarları büyük bir ilgi gösterdiler ve Eryaman Stadyumu’nun büyük bir bölümünü doldurdular. Ancak ilk yarıda, iki takımın da taraftarları tatmin edecek bir futbol ortaya koyabildiğini düşünmüyorum. Son derece zevksiz bir ilk yarı oynandı. İlk 45 dakikada, iki takım da net bir gol pozisyonuna giremedi.<br />
Gençlerbirliği’nin hücum oyuncusu Sekou Koita’nın 18.dakikada, “sorumsuz” bir şekilde gördüğü kırmızı kartın ardından Beşiktaş’ın, 10 kişi kalmış rakibine karşı daha üstün bir performans sergileyeceğini ve ilk yarının bitiminde soyunma odasına, kendisine skor üstünlüğünü sağlayacak golü bularak gideceğini düşünüyordum. Ancak yanıldım!<br />
18.dakikada Sekou Koita’nın gördüğü kırmızı kartın ardından ilk yarının sonuna kadar olan süre zarfında da etkisiz bir performans sergiledi Beşiktaş. Gol yollarında gerekli üretkenliği bir türlü gösteremediler. Evet; topun kontrolü Siyah Beyazlılar’ın elindeydi. Rakip kaleye hücum eden taraf da Beşiktaş idi ama bu hücumlar “hücum etmiş olmak için!” mantığıyla gerçekleşen ataklar idi.<br />
18.dakikada Sekou Koita’nın gördüğü “son derece gereksiz” kırmızı kart ile ilgili olarak da birkaç cümle söylemezsem içim rahat etmez!<br />
Sevgili Sekou kardeşim! 18.dakika gibi maçın başı olarak değerlendirilebilecek bir zaman diliminde, böylesine gereksiz bir kırmızı kartı “hangi akla hizmet ederek “ görme cüretinde bulunuyorsun? Metin Diyadin hocanın teknik direktörlük koltuğunda oturduğu kısa dönemde attığın iki gol dışında, sezon başından bu yana takımına yaptığın katkı koskocaman bir “0” sıfır. Sergilediğin bu denli negatif bir performansın üzerine bir de böyle -keyfi!- bir kırmızı kart görürsen taraftar da arkanda durmaz! Gençlerbirliği taraftarı futbolu çok iyi bilir. &nbsp;Gördüğün kırmızı kart, “profesyonelliğe asla yakışmayacak” şekilde yaptığın hareketin bir sonucudur! Bu kırmızı kartın başka bir açıklaması olamaz.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında, ilk yarıya oranla “hücumsal” anlamda daha derli toplu bir görüntü ortaya koydu Beşiktaş. Olaitan Junior, Hyeon Gyu Oh, Orkun Kökçü gibi oyuncuların &nbsp;-bir nebze- olsun silkelenmesi bile Siyah Beyazlılar’ın, Gençlerbirliği savunmasının direncini kırmaya yetti.<br />
56.dakikada Olaitan Junior ve 67.dakikada Orkun Kökçü’nün attığı gollerle 2-0’lık skor üstünlüğünü elde etti Siyah Beyazlılar. Özellikle, 67.dakikada dakikada Orkun Kökçü’nün frikikten attığı gol jeneriklere konu olacak türde bir gol idi. Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonunda atılan en güzel frikik golleri sıralamasında ilk 5’e rahat girer.<br />
Gençlerbirliği ise 10 kişi kalmalarının da getirdiği ürkeklikle, ikinci yarıda oyunu kendi yarı sahasında kabullenmeyi tercih etti. Saygı duyuyorum. Ancak Gençlerbirliği teknik direktörü Volkan Demirel’in yerinde olsaydım, 1-0 mağlup duruma düştükten sonra her türlü riski alıp takımımı hücuma çıkarırdım. Ha 1-0 olmuş, ha 2-0, ha 3-0... En azından, daha cesur bir oyun tarzı benimseyip skoru 1-1’e getirmek için savaşırdım.<br />
Karşılaşmanın kalan dakikalarında tribünleri hareketlendirecek ekstra bir sekans olmayınca, mücadeleyi 2-0’lık sonuçla kazanan taraf Beşiktaş oldu. Bu sonuçla birlikte Beşiktaş, puanını 49’a yükseltti. Gençlerbirliği ise 25 puanda kaldı.<br />
Natura Dünyası Gençlerbirliği-Beşiktaş karşılaşması özelinde Gençlerbirliği açısından “olumsuz” anlamda dikkatimi çeken en önemli detay, Gençlerbirliği takımının “olmazsa olmaz” hücum oyuncuları Franco Tongya ile Metehan Mimaroğlu’nun etkisiz görüntüleri oldu.&nbsp;<br />
Franco Tongya, fazlasıyla tutuk bir günündeydi. Geçtiğimiz maçlarda, Gençlerbirliği’nin topu rakip kaleye taşımasını sağlayan en önemli isimlerden birisi Tongya olurdu. Bu maçta en ufak bir varlık bile gösteremedi.<br />
&nbsp;Kırmızı Karalar’ın bir diğer etkili hücum silahı olan sol kanat Metehan Mimaroğlu da bu maçta deyim yerindeyse yokları oynayan oyuncular arasında idi. Metehan’ın en iyi bildiğimiz özelliği, bir anda hızlanarak yaptığı “topla dripling” becerisidir... Beşiktaş maçında bu özelliğini hiç kullanamadı.&nbsp;<br />
Gençlerbirliği takımı açısından Beşiktaş maçı, -bir an önce- unutulmak istenecek maçlar sıralamasındaki yerini çoktan aldı!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Mar 2026 17:15:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sarı saçlarından sen suçlusun</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/sari-saclarindan-sen-suclusun-545</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/sari-saclarindan-sen-suclusun-545</guid>
                <description><![CDATA[Sarı saçlarından sen suçlusun]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü – Kastamonuspor maç saati yaklaşırken; malum maçın hafta içi ve mesai saatleri içinde olması, bu sebeple taraftar desteğinin az olacağı, özellikle Kastamonuspor 1966 takımının&nbsp; son 11 maçta&nbsp; sadece 1 kez mağlup olması, bu maçlarda çokça berabere kalması kafamdaki “acaba”ları da beraberinde getiriyordu.</p>

<p>Ankaragücü son haftalarda yükselen form grafiğini ve yenilmezlik serisini Kastamonuspor 1966 karşısında sürdürebilecek miydi? Bunun yanında play - off hattına yaklaşmışken olası puan kaybı bir çok şeyi alt üst edebilirdi.</p>

<p>Benim maç önü düşüncem çok netti. Ankaragücü’nün net bir galibiyet alacağından hiç şüphem yoktu. &nbsp;Kastamonuspor 1966 takımının son oynadığı özellikle dış saha maçlarına bakacak olursak defans hattını ceza yayının oraya konuşlandıran, geçiş hücumları ile gol arayan bir takım hüviyetinde olduğunu görebiliriz. Sistemi olan sert bir takım.</p>

<p>Recep Karatepe rakibi çok iyi analiz etmiş olacak ki, maç başlangıcı ile birlikte kenar iki bekini hep hücuma çıkardı. Orta sahada, Mesut Emre Kesik ve Fatih Arhan gibi temaslı oynayan, oyunu iyi yönlendiren, açıkları iyi kapatabilen ve ikinci toplarda başarılı olan &nbsp;oyuncuların varsa böyle rakiplerin şansı kalmıyor. Mahmut gibi hem oyunu yönlendiren hem de takım defansına katkı sağlayan usta bir ayağında varsa top yekün hücum edebiliyorsun. Ankaragücü sezon başından beri rakip takımları hep 2. Bölgede karşılarken, bu orta saha üçlüsü ile birlikte 3. Bölgede karşılamaya başladı. Bu çok önemli bir detaydır. İlerleyen günlerde çok daha net bazı şeyleri göreceğiz.</p>

<p>Burada tek handikap Mervan’ın sürekli hücumu düşünmesi nedeniyle onun kanadında oluşacak boşluktan Kastamonuspo’un pozisyon bulması olacaktı. Zaten maç boyunca buldukları iki pozisyondan birisi de o kanattan geldi. Bunun dışında gol atma şansları duran top dışında da pek mümkün görünmüyordu.</p>

<p>Kanat beklerinin sürekli ileri çıkıp hücumu düşünmesi, her iki kanatta oynayan Miraç ve Mervan’ın sürekli içeri katetmesi Kastamonuspor’un iyice içeri gömülmesi ve fazla sayıda oyuncu ile defans yapmasına sebep oldu. Bu durum zaten iyi ayaklara sahip olan Ankaragücü’nün işi iyice kolaylaşmış gözüküyordu. Uzun zamandır duran top harici her atakta bu kadar Ankaragüçlü oyuncuyu ceza sahasında görmemiştim. Ataklarda ceza sahasında içerinde çoğalabilmek büyük takım refleksidir. Nitekim gene böyle bir atakta son dönemlerin en formda ismi (yazının başlığından anlaşılacağı üzere) Mervan Yusuf Yiğit’in güzel kafa vuruşuyla öne geçmesini bildi. Herkes buna bir gol gözüyle baktı ama ben tabi ki sadece o gözle bakmadım. Golden 30 saniye önce Stoper Osman Çelik orta yaptı, ceza sahasında 3 Ankaragüçlü vardı. Dönen topun tekrar ceza sahasına gelene kadar ki paslaşmayı tekrar tekrar izlemenizi tavsiye ederim. İsmail’in yaptığı ortada bu sefer ceza sahası içerinde tam 4 Ankaragüçlü oyuncu vardı. Belki bu yazdıklarımı abartılı bulanlar olabilir. Senelerdir ceza sahası içinde çoğalamayan Ankaragücü izlettiler bize. Heyecanlanmadan ve bunu yazmadan duramadım. &nbsp;Mervan’ın attığı gol çok güzeldi fakat Fatihin geriden oyun kurup, orta yapıldığı anda ceza sahasında olması başka bir seviye.</p>

<p>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Maçın geri kalanı da bu ve buna benzer pozisyonlarla geçti. Biraz son paslar ve son vuruşlarda dikkatli olunsa maç çok erkenden kopabilirdi. Bizler son dakika travmalarına alışık olduğumuz için 1 farklı skorlarda tedirgin oluyoruz. Bu taraftar artık travma yaşamak istemiyor. Bundan sonra daha dikkatli olmalılar.</p>

<p>Bu yazıda Recep Hoca hakkında bir şeyler yazmazsam olmaz. &nbsp;Takımda tam bir aile ortamı yarattı. Girenden çıkandan hepsinden üst seviye verim almasını başarıyor. Analiz ve taktik seviyesi çok iyi. Bize zevkli bir takım izletiyor. Futbolcu grubu ona güvendiğini sahaya çıkan takımdan anlayabiliyoruz. Eğer ki son haftalarda futbolcuları strese sokmadan atlatmayı başarırsa herkes bayraklarını hazırlasın.</p>

<p>Form düşüklüğü yaşayan bazı genç oyuncuların tekrar yükselişte olması da ayrıca sevinç kaynağı. Sezon başından bu yana en çok beklenti olan oyunculardan bir tanesi Miraç Şimşek. Son haftalarda yükselen bir form grafiği var. Kalan 8 hafta da ona çok ihtiyaç var. Kendini maksimumda tutması gerekiyor.</p>

<p>Teker teker dün oynayan oyuncuları ayırt etmeden tebrik ederim.</p>

<p>Muğlaspor maçında İsmail olmayacak. Eminim bu futbolcu grubu yokluğunu hiç hissettirmeyecektir.</p>

<p>Kaldı 8 hafta. Neler olacak hep birlikte göreceğiz. Kalan haftalarda bu çocuklara sahip çıkmalıyız. Büyük Ankaragücü taraftarına bu yakışır.</p>

<p>Saygı ve Sevgi ile kalın.</p>

<p>Özdemir AYKANAT</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Mar 2026 15:54:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği zevk vermiyor!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-zevk-vermiyor-544</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-zevk-vermiyor-544</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği zevk vermiyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Teknik direktör Metin Diyadin ve ekibi ile yolların ayrılmasının hemen ardından Trendyol Süper Lig’in 23.haftasında karşılaştığı İKAS Eyüpspor’a 1-0 mağlup olan Natura Dünyası Gençlerbirliği, 24.haftada Zecorner Kayserispor’u Eryaman Stadyumu’nda ağırladı.<br />
Önce; ortada fol yok yumurta yok iken, ani bir kararla teknik direktör Metin Diyadin ve yardımcı antrenör Özcan Bizati ile yolların ayrılması, ardından da Trendyol Süper Lig’in 23.haftasında İKAS Eyüpspor’a karşı alınan 1-0’lık mağlubiyet, Gençlerbirliği camiasındaki olumlu havayı negatife çevirmişti.&nbsp;<br />
Özellikle, Trendyol Süper Lig’in 23.haftasında oynanan Eyüpspor maçında ortaya konulan son derece etkisiz &nbsp;ve isteksiz futbol, Gençlerbirliği taraftarlarını gelecek haftalar adına -doğal- olarak endişeye sevk etti. Kırmızı Karalar, yeni teknik direktörleri Levent Şahin ile ilk maçına çıkmıştı ama futbolcular, Levent hocanın gözüne girebilmek için en ufak bir çaba göstermemişler, hücumda ve savunmada son derece vasat bir performans ortaya koymuşlardı.<br />
Eyüpspor maçının ardından, Trendyol Süper Lig’in 24.haftasında oynanan Natura Dünyası Gençlerbirliği- Zecorner Kayserispor karşılaşmasını, bir umut ışığı görülecek mi, yoksa aynı vasat performans devam edecek mi? sorularıyla bekledi Gençlerbirliği camiası.<br />
Bizlerinde aynı merakla beklediği maçın teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında iki takım da hücumu düşünen bir performans ortaya koydu. Ancak, gol yollarında biraz daha istekli görünen ve üretken olmaya gayret eden taraf Kayserispor idi.<br />
Sarı Kırmızılılar ilk net gol pozisyonuna, karşılaşmanın 25.saniyesinde girdi. Hızlı gelişen Kayserispor atağında, ceza sahası içinde topu uzaklaştırmak isteyen Gençlerbirliği sol beki Thalisson Kelven, ters bir vuruşla topu kendi ağlarına göndermek üzere iken Gençlerbirliği kalecisi Ricardo Velho, son anda topu çelerek bu büyük hatanın gol ile sonuçlanmasını önledi.&nbsp;<br />
Mücadelenin 22.dakikasında, Kayserispor’un ilk yarıda girdiği en net ikinci gol pozisyonu meydana geldi. Sağ kanattan Makarov’un yaptığı ortaya hafif bir dokunuş yapan Cardozo’nun bu şutunu, kaleci Velho güzel bir refleks ile kurtardı. Ricardo Velho’dan dönen top önce Carlos Mane’ye, ardından da direğe çarptı ve oyuna dönen top Kayserispor savunması tarafından uzaklaştırıldı. “Gençlerbirliği kalesini Allah korudu!” tabirini rahatlıkla kullanabileceğimiz bir pozisyon geride kalmıştı!<br />
&nbsp;Gençlerbirliği ise, ilk yarıda gol pozisyonu bulma noktasında fazlasıyla zorlandı. Sol kanattan Franco Tongya ve Metehan Mimaroğlu; sağ kanattan ise Göktan Gürpüz ile hücuma hızlı çıktılar ama pozisyon üretme ve bitiricilik konusunda ciddi anlamda sınıfta kaldıklarını düşünüyorum. İlk 45 dakikada; Kayserispor ceza sahası içinde Metehan Mimaroğlu’nun vurduğu ve Kayserispor kalecisi Bilal Bayazit’in iki hamlede çıkarttığı top dışında ciddi bir gol pozisyonuna giremedi Gençlerbirliği.<br />
Karşılaşmanın 56.dakikasında, taraflı-tarafsız bütün futbolseverlerin kafasında soru işareti yaratan bir pozisyon yaşandı.<br />
Joao Mendes’in başlattığı atakta; Fedor &nbsp;Chalov’un müthiş ara pasıyla Gençlerbirliği savunmasını oyundan düşürdüğü, Denis Makarov’un güzel bir bitirici vuruşla bu pası süslediği çok güzel bir gol attı Kayserispor. Ancak hakem Ümit Õztürk, pozisyonun ofsayt olduğu gerekçesiyle bu güzel golü iptal etti.<br />
Atılan bu güzel golün ofsayt gerekçesiyle iptal edilmesini son derece yanlış buluyorum. Pozisyonun tekrarını izlediğimiz zaman, ofsaytta olduğu iddia edilen Kayserispor forveti Fedor Chalov’un, Gençlerbirliği savunmasının arkasında olduğu görülüyor. Yeri geldiği zaman Gençlerbirliği’nin hakkını nasıl savunuyorsak, bu pozisyon özelinde &nbsp;Kayserispor’un hakkını da aynı şekilde savunmamız gerektiğine inanıyorum. Çünkü Türk hakemleri, “bugün sana, yarın bana” stratejisini sıklıkla uyguluyorlar. Bir maçta, verdikleri yanlış bir kararla haklarını yedikleri bir takımın; ertesi hafta, o takımın lehine yanlış bir karar vererek “yanlışları eşitleme” yoluna başvurabiliyorlar! Bu tip yanlış işlere göz yummamak gerekiyor!<br />
Kayserispor’un iptal edilen golünün ardından iştahlanıp, maçı kazanmak için oyun temposunu biraz daha artıran bir Gençlerbirliği izleyeceğimizi düşündüm. Ancak, çok büyük hayal kırıklığına uğradım. Tempoyu artırmayı bir kenara bırakalım; rakip kaleye organize &nbsp;atak bile gerçekleştiremeyen bir takım vardı sahada! 88.dakikada, kaleci Ricardo Velho’nun gerçekleştirdiği müthiş kurtarış olmasaydı Gençlerbirliği sahadan mağlubiyetle bile ayrılabilirdi!<br />
Gençlerbirliği de Kayserispor da gol yollarında arzu ettikleri üretkenliği sağlayamayınca karşılaşma golsüz beraberlikle tamamlandı.&nbsp;<br />
Gerek Eyüpspor, gerekse Kayserispor maçlarında son derece vasat bir futbol ortaya koydu Gençlerbirliği. Gol yollarında son derece vasat bir görüntüleri vardı. İddia ediyorum; Franco Tongya ile Metehan Mimaroğlu’nun atletik yapıları, hızları ve topla dripling özellikleri olmasa topu rakip kaleye taşımakta bile güçlük çeker Kırmızı Karalar! Dikkat ederseniz, Gençlerbirliği takımının atak başlangıçları sıklıkla Tongya ve Metehan Mimaroğlu’nun bulunduğu sol kanat üzerinden gerçekleşiyor. Allah, Franco Tongya ve Metehan Mimaroğlu’na herhangi bir sakatlık vermesin!&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Mar 2026 09:28:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diyadin...</title>
                <category>Onur AYDOĞAN</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/diyadin-543</link>
                <author>onurayd@yahoo.com (Onur AYDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/diyadin-543</guid>
                <description><![CDATA[Diyadin...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GENÇLERBİRLİĞİ'NDEKİ SON GELİŞMELER "GENNÇLERBİRLİĞİ İLERİ" YAYINIMIZDA DEĞERLENDİRİLDİ...YAYINIMIZI İZLEYEBİLECEĞİNZİ LİNKİMİZ:&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=liFujksEA1Q&amp;t=213s">https://www.youtube.com/watch?v=liFujksEA1Q&amp;t=213s</a></strong></p>

<p><strong>Diyadin...</strong></p>

<p>Daha bir hafta önce havalimanında başlayan Fenerbahçe macerası, kötü hakeme, kötü sonuca rağmen rüya gibiydi. Her şeyin bu kadar güzel olmasına inanamıyorduk. En son Erkan Hoca zamanında deplasman maçları böylesine keyifli geçmişti. Yönetim, aynı sofraya oturduğumuz insanlar; teknik kadro, omuz omuza maç izlediğimiz yol arkadaşları; kulüp çalışanları ise Türkiye’nin her şehrinde karşımıza çıkan emekçilerdi. Daha ne olsun. Ama insan bilir; bir şey gerçek olamayacak kadar güzelse, çoğu zaman uzun sürmez.</p>

<p>Bazı insanlar hep doğruyu söyler. Bilmezler ki her doğru, her yerde söylenmez. Gerçekleri duymaya hazır olmayan birine gerçekleri söylemek zulümdür. Tatlı bir rüyanın en derin yerinde çalan bir saat gibi… Uyanması gerekeni uyandırırsın belki, ama rüyası yarım kalan seni suçlar.</p>

<p>Atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler. Metin Hoca işini en iyi şekilde yapar, haram lokmaya el uzatmaz; haksızlık karşısında da susamaz. Bu bir kusur değil, bir mizaçtır. Onunla yol yürümek yüksek ses değil, yüksek özgüven ister. Dışarıdan alkış beklemeyenlerin, içinde kendisi ile barışık olanların işidir bu. Samimiyetine inanırsan karşında yalnızca bir teknik direktör değil; futbol aklı, yol gösterici ve gerektiğinde mali disiplini de düşünen bir denge unsuru bulursun.</p>

<p>On maçta dört galibiyet, dört beraberlik, iki yenilgi… Sezona beş mağlubiyetle başlamış, bazı maçları rakip kaleye isabetli şut atmadan tamamlamış bir takım için bu tablo küçümsenecek bir tablo değildir. Ama “Hoca gitsin” korosu için futbol hâlâ “Ali oyuna girsin, Veli oyundan çıksın”dan ibarettir. Metin Hoca’nın kurmaya çalıştığı sistem oyununu anlayacak futbol bilgisine sahip olsalardı keşke... Sağ beki Gökhan Gönül dışında yıldızı olmayan, santrforu sezon boyunca bir elin parmakları kadar gol atabilmiş Gençlerbirliği ASAŞ’ın ligin en çok gol atan takımlarından biri oluşunu kime anlatacaksın?</p>

<p>Paylaştığı bir cümle var; insanın alıp cebine koyası geliyor: “Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ararlar.” Hiç gerekçe yokken huzurunuzu bozanlara bir de bu cümlenin ışığında bakın. Aynaya bakmaktan korkanlar aynayı kırmaya kalkar. Oysa yüz kesik değildir; hakikat keskindir.</p>

<p>Takımına oynatmaya çalıştığı oyun unutulmuş bir şeyi hatırlatıyordu bize; 2003’ten kalma bir tadı, damağımızda yarım kalmış bir duyguyu… Ama bu ülkede sabır lükstür, akıl ise hep fazla mesai yapar. Herkes bağıranı lider, susanı suçlu sanır. O yüzden en çok doğrular yalnız kalır, en çok yalnız kalanlar haklı çıkar. Ve evet, bu topraklarda hiçbir başarı cezasız kalmaz.</p>

<p>Bir rüyaya dalmak üzereydik. Rüyalar zaten kısa sürer. Ama bazı rüyalar vardır; uyandırmaz insanı, adam eder. Uyanmak istemeyenler için çalar saat her zaman suçludur. Daha birkaç hafta önce başkan adayı olarak tüm camianın omuz verdiği Metin Hocamızın gönderiliş şekli içimizde derin bir sızı bıraktı. Ellerimiz, kırık bir cama yumruk atmış gibi kan revan içinde kaldı. Şimdi bu yaralarımızdan soluk alıyoruz. Ağzımızda söylenmemiş sözlerin tortusu, kalbimiz kırık, gözlerimiz yaşlı…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Feb 2026 17:09:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/onur-aydogan-1604654398.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pisi pisine kaybedilen iki puan!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/pisi-pisine-kaybedilen-iki-puan-542</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/pisi-pisine-kaybedilen-iki-puan-542</guid>
                <description><![CDATA[Pisi pisine kaybedilen iki puan!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta Kadıköy deplasmanında, gerek “skandal hakem kararları” gerekse arzu edilen futbolun sahaya yansıtılamaması sonucunda Fenerbahçe karşısında alınan 3-1’lik mağlubiyet nedeniyle ağır bir travma yaşayarak Ankara’ya dönen Natural Dünya Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 22.haftasında Ankara Eryaman Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.<br />
Trendyol Süper Lig’in 21.haftasında Fenerbahçe’ye 3-1’lik skorla mağlup olduğu maçta -skandal- diye nitelendirebileceğimiz hakem hatalarına maruz kaldı Gençlerbirliği. Karşılaşmanın başında Gençlerbirliği aleyhine verilen penaltı, 57.dakikada, Gençlerbirliği lehine verilmeyen çok net bir penaltı... Çok büyük tartışmalara neden oldu. Ki, ben de bu pozisyonlarda verilen hakem kararlarının yanlış olduğunu düşünüyorum.<br />
Tartışmalı hakem kararlarının yanı sıra; yenilen gollerde Gençlerbirliği oyuncularının yaptığı bireysel hataların da Fenerbahçe mağlubiyetinde büyük payı vardı. Yenilen ikinci golde sağ bek oyuncusu Pedro’nun, yenilen üçüncü golde ise genç oyuncu Göktan’ın büyük hatası vardı. Hal böyle olunca Gençlerbirliği, çok büyük hedeflere gitmediği Kadıköy deplasmanından travmatik bir ruh haliyle Ankara’ya döndü.<br />
Trendyol Süper Lig’in 22.haftasında oynanan Natural Dünya Gençlerbirliği- Çaykur Rizespor maçının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında, oyunun kontrolü Gençlerbirliği’nin elindeydi. Franco Tongya ve Metehan Mimaroğlu gibi topla dripling özelliği yüksek oyuncular üzerinden, topu rakip kaleye hızlı bir şekilde taşıyarak pozisyon üretmeye çalıştılar. Bu stratejilerinde de başarılı olduklarını söyleyebilirim.<br />
18.dakikada, Gençlerbirliği’nin sol kanattan kullandığı köşe vuruşu ile topla buluşan stoper Zan Zuzek, ceza sahası sağ çaprazından topu içeriye çevirmek isterken, Çaykur Rizespor santraforu Ali Sowe’a çarpan top ağlarla buluştu. Böylece, Gençlerbirliği &nbsp;1-0’lık üstünlüğü sağlamış oldu.<br />
45.dakikada, gelişen Gençlerbirliği atağında Franco Tongya’nın pasıyla topla buluşan Sekou Koita, kendisini tutan oyuncuyu şık bir hareketle oyundan düşürdükten sonra son derece şık bir vuruşla Gençlerbirliği’ni 2-0 öne geçiren golü kaydetti. Fazlasıyla klas, üst düzey bitiricilik kokan bir vuruş idi.<br />
Mücadelenin ilk yarısının en tartışmalı pozisyonu 14.dakikada yaşandı. &nbsp;Gelişen Gençlerbirliği atağında topla buluşan Oğulcan Ülgün, yerden sert bir orta yaptı. Topla buluşan Samet Akaydın, ters bir vuruşla topu kendi ağlarına gönderdi. Hakem Ömer Tolga Güldibi tarafından VAR incelemesi sonucunda Fıratcan Üzüm’ün sağ kanatta, topu rakibinden çalarken faul yaptığına hükmedildi ve gol iptal edildi.<br />
Hakem Ömer Tolga Güldibi’nin iptal kararını çok yanlış bulduğumu ifade etmeliyim. Pozisyonun tekrarını izlediğimiz zaman Fıratcan’ın, topu rakibinin ayağından kaparken topa müdahale ettiğini net bir şekilde görüyoruz. Maçın sonucuna direkt etki eden bir hakem hatası!&nbsp;<br />
Mücadelenin ikinci yarısında, 2-0 gibi moral bozucu bir skora rağmen geri dönüp, oyuna ortak olmayı daha çok isteyen bir Çaykur Rizespor vardı sahada. Arzulu ve hızlı bir şekilde hücum etmeyi ön plana çıkaran bir anlayışı benimsediler. Aslına bakarsanız 77.dakikaya kadar, bu arzulu ve tempolu hücum futboluna rağmen gol yollarında oldukça vasat ve bitiricilikten uzak bir görüntü ortaya koydu Karadeniz temsilcisi. Yani; bir başka deyişle, topu rakip ceza sahasına taşıdılar ama üç direğin arasından geçiremediler.<br />
Ancak, 77.dakikadan sonra Gençlerbirliği savunmasında çok büyük zaaflar baş göstermeye başladı. Ve doğal olarak, 77.ve 87.dakikada Mithat Pala’nın attığı gollerle 2-2’lik beraberliği sağladı Çaykur Rizespor.<br />
Özellikle 87.dakikada, Mithat Pala’nın attığı Çaykur Rizespor’un skoru 2-2’ye getirdiği golde Gençlerbirliği savunmasını çok ama çok hatalı buluyorum. Buljubasic, sağ kanattan orta yapıyor; Çaykur Rizesporlu iki oyuncu, Gençlerbirliği ceza sahasının 6 pas noktasında elini kolunu sallaya sallaya hareket ediyor. Gençlerbirliği savunması, o topu uzaklaştıramıyor, amiyane tabirle izliyor!&nbsp;<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Gençlerbirliği ile Çaykur Rizespor, sahadan 2-2’lik beraberlikle ayrıldı. Gençlerbirliği, bu beraberlik ile puanını 23’e getirdi.<br />
Gençlerbirliği-Çaykur Rizespor maçının bitiminden yaklaşık 3 saat sonra Gençlerbirliği kulübü, teknik direktör Metin Diyadin’in sözleşmesinin tek taraflı olarak feshedildiğini açıkladı. Karşılaşmanın ardından sıcağı sıcağına yapılan bu açıklama, Gençlerbirliği camiasında şok etkisi yarattı. Açıkçası; açıklamada geçen “tek taraflı” ibaresi benim de kafamda birtakım soru işaretleri oluşturdu. İki taraf arasında gerilen iplerin nedeninin, sadece saha sonuçları ile alakalı bir durum olmadığını düşündüm. Ancak, bu olumsuzlukları daha fazla kurcalamanın Gençlerbirliği’ne -yarar yerine zarar- getireceği kanaatindeyim.<br />
Şu an için üzerinde önemle durulması gereken asıl konu, Gençlerbirliği’ne mümkün olan en kısa sürede uyum sağlayacak teknik direktörü belirlenmesi ve takımın başına getirilmesidir. Bu sorunun da en kısa sürede çözüme ulaşacağını düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Feb 2026 23:48:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bodø/Glimt: Kuzey’de kurulan sistem</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bodoglimt-kuzeyde-kurulan-sistem-541</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bodoglimt-kuzeyde-kurulan-sistem-541</guid>
                <description><![CDATA[Bodø/Glimt: Kuzey’de kurulan sistem]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa sahnesinde karşılık bulan bir futbol aklı</p>

<p>Kutup dairesinin dondurucu soğuğunda, milyar dolarlık bütçelere karşı “sabır mühendisliği” ile yükselen bir başkaldırı… Bodø/Glimt, sadece maç kazanmıyor; futbolun hâlâ akıl, karakter ve aidiyetle inşa edilebileceğini tüm dünyaya kanıtlıyor.</p>

<p>Şampiyonlar Ligi artık sadece kupaya giden yolu anlatmıyor. Yeni format, kulüplerden tek gecelik parlamalar değil; uzun vadeli bir akıl, tekrar edilebilir bir oyun ve insanî bir dayanıklılık talep ediyor. Büyük bütçelerin yanında, doğru kararların da söz hakkı var. İşte Bodø/Glimt, tam olarak bu zeminde yükseldi.</p>

<p>Bugün Manchester City ve Atlético Madrid karşısında alınan sonuçlar konuşuluyor olabilir. Ancak bu hikâye, son iki maçla başlamadı. Bodø/Glimt’in Avrupa sahnesine gelişi, yaklaşık on yıl önce atılan zor ama bilinçli adımların sonucuydu. 2014’te Norveç futbolunun ikinci ligindeyken kulüp, Belçika ve Hollanda’daki altyapı modellerini inceledi; ancak bunları birebir kopyalamak yerine, kutup dairesinin izolasyonuna ve sert iklimine uyarladı.</p>

<p>Nüfusu sadece 53 bin olan bu küçük liman kenti, kendi futbol doktrinini yarattı. Aralık ayında güneşin hiç doğmadığı “Kutup Geceleri”nde karanlığa teslim olan Bodø, 24 saat gündüzün yaşandığı “Gece Güneşi” dönemlerinde ise hiç durmayan bir enerjiyle çalıştı. Bu uç iklim, kulübün genetiğine “dayanıklılığı” işledi.</p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb4-4.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/633625537_1336436631814641_5806066835490793772_n.jpg?_nc_cat=110&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=cD4iPk42q_wQ7kNvwHuQqfp&amp;_nc_oc=AdmujhX3hhQI4G7JCjk0nE1pJ3EMmNJRKfL9a8UyxJdeawL3PcFAZ0YYenK2FcVT1N0&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fesb4-4.fna&amp;_nc_gid=2XEWg2rz-cQFHztBwTrRoQ&amp;oh=00_Afu6FCA3g5amtNiijL0phZgeF7NCfvpjUZ1rtJhNrpkQ-Q&amp;oe=69949B9A" style="height:281px; width:500px" /></p>

<p>Taktiksel Kuzey Doktrini: 7 Saniye Kuralı</p>

<p>Burada kurulan yapı, sadece yetenekli ayaklar bulmayı hedeflemedi. Teknik direktör Kjetil Knutsen’in idman sahasında taviz vermediği meşhur “7 saniye kuralı”, bu sistemin kalbi oldu. Top kaybedildiği an, en uzak oyuncunun bile tam sprintle baskıya başladığı o 7 saniye; bir takımın bir orduya dönüştüğü andır.</p>

<p>Bu baskının en büyük yardımcısı ise Aspmyra Stadion’un ta kendisidir. Sadece 8.200 kapasiteli bu mütevazı stat, fiyortlardan gelen öngörülemez rüzgârlara tamamen açıktır. Glimt oyuncuları, o sert rüzgârda topun nasıl kavis alacağını altyapıdan itibaren öğrenirken; City veya Roma gibi devler için Aspmyra’nın sentetik zemini ve hırçın rüzgârı bir kâbusa dönüşür. Kalecilerin degajlarının havada asılı kaldığı bu statta, “ev sahibi avantajı” kelimesi gerçek karşılığını bulur.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Hata Yapma Özgürlüğü: Pilotun Zihin Haritası</p>

<p>Ancak bu fiziksel baskı, ancak zihinsel bir huzurla mümkündür. İşte burada devreye kulübün gizli kahramanı, eski savaş pilotu ve mental antrenör Bjørn Mannsverk girer. Mannsverk, oyunculara modern futbolun en büyük korkusunu yenmeyi öğretir: Hata yapma korkusu.</p>

<p>Her sabah yapılan zihinsel seanslarda oyunculara şu soru sorulur: “Bugün hata yapmaya ne kadar hazırsın?” Bu felsefe, City karşısına çıkan bir gencin panik yapmasını engeller. Hata yapmanın bir yasak değil, gelişimin bir parçası sayıldığı bu iklimde; oyuncular 7 saniye kuralını bir zorunluluk değil, bir refleks olarak uygular.</p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb9-1.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/633508376_1336436721814632_4049460817749377705_n.jpg?_nc_cat=101&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=LgXFOb3kxigQ7kNvwGcMz0v&amp;_nc_oc=AdnlG8ouHRbD6walCEgfHjTw5-mmSzX6Fz3EMklAn7__fWDBDq4fs6WzgTUL5v0e_3s&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fesb9-1.fna&amp;_nc_gid=LlOD48P2H9lDXqYtoivS4Q&amp;oh=00_AftD3D3eZw9ZvDazvoOHmBkEgq0Rzank5wLvv6DOCbUlBw&amp;oe=6994A8AB" style="height:279px; width:500px" /></p>

<p>Roma’dan Madrid’e Uzanan Özgüven</p>

<p>Bodø/Glimt’in Avrupa’daki bu yürüyüşü tesadüf değildi. Bu hikâyenin ilk yüksek sesli işareti, 2021 sonbaharında Roma karşısındaki 6-1’lik galibiyetle gelmişti. Ve o büyük sınav, lig aşamasının son perdesinde geldi. Üst tura çıkabilmek için Manchester City ve Atlético Madrid’i yenmekten başka çareleri yoktu.</p>

<p>Önce fırtınalı bir kuzey akşamında Pep Guardiola’nın City’sini 2-1 ile geçtiler. Ardından Madrid’de, Metropolitano’nun ateşli atmosferinde geri düşmelerine rağmen oyundan kopmayarak Atlético’yu aynı skorla, 2-1 dize getirdiler. Bu zaferler, küçük bir kulübün cesareti değil; her dişlisi titizlikle işlenmiş bir sabır mühendisliğinin sonucuydu.</p>

<p>Bu yürüyüş şimdi yeni bir eşikte. UEFA Şampiyonlar Ligi Play-off turunda ilk maç 18 Şubat Çarşamba günü saat 23.00’te Aspmyra’da İnter ile oynanacak. Rövanş ise 24 Şubat Salı günü saat 23.00’te İtalya’da. İki maçlık bu eşleşme, kuzeyin sistem futbolu ile Inter tecrübesini karşı karşıya getirecek.</p>

<p>Aidiyetin Sahadaki Yansıması: Kalanlar ve Dönenler</p>

<p>Bu yapının sahadaki en net yansımalarından biri Nikita Haikin’di. Chelsea altyapısında başlayan ama Avrupa’nın kenar yollarında geçen uzun bir yolculuğun sonunda Haikin, kuzeye dönerek kök saldı.</p>

<p>Orta sahada ise bir hanedanın temsilcisi Patrick Berg vardı. Dedesi ve babasının mirasını devralan Berg için “kalmak”, bir muhafızlıktı. Madrid’de baskıyı kıran o oyun aklı, nesiller boyu aktarılan bir futbol genetiğinin ürünüydü.</p>

<p>Yanındaki Jens Petter Hauge ise Milan ve Frankfurt’un yabancı sahalarında kaybolduktan sonra “güvenli limanına” dönmüştü. Hauge’un City’ye attığı o galibiyet golü, sistemin bir oyuncuyu ne kadar hızlı rehabilite edebileceğinin en somut örneğiydi.</p>

<p>Bodø/Glimt’in başarısı bir gecelik masal değil. O oyun; 7 saniye kuralında, Bjørn Mannsverk’in mental seanslarında ve Aspmyra’nın sert rüzgârında şekillendi. Güneşin doğmadığı kış aylarında, kuzeyin direncini sahaya yansıtan bu 53 bin kişilik kasaba, bugün Avrupa sahnesinde paranın satın alamayacağı bir futbol aklını temsil ediyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 13 Feb 2026 10:32:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fair Play’in adı: Oğulcan Ülgün</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/fair-playin-adi-ogulcan-ulgun-540</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/fair-playin-adi-ogulcan-ulgun-540</guid>
                <description><![CDATA[Fair Play’in adı: Oğulcan Ülgün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türk futbolu uzun zamandır yüksek sesle oynanıyor.<br />
Sözler sert, futbol sahaları kavga dövüşün serbest alanına çevrilmiş, amaç tek: ne pahasına olursa olsun kazanmak.</p>

<p>Kazanmaya giden yolda nasıl kazanıldığı kimsenin umurunda değil.<br />
Rakip ayakta mı, yerde mi; haklı mı, haksız mı… fark etmiyor.<br />
Yeter ki top ağlara gitsin, yeter ki skor tabelası lehine dönsün.<br />
Gerisi “detay”.</p>

<p>İşte tam da bu gürültünün ortasında, Trendyol Süper Lig'de oynanan Fenerbahçe–Gençlerbirliği maçında, alışık olmadığımız bir şey oldu.<br />
Gençlerbirliği forması giyen Oğulcan Ülgün, devam edebileceği bir pozisyonda durdu.<br />
Rakibi Mert Müldür yerdeyken, topu ileri taşımayı değil, oyunu kesmeyi seçti.</p>

<p>Bu ligde bu refleks şaşırtır.<br />
Çünkü öğretilen şey şudur:<br />
“Devam et, hakem düşünsün.”<br />
“Düşen düşer.”<br />
“Sonra özür dilersin.”</p>

<p>Ama Oğulcan başka bir şey yaptı.<br />
Oyunu değil, alışkanlığı durdurdu.</p>

<p>Maçtan sonra beIN Sports’a konuşurken de bu ülkede pek duyulmadık bir cümle kurdu:</p>

<p>“Mert Müldür Ümit Milli Takım’dan arkadaşım. Ofsaytı o bozuyor sanırım. Orada gol atmak bize yakışmazdı. Mert Müldür’e ve Fenerbahçe’ye saygı gösteriyorum. Keşke bizim gösterdiğimiz karakter konuşulsa…”</p>

<p>Aslında bu sözler bir savunma değildi.<br />
Bir açıklama da değildi.<br />
Bu, bugünün futboluna tutulmuş bir aynaydı.</p>

<p>Çünkü bugün futbol;<br />
oyun zekâsıyla değil,<br />
öfke kontrolüyle,<br />
taktikle değil, sertlik dozuyla konuşuluyor.</p>

<p>Kazanmak kutsal, yöntem önemsiz.<br />
Sonuç var mı? Var.<br />
O zaman her şey meşru.</p>

<p>Oğulcan Ülgün’ün yaptığı tam olarak buna itirazdı.<br />
Sessiz, gösterişsiz ama fazlasıyla net bir itiraz.</p>

<p>Bu yüzden bu an yalnızca “güzel bir centilmenlik” hikâyesi değildir.<br />
Bu, sonucu putlaştırıp yolu çamurlaştıran futbol aklına karşı sahada verilmiş bir karakter beyanıdır.</p>

<p>Şimdi soru şu:<br />
Bu ülkede karakter ödüllendirilir mi?</p>

<p>Gözler hem Gençlerbirliği yönetiminde hem de Türkiye Futbol Federasyonu’nda.<br />
Çünkü fair play yalnızca alkışla yaşatılmaz.<br />
Görünür kılınır, ödüllendirilir, korunur.</p>

<p>Aksi halde yarının futbolu daha çok bağıracak,<br />
daha çok itişecek,<br />
daha çok kavga edecek.</p>

<p>Ve sonunda ortada futbol adına konuşacak bir şey kalmayacak.</p>

<p>Bazen maç bir golle kazanılmaz.<br />
Bazen gerçek galibiyet, oyunu durdurabilme cesaretidir.</p>

<p>Oğulcan Ülgün bunu yaptı.<br />
Hatırlattı.<br />
Rahatsız etti.<br />
Ve bu yüzden değerli.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Feb 2026 11:16:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutmadık, unutmayacağız: 6 Şubat depreminin yıl dönümünde</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/unutmadik-unutmayacagiz-6-subat-depreminin-yil-donumunde-539</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/unutmadik-unutmayacagiz-6-subat-depreminin-yil-donumunde-539</guid>
                <description><![CDATA[Unutmadık, unutmayacağız: 6 Şubat depreminin yıl dönümünde]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, 6 Şubat 2023’te yaşadığımız büyük felaketin yıl dönümü. Binlerce canımızı yitirdiğimiz, şehirlerimizin yerle bir olduğu o karanlık günü unutmak mümkün değil. Acımız hâlâ taze, yaralarımız hâlâ derin. Ama o günlerin en karanlık anlarında bile içimizi ısıtan bir şey vardı: Dayanışma.</p>

<p>Depremin ardından yurdun dört bir yanından yardım eli uzandı. Bu ellerden biri de Ankaragücü sevdalılarına aitti. Sadece bir futbol takımını desteklemekle kalmayıp, yeri geldiğinde vicdan, yeri geldiğinde umut oldular.</p>

<p>Hatay’a giden Ankaragücü gönüllüleri, sadece gıda ya da kıyafet değil, yürek taşıdılar. Özellikle okul çağındaki çocuklara yapılan yardımların arasında Ankaragücü ürünleri de vardı: atkılar, formalar, şapkalar… Ve o yardım anı, bir çocuğun sözleriyle hafızalarımıza kazındı:<br />
“Ankaragücü diye birileri geldi, bize yardım etti.”</p>

<p>Bu cümle, sosyal medyada kısa sürede yayıldı. Ankaragücü ismi, o anla birlikte sadece futbol sahalarında değil; hem o çocukların gözünde, hem de bu anı kalplerinde hisseden herkesin gönlünde yer etti. Yardımı yapanı da alanı da birleştiren o bağ, bugün hâlâ hafızalarda canlılığını koruyor.</p>

<p>Bugün, kaybettiklerimizi rahmetle anarken, bir yandan da insanlığımızı, birliğimizi, dayanışmamızı hatırlamak zorundayız. Bu acı günlerin içinde filizlenen umutları, yapılan iyilikleri unutmadan, daha güzel bir gelecek için omuz omuza yürümek zorundayız.</p>

<p>Başta depremde hayatını kaybeden tüm canlarımız olmak üzere, o günlerde elinden geleni yapan herkesi saygıyla anıyoruz. Ankaragücü sevdalılarının yaptığı gibi, bir atkı kadar sıcak, bir yardım kadar anlamlı dokunuşların izi asla silinmeyecek.</p>

<p>Unutmadık. Unutmayacağız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Feb 2026 10:18:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ricardo Velho, maçın sonucuna direkt etki eden bir kurtarış yaptı</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ricardo-velho-macin-sonucuna-direkt-etki-eden-bir-kurtaris-yapti-538</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ricardo-velho-macin-sonucuna-direkt-etki-eden-bir-kurtaris-yapti-538</guid>
                <description><![CDATA[Ricardo Velho, maçın sonucuna direkt etki eden bir kurtarış yaptı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Trendyol Süper Lig’in 19.haftasında deplasmanda karşılaştığı Antalyaspor’a 2-1’lik skorla mağlup olan Gençlerbirliği, 20.haftada Ankara Eryaman Stadyumu’nda Gaziantep FK’yı konuk etti.<br />
Trendyol Süper Lig’in 19.haftasında karşılaştığı Antalyaspor karşısında son derece kötü bir performans ortaya koydu Gençlerbirliği. Karşılaşmanın genelinde hücumda ve savunmada beklentilerin oldukça gerisinde kaldılar. Hücumda son derece durağan ve üretkenlikten uzak bir görüntü ortaya koydular. 1-0 galip durumda iken son derece basit iki kafa golü yiyerek Antalyaspor’a 2-1 mağlup oldular.&nbsp;<br />
Antalyaspor gibi kadro kalitesi ve futbol anlayışı olarak çok vasat bir takıma karşı Gençlerbirliği takımının daha -zorlayıcı- bir futbol ortaya koymasını beklerdim. Hiçbir şekilde Antalyaspor’u zorlayamadılar. Dolayısıyla; Antalyaspor karşısında sergilenen kötü futbolun sonucunda alınan böyle bir yenilginin, 20.haftada oynanacak olan Gaziantep FK maçına nasıl yansıyacağı Gençlerbirliği taraftarları tarafından merak ediliyordu.<br />
Trendyol Süper Lig’in 20.haftasında oynanan Gençlerbirliği-Gaziantep FK karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmaya, geçtiğimiz haftalara oranla müthiş bir iştahla başladı Gençlerbirliği. İlk yirmi dakikada, Gaziantep FK savunmasını fazlasıyla yıpratacak düzeyde bir ön alan baskı yaptılar. Yaptıkları yoğun pres nedeniyle Gaziantep FK takımı, topu Gençlerbirliği yarı alanına geçirmekte oldukça zorlandı.<br />
Kırmızı Karalar, rakip yarı alandaki bu iştahlarının karşılığını 8.dakikada Thalisson Kelven’in attığı gol ile aldılar. Metehan Mimaroğlu’nun kaleciyi çalımlayıp yaptığı vuruşu Gaziantep FK savunması çizgiden çıkardı, ardından dönen topu boş kaleye gönderen Thalisson, Gençlerbirliği’ni 1-0 öne geçiren golü kaydetti. Antrenmanda çalışıldığı belli olan organize bir gol olduğunu söyleyebilirim. Gençlerbirliği’nde, teknik direktör Metin Diyadin’in takımın başına geçmesinin ardından bu tür organize gollerin sayısı gitgide artıyor. Daha da fazlalaşması dileklerimle...<br />
Gençlerbirliği’nin 1-0’lık skor üstünlüğünü sağlamasının ardından Gaziantep FK, beraberlik golünü bulabilmek adına Gençlerbirliği kalesine gelmeye başladı. Sağ kanat merkezli hücumlar geliştirmeye çalıştılar. Ancak, bu ataklar “proje” olarak kaldı! Sağ kanattan ne bir orta yapabildiler, ne de sağ kanattan içeriye kat ederek adam akıllı bir hücum gerçekleştirebildiler!<br />
Hal böyle olunca, karşılaşmanın ilk yarısı 1-0’lık Gençlerbirliği üstünlüğü ile sona erdi.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısının başından 63.dakikaya kadar geçen bölüm oldukça durağan bir tempoda oynandı. Gençlerbirliği de, Gaziantep FK da topun hakimiyetini tam anlamıyla ellerine geçiremedi. “Orta alan mücadelesi” şeklinde geçen bir 18 dakika oynandığını söylesek abartmış olmayız sanırım. Ancak 63.dakikadan sonra; hatalı hakem kararlarıyla, güzel golleriyle, kritik kaleci kurtarışlarıyla oldukça -aksiyonel- bir maç izlediğimizi ifade edebilirim.<br />
63.dakikada, Gineli santrafor Mohamed Bayo’nun attığı golle skoru 1-1’e getiren golü kaydetti Gaziantep FK. Golün ardından Gençlerbirliği takımı, pozisyonun ofsayt olduğuna yönelik hakem Erdem Mertoğlu’na yoğun itirazlarda bulundu. Bu itirazların haklı olduğunu düşünüyorum.<br />
Bayo’nun attığı golün başlangıcında, sağ taç çizgisi yakınında bulunan Gaziantep FK’lı oyuncunun ofsaytta olduğu açık bir şekilde gözüküyor. Bu pozisyonun ofsayt olmadığına, hiçbir Allah’ın kulu beni inandıramaz! Adam bariz şekilde ileride! Öyle kılpayı filan değil yani! İstedikleri kadar ofsayt çizgisi çeksinler! Türkiye’de ofsayt çizgilerinin de sağlıklı bir şekilde çizilebildiğini düşünmüyorum! Atalarımızın tabiriyle,”göz var izan var!”<br />
77.dakikada, Metehan Mimaroğlu’nun attığı gol ile skoru 2-1’e getiren golü buldu Gençlerbirliği. Hazırlanış itibariyle güzel bir olduğunu söyleyebilirim. Franco Tongya’nın kıymetli asistiyle topla buluşan Metehan Mimaroğlu net ve sert bir vuruşla takımının galibiyet golünü kaydetti.<br />
Karşılaşmayı tribünlerden ya da ekran başında takip eden futbolseverler, Franco Tongya’nın asistini küçük bir dokunuşla gelen “şans asisti” olarak değerlendirebilir. Evet. küçük bir dokunuş ama zekice bir dokunuş... Metehan’ı tutan adamı yanıltıp kontrpiyede bırakan bir dokunuş... Küçümsenmemesi gereken bir asist.<br />
Kalan dakikalarda, Gaziantep FK’nın beraberlik golünü bulmak için gösterdiği çaba sonuç getirmeyince karşılaşma Gençlerbirliği’nin 2-1’lik üstünlüğüyle sona erdi. Gençlerbirliği, bu galibiyetle puanını 22’ye çıkardı.<br />
Yazımın sonunda, Gençlerbirliği- Gaziantep FK maçının 80.dakikasında, Gençlerbirliği kalecisi Ricardo Velho’nun kurtardığı pozisyona özel bir parantez açmak istiyorum.<br />
Gelişen Gaziantep FK hücumunda, atağa katılan sol bek Kevin Rodrigues’in ceza sahası içinden çektiği sert şutu Ricardo Velho müthiş bir şekilde kurtardı. Maçın sonucuna direkt etki eden bir kurtarış. Gençlerbirliği’ne üç puanı getiren bir kurtarış. Bu pozisyon gol ile sonuçlansaydı, Gençlerbirliği bu maçı kazanamazdı. Açık ve net...<br />
Daha önce kaleme aldığım köşe yazılarımda da ifade ettiğim üzere Ricardo Velho’nun iyi bir kaleci olduğunu düşünüyorum. Sözleşmesindeki “oynama garantili” özel maddeden dolayı kaleyi devralmış olabilir ama boş bir kaleci olduğunu düşünmüyorum. Bana göre, Velho’nun kaleyi devralmasının en büyük eksisi, bir diğer kaleci Erhan Erentürk’ün formunun zirvesindeyken yedek kulübesine mahkum olmasıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Feb 2026 11:03:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sekou Koita’dan müthiş bir gol!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/sekou-koitadan-muthis-bir-gol-537</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/sekou-koitadan-muthis-bir-gol-537</guid>
                <description><![CDATA[Sekou Koita’dan müthiş bir gol!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Trendyol Süper Lig’de, ilk yarının son maçında (17.hafta) Eryaman Stadyumu’nda karşılaştığı Trabzonspor’u, rakibi karşısında son derece üstün bir futbol oynayarak 4-3 mağlup eden Gençlerbirliği; ikinci yarının ilk maçında (18.hafta), Süper Lig’in güzel futbol oynayan ekiplerinden biri olan Samsunspor’u Eryaman Stadyumu’nda konuk etti.<br />
Gençlerbirliği, Trabzonspor’a karşı aldığı etkileyici galibiyetin ardından Samsunspor maçında da en kötü ihtimalle bir puan almak parolasıyla sahaya çıktı. Trabzonspor karşısında, yeni teknik direktörleri Metin Diyadin önderliğinde mükemmel bir futbol oynayan ve sahada savaşan bir Gençlerbirliği vardı sahada. Özellikle, kendi yarı alanlarından hücuma çıkarken sergiledikleri soğukkanlı ve organize anlayıştan etkilenmiştim. Yeni teknik direktörleri Metin Diyadin ile çıktıkları ilk maçta, önümüzdeki haftalar adına oldukça olumlu sinyaller vermişti Gençlerbirliği.<br />
Gençlerbirliği’nin Trabzonspor karşısında ortaya koyduğu bu etkileyici futbol, yeni teknik direktörüyle ilk maçına çıkan her takımın gösterebileceği anlık bir refleks miydi? Yoksa bu sansasyonel galibiyet, Kırmızı Karalar’ın ilerleyen haftalarda yakalayabileceği istikrarlı bir yükselişin ilk halkası mıydı? Bu sorunun cevabını alabilmemiz için biraz daha beklememiz gerektiğine inanıyorum. Samsunspor maçı da bu sorunun cevabını alabileceğimiz önemli dönemeçlerden biriydi.<br />
Gençlerbirliği-Samsunspor karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında gerek Gençlerbirliği, gerekse Samsunspor oyunun kontrolünü ellerine geçirecek bir performansı ortaya koyamadı. 38.dakikada Marius Mouandilmadji’nin attığı gol dışında ciddi bir gol pozisyonuna tanıklık edemedik. İki takım da birbirlerinin kalesine hücum etmekte oldukça zorlandı. Orta saha mücadelesi şeklinde geçen bir ilk yarı izledik.<br />
38.dakikada Marius Mouandilmadji’nin attığı gole biraz değinmek istiyorum. Dobalı golcünün attığı golde Gençlerbirliği savunmasını biraz hatalı bulduğumu ifade etmeliyim. Mouandilmadji, Trendyol Süper Lig’in kaliteli santraforlarından biri. Süper Lig’de ve UEFA Konferans Ligi’nde attığı birbirinden şık golleri hep birlikte izliyoruz. Gençlerbirliği savunmasının, özellikle de Goutas’ın ve Zan Zuzek’in, &nbsp;Mouandilmadji’nin topa bu kadar rahat vurmasına izin vermemeleri gerektiğine inanıyorum. Daha yakından marke edebilirlerdi.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında Gençlerbirliği, skor dezavantajının da getirdiği reaksiyon ile oyunu biraz daha rakip yarı sahada oynamaya niyetlendi. Özellikle Metehan Mimaroğlu’nun hızından ve dripling özelliklerinden yararlanarak ve sol kanat merkezli ataklar gerçekleştirerek pozisyon üretmeye gayret ettiler. Başarılı olabildiler mi? Tam anlamıyla başarılı olabildiklerini düşünmüyorum.<br />
60.dakikada Sekou Koita’nın attığı “muhteşem” gol ile 1-1’lik beraberliği sağladı Gençlerbirliği. &nbsp;<br />
Sekou Koita’nın, Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana sergilemiş olduğu performansı yeterli bulmuyorum. Kendisi için “bal yapmayan arı” tabirini kullansam herhalde abartılı bir ifade kullanmış olmam! &nbsp;Topu ilk aldığı anda akrobatik bir hareket yapıp dikkat çekiyor. Ancak, iş gol noktalarında etkili olmaya, orta yapmaya, gollük ara pası vermeye gelince Sekou Koita’dan haber alamazsınız! Hatlar çöküyor! Sekou Koita, benim gözümde böyle bir profil...<br />
&nbsp;Samsunspor’a attığı gole gelecek olursak... Kelimenin tam anlamıyla skora direkt etki eden, Gençlerbirliği’ni maça tutunduran, hangi açıdan bakarsanız bakın “bitiricilik” kokan bir gol. Müthiş bir vuruş. Bir top, bir futbolcunun ayağına bu kadar mı güzel oturur? Sekou Koita’yı atmış olduğu bu golden dolayı yürekten tebrik ediyorum. İlerleyen haftalarda da böyle güzel gollerini artırarak devam ettirmesini temenni ediyorum.<br />
Gençlerbirliği’nin beraberlik golünü bulduktan sonra ikinci golü de atmak adına, kendi seyircisi önünde oynuyor oluşunun da verdiği özgüvenle rakip kaleye yaptıkları baskıyı -bir tık- artıracağını düşünüyordum ama beklediğim gibi olmadı. 60.dakikada Sekou Koita’nın attığı beraberlik golünden sonra oyunu rölantiye alan, Samsunspor kalesinde kaydadeğer bir pozisyon üretemeyen bir Gençlerbirliği izledik. Açık söylemek gerekirse; Gençlerbirliği takımında, atılan beraberlik golünün ardından maçı kazanmaya yönelik bir iştah da göremedim.<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca mücadele 1-1’lik skorla sona erdi ve taraflar puanları paylaştı.<br />
Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in geride bıraktığımız son iki haftasında karşılaştığı Trabzonspor ve Samsunspor maçlarından toplam dört puan çıkardı. Alınan bu puanları önemsiyorum. Trabzonspor ile Samsunspor, Süper Lig’in göze hoş gelen futbol oynamaya çalışan iki güçlü takımı. Dolayısıyla; ligin ilerleyen haftalarını düşünecek olursak, bu iki güçlü takımdan alınan toplam dört puanı “extra” kategorisinde değerlendirebiliriz.<br />
Ancak, Gençlerbirliği takımında büyük bir santrafor probleminin yaşandığını düşünüyorum. Sezon başında kadroya katılan Senegalli santrafor M’Baye Niang, ligin ilk yarısında son derece vasat bir performans ortaya koydu. Fiziksel güç olarak istenilen seviyede değil. Bitiricilik yönü çok kötü. Adana Demirspor’da forma giydiği yıllarda oldukça etkili kafa golleri atardı. Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana -akılda kalan- bir kafa golü yok.<br />
Devre arası transfer döneminde Gençlerbirliği takımına -mutlak ve mutlak- surette, mevcut bütçe dahilinde Niang’ın önüne geçecek bir santrafor transferinin gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü Niang ile olmuyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 19 Jan 2026 20:14:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karne heyecanını aşan mutluluk</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/karne-heyecanini-asan-mutluluk-536</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/karne-heyecanini-asan-mutluluk-536</guid>
                <description><![CDATA[Karne heyecanını aşan mutluluk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün ara yıl tatiline giriyor çocuklar.<br />
Bütün çocuklara; sağlıklı, huzurlu ve bol kahkahalı bir dinlenme süreci diliyorum.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sabah erkenden kalktım bugün. Ev henüz uykudayken, kimseyi uyandırmadan çıktım. Sessizliğin içinden geçerek fırına uğradım; ev sakinlerine poğaça alıp aynı sessizlikle geri döndüm. Anahtarı kapının kilidine yerleştirirken bile dikkatliyim… Tıkırtı olmasın, uyanan olmasın diye.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Kapıyı açtım.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ve karşımdaki manzara bütün planımı, bütün sessizliğimi boşa çıkardı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">9 yaşındaki oğlum ve 3,5 yaşındaki kızım çoktan uyanmışlar. Kıyafetlerini giymişler, ayakkabıları hazır. Gözlerinde sabırsız bir bekleyiş. Ve ikisinin üzerinde de… Ankaragücü forması.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Okulun son günü. Kıyafet serbest.<br />
Ama bu sabah, karne heyecanını aşan başka bir mutluluk vardı yüzlerinde.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bana yaptıkları bu sürprizden dolayı gururlular. Biraz heyecan, biraz “bizi gördün mü” bakışı… O an düşündüm; bugün oğlumun okulunda, kızımın kreşinde mutlaka hatıra fotoğrafları çekilecek. Büyük ihtimalle ikisi de sınıfında tek Ankaragücü formalı çocuk olarak girecek o karelere.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sarı-lacivert bir inat, anlam yüklü bir duruş.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ama biliyorum ki yalnız değiller.<br />
Ankara’nın başka bir semtinde, başka bir okulda, başka bir sınıfta…<br />
Ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın Ankaragücü diyecek çocuklar olacak.<br />
İnadına giyecek o şanlı formayı.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Çünkü bu bir kıyafet meselesi değil.<br />
Bu bir aidiyet.<br />
Babadan oğula, anneden kıza geçen bir duruş.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün o fotoğraflara bakanlar belki fark etmeyecek. Ama yıllar sonra biri o kareye dönüp bakacak ve diyecek ki:<br />
“Bak… O gün de giymişim.”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bugün bir kez daha anladım ki</span></span><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">, sabahın o sessizliğini bozan çocuklarımın heyecanı aslında Ankaragücü’ne duyulan ve hiç bitmeyen bir sevdanın sesi.<br />
O sevda bugün Ankara’nın pek çok okulunun bahçesinde yankılanıyor;<br />
<strong>inadına giyilen bir forma ile,<br />
inadına söylenen bir beste ile,<br />
karne heyecanını aşan bir mutluluk ile…</strong></span></span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 16 Jan 2026 09:50:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Önümüzdeki maçlara bakamıyoruz</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/onumuzdeki-maclara-bakamiyoruz-535</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/onumuzdeki-maclara-bakamiyoruz-535</guid>
                <description><![CDATA[Önümüzdeki maçlara bakamıyoruz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Geçmişte yaşanan adaletsizlikleri unutamamışken,<br />
yenilerinin neredeyse her hafta karşımıza çıkması<br />
bu oyuna olan inancımızı biraz daha aşındırıyor.</p>

<p>Kalp yoruluyor, sabır azalıyor. Hafıza kötü anılarla dolup taşıyor; ve her seferinde, yeni adaletsiz kararlar adeta dayatılıyor.</p>

<p>Hesabı sorulmamış her yanlış, önümüze yeni bir yük gibi bırakılıyor.</p>

<p>Dün de benzer bir kötü hikâyeye tanıklık ettik.</p>

<p>Dün MKE Ankaragücü - İskenderunspor A.Ş. maçı 2–2 devam ederken oyunun seyrini ve adalet duygusunu yerle bir eden bir kararla Ankaragücü maçtan koparıldı.</p>

<p>Pozisyonda, İskenderunspor’lu Baran’ın herhangi bir temas olmaksızın kendi dengesini kaybederek yere düştüğü bir anda, oyunun doğal akışı içinde en fazla devam ya da sportmenliğe aykırı davranıştan bir sarı kart tartışılabilecekken penaltı kararı çıkması,<br />
sahada mücadele eden oyuncuların emeğini tek bir düdükle anlamsızlaştırdı.</p>

<p>O karar, yalnızca skoru değil; 90 dakikanın tamamını aşıp maçın ruhunu da alıp götürdü.</p>

<p>Çünkü futbol, kaybettiğinde canını acıtsa bile seni oyunun içinde tutan<br />
bir adalet duygusu barındırırdı.</p>

<p>Bugün o duygu eksik. Ne geride bıraktıklarımızda içimizi rahatlatan bir hesap var, ne de önümüze bakarken bizi ayakta tutan bir inanç.</p>

<p>Ve belki de en yaralayıcı nokta burası:<br />
Bu adaletsizliğin içine çocukları da çekiyoruz.<br />
Onlara anlatacak bir futbol masalı kalmıyor.</p>

<p>Bunu gerçekten umursayan var mı bilmiyorum?</p>

<p>Cevapsız kalan her adaletsizlik, yalnızca bugünü değil, geleceğe olan bağımızı da zedeliyor.<br />
Yalnızlık duygusu tam da burada büyüyor.</p>

<p>Meğer maç sonu söylenen o klişe söz,<br />
adalete dair ne çok şey anlatıyormuş.<br />
Yarına güvenle bakabilmenin cümlesiymiş meğer:<br />
“Önümüzdeki maçlara bakıyoruz.”</p>

<p>Ama biz, çoktandır önümüzdeki maçlara bakamıyoruz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Dec 2025 09:25:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bazı sessizlikler kulağı sağır eder</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bazi-sessizlikler-kulagi-sagir-eder-534</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bazi-sessizlikler-kulagi-sagir-eder-534</guid>
                <description><![CDATA[Bazı sessizlikler kulağı sağır eder]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı maçlar vardır; skor tabelası sadece bir teferruattır.<br />
Dakikalar akar ama futbol susar.<br />
Tribünlerde tezahürat yankılanır ama herkes aynı şeyi düşünür: eksik olanı.</p>

<p>Liverpool ile Wolverhampton Wanderers karşı karşıya geldiğinde sahada belki iki takım vardı ama o gün maçtan önce her şey başka bir anlam kazandı.<br />
Karşılaşma öncesinde, her iki kulübün ortak kararıyla, temmuz ayında hayatını kaybeden eski futbolcuları Diogo Jota için özel bir anma seremonisi düzenlendi.</p>

<p>Bir zamanlar her iki formayı da terleten bu özel futbolcunun adı, bu kez bir golle değil;<br />
alkışlarla, gözyaşlarıyla ve planlı bir sessizlikle hatırlandı.</p>

<p>Ve o sessizlik…<br />
Kelimeler çoğalmaz, boğazda düğümlenir.</p>

<p>Çünkü bu tür anlarda konuşmak değil, hissetmek gerekir.<br />
Anılar sessizce yükselir, gözler anlatır, yürekler dinler.<br />
Anma seremonisinin ardından Jota’nın çocukları sahaya adım attığında,<br />
elleri Virgil van Dijk’ın elinde;<br />
yürekleri babalarının yokluğundaydı.</p>

<p>Binlerce kişi gözyaşlarını içine gömdü.<br />
O an sahada futbol değil, hayat vardı.</p>

<p>Bu karşılaşmayı daha da anlamlı kılan bir gerçek daha vardı.<br />
Maç, Jota’nın trajik vefatının ardından, onu futbol dünyasında var eden iki eski kulübünün ilk kez karşı karşıya geldiği mücadeleydi.<br />
Bu yüzden 90 dakika boyunca oynanan oyun, bir rekabetten çok bir ortak hatırlamaya dönüştü.</p>

<p>Her iki kulübün taraftarları da bu anmayı tribünlere taşıdı.<br />
18. dakikada Wolverhampton tribünleri, Jota’nın Wolves formasıyla yıldızlaştığı, Premier League sahnesine adım attığı yıllara saygı duruşunda bulundu.<br />
20. dakikada ise Liverpool tribünleri, onun Kırmızılarla yaşadığı Premier League şampiyonluğunu, Anfield’da bıraktığı izleri ve zirveye uzanan yolculuğunu selamladı.</p>

<p>Dakikalar bir tesadüf değildi.<br />
Biri başlangıcı, diğeri zirveyi temsil ediyordu.<br />
İki farklı sayı, tek bir hikâyede birleşti.</p>

<p>Tribünde ise bir başka derinlik vardı.</p>

<p>Bir eş…<br />
Bir anne…<br />
Bir hayat arkadaşı…</p>

<p>Gözleri sahadaydı ama kalbi çok daha gerideydi;<br />
belki bir anıya,<br />
belki birlikte izlenmiş bir maça,<br />
belki ilk giyilen formaya takılı kalmıştı.</p>

<p>Herkes seyretti, o hissetti.<br />
Herkes alkışladı, o sustu.<br />
Çünkü bazı acılar alkışla değil, sessizlikle anlatılır.</p>

<p>Futbolun en sert yüzü tam da burada ortaya çıkar:<br />
Işıkların, kameraların, kalabalığın ortasında insanın çaresizliği…</p>

<p>Goller unutulabilir.<br />
Skorlar silinebilir.<br />
Ama bu anlar, bu seremoniler, bu vedalar…<br />
ömür boyu kalır.</p>

<p>Çünkü futbol sadece gollerle yazılmaz.<br />
Bazen bir anma töreniyle,<br />
bazen bir çocuğun sıkıca tuttuğu kaptan eliyle,<br />
bazen tribünden gözleri dolu izleyen bir eşle yazılır.</p>

<p>Jota, Wolverhampton’da yıldızlaştı;<br />
Liverpool’da Premier League şampiyonluğu yaşadı.<br />
Formaları değişti ama hikâyesi aynı kaldı.</p>

<p>Bazı oyuncular sahadan çıkar ama oyundan hiç çıkmaz.<br />
Bazı hatıralar formalarını değiştirir ama kalpten asla silinmez.<br />
Ve bazı sessizlikler vardır ki…<br />
kulağı sağır eder.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Dec 2025 10:52:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Işıklar kırmızı yandığı zaman duracaksın…</title>
                <category>Onur AYDOĞAN</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/isiklar-kirmizi-yandigi-zaman-duracaksin-533</link>
                <author>onurayd@yahoo.com (Onur AYDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/isiklar-kirmizi-yandigi-zaman-duracaksin-533</guid>
                <description><![CDATA[Işıklar kırmızı yandığı zaman duracaksın…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Işıklar Kırmızı Yandığı Zaman Duracaksın… (A. İlhan)</strong></p>

<p>Çocuktum. 19 Mayıs Stadyumu’nun yeşilini görünce, çimeninin kokusunu içime çekince tüylerim diken diken olurdu. Başka bir yerde olmak istemezdim; ait olduğum yerde olduğumu bilirdim. Kocaman bir aileydik. Her hafta birlikte sevinir, birlikte üzülürdük. Çocuklar büyüdü, büyükler yaşlandı, yaşlılar dünyayı terk etti. Yerlerini çocuklarımız doldurdu; renklerimize gönül verenler, sohbetimizi sevenler aramıza katıldı. Hiç eksilmedik, aksine kalabalıklaştık. Yürüdüğümüz yolda hiçbir zaman yalnız yürümedik.</p>

<p>Sadece futbol aklıyla, Süper Lig tarihinin en göze hoş gelen oyunlarından birini oynayan; Avrupa kupalarında fırtına gibi esen bir takım yarattı İlhan Cavcav.</p>

<p><strong>Aramızdan ayrıldığında ışıklar kırmızıya döndü.</strong></p>

<p>Futbol, fena hâlde hayata benzer. Bilmeden yapılan hamlelerin bedeli ağır olur. Sonunu hesaplamadan arzularının peşinden gidersen, yol seni bir çıkmaza sürükler. İlhan Başkan’ın mirası, pahalı heveslerle tüketildi. Bu camianın evladı Metin Diyadin, gördüklerini tek bir cümleye sığdırdı:<strong> “Gençlerbirliği, varlık peşinde koşan değil; var olmak için koşan oyunculardan oluşmak zorunda.”</strong></p>

<p>“Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini” dedik. Yeşilçam’dan ödünç alınmış bir babacanlıkla geldi o sevimli, tonton sima; el uzattı ve ayakta tuttu Gençlerbirliği’ni. Bu ülkede iyilik ve başarı çoğu zaman cezasız kalmaz; o da acımasızca eleştirildi. Bazen değeriniz yokluğunuzda anlaşılır. Yoruldu ve “benden bu kadar” dedi.</p>

<p>Futbolun doğrularından bir kısmını yerine getirince, asırlık çınar kendini Süper Lig potasında buldu. Endişelendik. Çünkü hazır değildik. Süper Lig’e sportif başarıyla girebilirsiniz; ancak güçlü bir organizasyonunuz, sağlam bir mali yapınız ve sürdürülebilir bir planınız yoksa kulüpler mezarlığında yeriniz çoktan ayrılmıştır. Hele bir de Süper Lig kibriyle pahalı transferlere yönelirseniz, vay hâlinize. Ne ayağımızı yorganımıza göre uzattık, ne de yorganımızı boyumuza göre genişlettik. Hoş geldin Jan Dark’ın ikinci trajedisi…</p>

<p>Yolun yarısını geçeli epey oldu ama hâlâ büyüyemedik. Bir çocuğun elinden en sevdiği oyuncağını alabilir misiniz? Kopardığımız yaygaranın nedeni tam da budur. “Ayda Gençlerbirliği’nin maçı var” deseler, aya merdiven kurardık. Şimdi ise kulübümüzün omzuna binen finansal yükle, aynı inatla mücadele ediyoruz. Yönetimde ve teknik ekipte; deplasman yollarında omuz omuza yürüdüğümüz, gol atınca tribünde sarmaş dolaş olduğumuz, çocukluğunu bildiğimiz, birlikte yaş aldığımız dostlarımız var.</p>

<p>Metin Hocamız sadece bir teknik adam değil. Gençlerbirliği, onun uğruna bir ömür verdiği yuvası. <strong>Ayağının tozuyla oynattığı şahsiyetli oyun, özlediğimiz o mağrur Gençlerbirliği duruşu</strong>. “Öncelikli işimiz kulübün finansal yapısını düzeltmek” diyor. Çünkü biliyor: ışıklar hâlâ kırmızı yanıyor. Kırmızı ışıkta durmayı bilenler, yeşil yandığında yola daha sağlam çıkar. Bugün Gençlerbirliği için yapılması gereken; ayağı gazdan çekmek, aynaya bakmak ve kulübün gerçeklerine uygun bir rota çizmektir.</p>

<p>Tedirginiz; ama umudumuz hâlâ diri. Çünkü Gençlerbirliği’ni, Gençlerbirlikli olanlar yönetiyor.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 09:59:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/onur-aydogan-1604654398.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gelin hep birlikte Ankaragücü\&#039;nün bu yürekli çocuklarına sahip çıkalım...</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/gelin-hep-birlikte-ankaragucunun-bu-yurekli-cocuklarina-sahip-cikalim-532</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/gelin-hep-birlikte-ankaragucunun-bu-yurekli-cocuklarina-sahip-cikalim-532</guid>
                <description><![CDATA[Gelin hep birlikte Ankaragücü\'nün bu yürekli çocuklarına sahip çıkalım...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Maç öncesi kime sorsanız bu kadar eksik bir kadro ile ligin en dinamik takımlarından olan İnegöl deplasmanından alınacak 1 puanın iyi olduğunu söyleyecektir. Hem teknik heyet, hem de futbolcu grubu bunu kabullenmemiş olacak ki var gücüyle galibiyete odaklanmış bir takım vardı sahada.</p>

<p>&nbsp;Önemli eksiklerine rağmen son 3 maçta alınan 9 puan var. Bu puanlarda aslan payını Teknik Direktör Recep Karatepe’ye yazarım. Eksiklerin açığı kapatmak için radikal bir karar ile sistem değişikliğine gitmek her babayiğidin harcı değil.&nbsp;</p>

<p>Üçlü defans ülkemizde çok tercih edilen bir sistem değil. Takımların tamamı 4-2-3-1 sistemi ile sahaya çıkar. Türk futbolcusunun alışkanlığı da bu yöndedir. Bu sistemi oynayabilmek için uzun kamp dönemlerinde üçlü sisteme takımı alıştırmak ve futbolcu tercihlerini bu siteme göre &nbsp;yapmak gerekir. Avantajları fazla olduğu kadar, dezavantajı da olan bir sistem. İki kanat oyuncunuz dinamik değilse çok açık verirseniz. Ankaragücü’nün şansı iki kanat oyuncusu da hem ofansif hem defansif görevlerini yerine getirebilen oyunculardan oluşması. İsmail ve Halil İbrahim git-geli fazla olan oyuncular. Bu sistem de haliyle orta saha da sayısal üstünlüğü de ele geçirebiliyorsunuz. Orta saha oyuncuları alan daraltmayı iyi yapabilirse az pozisyon verip çok pozisyon bulabiliyorsunuz. Ki Ankaragücü son dönemlerde az pozisyon veriyor. Burada ki en büyük handikap Diego gibi gözüküyor. Üçlü defansın ortasında ağır bir oyuncu ile oynamak ilerleyen dönemde başımıza iş açabilir. Diego sağ stoper oynayıp, ona göre daha hızlı olan ve ilk müdahaleleri daha yerinde olan Osman’ı, eskilerin değimi ile libero oynatmanın daha doğru karar olacağı kanaatindeyim. Takım hücumdayken stoperlerin birini rakip ceza sahası önüne gönderip hücum opsiyonlarını genişletebiliriz. Sistemin en büyük artılarından birisi de takımın topla en yeteneklisi Enes’e serbestlik sağlıyor. Bu maç özelinde daha çok topla buluşup rakibe hep tehdit oluşturdu. Attığı gol ise gerçekten usta işiydi. Tabi ki burada Halil İbrahimi de unutmamak gerekir. Bu sezon onun adına en iyi maçtı diyebiliriz. &nbsp;&nbsp;Eksikler dönünce Hoca bu sistemde devam mı edecek yoksa eski sistemde devam mı edecek hep birlikte göreceğiz.</p>

<p>Bana göre maçın yıldızları da Fatih ve Batuhan’dı. Bir maçta yıldız olmak için illa ki skor katkısı yapmak gerekmiyor. Öylesine mücadele ettiler öylesine iyi alan daralttılar ki İnegölspor’a pas yapma imkanı tanımadılar. Helal olsun çocuklar gözlerinizden öpüyorum. Atakan için de parantez açmadan olmaz. Attığı gol gerçekten mükemmeldi. O ortaya bu kadar darbeli kafa vuruşu yapmak her babayiğidin harcı değil.</p>

<p>Sonuç itibariye çok kötü bir hakem yönetimine ve Mesut, Yusuf Emre, Miraç, Mervan gibi as oyuncuları olmamasına rağmen kazanılan 3 puan çok değerli. İlerisi için hepimizi çok ümitlendirdiğini söyleyebilirim.&nbsp; Bu hafta sonu Erbaaspor ile oynanacak maçın saati ve günü çok uygun. Gelin hep birlikte bu çocuklara sahip çıkalım.</p>

<p>Bir sözümde yönetime. Gerçekten şu an ki yönetim hepimiz için tam bir kapalı kutu. Ne yapıp ne yapamayacaklarını kimse kestiremiyor. Hep “edeceğiz”, “yapacağız” larla ve ameliyat olması gereken yerlere pansuman yaparak &nbsp;geçiştirildi. Zaman daralıyor. Kısa biz zaman sonra pansuman yapmak ile yarayı iyileştiremezseniz.</p>

<p>İcraat lütfen!!</p>

<p>Saygı ve Sevgi ile kalın,</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Özdemir AYKANAT</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Dec 2025 15:29:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ricardo Velho tamam. Erhan Erentürk’ü de kaybetmemek gerekiyor</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ricardo-velho-tamam-erhan-erenturku-de-kaybetmemek-gerekiyor-531</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ricardo-velho-tamam-erhan-erenturku-de-kaybetmemek-gerekiyor-531</guid>
                <description><![CDATA[Ricardo Velho tamam. Erhan Erentürk’ü de kaybetmemek gerekiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Trendyol Süper Lig’in 15.haftasında Fatih Karagümrük’ü güzel bir oyun sonucunda 3-0 gibi net bir skorla mağlup eden Gençlerbirliği, 16.haftada Kasımpaşa Recep Tayyip Erdoğan Stadyumu’nda Kasımpaşa’nın konuğu oldu.<br />
Sezon başından bu yana bir türlü kaydadeğer bir yükseliş trendi yakalayamayan Kasımpaşa, hem kendi sahasında oynamanın getirdiği avantaj, hem de yeni teknik direktörü Emre Belözoğlu’nun takımına yüklediği ekstra motivasyon ile Gençlerbirliği karşısına mutlak galibiyet parolasıyla çıktı.<br />
Gençlerbirliği ise 15.haftada oynadığı Fatih Karagümrük maçında oynadığı futbol ile sezon başından bu yana sergilemiş olduğu performansın -bir tık- üzerine çıkmıştı. Fatih Karagümrük maçında Kırmızı Karalar özellikle hücum hattında oldukça hareketliydi. Direkten dönen toplar ve cömertçe harcanan pozisyonlar golle sonuçlansaydı Gençlerbirliği, rakibini 6-0, 7-0 gibi -hezimet- olarak adlandırdığımız sonuçlar ile de mağlup edebilirdi. Kasımpaşa maçında ise tamamen farklı bir oyun ortaya koydular.<br />
Kasımpaşa-Gençlerbirliği mücadelesinin teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında, kendi yarı sahasında hazırlık pasları yaparak topun kontrolünü elinde tutmaya çalışan bir Gençlerbirliği takımı vardı sahada. Tongya’nın hızından faydalanarak hücumda da üretken olmaya çalıştılar ama 10.dakikada Mbaye Niang’ın girdiği net gol pozisyonu dışında ciddi bir gol pozisyonuna giremediler.<br />
&nbsp;Bu noktada Mbaye Niang’ın, Süper Lig’in ilk 16 haftasında göstermiş olduğu performansı kısaca özetlemek istiyorum. Ligin ilk devresinde vasatı aşamayan bir görüntü ortaya koydu Niang. Evet, bazı ikili mücadelelerde “savaşçı” karakterini ortaya koyuyor ama bitiricilik anlamında bir hayli sınıfta kaldığını söylemeliyim. Belirlenecek bütçenin elverdiği ölçüde, devre arası transfer döneminde bu takıma Niang’ı yedekleyecek ya da Niang’ın önüne geçecek bir santrafor transferinin “olmazsa olmaz” bir gereklilik olarak görüyorum.<br />
&nbsp;Kasımpaşa’nın ise, &nbsp;karşılaşmanın ilk yarısında “vasatın da vasatı” bir performans ortaya koyduğunu düşünüyorum. Hücumda ve savunmada oldukça etkisiz bir görüntü sergilediler. Geliştirdikleri birkaç -cılız- atak dışında pozisyonları yoktu.&nbsp;<br />
Karşılaşma öncesinde Kasımpaşa’nın, yeni teknik direktörleri Emre Belözoğlu liderliğinde yepyeni bir başlangıç yapmak adına Gençlerbirliği maçından galibiyet çıkarmak için var güçleriyle savaşacaklarını düşünüyordum ama karşılaşma genelinde pozisyon üretmekte bile çok zorlanan bir Kasımpaşa izledik. Belli ki, yeni teknik direktör Emre Belözoğlu’nun yüklemeye çalıştığı motivasyon da Kasımpaşa’ya fayda sağlamamış.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında, Gençlerbirliği kalesine daha istekli hücum eden bir Kasımpaşa vardı sahada. İlk yarıdaki tutuk görüntülerinden -bir tık- daha arzulu bir oyun ortaya koydular. Ancak, hücuma çıkma konusunda gösterdikleri bu arzu, kendilerini öne geçirecek golü bulmalarını sağlayacak üretkenlik boyutuna ulaşamadı. İkinci yarıda girdikleri en net gol pozisyonu, Gençlerbirliği ceza sahasında Gueye’nin topla buluşup çekmeye niyetlendiği şut girişimiydi. Bu pozisyonda da Gençlerbirliği kalecisi Ricardo Velho, kalesinden zamanında çıkarak Gueye’nin daha etkili ve sert şut çekmesini engelledi ve topu ayaklarıyla karşıladı.<br />
Bu noktada, Gençlerbirliği’nin 27 yaşındaki kalecisi Ricardo Velho hakkındaki görüşlerimi de ifade etmek istiyorum. &nbsp;Sözleşmesindeki “oynama garantili madde” nedeniyle kaleyi, bir başka formda kaleci Erhan Erentürk’ten devraldı ve birkaç haftadır Gençlerbirliği kalesini koruyor. Velho’nun performansını çok beğeniyorum. Boş bir kaleci değil. Kalesinde sağlam duruyor. Yerinde hamleler yapıyor. Refleksleri de iyi. Sözleşmesindeki zorunlu madde nedeniyle zoraki olarak oynatılan değil; hak ettiği için Gençlerbirliği kale rotasyonunun kıymetli bir üyesi olduğunun mesajını fazlasıyla verdi bana.<br />
Formunun zirvesine ulaşmış iken birkaç haftadır yedek kulübesinde beklemek zorunda kalan Erhan Erentürk’ün de “gönlünün kırılmaması” gerektiğine inanıyorum. Zira Erhan Erentürk, en iyi oynadığı süreçte yedek kulübesinde beklemek zorunda kaldı. Bu durumun psikolojik yansımasını -elbette ki- yaşayacaktır. Yaşamaması mümkün değil. Gençlerbirliği’nin yeni teknik direktörü olması beklenen Metin Diyadin ile tecrübesi yadsınamayacak olan yardımcısı Özcan Bizati’nin, özellikle kale rotasyonundaki dengeyi çok iyi ayarlamaları gerektiğine inanıyorum.<br />
Mücadelenin ikinci yarısında Gençlerbirliği takımı, Kasımpaşa’nın ilk yarıda oynadığı futbola paralel bir görüntü sergiledi. Sahada varlıkları ile yoklukları belli değildi. Rakip ceza sahasına yaklaşmakta bile zorluk çektiler. Tek bir pozisyonları bile yok! Gençlerbirliği adına hiçbir görsel enstantanenin akılda kalmadığı bir ikinci yarı oynandı.<br />
Mücadelede gol sesi çıkmayınca, karşılaşma 0-0’lık eşitlikle sonuçlandı ve takımlar bir puana razı oldu.<br />
Yazımın sonunda, Gençlerbirliği’nin geçtiğimiz hafta düzenlenen olağanüstü seçimli genel kurulunda başkanlığa seçilen Arda Çakmak ve yönetim kuruluna başarılar dilemek istiyorum. Fazlasıyla zorlu bir göreve &nbsp;soyundular. Ortada “vahim” diye nitelendirebileceğimiz, çok kötü bir mali tablo var. &nbsp;<br />
Arda Çakmak’ın yönetim kurulu listesinde, Arda Çakmak gibi Gençlerbirliği camiası ile özdeşleşmiş, fazlasıyla saygın isimler mevcut. Arif Ölmez, Kubilay Güvenç, Şener Köseoğlu, Savaş Çolakoğlu, Nilüfer Bircan, Harun Erol bu isimlerden bazıları... Böylesine değerli isimlerden oluşan bir yönetim kurulunun mevcut sorunları tam anlamıyla çözemese bile, çözmek için elinden gelen mücadelenin fazlasını göstereceğine inanıyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Dec 2025 21:27:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Savunma hataları Gençlerbirliği’ne mağlubiyeti getirdi</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/savunma-hatalari-genclerbirligine-maglubiyeti-getirdi-530</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/savunma-hatalari-genclerbirligine-maglubiyeti-getirdi-530</guid>
                <description><![CDATA[Savunma hataları Gençlerbirliği’ne mağlubiyeti getirdi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Trendyol Süper Lig’in 12.haftasında Eryaman Stadı’nda karşılaştığı Başakşehir’i, sezon başından bu yana oynadığı en derli toplu futbolu ortaya koyarak 2-1 mağlup eden Gençlerbirliği; 13.haftada, Süper Lig’in en güçlü temsilcilerinden biri olan Galatasaray’a RAMS Park Stadyumu’nda konuk oldu.</p>

<p>Galatasaray-Gençlerbirliği maçı öncesinde Gençlerbirliği camiasının duayen isimleriyle yaptığımız yazışmalarda, Gençlerbirliği’nin bu maçta Galatasaray ile başa baş bir performans ortaya koyup -en kötü ihtimalle- İstanbul deplasmanından bir beraberlik ile dönebileceğini belirtmiştim. Elbette ki bu iddiamın dayandığı birtakım somut veriler mevcut idi.</p>

<p>Bu iddiama dayanak oluşturan en somut done, Galatasaray hücum hattının en etkili iki oyuncusu olan Victor Osimhen ve Yunus Akgün’ün sakatlıkları nedeniyle bu maçta oynayamayacak olmaları idi. İki oyuncu da Galatasaray için “olmazsa olmaz” öneme sahip.</p>

<p>Victor Osimhen’in kalitesini tartışmak gibi bir lüksümüzün olduğunu düşünmüyorum. Türk futboluna gelmiş en kaliteli golcülerden biri. Yunus Akgün’ün ise Galatasaray’ın elindeki en iyi kanat oyuncusu olduğunu düşünüyorum. Hızlı, şutu olan, rakip savunmaların dengesini bozan, efektif bir kanat oyuncusu. Böylesine önemli iki oyuncunun yokluğu, Gençlerbirliği savunması açısından oldukça rahatlatıcı bir unsur olacaktı.</p>

<p>Galatasaray- Gençlerbirliği maçının teknik analizine geçecek olursak...</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında topun kontrolü Galatasaray’ın elindeydi. Ancak hücum hattının iki kıymetli oyuncusu olan Osimhen ve Yunus’un yokluğunda, gol yollarında üretkenlikten çok uzak bir görüntü ortaya koydular.</p>

<p>Gol yollarındaki bu pasif görüntüye rağmen 2.dakikada Barış Alper Yılmaz ile 43.dakikada Mauro Icardi’nin kafa vuruşları direkten döndü. Direkten dönen iki topta da Gençlerbirliği savunmasının hatasının olduğunu düşünüyorum. Barış Alper ve Icardi’ye çok rahat kafa vurdurdular.</p>

<p>22.dakikada, sol çaprazdan Göktan Gürpüz’ün kullandığı frikik atışında topla buluşan Mbaye Niang, topu boş kaleye yuvarlayarak Gençlerbirliği’ni 1-0 öne geçiren golü kaydetti. Bu golde, Göktan’ın kullandığı frikik atışını çok beğendiğimi belirtmeliyim. Son derece düzgün ve “adrese teslim” bir orta yaptı. &nbsp;Niang da böylesine güzel bir ortayı gole çevirdi. Çevirmeseydi ayıp olurdu.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında Gençlerbirliği, oyunu kendi yarı sahasında kabullenen bir görüntü ortaya koydu. Hücuma çıkmayı neredeyse hiç düşünmediler. Niang’ın attığı gol dışında kayda değer bir pozisyonları yoktu. Bu denli vasat bir hücum performansına rağmen ilk yarıyı 1-0 önde kapatmak, Gençlerbirliği takımı için çok önemli bir avantaj idi.</p>

<p>Mücadelenin ikinci yarısına Gençlerbirliği, ilk yarıyı 1-0 önde kapatmanın getirdiği moral ile başladı.</p>

<p>Lakin Gençlerbirliği savunması, en moralli olmaları gereken bu bölümde müthiş bir psikolojik dağılma yaşadılar. Defans hattında akıl almaz hatalar yapıldı. Nitekim bu dağılma, karşılaşmanın 55.ve 66. dakikaları arasındaki bölümde Galatasaray’ın üç gol birden bulması ile sonuçlandı.</p>

<p>55.dakikada Mauro Icardi, klas bir vuruşla skoru 1-1’e getiren golü kaydetti. 57.dakikada Barış Alper Yılmaz, bomboş kaleye topu yuvarlayarak Galatasaray’ı 2-1 öne geçiren golü attı. 66.dakikada ise İlkay Gündoğan, yine bomboş kaleye topu yuvarlayarak Sarı Kırmızılıları 3-1 öne geçirdi.</p>

<p>Özellikle, 57.dakikada Barış Alper Yılmaz’ın golde Gençlerbirliği savunmasının yaptığı “akıllara zarar” hataya dikkat çekmek istiyorum. Savunma hattındaki 2-3 adam -kel alaka- bir noktada toplanarak, sahada boş bırakılmaması gereken tek adam olan Icardi’nin, bomboş bir şekilde Gençlerbirliği kalecisi Velho ile karşı karşıya kalmasına izin verdiler. Icardi’nin attığı cılız şutu Velho kurtardı ama Velho’dan dönen topu Barış Alper boş kalaye yuvarladı.</p>

<p>Icardi’nin bomboş bir şekilde topla buluşmasına neden olan Gençlerbirliği takımındaki o üç oyuncunun, o noktada neyi beklediğini çok merak ediyorum. Tren mi bekliyorlardı acaba! Takımlarına mağlubiyeti getiren, hayati bir hata yaptılar. İzah edilemeyecek bir hata!</p>

<p>60.dakikada, Gençlerbirliği savunma oyuncusu Thalisson Kelver’in kırmızı kart gördüğü pozisyona geçecek olursak...</p>

<p>Bazı basın ve yayın kuruluşlarında, Thalisson’un Kazımcan Karataş’a yaptığı müdahale “sert müdahale” olarak nitelendiriliyor ama yayıncı kuruluş kameralarının yansıttığı açılardan pozisyonu izlediğim zaman, bu müdahalenin “sertlikle” uzaktan yakından alakasının olmadığını gözlemledim. Sert müdahalenin tanımı değişti de bizim mi haberimiz yok? Hakemin yerinde olsaydım bu müdahaleye sarı kart vermezdim. Aynı müdahaleyi Kazımcan Karataş Thalisson’a yapsaydı, 30.000 kişilik Galatasaray taraftarının önünde bu kartı gösterilebilecek miydi? Hayır. Es geçilecekti! Dikkatlerden kaçacaktı! Adım gibi eminim.</p>

<p>77.dakikada Metehan Mimaroğlu, Gençlerbirliği adına skoru 3-2’ye getiren golü kaydetti. Sağ kanattan Samed Onur’un kestiği “şahane” ortayı, Metehan Mimaroğlu son derece güzel bir kafa vuruşuyla gole çevirdi. Golün organizasyonunu çok beğendim. Antrenmanda çalışıldığı çok belli. &nbsp;Güzel bir gol.</p>

<p>Karşılaşmada başka gol olmayınca Gençlerbirliği, ilk yarısını 1-0 önde tamamladığı mücadelenin sonucunda Galatasaray’a 3-2’lik skorla mağlup oldu ve 11 puanda kaldı.</p>

<p>Galatasaray-Gençlerbirliği karşılaşmasın kırılma noktası, 51.ve 54. dakikada Gençlerbirliği’nin Tongya ile kaçırdığı mutlak goller oldu. Bu pozisyonlardan biri bile golle sonuçlansaydı, Gençlerbirliği 2-0’lık skor üstünlüğünü sağlayıp rahatlayacaktı. “Küçük detaylar sonucu belirler” şeklinde kullanılan tabire çok uygun bir örnek...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Nov 2025 22:01:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gökyüzüne gözyaşıyla yazılan zafer</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/gokyuzune-gozyasiyla-yazilan-zafer-529</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/gokyuzune-gozyasiyla-yazilan-zafer-529</guid>
                <description><![CDATA[Gökyüzüne gözyaşıyla yazılan zafer]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İskoçya, dün gece Danimarka’yı 4–2 mağlup ederek 28 yıllık Dünya Kupası özlemini bitirdi.<br />
Ama bu gecede yaşanılan, yalnızca zaferle taçlandırılmış bir maç değil; bir kaptanın gözyaşlarında sakladığı bir dostluğun, yarım kalmış bir hayalin ve gökyüzüne gönderilen bir selamın gecesi olarak tarihe geçti.</p>

<p><strong>Tribünlerde Coşku, Robertson’ın Gözlerinde Başka Bir Hikâye</strong></p>

<p>McTominay, Shankland, Tierney ve McLean…<br />
Dört farklı gol, bir ülkenin neredeyse 30 yıl süren rüyasını gerçeğe dönüştürdü.</p>

<p>Fakat gecenin en ağır, en gerçek anı skor tabelesinde değildi.<br />
Gerçek an, maç biter bitmez BBC mikrofonuna doğru titreyen bir seste saklıydı.</p>

<p>İskoçya Millî Takımı’nın kaptanı Andy Robertson’ın sesi titriyordu; sevinçle hüzün, cümlelerinin arasına karışmıştı.<br />
İlk cümlesi izleyenleri sarsmaya yetti.</p>

<p>“Aslında bugün duygusal olarak çok kötü durumdaydım. Gün boyunca içimde bir ağırlık vardı.”</p>

<p>Sunucu nedenini sorduğunda kaptan hafifçe gülümsedi.<br />
Ama o gülüş, yarım bir gülüştü, kalbi kırık, taşıdığı yükün farkında bir gülüş.</p>

<p>“Yaşım gereği bunun Dünya Kupası için son şansım olabileceğini biliyordum.”</p>

<p>Sonra kısa bir suskunluk…<br />
Bir nefes…</p>

<p>Ve gecenin kırılma cümlesi geldi:</p>

<p>“Ve… bugün Diogo Jota’yı aklımdan çıkaramadım.”</p>

<p>O an ekran başındaki milyonlar sustu.</p>

<p>Robertson devam etti:</p>

<p><strong>“Onunla Dünya Kupası hakkında devamlı konuşurduk. 2022’de sakatlığı yüzünden Katar’da oynayamadı, ben de kupaya İskoçya katılamadığı için orada değildim. Bu turnuvanın hayalini beraber kurmuştuk.”</strong></p>

<p>Bu sözler, bir sporcunun sıradan bir açıklaması değildi.<br />
Bu sözler, artık aralarında olmayan bir dostun hayalini omuzlarında taşıyan bir kaptanındı.</p>

<p>Ve sonra gecenin en çok paylaşılan cümlesi geldi:</p>

<p><strong>“Bu gece bir yerlerden bana bakıp gülümsediğini biliyorum.”</strong></p>

<p>Bazen bir maç, bazen bir gol, bazen bir gece…<br />
Gökyüzüne yazılır.<br />
Bir dostluğun izi, verilen bir sözün ağırlığı, bir gülümsemenin hatırası<br />
bazen gecenin sessizliğine karışır;<br />
zafer de, hüzün de aynı gökyüzünde yan yana durur.<br />
Ve dün gece İskoçya’nın aldığı o bilet,<br />
kaptanın hayallerini birlikte kurduğu bir dosta doğru uzanan,<br />
gökyüzüne gözyaşlarıyla yazdığı bir zafer oldu;</p>

<p>Diogo Jota.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Nov 2025 16:20:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Küçük yüreklerden büyük sevdaya</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/kucuk-yureklerden-buyuk-sevdaya-528</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/kucuk-yureklerden-buyuk-sevdaya-528</guid>
                <description><![CDATA[Küçük yüreklerden büyük sevdaya]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü maçlarında futbolcularla birlikte seremoniye çıkan çocuklar, o anlarda sadece bir seremoniye değil; bir hayalin içine, yıllar geçse de unutamayacakları bir anıya adım atıyorlar.<br />
Çocuklar, bir gün kendi çocuklarına gösterecekleri fotoğraf karelerine tanıklık ediyorlar; o karelerin her biri, saf sevginin, heyecanın ve aidiyetin bir yansıması oluyor.</p>

<p>Bu hafta o çocuklardan biri de benim oğlum Mustafa Kemal’di. Hayatının en mutlu, en heyecanlı günlerinden birini yaşadı. Sarı-lacivert formalar, tribünlerin coşkusu ve sahadaki atmosfer, onun kalbinde ömür boyu unutulmayacak bir yer edindi.</p>

<p><br />
<strong>Küçük Bir Taraftarın Gözünden O Gün</strong></p>

<p><strong>&gt; “Bütün hafta o anı düşündüm. Forma hediye edeceklerini bilmediğim için günlerce hangi formayı giyeceğime karar veremedim.<br />
Maç sabahı çok erken uyandım, sabah altıda babamı uyandırdım.<br />
Stadyumu gördüğümde heyecanım daha da arttı. Hediye edilen formalara bayıldım. En çok Miraç’ı görmek istiyordum.<br />
Koridorda Muğlasporlu bir oyuncu ‘Hangi takımlısın?’ diye sordu. ‘Biz Ankaragüçlüyüz, sizi fena yeneceğiz!’ dedim.<br />
Her şey çok güzeldi, hem kuzenlerime hem arkadaşlarıma bu günü anlatacağım. Eminim onlar da gelmek isteyeceklerdir.”</strong></p>

<p><br />
---</p>

<p>Bu tür organizasyonlar, skor tabelasında ne yazarsa yazsın, Ankaragücü sevgisinin kazanılması açısından çok kıymetli. Çünkü asıl kazanç, o çocukların yüreklerinde yeşeren sevda… Onlar için bu sadece bir seremoni değil, aidiyetin, tutkuyla bağlanmanın ve Ankaragücü ruhunu erken yaşta hissetmenin bir parçası.</p>

<p>Bu anlamlı organizasyonu hayata geçiren, çocuklara bu heyecanı yaşatan İsmet Belkan’a da içten teşekkürlerimi sunuyorum. Böylesi çalışmalar, geleceğin tribünlerinde, sahalarında, hatta yönetimlerinde Ankaragücü’nü temsil edecek nesillerin yetişmesi için çok değerli.</p>

<p>Bugün çocuklar Ankaragücü’ne emanet; yarın ise Ankaragücü bu çocuklara emanet olacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Nov 2025 09:59:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği camiasının Volkan Demirel’e destek vermesi gerekiyor </title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-camiasinin-volkan-demirele-destek-vermesi-gerekiyor-527</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-camiasinin-volkan-demirele-destek-vermesi-gerekiyor-527</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği camiasının Volkan Demirel’e destek vermesi gerekiyor ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Son haftalarda saha içinde oynayacakları futboldan çok, saha dışında yaşanan tatsız gelişmelere kanalize olmak durumunda kalan Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 11.haftasında, ligimizin güzel futbol oynamaya çalışan ekiplerinden Göztepe ile Göztepe Gürsel Aksel Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.<br />
&nbsp;Geçtiğimiz hafta, Gençlerbirliği takımında “beklenen” bir gelişme yaşandı ve teknik direktör Hüseyin Eroğlu ile yollar ayrıldı. Hüseyin Eroğlu’ndan boşalan teknik direktörlük koltuğuna Volkan Demirel getirildi.<br />
Geçtiğimiz sezon Gençlerbirliği’nin, hak ettiği platform olan Trendyol Süper Lig’e yeniden yükselmesinde en büyük pay -hiç şüphesiz- &nbsp;Hüseyin Eroğlu’na ait. &nbsp;Recep Karatepe’den boşalan teknik direktörlük koltuğuna Hüseyin hocanın oturmasının ardından Gençlerbirliği takımı, inanılmaz bir form grafiği yakaladı. Kaleci Erhan Erentürk, sol kanat Metehan Mimaroğlu gibi isimler; Hüseyin Eroğlu’nun takımın başına geçmesinin ardından performans ivmelerini yükselttiler ve takımlarına katkı sağlamaya başladılar. Ve sonuç olarak Kırmızı Karalar, sezon sonunda Trendyol Süper Lig biletini kaptı.<br />
Bu sezon ise Trendyol Süper Lig macerasına kötü bir başlangıç yaptı Gençlerbirliği. Tabiki bu kötü sezon başlangıcında, yaz transfer döneminin sonunda takıma dahil olan bazı oyuncuların uyum süreçlerinin uzamasının da büyük payı var. Buna ek olarak, bir önceki başkan Osman Sungur ve yönetim kurulunun yaptığı bazı yanlış transferlerin de Hüseyin hocanın kadro planlamalarının “olumsuz” yönde değişmesine neden olduğunu düşünüyorum. Hüseyin Eroğlu’na kariyerinin devamında başarılar diliyorum.<br />
Trendyol Süper Lig’in 11.haftasında oynanan Göztepe-Gençlerbirliği &nbsp;maçına geçecek olursak...<br />
Yeni teknik direktörü Volkan Demirel ile yepyeni bir sayfa açmak isteyen Gençlerbirliği, Volkan hoca ile çıktığı ilk maçta, ligimizin kaliteli kadrolarından birine sahip olan Göztepe’ye konuk oldu. Fazlasıyla zor bir deplasman idi. Göztepe, futbola aşık taraftar grubu ile futbolcular arasında güzel bir ahenk oluşturabilen bir kulüp. Futbolcuları pozitif yönde etkileyen bir taraftar grupları var. Nitekim Gençlerbirliği maçında da oyunun kontrolü tamamen Göztepe’nin elindeydi.<br />
Teknik direktör değişikliğine giden takımlar, yeni teknik direktörleriyle çıktıkları ilk maçta geçmiş maçlarına oranla biraz daha iştahlı, mücadeleci ve arzulu bir performans sergilerler. Amaç, yeni teknik direktörün gözüne girmek ve yepyeni bir maceraya, moral kazanarak başlamaktır. Ancak, Göztepe karşısında izlediğimiz Gençlerbirliği takımında böyle bir futbol oynama iştahını ve moralli bir başlangıç yapma arzusunu göremedim.<br />
45+1.dakikada Juan’ın attığı kafa golüne kadar oyunu kendi yarı sahasında kabul eden, hücuma çıkmayı ve çok adamla hücum etmeyi aklının köşesinden bile geçirmeyen bir &nbsp;Gençlerbirliği vardı sahada. Nitekim, koskoca bir ilk 45’yı pozisyona giremeden tamamladılar.<br />
Öte yandan, Juan Santos’un attığı gole de bir-iki cümle ile değinmek istiyorum. Maça sol stoper pozisyonunda başlayan Miroshi’nin yaptığı güzel ortayı net bir kafa vuruşuyla gole çevirdi Juan. Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk’ün çabası da bu güzel kafa vuruşunun gol ile sonuçlanmasını engelleyemedi.<br />
Göztepe’nin 1-0’lık skor üstünlüğünü sağlamasının ardından Kırmızı Karalar, skoru dengeye getirmek için gereken çabayı gösterdi ama bu çaba, beraberlik golünü bulmak için gerekli olan üretkenlik boyutuna geçemedi.<br />
Gençlerbirliği’nin girdiği tek ciddi gol pozisyonunun 62.dakikada, ceza sahası içerisinde Göktan Gürpüz’ün vurduğu ve Göztepe kalecisi Lis’in sağ ayağıyla çıkardığı olduğunu düşünüyorum.<br />
Öte yandan, 75.dakikada Gençlerbirliği santraforu Mbaye Niang’ın vurduğu ve Göztepe kalecisi Lis’in yumruklarıyla çıkardığı bir şut var. Gerçekten, “füze” olarak tabir edebileceğimiz bir çıkardı Niang. Bu şut biraz daha köşeye gitseydi jeneriklik bir gol olurdu. Gol ile sonuçlanmayan bu şut bile, Mbaye Niang’ın Gençlerbirliği’ne imza attığı günden bu yana yaptığı en faydalı hareket.<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Göztepe, Gençlerbirliği’ni 1-0’lık skorla mağlup etti. Gençlerbirliği bu sonuçla 8 puanda kaldı.<br />
Yazımın sonunda, Gençlerbirliği’nin yeni teknik direktörü Volkan Demirel ile ilgili görüşlerimi belirtmek istiyorum.<br />
Volkan hoca, “insani” yönüne hayran olduğum bir teknik direktör. Hümanist bir teknik direktör. Büyük Hatay depreminde, oyuncularının duygularına nasıl ortak olduğunu ve onlara nasıl kol kanat gerdiğini hayatım boyunca unutmayacağım. Bu nedenle, kalbimde apayrı bir yere sahip olan teknik direktörlerden biridir. Başarılı olmasını, yüreğimin en derin köşesinden diliyorum.<br />
Tam bu noktada bazı okuyucularım, doğal olarak bana şu soruyu soracaktır: “İyi diyorsun, hoş diyorsun ama Volkan Demirel’in şu ana kadar, teknik direktörlük kariyerinde elde ettiği bir başarı var mı?”&nbsp;<br />
Bu soruyu soracak olanlar çok haklılar. Ben de Gençlerbirliği’nin yeni teknik direktörünün yeterince tecrübeli ve CV’si başarılar ile dolu bir isim olmasını tercih ederdim. Ancak, Gençlerbirliği’nin içinde bulunduğu ekonomik şartları göz önünde bulunduracak olursak takımın başına kariyerini ispatlamış bir teknik direktörün getirilme ihtimali çok zayıf. Bu şartlar altında, Gençlerbirliği’nin başına ancak kendini ispatlama aşamasında olan bir teknik direktör geçer.<br />
Görünen o ki Volkan hoca, “aidiyet bağı” adı verilen kavramı bünyesinde fazlasıyla barındıran bir teknik direktör. Takımına da bu aidiyet duygusunu aşılayabilir. Futbolculara “takım için oynamak” duygusunu empoze edebilir. Volkan Demirel ile futbolcular arasında güzel bir uyum yakalanacağını düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Nov 2025 15:35:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>San Mamés’te Bir Geleneğin Adı: Pichichi’ye saygı</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/san-mameste-bir-gelenegin-adi-pichichiye-saygi-526</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/san-mameste-bir-gelenegin-adi-pichichiye-saygi-526</guid>
                <description><![CDATA[San Mamés’te Bir Geleneğin Adı: Pichichi’ye saygı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Futbolun en güzel yanı, sadece sahada atılan goller değil; o gollerin ardında yaşatılan hikâyelerdir.<br />
Bilbao’nun kalbinde, San Mamés’in gölgesinde bir heykel durur.<br />
O heykelin adı, İspanya futbol tarihinin ilk büyük golcülerinden Rafael Moreno Aranzadi, yani herkesin bildiği adıyla Pichichi’dir.</p>

<p>1892’de Bilbao’da doğan Pichichi, 1910’lu yıllarda Athletic formasıyla oynadığı futbolla kısa sürede efsane haline geldi.<br />
Kulüp tarihinin ilk golcülerindendi; sadece rakip kalelere değil, Bilbao’nun kalbine de iz bıraktı.<br />
1913 yılında açılan San Mamés’te atılan ilk gol ona aitti.<br />
Dört Copa del Rey şampiyonluğu, beş bölgesel kupa ve 1920 Antwerp Olimpiyatları’nda İspanya ile kazanılan gümüş madalya, onu ülke futbolunun öncülerinden biri yaptı.</p>

<p>Ne var ki bu büyük hikâye, kısa sürdü.<br />
1922 yılında, henüz 29 yaşındayken hayatını kaybetti.<br />
Kulüp kaynaklarına göre ölüm nedeni tifoydu; bazı rivayetlerde bozulmuş istiridye yemesi sonucu gelişen ani bir enfeksiyondan söz edilir.<br />
Kesin nedeni hiçbir zaman tam açıklanmadı ama Bilbao’da derin bir yas yaşandı.<br />
O dönem gazeteler, “Pichichi gitti, San Mamés sessizliğe büründü” başlıklarını atmıştı.<br />
Arkasında yalnızca goller değil, bir karakter mirası bıraktı.</p>

<p>Bu miras, dört yıl sonra somutlaştı.<br />
1926’da San Mamés’in dışına Pichichi’nin büstü dikildi.<br />
Ve o günden bu yana, Bilbao’ya ilk kez gelen her takım kaptanı, maçtan önce bu büstün önüne çiçek bırakıyor.<br />
Ne bir zorunluluk, ne bir tören… sadece futbolun en zarif hareketi: saygı.</p>

<p>Rivayete göre bu gelenek ilk kez 1927’de MTK Budapeşte’nin ziyaretiyle başladı.<br />
O günden bugüne, Avrupa’nın dört bir yanından gelen takımlar aynı duyguyla bu geleneği sürdürdü.<br />
Kimi için küçük bir seremoni, ama aslında futbolun ruhunu yaşatan bir selam.</p>

<p>1953 yılında İspanyol gazetesi MARCA, La Liga’nın gol kralına verilen ödüle onun adını verdi: Pichichi Ödülü.<br />
Bu ödül, yalnızca sayılarla değil, futbolun zarafetiyle de özdeşleşti.<br />
Kazananlara resmî bir kupa değil, Pichichi’nin bronz büstünü andıran özel bir heykel verilir.<br />
İspanya futbolunun en büyük golcüleri — Hugo Sánchez, Raúl, Cristiano Ronaldo, Lionel Messi gibi isimler bu ödülle anıldı.<br />
Messi’nin sekiz kez kazanarak rekor kırması, Pichichi ismini yeni kuşaklara da taşıdı.</p>

<p>Erkeklerde olduğu gibi kadın futbol liginde (Liga F – eski adıyla Primera División Femenina) de sezonun en golcü oyuncusuna “Pichichi Femenino” ödülünü veriyor.<br />
Yani bu ödül, aynı ismin kadın futbolundaki eşdeğeri olarak resmi biçimde sürdürülüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu da Bilbao’nun bir sembolünün, artık cinsiyet fark etmeksizin futbolun evrensel diline dönüştüğünü gösteriyor. Bilbao halkı San Mamés’e “La Catedral” der.<br />
Çünkü burası sadece bir stadyum değil, bir inancın mekânıdır.<br />
Yeni San Mamés yapılırken bile büst yerinden alınmadı; özenle taşındı.<br />
Tıpkı Bilbao’nun geleneğe, emeğe ve geçmişe duyduğu vefa gibi…</p>

<p>Bu ritüel hâlâ yaşıyor.<br />
En son UEFA Şampiyonlar Ligi’nde Athletic Bilbao’nun Azerbaycan temsilcisi Karabağ FK’yı 3-1 yendiği maç öncesinde, konuk ekip Pichichi’nin büstüne çiçek bıraktı.<br />
Bu zarif hareket, yüzyılı aşkın bir geleneğin hâlâ nasıl saygıyla sürdüğünü gösteriyordu.</p>

<p>Bir kaptanın, San Mamés’teki büstün önüne bıraktığı o çiçek…<br />
Belki birkaç saniyelik bir hareket ama anlamı çok derin:<br />
Skorlar unutulur, o saygı kalır.<br />
Çünkü futbol, sadece bir oyun değil aynı zamanda bir mirastır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 09:44:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutulmayacak galibiyetlerden biri</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/unutulmayacak-galibiyetlerden-biri-525</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/unutulmayacak-galibiyetlerden-biri-525</guid>
                <description><![CDATA[Unutulmayacak galibiyetlerden biri]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Unutulmayacak galibiyetlerden biri<br />
Sezon başından bu yana taraftarlarının arzu ettiği futbolu bir türlü sergileyemeyen Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig’in 9.haftasında Tüpraş Stadyumu’nda Beşiktaş’a konuk oldu.<br />
Normal şartlar altında, Milli maçlar nedeniyle lige verilen iki haftalık aranın Gençlerbirliği takımına ilaç gibi gelmesi bekleniyordu. Futbolcular, fiziksel olarak lige biraz daha hazır hale gelecekti. Beklentilerin altında kalan oyunculara Gençlerbirliği formasının ağırlığı hatırlatılacaktı. Belki; Gökhan Akkan, Sekou Koita, Mbaye Niang gibi lige iyi başlayamayan oyunculara “mental” destek de sağlanabilirdi.&nbsp;<br />
Ancak Gençlerbirliği camiası, bir önceki başkan Osman Sungur’un istifası ve devamında gelişen tatsız olayların etkisiyle hiç beklemediği bir&nbsp; “olağanüstü hal” havasının içerisine girdi. Osman Sungur’un, olağanüstü seçimli genel kurula gitme gereği bile duymadan görevini Mehmet Kaya’ya devretmesi Gençlerbirliği camiasında “darbe” olarak nitelendirildi. Haklı olarak çok büyük tepki gösterdiler. Osman başkanın bu hamlesinden sonra yönetim kurulunda yer alan bazı isimler görevlerinden istifa etti. Taraftar grupları peş peşe açıklamalar yayınladı. Camianın ileri gelenleri tepkilerini açık bir şekilde ortaya koydu. Gençlerbirliği kongre üyeleri, olağanüstü seçimli genel kurula gidilmesi için imza kampanyası başlattı. Beşiktaş maçından bir gün önce de Gençlerbirliği yönetimi, yeterli imzanın toplandığını ve olağanüstü seçimli genel kurula gitme kararı aldıklarını açıkladı.<br />
Hal böyle iken hiç kimse, “Futbolcuların görevi futbol oynamak.” şeklinde nutuklar atmaya kalkmasın! Taraftar grupları bile büyük bir ayaklanma içerisine girmiş iken futbolculardan “robot” gibi tepkisiz kalmaları beklenemez. Motivasyonlarını kaybedip akıllarını yönetim kanadında meydana gelen büyük çatırdamaya yönlendirdiklerine adımın Barışcan&nbsp; olduğu kadar eminim!<br />
Doğal olarak Gençlerbirliği, 15 günlük Milli arayı arzu ettiği verimlilikte geçiremedi ve camiada patlak veren büyük krizin getirdiği motivasyon kaybı ile Beşiktaş karşısına çıktı.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında, topun kontrolünü elinde bulundurmasına rağmen gol yollarında üretkenlikten çok uzak bir futbol sergiledi Beşiktaş. Siyah Beyazlıların ilk yarıda yaşadığı bu durgunlukta, El Bilal Toure’nin yokluğunda maça sol kanatta başlayan Vaclav Cerny’nin son derece etkisiz bir performans ortaya koymasının da çok büyük bir payı var. Hiçbir varlık gösteremedi. Ki ikinci yarının henüz başında, teknik direktör Sergen Yalçın kendisini oyundan çıkarmak zorunda kaldı.<br />
Gençlerbirliği ise ilk yarının genelinde, savunmada iyi yerleşmeye gayret eden ve mücadeleden asla ödün vermeyen bir görüntü ortaya koydu. Nitekim, ilk yarıda Beşiktaş’a çok fazla pozisyon vermediler. Hücumda ise, karşılaşmanın başında birkaç cılız atak geliştirmeye çalıştılar ama bu ataklar “ciddi pozisyon” boyutuna ulaşamadı.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısına golle başladı Beşiktaş. 47.dakikada Rafa Silva’nın ara pasında topla buluşan Cengiz Ünder, güzel bir plase vuruşla takımını 1-0 öne geçiren golü kaydetti. Atılan bu golde, Gençlerbirliği savunmasını hatalı bulduğumu söylemeliyim. Rafa Silva’nın ara pasını Cengiz Ünder ile o kadar rahat buluşturmamaları gerekiyordu. O topu çok rahat kesebilirlerdi.<br />
47.dakika ile 79.dakika arasındaki dilimde, Beşiktaş’ın istediği şekilde ilerleyen bir maç izledik. Topun kontrolü tamamen Siyah Beyazlıların elindeydi. Yan pas, geri pas yaparak topun kontrolünü ellerine geçirdiler. En nefret ettiğim oyun şekli! Yan pas yapmak yerine rakip kaleye atak yaparak skoru 2-0’a getirmeyi deneseler, takımları adına daha faydalı bir iş yapmış olurlar!<br />
79.dakikada oyunun şekli birdenbire değişti. 79.dakikada David Jurasek’in kendi kalesine attığı gol ve 81.dakikada Tongya’nın attığı gol ile 2-1’lik üstünlüğü sağladı Gençlerbirliği. David Jurasek’in attığı gol “şans golü” olarak nitelendirebileceğimiz bir gol. Tongya’nın attığı gol ise, sert ve düzgün bir şutla gelen güzel bir gol. Sonuç olarak, 2 dakikada bulduğu iki golle galibiyet için çok önemli bir adım attı Kırmızı Karalar.<br />
90+5.dakikada, Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk’ün “maç kurtaran” kurtarışına gelecek olursak. Beşiktaş’ın sol açığı Jota’nın şutunu mükemmel bir refleks ile kurtararak takımına adeta galibiyeti getirdi. Sezon başından bu yana söylüyorum. Erhan Erentürk’ün, bu sezon yaptığı kurtarışları inceleyelim. Genç kalecinin yaptığı kurtarışları Süper Lig’de, “üç büyük” olarak adlandırılan takımların kalecileri yapsa, spor basını o kalecileri göklere çıkarırdı. Garibim Erhan Erentürk! inanılmaz kurtarışlara imza atıyor ama gazete sayfalarında tek bir sütun haber, spor kanallarında tek bir yorum yok! Söyleyeceklerim bu kadar!&nbsp;<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Gençlerbirliği, deplasmanda Beşiktaş’ı 2-1 mağlup ederek haftanın en büyük sürprizine imza attı. Kırmızı Karalar, bu galibiyetle birlikte puanını da 8’e yükseltmiş oldu.<br />
&nbsp;Yazımın sonunda, Beşiktaş-Gençlerbirliği maçının ikinci yarısında, Beşiktaş 1-0’lık skor üstünlüğünü sağlamış iken, Gençlerbirliği’nin sezon başında büyük umutlarla transfer ettiği Henry Onyekuru’nun yayıncı kuruluş kameralarına yansıyan bir görüntüsüne dikkat çekmek istiyorum. Onyekuru, takımı 1-0 geride iken takım arkadaşları ile birlikte mağlubiyetin getirdiği moral bozukluğunu yaşaması gerekirken, Beşiktaş taraftarlarının yanına giderek kendisine hediye edilen çiçeği alıyor. Üstelik, çiçeği alırken de son derece mutlu ve şen şakrak bir yüz ifadesiyle görüntü veriyor. Böyle bir laubalilik ve vurdumduymazlık olabilir mi? O çiçeği, maçtan sonra alsan veya almasan ne kaybedeceksin? Kariyerin zarar mı görecek? Galatasaray formasını terlettiğin dönemde, Fenerbahçe ya da Beşiktaş ile oynanan bir derbi maçında, böylesine “ağır laubalilik” kokan tavırları sergileyebilir miydin? Sergileyemezdin! Çünkü, amiyane tabirle “biraz sıkardı!” Başkent Ankara’mızın asırlık iki spor kulübünden biri olan Gençlerbirliği, mevcut ekonomik sıkıntılarına rağmen şahane bir sözleşme verdi sana. O zaman,&nbsp; sen de takım arkadaşlarının yaşadığı moral bozukluğuna karşı bu denli kayıtsız kalamazsın!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Oct 2025 16:25:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LinkedIn’den Dünya Kupası’na: Lopes’in Hikâyesi – Göç, Aidiyet ve Umudun Ezgisi</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/linkedinden-dunya-kupasina-lopesin-hikayesi-goc-aidiyet-ve-umudun-ezgisi-524</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/linkedinden-dunya-kupasina-lopesin-hikayesi-goc-aidiyet-ve-umudun-ezgisi-524</guid>
                <description><![CDATA[LinkedIn’den Dünya Kupası’na: Lopes’in Hikâyesi – Göç, Aidiyet ve Umudun Ezgisi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yeşil Burun Adaları’nda her şey bir ezgiyle başlar.<br />
O ezginin adı Morna’dır.<br />
Bir halkın iç çekişidir Morna… Denizlerin ötesine savrulan, arkada kalanlara duyulan özlemi anlatır. Ayrılığı, sevgiyi ve bir gün geri dönme umudunu taşır notalarında.<br />
Atlantik’in ortasındaki bu küçük ada ülkesinde, rüzgârın taşıdığı her şarkı biraz da göçün hikâyesidir.</p>

<p>İrlanda’nın Dublin kentinde doğan Roberto “Pico” Lopes de işte bu ezginin uzaklardaki bir yankısı gibiydi.<br />
Yeşil Burunlu bir babanın oğluydu. Köklerini biliyordu ama o toprakları hiç görmemişti.<br />
Aidiyet, onun için bir hikâyeydi; babasının sesinde duyduğu, annesinin gözlerinde beliren bir geçmişti sadece.<br />
Ta ki bir sabah, hayatının seyrini değiştiren o mesaj gelene kadar…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir Mesajla Başlayan Dönüş</p>

<p>O sabah telefonuna gelen bildirim, sıradan bir gün gibi başlayan sabahı bambaşka bir yöne çevirdi:<br />
Gönderen: Rui Águas – Yeşil Burun Adaları Millî Takımı Teknik Direktörü.<br />
Mesaj, LinkedIn’den gelmişti. Portekizceydi. Anlamadı.<br />
“Bu bir şaka olmalı,” diye geçirdi içinden. Belki de bir dolandırıcılık girişimi…</p>

<p>Ama kelimelerde tanıdık bir sıcaklık vardı. Sanki uzaktan gelen bir ses, yıllardır bastırılan bir çağrıyı hatırlatıyordu.<br />
Aylar geçti. Mesaj aklının bir köşesinde kaldı.<br />
Sonra bir gün ikinci bir mesaj geldi. Bu kez İngilizceydi.<br />
Ve o an, bir şey değişti.<br />
Lopes, o günü şöyle anlatıyor:</p>

<p>“İlk mesaj Portekizceydi, anlamadım ve dolandırıcılık sandım.<br />
Aylar sonra İngilizce bir mesaj gelince fark ettim ki bu gerçekti.<br />
O günden sonra hayatım tamamen değişti.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir Rüyanın Gerçeğe Dönüşü</p>

<p>Rui Águas, diasporada yaşayan yetenekli oyuncuları araştırırken Pico Lopes’e rastlamıştı.<br />
İrlanda’da doğmuş, orada futbol oynamıştı. Ama soyadı, pasaportu ve hikâyesi Yeşil Burun’a aitti.<br />
Teklif açıktı: “Gel, ait olduğun formayı giy.”</p>

<p>Lopes’in aklına ilk olarak babası geldi.<br />
Babası, yıllar önce aynı denizlerin üzerinden uzaklara gitmişti.<br />
Ve şimdi oğlu, aynı yollardan geriye, köklerine doğru yürüyordu.</p>

<p>İlk kez Yeşil Burun Adaları’na gittiğinde, kokusunu daha önce hiç bilmediği bir rüzgâr yüzüne çarptı.<br />
Tanımadığı ama tanıdık gelen sokaklarda yürürken, içinde bir boşluk doluyordu sanki.<br />
Baba ocağının topraklarıyla ilk kez buluşan bir evlattı artık.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>13 Ekim 2025: Tarihe Yazılan Gün</p>

<p>Yeşil Burun Adaları, Afrika elemelerinde Kamerun, Angola, Libya, Mauritius ve Eswatini gibi güçlü rakiplerle aynı gruptaydı.<br />
Zorluk büyüktü ama inanç daha da büyüktü.</p>

<p>Ve 13 Ekim 2025’te, tarih yeniden yazıldı.<br />
7 galibiyet, 2 beraberlik ve yalnızca 1 mağlubiyetle grubun zirvesine yerleştiler.<br />
Dünya Kupası bileti Yeşil Burun Adaları’nın olmuştu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Morna’nın Ezgisi Gibi Bir Hikâye</p>

<p>2026 Dünya Kupası başladığında, Yeşil Burun Adaları’nın her maçı bir "dönüş hikâyesi" olacak.<br />
Göç etmiş milyonlarca insan için, geçmişle gelecek arasında kurulan bir köprü gibi…</p>

<p>Pico Lopes ise bu hikâyenin yaşayan sembolü.<br />
Morna’nın hüznüyle büyümemiş olsa da onun ezgisini kalbinde taşıyor artık.<br />
Babası bir zamanlar hikâyesini taşıyıp uzaklara götürmüştü; şimdi o, aynı hikâyeyi dünya sahnesine getiriyor.</p>

<p>Ve belki de en güzel melodiler, uzaklardan dönerek yüreğe dokunanlardır.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 20:31:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altın Kanatlı Meleklerin toparlanacağına inanıyorum</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/altin-kanatli-meleklerin-toparlanacagina-inaniyorum-523</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/altin-kanatli-meleklerin-toparlanacagina-inaniyorum-523</guid>
                <description><![CDATA[Altın Kanatlı Meleklerin toparlanacağına inanıyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nde 2025-2026 sezonu start aldı. Ligin ilk 5 haftası geride kaldı. Başkent Ankara’mızın kadın hentbolundaki en önemli temsilcisi olan Yenimahalle Belediyespor, genç ve tecrübeli oyuncuların karışımından oluşan bir kadroyla yeni sezona merhaba dedi<br />
Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nin 1 haftasında Armada Praxis Yalıkavak‘a 41-20, ikinci haftasında Göztepe’ye 46-37, üçüncü haftasında MC Sistem Yurdum’a 38-35, dördüncü haftasında Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne 43-30 ve beşinci haftasında Üsküdar Belediyespor’a 34-26’lık skorlarla mağlup olarak, Süper Lig’in ilk beş haftasını -ne yazık ki- puansız tamamladı.<br />
Açık söylemek gerekirse; Armada Praxis Yalıkavak, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Üsküdar Belediyespor mağlubiyetlerinden dolayı Yenimahalle Belediyespor’a haddinden fazla bir eleştiri getirmek anlamsız olur. Kadın hentbolunu takip eden taraflı-tarafsız bütün hentbolseverler gibi ben de bu mağlubiyetleri bekliyordum. Bu üç takımın bütçesi ve kadro genişliği ile Yenimahalle Belediyespor’un kadro genişliği arasında dağlar kadar fark var. &nbsp;Armada Praxis Yalıkavak ve Bursa Büyükşehir Belediyesi bu sezon muazzam geniş ve alternatifli bir kadro oluşturdu. Yerli oyuncu rotasyonları inanılmaz derecede güçlü.&nbsp;<br />
Üsküdar Belediyespor’un; belki bu iki takım kadar geniş bir kadrosu yok ama onlar da Serkan İnci ve Seyhan Kaljoshi liderliğinde doğru bir transfer stratejisi izleyerek Ayşenur Kara, Yağmur Özler gibi nokta atışı transferler yaptılar. Yasemin Şahin gibi tecrübeli bir oyun kurucuları var. Sena Nur Çelik gibi deyim yerindeyse “uçan” bir sol kanat oyuncuları var. Yenimahalle Belediyespor formasını terlettiği yıldan bu yana takip ettiğim bir oyuncu Sena. Çok beğendiğim bir sol kanattır. Sezon sonunda -en azından – Şampiyonluk Play Off’una katılabilmek hedefiyle sezona başladı Üsküdar Belediyespor.<br />
Dolayısıyla, kendisinden kat be kat daha güçlü olan Armada Praxis Yalıkavak ve Bursa Büyükşehir Belediyesi ile kendisinden “bir tık” daha güçlü olan Üsküdar Belediyespor ile oynamanın Yenimahalle Belediyespor formasını terleten oyuncu kardeşlerim açısından kolay bir deneyim olmadığına eminim. Bu işin heyecanı var, tecrübesizliği var. Eleştirmek kolaydır ama bu işin bir de realitesi var. Uzaktan davulun sesi hoş gelir!<br />
Ancak Altın Kanatlı Melekler’in, Hentbol Kadınlar Süper Ligi’nin yeni ekipleri olan Göztepe ile MC Sistem Yurdum’a biraz kolay teslim olduğunu düşünüyorum. Direnç gösteremediler. Özellikle, Süper Lig’in üçüncü haftasında oynadıkları MC Sistem Yurdum maçının ikinci yarısında biraz telaşa kapıldıklarını gözlemledim. İlk yarıda 4 sayı farkla öne geçtiler. Bu farkı korumak adına biraz daha kontrollü ve sakin hücum edebilirlerdi. Aksine, ikinci yarıda son derece gereksiz top kayıpları yaptılar. Telaşlı hücum ettiler. Soğukkanlılıklarını koruyabilseler Yurdum maçından bir galibiyet çıkarabilirlerdi.<br />
Altın Kanatlı Melekler’in bu sezonki kadro yapılanmasına şöyle bir göz atacak olursak...<br />
2025-2026 sezonunda da aynı teknik ekiple yola devam ediyor Yenimahalle Belediyespor. Harun Gökçimen, Esra Sarı ve Adnan Ekmekçi... Bu üç isim de artık Yenimahalle Belediyespor ile özdeşleşen antrenörler. Son yıllarda sınırlı bir bütçe ile en doğru takımı kurmak için nasıl canla başla mücadele ettiklerini en iyi bilenlerden biriyim. Bu sezonun başında da takımdan ayrılan önemli isimlerin yerine en doğru oyuncuları kadroya katmak için büyük bir uğraş verdiler.<br />
Altın Kanatlı Meleklerin, sezon başı transfer döneminde en kırılgan değişimi kale pozisyonunda yaşadığını düşünüyorum. Geçtiğimiz sezon takımın en verimli oyuncularından biri olan kaleci İlayda Çitak ile yollar ayrıldı. İlayda ile vedalaşılmasının ardından Anadolu Üniversitesi’nden tanıdığımız tecrübeli kaleci Tuğba Özbek kadroya dahil edildi. Tuğba Özbek transferini oldukça önemsiyorum. İlayda Çitak gibi, geçtiğimiz sezon oynanan bazı maçlarda yaptığı kurtarışlarla takımı adına “ateşleyici” bir güç olan bir kalecinin takımdan ayrılması ancak Tuğba Özbek gibi tecrübeli bir kaleci ile telafi edilebilirdi. Tuğba da sezonun ilk 5 haftasında yaptığı kurtarışlarla ne kadar önemli bir transfer olduğunu gösterdi.&nbsp;<br />
Kaleci rotasyonunun bir diğer ismi olan Seda İrem Güleç de görev aldığı dakikalarda oldukça kritik kurtarışlara imza attı. Kendisini geliştirmesi durumunda çok iyi noktalara ulaşabilir.<br />
Orta oyun kurucu pozisyonunda oynayan Açelya Kaya’nın bu sezon da takımda tutulması çok değerli. Son yıllarda performans ivmesini sürekli olarak artıran bir oyuncu. Defalarca kez belirttiğim üzere gözü kara bir şekilde rakip savunmaların içine dalıp çıkardığı sayıları çok beğeniyorum. Çok cesur bir oyuncu. Ancak bazen, gözünü gereğinden fazla karartıp rakip savunmaların arasına daldığı ve topu kaybettiği hücumlar da oluyor. Disiplinden kopmaması gerekiyor.<br />
Bu sezon Yenimahalle Belediyespor’un “rotasyon” bakımından en sıkıntılı bölgelerinin sağ kanat ve pivot pozisyonları olduğunu düşünüyorum. Geçtiğimiz sezon takımın sağ kanat rotasyonunun önemli parçalarından biri olan Yağmur Aktay, bu sezon Bursa Büyükşehir Belediyesi için ter döküyor. Diğer bir sağ kanat oyuncusu Elif Yaren Uzun da sakatlığı nedeniyle ligin ilk devresini kapattı. Haliyle, sağ kanat rotasyonu da fazlasıyla daralmış oldu. Sağ kanat rotasyonunu Tuğçe Songür ile Lena Mot oluşturuyor. Çok kaliteli oyuncular. İlerleyen haftalarda daha fazla sorumluluk alıp, takımlarına daha fazla skor katkısı sağlamaları gerektiğine inanıyorum.<br />
Geçtiğimiz sezon takımın pivot rotasyonunun önemli parçalarından biri olan Demet Sonkaya ise bu sezon Göztepe formasını terletiyor. Yenimahalle Belediyespor’un pivot rotasyonunu Ceyda Doğan oluşturuyor. &nbsp;Bazı dakikalarda, sol oyun kurucu pozisyonunda forma giyen Hande Muhçu, Ceyda’nın yükünü hafifletmek adına pivot bölgesine geçiyor ve “kısmi” bir alternatif oluşturuyor ama yeterli katkıyı sağlayabildiğini düşünmüyorum. Orijinal bölgesi değil sonuçta. “Ceyda Doğan takımına yeterli sağlamıyor mu?” diye soracak olursanız... Asla! Aksine, yeterli skor katkısını veriyor. Ancak, lig uzun bir maraton. Sakatlığı var, formsuzluğu var. Ceyda’yı yedekleyecek ya da Ceyda’nın önüne geçecek bir alternatifi olmalı diye düşünüyorum.<br />
Sol kanat rotasyonuna, daha önce de Yenimahalle Belediyespor formasını terletmiş olan Funda Okur dahil oldu. Çok doğru bir transfer. Geride kalan beş haftada, kale dışında bütün pozisyonlarda oynadı. Tam bir joker görevi gördü. Kaleci Tuğba Özbek ile birlikte takımdaki tecrübe eksikliğini fazlasıyla kapatabilecek karakterde bir isim.&nbsp;<br />
Funda Okur ile birlikte sol kanat rotasyonunu oluşturan bir diğer isim Gizemnur Oğuz. Yenimahalle Belediyespor’un altyapısından yetişen bir isim. Henüz çok genç. Süper Lig gibi zorluk düzeyi yüksek bir platforma alışması biraz zaman alacaktır. Yalnız, kendisine küçük bir tavsiyem olacak. Şut ritmini biraz geliştirmeli. Sezon başından bu yana, kendisinin başrolde olduğu birkaç pozisyona denk geldim. Sol kanattan içeriye kat ederek kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonlarda çok yavaş şut atıyor ve %100 sayıyla sonuçlanması gereken pozisyonlar heba oluyor. Hentbolda, bu tür pozisyonlar “kaçırılmaması gereken pozisyonlar” statüsünde yer alıyor. Biraz daha tecrübe kazanınca bu tip poziyonları gol ile sonuçlandıracağına eminim.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 13:58:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Maçtan sonra yaşananları, maçtan önce yazmak gerekir!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/mactan-sonra-yasananlari-mactan-once-yazmak-gerekir-522</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/mactan-sonra-yasananlari-mactan-once-yazmak-gerekir-522</guid>
                <description><![CDATA[Maçtan sonra yaşananları, maçtan önce yazmak gerekir!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sporcu sağlığı ve güvenliği her şeyden önce gelir. Sporu gerilimle, öfkeyle ve şiddetle buluşturmak; rekabeti değil, nefreti büyütür. Bu nedenle maçtan sonra yaşananları, aslında maçtan önce konuşmak gerekir.</p>

<p>Batman Valiliği, güvenlik gerekçesiyle Ankaragücü taraftarını stada almadı. Bu karar, maç öncesinde tansiyonun zaten ne kadar yüksek olduğunu açıkça gösteriyordu.<br />
Ne yazık ki, bu gergin atmosferin ardından MKE Ankaragücü takım otobüsüne yapılan taşlı saldırı, sadece bir kulübe değil; sporun özüne, centilmenlik ve fair-play ruhuna da zarar vermiştir.<br />
Bu olayı, Türk sporu adına derin bir üzüntüyle ve en güçlü şekilde kınıyorum.</p>

<p>Maça dönecek olursam önce favori, kuşkusuz lider Batman Petrolspor’du. Ev sahibi cephesi, karşılaşmayı farklı skorla kazanacaklarına inanıyordu. Ancak sahaya çıkan Ankaragücü, beklentilerin aksine maça iyi başladı. Bu oyun, geçen hafta Altınordu maçında oynansa kazanan taraf Ankaragücü olurdu.</p>

<p>Topa daha fazla sahip olan, pas trafiğini kuran ve golü düşünen bir oyun anlayışıyla sahada yer alan sarı-lacivertliler, Batman Petrolspor’un da beklemediği dirençli bir başlangıç yaptı.</p>

<p>20.dakikaya kadar rakibine sadece bir net pozisyon veren Ankaragücü’nde kaleci Görkem, bu dakikada gelişen Batman Petrolspor atağında üst üste iki vuruşu başarıyla çeldi. Ancak savunmadan seken top Onur Eriş’in önünde kaldı. Eriş çok sert vurdu topu ağlara gönderdi ve ev sahibi ekip 1-0 öne geçti.</p>

<p>Golden sonra Ankaragücü panik yapmadı. Oyuna yeniden dönen sarı-lacivertliler, 23. dakikada Yusuf Emre Gültekin’in sahalarda ender görülen güzellikteki vole golüyle skoru eşitledi. Bu gol, sezonun şu ana kadarki en jeneriklik golü olmaya adaydı.</p>

<p>Beraberlik golünün ardından oyun dengelendi. Karşılıklı atakların yaşandığı anlarda, 41. dakikada savunmanın uzaklaştıramadığı top Mert Çapar’ın önünde kaldı. Ankaragücü savunması bu pozisyonda şut şansı tanımamalıydı; ancak topa vurmayı başaran Mert, kaleci Görkem’in kapattığı köşeden ağları buldu ve maç yeniden Batman Petrolspor lehine döndü: 2-1.</p>

<p>İlk yarının son dakikasında Yusuf Emre’nin kafa vuruşu diğer köşeye daha sert gitse, devreye beraberlikle girilecekti; ancak olmadı.</p>

<p>Ankaragücü’nde genç kaleci Görkem, tecrübesizliğine rağmen elinden geleni yaptı. Elbette kaleciler oynayarak gelişir; ancak bu kadar büyük bir sorumluluğun altına tek başına girmek yerine zaman zaman Ertaç’ın yerine süre alarak tecrübe kazanması daha ideal olurdu. Benzer değerlendirme, zorunlu koşullar nedeniyle ilk 11’de başlayan Atakan için de geçerli.</p>

<p>İkinci yarıda oyuna dahil olan Mervan, hücum hattına hareket getirdi. Ankaragücü bu sezonun tartışmasız en iyi oyununu, ligin lideri karşısında sergiledi.</p>

<p>Bu takım, tarih boyunca ne zaman zora düşse, yüreğini sahaya koyan bir kaptanla ayağa kalkmıştır. Bu sezon o kaptan 38 yaşındaki Mahmut Tekdemir. Hem oyunu hem karakteriyle bu zor dönemde takımına büyük katkı sağlıyor.</p>

<p>Böyle zorlu deplasmanlarda topa sahip olmak kadar üretkenlik de önemlidir. Eğer oyunun gidişatını değiştirecek yaratıcılıktan uzak kalıyorsanız, top sizde olsa da skor değişmez. Bu noktada Enes ve Miraç’ın istekli oyununa rağmen beklenen etkiyi yaratamamaları, maçın seyrini değiştirmeye yetmedi. Takım oyun olarak iyiye gitse de bazı mevkilerdeki eksiklikler, tabelayı lehimize çevirmemizi engelliyor.</p>

<p>Ankaragücü’nün oyun felsefesi yavaş yavaş oturuyor; ancak bu oyun planını skora yansıtmak için kilit oyuncuların varlığına ihtiyaç duyulduğu açık. Teknik ekip sahaya doğru stratejiyi koysa da, kadro derinliği yetersiz olduğunda bu stratejinin sürdürülebilirliği zorlaşıyor. Özellikle yedek kulübesinin dar oluşu, maçın son bölümlerinde takımın enerji kaybını telafi etmeyi güçleştiriyor.</p>

<p>Umarız ekonomik sıkıntılar kısa sürede aşılır, gerekli takviyeler yapılır ve bu sorunlar geride bırakılır. Çünkü bu takım, doğru hamlelerle çok daha fazlasını yapabilecek potansiyele sahip. Sezon uzun ve her puanın önemi büyük; önemli olan moral olarak güçlü kalmak ve gelişimi sürdürmek.</p>

<p>Karşılaşma, ilk yarıda atılan gollerle sonuçlandı. Bu skorla birlikte Ankaragücü 5 puanda kalırken, Batman Petrolspor puanını 21’e yükselterek liderliğini sürdürdü.<br />
Başkent ekibi, önümüzdeki hafta taraftarı önünde Karacabey Belediye Spor’u ağırlayacak. Bu haftayı sahasında Elazığspor’a 3-0 mağlup olarak kapatan Karacabey temsilcisi, ligde 7 puanla 14. sırada yer alıyor ve Ankaragücü’nün bir basamak üzerinde bulunuyor. Ankaragücü bu maçı kazandığı takdirde, rakibini puan cetvelinde geride bırakma fırsatını yakalayacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Oct 2025 12:16:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Football Manager’dan Saha Kenarına: Orri Thorisson’un Gerçeküstü Hikâyesi</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/football-managerdan-saha-kenarina-orri-thorissonun-gercekustu-hikayesi-521</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/football-managerdan-saha-kenarina-orri-thorissonun-gercekustu-hikayesi-521</guid>
                <description><![CDATA[Football Manager’dan Saha Kenarına: Orri Thorisson’un Gerçeküstü Hikâyesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Menajerlik oyunlarını oynarken çoğumuz, gönül verdiğimiz takımı seçip kendimizi onun başında hayal eder, sabahlara kadar taktikler kurar, transferler yapar, galibiyetlerde sevinip mağlubiyetlerde üzülürüz; fakat çoğu zaman bu heyecan sadece oyunun sınırlarında kalır, ekran kapanınca gerçek hayat bizi bekler; çok nadiren ise hayallerle gerçek üst üste gelir ve bir gün klavyenin başında kurguladığımız rol, stadın uğultusu, soyunma odasının kokusu ve binlerce insanın umuduyla karşımıza dikilir.</p>

<p>İşte KV Vesturbæjar’ın genç teknik adamı Orri Fannar Þórisson tam da bunun güncel bir örneği. Futbolun hikâyeleri vardır… Bazıları sahada atılan gollerle, bazıları da tribünlerde yaşanan duygularla yazılır. Ama bazen oyun konsollarının başında geçen saatler bile gerçek bir kulüp tarihini değiştirebilir.</p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/558067440_1229348999190072_5913893359377030777_n.jpg?_nc_cat=111&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=oM4Ur8N325sQ7kNvwE397vX&amp;_nc_oc=Adn58BaFjg_WETzsBzi_TJ5r9d4RgpYCECXMdzrgtWKYsgUhyq_SF3D3aNkHE0Ko9v0&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fesb4-2.fna&amp;_nc_gid=9nR0qyLwD_kqzZGf3gf1mA&amp;oh=00_Afe2rpBx_nZqNGgJ0NnnQZI89M242mvBqFgoW2Ls-WMsSg&amp;oe=68E757AD" style="height:509px; width:400px" /></p>

<p>İki kez küme düşüş ve cesur bir karar</p>

<p>İzlanda’nın Reykjavík merkezli kulübü KV Vesturbæjar, son yıllarda üst üste iki kez küme düşerek alt liglerin en zor günlerini yaşadı. Taraftarların umutlarını kaybettiği bir dönemde yönetim, sıra dışı bir kararla henüz 27 yaşındaki Orri Fannar Þórisson’u takımın başına getirdi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>13.700 saatlik birikim: Football Manager</p>

<p>Orri’yi farklı kılan şey yalnızca genç yaşı değil. Onu dünya basınına taşıyan ayrıntı, tam 13.700 saatlik Football Manager oynayarak edindiği tecrübe. Yıllarını sanal taktiklere, oyuncu yönetimine ve maç analizlerine harcayan Orri, bir anda bu birikimini gerçek sahaya taşıdı.</p>

<p>SportBible gibi uluslararası medya kuruluşları bu tercihi “futbol ile video oyunu arasındaki çizgiyi bulanıklaştıran” bir gelişme olarak duyurdu.</p>

<p>Gollerle gelen yeni enerji</p>

<p>Orri’nin gelişi yalnızca teknik adam değişimi değildi; KV’nin futbol tarzını da dönüştürdü. 2025 sezonunda oynanan maçlarda takımın 5.68 gol ortalamasına ulaşması, İzlanda alt liglerinde ender görülen bir tempo yarattı. Tribünler yeniden coştu, futbolun keyfi Vesturbær semtinden dünyaya yayılmaya başladı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Orri, sosyal medya üzerinden bir Türk hayranı ile gerçekleştirdiği konuşmada kendi sıra dışı hikâyesini şöyle anlatıyor:</p>

<p>“KV ile hikayemin İzlanda dışındaki insanlara ilham vereceği hiç aklıma gelmezdi. İnsanların benim hakkımda söyledikleri güzel sözler için çok teşekkür ederim, benim için çok anlamlı. Eğer yolculuğum birini hayallerinin peşinden koşmaya motive ediyorsa, bu benim için zaten büyük bir başarıdır.”</p>

<p>Bence Football Manager’ın bize gösterdiği şey, futboldaki tutku ve yaratıcılığın ister bilgisayar ekranında ister küçük bir kulüpte her yerde başlayabileceğidir. FM hayranlarına mesajım: küçükten başlamaktan korkmayın. Futboldaki her büyük hikâye bir ilk adımla başlar; bazen Lig iki’de, bazen İzlanda 4. liginde! Ve tabii ki, eğer İzlanda’ya gelirseniz KV’yi ziyaret edebilirsiniz. Size tribünde yer ayıracağız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Oct 2025 21:13:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hakem kararlarının belirli bir standardı olmalı!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/hakem-kararlarinin-belirli-bir-standardi-olmali-520</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/hakem-kararlarinin-belirli-bir-standardi-olmali-520</guid>
                <description><![CDATA[Hakem kararlarının belirli bir standardı olmalı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Sezon başından bu yana süregelen puan hasretine Trendyol Süper Lig’in 6.haftasında elde ettiği &nbsp;Eyüpspor galibiyetiyle son veren Gençlerbirliği, 7.haftada Rhg Enertürk Enerji Stadyumu’nda Zecorner Kayserispor ile karşı karşıya geldi.<br />
Zecorner Kayserispor, hafta arasında Trendyol Süper Lig 1.hafta erteleme maçında karşılaştığı Beşiktaş’a karşı oldukça moral bozucu ve psikolojik açıdan yıkıcı bir mağlubiyet aldı. Yeni teknik direktörleri Sergen Yalçın ile bir an önce yükseliş ivmesine geçmek isteyen Beşiktaş’a, oyunun hiçbir dakikasında direnç gösteremeyen Sarı Kırmızılılar, maçtan 4-0’lık mağlubiyetle ayrılarak “hezimet” olarak adlandırabileceğimiz bir hüsran yaşadı. Hal böyle olunca Kayserispor, kendi evinde oynayacağı Gençlerbirliği maçına mutlak üç puan parolasıyla hazırlandı. Kırmızı Karalar karşısında alınacak olası bir galibiyette hem moral bulacaklar, hem de taraftarlarına kendilerini affettirme fırsatı yakalayacaklardı.<br />
Gençlerbirliği ise Kayserispor maçına, geçtiğimiz hafta Eyüpspor karşısında alınan kritik galibiyetin moraliyle çıktı. Eyüpspor maçı da kaybedilmiş olsaydı tüm eleştiri okları teknik direktör Hüseyin Eroğlu’na dönecekti. Son derece kötü bir oyunun ardından alınan Eyüpspor galibiyetini oldukça önemsiyorum. “Hayat öpücüğü” tabiriyle ifade edebileceğimiz bir galibiyet...<br />
Zecorner Kayserispor, karşılaşmanın ilk yarısında topun kontrolünü elinde bulunduran taraf idi. Sağ stoper pozisyonunda oynayan Stefano Denswil’in attığı uzun paslar ile iştahlı hücumlar gerçekleştirdiler. Gol yollarında biraz daha becerikli olabilseler, skor üstünlüğünü sağlayacak golü de bulabilirlerdi.<br />
Aslında, maçın henüz 5.dakikasında skor üstünlüğünü sağlama fırsatını yakaladılar ama Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk, girilen bu fırsatın gol ile sonuçlanmasına izin vermedi. Kayserispor’un merkez orta saha oyuncusu Laszlo Benes’in ceza sahası içerisinden attığı şutu, Erhan güzel bir refleks ile köşeden çıkardı. Genç kalecinin, &nbsp;Trendyol Süper Lig’in son iki haftasında yaptığı üçüncü puan getiren kurtarış. Erhan Erentürk Gençlerbirliği’nde değil de “üç büyük” olarak adlandırılan kulüplerde forma giyiyor olsaydı, Türk spor basını bu müthiş kurtarışları dillerinden düşürmeyip övgü üzerine övgü düzerlerdi!<br />
İlk yarıda oyunun kontrolü Kayserispor’un elindeydi ama golü bulan taraf Gençlerbirliği oldu. 26.dakikada, Gençlerbirliği santraforu Mbaye Niang’ın indirdiği topu alan Oğulcan Ülgün, ceza sahası dışından yaptığı sert ve düzgün vuruş ile takımını 1-0 öne geçiren golü kaydetti.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında Gençlerbirliği tarafında dikkatimi çeken olumsuz &nbsp;gelişme, savunmadan hücuma çıkarken oldukça kritik top kayıplarına imza atmalarıydı. İlk 45 dakikada, bu tip 7-8 top kaybı yaptılar. Gol bölgelerinde daha organize, yaratıcı ve bitirici bir takımla oynarken bu top kayıpları yapılırsa sonucu çok ağır olabilir. “Hezimet” diye nitelendirilebilecek mağlubiyetler alınabilir. Aman dikkat!<br />
50.dakikada, &nbsp;Gençlerbirliği’nin forvet oyuncusu Sekou Koita, Kayserispor stoperi Lionel Carole’un dizine sert bir şekilde bastı. Bu pozisyonun ardından karşılaşmanın hakemi Yiğit Arslan, Koita’ya kırmızı kart gösterdi. Kırmızı kart kararının doğru olduğunu düşünüyorum.<br />
Gençlerbirliği’nin 10 kişi kalmasının ardından Kayserispor, 1 kişi fazla oynamanın getirdiği avantajı hiç iyi kullanamadı. Oyunu Gençlerbirliği kalesine yıkamadılar. Sanki, maç 11’e 11 oynanıyormuş gibi kendi aralarında, hiçbir fayda sağlamayacak olan gereksiz pas alışverişlerine devam ettiler. 60. dakikada Gençlerbirliği ceza sahasında, Tuci’nin altı pas üzerinden vurduğu ve Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk’ün çıkardığı top dışında net bir pozisyonları yok.<br />
Gelelim, maçın en çok tartışma yaratan pozisyonuna... Yani, 70.dakikada Gençlerbirliği’nin sol kanat oyuncusu Franco Tongya’nın gördüğü kırmızı karta...<br />
&nbsp;Öncelikle şunu özellikle belirtmek isterim ki bu pozisyonda Franco Tongya’nın tamamıyla suçsuz olduğunu düşünmüyorum. Zamandan tasarruf etmek amacıyla Ramazan Civelek’e topu vermemek için, topla birlikte yaptığı “akrobatik” hareketleri göz ardı etmeyelim. Ardından, yine Ramazan Civelek’e attığı “şamar” olarak tanımlanabilecek tokadı tasvip etmek zaten mümkün değil!<br />
Ancak bana göre, tartışılması gereken asıl konu hakem kararlarındaki standartsızlık! Bazı maçlarda, Tongya’nın attığı şamardan daha ağır hareketler yapılıyor. Ancak o maçlarda görev alan hakemler, bu hareketleri es geçebiliyor. Hakem kararlarının bir standardı yok mu? Bu kararlar Gençlerbirliği, Ankaragücü, Fatih Karagümrük’e farklı, “üç büyük” olarak adlandırılan takımlara karşı farklı mı işliyor? Anlamak mümkün değil!<br />
&nbsp;Gençlerbirliği’nin 9 kişi kalmasının ardından Gençlerbirliği kalesine yaptığı baskıyı iyice artıran Zecorner Kayserispor, 90+1.dakikada Tuci’nin attığı kafa golüyle skoru 1-1’e getirdi.&nbsp;<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Kayserispor ile Gençlerbirliği puanları paylaştı. Gençlerbirliği de &nbsp;Kayseri gibi zor bir deplasmandan 1 puanla dönerek puanını 4’e yükseltmiş oldu.<br />
Gençlerbirliği’nin hücum varyasyonlarını biraz çeşitlendirmesi gerektiğine inanıyorum. Bunun için de Mbaye Niang, Sekou Koita, Henry Onyekuru gibi etkili hücum oyuncularının kendilerine gelip, takımlarına katkı sağlamak için çaba göstermeleri gerekiyor. Klişe bir tabir olacak ama yaz transfer döneminin son &nbsp;günlerinde kadroya dahil olan Sekou Koita’nın “et mi, balık mı” olduğunu anlayamadım! Sahip olduğu özeliklerin neler olduğunu da kestiremedim. Zira, takımına verdiği katkı kocaman bir “sıfır ”!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 15:17:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyük Hoca Glasner: Crystal Palace’ın tarihi yolculuğu</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/buyuk-hoca-glasner-crystal-palacein-tarihi-yolculugu-519</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/buyuk-hoca-glasner-crystal-palacein-tarihi-yolculugu-519</guid>
                <description><![CDATA[Büyük Hoca Glasner: Crystal Palace’ın tarihi yolculuğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Crystal Palace tarihinin en parlak dönemlerinden birini yaşıyor. Teknik direktör Oliver Glasner, sadece kısa bir sürede kulübün makûs talihini değiştirmekle kalmadı; futbolun romantik hikâyelerinden birini yazmaya başladı.</p>

<p>FA Cup Zaferi: Bir Rüyanın İlk Adımı</p>

<p>2024/25 sezonu, Palace taraftarları için unutulmaz bir yıl oldu. Wembley’de oynanan FA Cup finalinde Manchester City gibi bir devin karşısına çıkan kırmızı-mavili ekip, 1-0’lık galibiyetle kulüp tarihinin ilk büyük kupasını kazandı.<br />
O gün, tribünlerde gözyaşlarını tutamayan taraftarlar için sadece bir kupa değil, onlarca yıllık sabrın, inancın ve umudun taçlanmasıydı.</p>

<p>Community Shield: Bir Kupadan Fazlası</p>

<p>İngiltere futbolunda yeni sezonun resmi açılış maçı olan Community Shield, geleneksel olarak Premier Lig şampiyonu ile FA Cup kazananını karşı karşıya getirir. Kupadan çok daha fazlasını simgeleyen bu mücadele, sezona kimin güçlü başladığını göstermesi açısından büyük önem taşır.</p>

<p>2025/26 sezonunun hemen başında Crystal Palace, Liverpool karşısında sahaya çıktı. Normal süresi ve uzatmaları berabere biten maç penaltılara taşındı. Glasner’in öğrencileri, büyük bir soğukkanlılıkla penaltı atışlarını gole çevirerek tarih yazdı. Bu zafer, Palace’ın müzesine giden ikinci kupa oldu.<br />
Taraftarlar için bu, sadece bir kupayı kaldırmak değil; “biz artık buradayız” mesajını tüm Premier Lig’e haykırmaktı.</p>

<p>Premier Lig’de Namağlup Yürüyüş</p>

<p>2025/26 sezonunda Premier Lig startı da bu yükselişi pekiştirdi. Liverpool’u bu sezon mağlup eden ilk takım olarak dikkat çeken Palace, 6. hafta itibarıyla namağlup tek ekip konumunda.<br />
Glasner’in sistemi; kompakt savunma, hızlı geçişler ve takım ruhuna dayalı oyun anlayışıyla adeta Premier Lig’in yeni formülü oldu.</p>

<p>Teknik ve Ruhsal Dokunuş</p>

<p>Glasner’in en büyük farkı, oyuncularına sadece bir oyun planı değil, aynı zamanda bir inanç aşılaması. Orta sahada bitmek bilmeyen enerji, savunmada kusursuz disiplin ve hücumda cesaret… Crystal Palace bugün, sahada sadece rakipleriyle değil, kendi tarihinin zincirleriyle de mücadele eden bir takım görüntüsü veriyor.</p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb4-1.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/555522678_1223494129775559_4301667872081544829_n.jpg?_nc_cat=107&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=57VBmxKwJmAQ7kNvwFyoaU0&amp;_nc_oc=Adn0wzSe1FZAdCxHcExEmEfP9qAhbQzkSLr_AnZQoU_MrybDXKEBQPSzPogxCIrL0gI&amp;_nc_zt=23&amp;_nc_ht=scontent.fesb4-1.fna&amp;_nc_gid=wsc4x9wNaRXrhCuZPFtAew&amp;oh=00_AfbakXlRIDTvTvoIidcDikTEXjUN6vQfYq8g0yMsg1tlkA&amp;oe=68DEAEB7" style="height:500px; width:500px" /></p>

<p>Taraftarın Gözünden Glasner</p>

<p>Selhurst Park tribünleri, artık sadece bir stat değil, yeniden doğuşun mabedi gibi. Taraftarlar için Oliver Glasner, “hoca” kelimesinin ötesinde bir figür: Umudu geri getiren, hayali gerçeğe dönüştüren bir lider.<br />
Yıllardır gölgede kalan Crystal Palace, şimdi Premier Lig’in ışıkları altında sahneyi parıldatıyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Sep 2025 09:51:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Diriliş yolculuğu Altınordu maçıyla başlayacak</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/dirilis-yolculugu-altinordu-maciyla-baslayacak-518</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/dirilis-yolculugu-altinordu-maciyla-baslayacak-518</guid>
                <description><![CDATA[Diriliş yolculuğu Altınordu maçıyla başlayacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü, her açıdan sancılı başlayan sezonunun ilk galibiyetini, İstanbul deplasmanında Beyoğlu Yeni Çarşı Spor Kulübü karşısında 2-1’lik skorla alarak 4. maçında kazanmayı başardı. Ankaragücü, yeni teknik direktörü Recep Karatepe yönetiminde çıktığı ilk maçta 3 puanına kavuşurken, rakibine de ilk yenilgisini tattırdı.</p>

<p>Bayrampaşa Çetin Emeç Stadyumu’nda oynanan mücadelede, henüz 7. dakikada Ankaragücü kalecisi Görkem Cihan’ın yaptığı büyük hatayı genç forvet Berke Demircan affetmedi ve lacivert-beyazlıları öne geçiren golü kaydetti.</p>

<p>Golden sonra oyunun kontrolünü eline almak isteyen Ankaragücü, beraberlik için rakip yarı sahada baskısını artırdı. Dakikalar 20’yi gösterdiğinde ise sarı-lacivertlilerden daha önce pek görmediğimiz bir duran top organizasyonu sahneye çıktı. Organizasyonun son halkasında ceza sahası dışında topla buluşan Enes, düzgün bir şutla fileleri havalandırdı ve skoru eşitledi. Bu gol, Ankaragücü adına hem moral oldu hem de oyunun dengesini değiştirdi.</p>

<p>İlk yarı bu skorla tamamlanırken, ikinci yarının 57. dakikasında sahneye çıkan isim bu kez Miraç Şimşek oldu. Genç oyuncu, sağ çaprazdan adeta 1988 Avrupa Futbol Şampiyonası finalinde Van Basten’in Sovyetler Birliği’ne attığı o unutulmaz gole benzer bir vuruşla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi. Bu gol Ankaragücü’nü öne geçirirken, aynı zamanda takımın dirilişini simgeleyen anlardan biri olarak hafızalara kazındı.</p>

<p>İsmail Çokçalış sahanın her yerinde bitmeyen enerjisiyle göz doldurdu. Mahmut, Diago ve Enes takımı sırtlayan isimler arasındaydı. Golün sahibi Miraç ise geleceğin umutlarından biri olarak dikkat çekse de, attığı gol dışında performansını geliştirmesi gerektiği bir kez daha görüldü. Osman’ın ise haftalar ilerledikçe fiziksel olarak ritmini bulacağı anlaşılıyor. Buna karşın Halil İbrahim, Yusuf Emre Kesik ve Atakan beklentilerin gerisinde kaldı. Goldeki hatası haricinde kaleci Görkem Cihan’ın genel performansının ise başarılı olduğunu söylemek gerekiyor.</p>

<p>Maçın son bölümünde Ankaragücü kontra ataklarla üçüncü golü bulmaya çalışırken, 86. dakikada Beyoğlu lehine verilen tartışmalı penaltı heyecanı artırdı. Şayet o penaltı golle sonuçlansaydı, bu karşılaşma da kazanabileceğimiz maçlardan bırakılan puan kayıplarıyla hatırlanacak bir örnek olarak hafızalarımıza kazınacaktı. Penaltı atışının ardından hakeme yoğun itirazlarda bulunan Yusuf Emre Gültekin’in kırmızı kart görmesi ise, zaten dar bir kadroya sahip olan Ankaragücü için Altınordu karşılaşması öncesinde önemli bir kayıp oldu.</p>

<p>Kalan dakikalarda savunma hata yapmadı, Ankaragücü üstünlüğünü korudu ve Recep Karatepe yönetimindeki ilk sınavını üç puanla geçti.</p>

<p>Elde edilen üç puan, moral açısından çok önemliydi; ancak bu galibiyetin gerçekten yeniden dirilişin güçlü bir mesajına dönüşmesi, Altınordu karşısında alınacak bir zaferle mümkün olacak. 28 Eylül Pazar günü saat 19.00’da Eryaman Stadı’nda oynanacak mücadele, sabırla edilen yeminlerin, bir daha hiç sönmeyecek meşalelerin ve gelecek güzel günlerin umudunu taşıyacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 10:37:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Penaltı kullanacak daha hazır bir oyuncu yok muydu?</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/penalti-kullanacak-daha-hazir-bir-oyuncu-yok-muydu-517</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/penalti-kullanacak-daha-hazir-bir-oyuncu-yok-muydu-517</guid>
                <description><![CDATA[Penaltı kullanacak daha hazır bir oyuncu yok muydu?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Penaltı kullanacak daha hazır bir oyuncu yok muydu?<br />
Trendyol Süper Lig’in ilk dört haftasında puanla tanışamayan Gençlerbirliği, ligin 5.haftasında Çaykur Didi Stadyumu’nda Çaykur Rizespor ile karşı karşıya geldi.<br />
Bir an önce puan ya da puanlarla tanışarak kötü gidişata son vermek isteyen Kırmızı Karalar, Çaykur Rizespor’a 90+3.dakikada Emrecan Bulut’un attığı golle 1-0 mağlup olarak 5.haftayı da puansız kapattı.<br />
Çaykur Rizespor da tıpkı Gençlerbirliği gibi yeni sezona istediği şekilde başlayamadı. 2025-2026 sezonunun ilk dört haftasını sadece 1 puan ile tamamlayabildiler. Ali Sowe, Vaclav Jurecka ve Halil Dervişoğlu’ndan oluşan geniş bir santrafor rotasyonuna sahip olmalarına rağmen gol yollarında etkisiz bir görüntü ortaya koydular. Dolayısıyla 5.haftada, kendi evlerinde oynayacakları Gençlerbirliği maçına mutlak üç puan parolasıyla çıktılar.<br />
Başkent Ankara’mızın asırlık iki spor kulübünden biri olan Gençlerbirliği, yeni sezonun ilk dört haftasında puanla tanışamadı ve Milli araya puansız girdi. Tabii ki Kırmızı Siyahlıların yaşadığı bu kötü sezon başlangıcında çeşitli faktörler rol oynadı. Yaz transfer döneminde takıma dahil olan isimlerin takıma uyum sağlama süreçlerinin uzaması, “orta sahanın dinamosu” tabiriyle nitelendirebileceğimiz Peter Etebo’nun sakatlığı nedeniyle uzun &nbsp;süre sahalardan uzak kalacak olması bu faktörlerden sadece bazıları. Hal böyle olunca, Çaykur Didi Stadyumu’ndan en az bir puan çıkarabilmek amacıyla Çaykur Rizespor karşısına çıktı Gençlerbirliği.<br />
Çaykur Rizespor-Gençlerbirliği karşılaşmasının teknik analizine geçecek olursak...<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında pozisyon üstünlüğü Çaykur Rizespor’un elindeydi. Skor üstünlüğünü de sağlayabilirlerdi ama Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk, yaptığı kritik kurtarışlarla bu amacın gerçekleşmesine imkan tanımadı.<br />
5.dakikada, Çaykur Rizespor santraforu Halil Dervişoğlu’nun ceza sahası dışından çektiği sert şutu mükemmel bir refleks ile kurtaran Erhan Erentürk, 16.dakikada ise ceza sahası sol çaprazından Altin Zeqiri’nin çektiği şutu kalesinde doğru yerde, sağlam bir şekilde durarak kurtardı.<br />
Erhan Erentürk’ün portföyünde bu tip güzel kurtarışlar var. Bu özelliğini, Gençlerbirliği’nin geçtiğimiz sezon Trendyol 1. Lig’de oynadığı bazı maçlarda gördük. 90’dan frikik çıkarmışlığı bile var. Bu performansına devam ettiği takdirde sezona vasat bir performans ile başlayan Gökhan Akkan’ı geride bırakarak kaleyi devralacağını düşünüyorum.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında oyunun kontrolü Gençlerbirliği’nin elindeydi. Doğru paslaşmalar ile hızlı hücumlar gerçekleştirmeye gayret ettiler. Ancak, ileri uçta oynayan “çiçeği burnunda” santrafor M’baye Niang çok formsuz bir günündeydi. Rakip ceza sahasında en ufak bir varlık gösteremedi. Ayrıca Senegalli santraforu, fiziksel güç açısından da oldukça yetersiz buldum. Adana Demirspor’da seyrettiğim fizik gücü yüksek Niang’tan eser yok.<br />
İkinci yarıda oynanan Gençlerbirliği ağırlıklı futbola rağmen 90+3.dakikada golü bulan taraf Çaykur Rizespor oldu. Sağ kanattan Altin Zeqiri’nin yaptığı ortada topla buluşan Emrecan Bulut, jeneriklik bir vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.<br />
90+6.dakikada, Panikolaou’nun Zan Zuzek’e attığı dirsek sonucunda hakem Zorbay Küçük penaltı düdüğünü çaldı. Doğru bir penaltı kararı olduğunu düşünüyorum. Ortada çok net bir dirsek var.&nbsp;<br />
Rize gibi zor bir deplasmandan puan çıkarma şansını elde eden Gençlerbirliği’nde topun başına, yaz transfer döneminde takıma katılan en sansasyonel isimlerden biri olan Henry Onyekuru geçti. Açıkçası, Gençlerbirliği’nin 2025-2026 sezonundaki ilk puanını almasına vesile olacak böylesine kritik bir penaltının neden Henry Onyekuru’ya attırıldığını hiç anlamadım. Neden mi?<br />
Henry Onyekuru, Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana takımıyla resmi maça çıkmamış bir oyuncu. Üstelik, sakatlığını da yeni atlattı. Takımı için bu denli kritik olan bir penaltıyı kullanış şekline baktığımız zaman da -öylesine- kullanılmış bir penaltı vuruşu olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Son derece yavaş ve ciddiyetten uzak bir vuruş! Trendyol Süper Lig gibi zor bir platformda, böylesine kritik bir penaltıyı Henry Onyekuru’dan başka kullanacak hazır bir adam yoksa, bu durum da sorgulanması gereken apayrı bir sorun!<br />
Penaltı atışını gol ile sonuçlandıramayan Gençlerbirliği, Çaykur Rizespor’a 1-0’lık skorla mağlup oldu ve Süper Lig’in 5. haftasında da puanla tanışamadı.<br />
Karşılaşmada Gençlerbirliği özelinde “olumlu” anlamda gözüme çarpan isim Franco Tongya oldu. Transfer döneminin son günlerinde takıma dahil olan bir isim. Hızlı ve savunma arkasına sarkabilen bir oyuncu. Henry Onyekuru ile birlikte mevcut kadrodaki en hızlı iki kanat oyuncusundan biri. Oturmuş bir takımda iş yapacağını düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Sep 2025 16:25:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nijerya’dan Türkiye’ye Adem Bona’nın final hiyakesi</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/nijeryadan-turkiyeye-adem-bonanin-final-hiyakesi-516</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/nijeryadan-turkiyeye-adem-bonanin-final-hiyakesi-516</guid>
                <description><![CDATA[Nijerya’dan Türkiye’ye Adem Bona’nın final hiyakesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>12 Dev Adam’ın her birinin emeği birbirinden büyük, Ergin Ataman’a tabii ki ayrı bir pencere açmak gerek. Alperen pota altında devleşiyor, Larkin büyük oynuyor, kaptan sakatlığına rağmen sahada yol gösteriyor; Ercan, Furkan, Kenan, Şehmus, Onuralp, Ömer Faruk, Sertaç… Hepsinin katkısı yarın kupanın kulbunu tutmaya yetti. O yüzden yarın gece sadece bir maç değil, bir neslin emeğinin karşılığı olacak. Ama ben bu satırlarda farklı bir pencereden bakmak istiyorum: Adem Bona’dan söz edeceğim. Biz Nijerya’yı futbol ülkesi olarak tanıdık. Ülkemizde ve dünyada forma giymiş pek çok başarılı isim oldu. Ama Nijerya’dan ülkemize gelen ve yarınki tarihi finalde sahada olacak bir ismin penceresinden bakmaya çalışacağım. Nijerya’nın sıcak sokaklarında başlayan hikâye, bugün kalplerimizi ısıtmaya devam ediyor. Adem Bona’nın yaşam öyküsü sadece bir sporcunun kariyer yolculuğu değil; aynı zamanda kayıpların, fedakârlığın ve minnetin sahadaki yansıması.<br />
Babası o doğmadan önce hayata veda etmişti. Annesi, beş çocuğun yükünü tek başına sırtladı. Zorluklara rağmen oğlunun hep yanındaydı. İşte bu yüzden Adem, yıllar sonra bir röportajında “annem benim kahramanım” diyecekti. O röportajda ayrıca şunu da söyledi: “Annem Türkiye’de benimleydi, bana baktı, her şeyimle ilgilendi.”<br />
O ateş, 13 yaşında çekilen bir video sayesinde Türkiye’de alevlendi. Sokaklarda oynarken kaydedilen bir görüntü, İstanbul Basket’in antrenörlerine ulaştı. Boyu, fiziği ve enerjisiyle dikkat çeken Adem, davet edildiği Türkiye’ye adım attığında yanında getirdiği tek şey pota altında savaşan kalbiydi. Ne dili biliyordu ne de kültürü. Ama kısa sürede Türkçeyi öğrendi, yeni bir hayata uyum sağladı.<br />
Türkiye, kısa sürede onun ikinci yuvası oldu. Burada büyüdü, burada güçlendi, burada milli formayı giydi. Bona, UCLA Bruins’de kolej basketbolu oynadı ve Pac-12 Sezonun En İyi Beşi ile Pac-12 Yılın Savunma Oyuncusu seçildi. UCLA’den NBA’e, Philadelphia 76ers’a kadar uzanan kariyerinde, Türkiye’nin izini her adımında taşıdı.<br />
Ama Adem’in hikâyesi hiçbir zaman sadece kendi yolculuğu olmadı. Onun teri, takım arkadaşlarının nefesine karıştı; bireysel çabası, kolektif bir umuda dönüştü. Artık o sadece Adem Bona değil, 12 Dev Adam’ın kalbinde atan yüreklerden biri.<br />
2001’de kaybedilen bir final vardı.<br />
Bir neslin kalbinde iz bırakan o akşam, zamana emanet edildi. O finalde sahada olan Hidayet Türkoğlu, bugün federasyon başkanı olarak belki de en çok heyecan duyan isim olacak. Ama ben şuna inanıyorum: en büyük emek ve her başarılı çocuğun arkasında anneleri vardır. O kupa kaldırıldığında ise 12 dev yüreğin ilk arayacakları , yine anneler olacaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Sep 2025 22:30:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye–Yunanistan: tarihi yarı final öncesi</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/turkiyeyunanistan-tarihi-yari-final-oncesi-515</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/turkiyeyunanistan-tarihi-yari-final-oncesi-515</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye–Yunanistan: tarihi yarı final öncesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>EuroBasket 2025’te yarı final günü geldi çattı. Yarın akşam saat 21.00’de Türkiye ile Yunanistan kozlarını paylaşacak. Günün ilk yarı finali ise 17.00’de Almanya ile tarihinde ilk kez bu aşamaya gelen Finlandiya arasında oynanacak. Böylece finaldeki ilk finalist de bu maçla belli olacak.</p>

<div>&nbsp;</div>

<p>Cedi Osman’ın Sakatlığı</p>

<p>Milli takımın kilit oyuncularından Cedi Osman, Polonya ile oynanan çeyrek finalde talihsiz bir bilek sakatlığı yaşadı. Karşılaşmanın bir bölümünde kenara gelmek zorunda kalan Osman, son periyotta sahaya dönse de hareketlerinde zorlandığı gözlendi. Tedavi süreci hızla sürerken, yarı finalde forma giyip giymeyeceği maç günü belli olacak. Doktorların raporları olumlu olsa da, ne kadar süre alacağı ve performansına nasıl yansıyacağı belirsizliğini koruyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ergin Ataman’ın Yunanistan Tecrübesi</p>

<p>Türkiye’nin başında bu kez Yunanistan basketbolunu yakından tanıyan Ergin Ataman var. Panathinaikos’un başında EuroLeague şampiyonluğu yaşayan tecrübeli hoca, Yunan basketbol kültürünü yakından biliyor. Dün verdiği demeçte, “Yunanistan’ın güçlü yanlarını ezbere biliyorum, biz sahaya kendi oyunumuzu koyacağız” diyen Ataman, bugün ise “Cedi Osman oynamak istiyor, her şeyini sahaya koyacaktır. Ama biz bir oyuncuya bağlı değiliz, takım olarak ayakta kalacağız” ifadelerini kullandı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>İstatistiklerle Yarı Final</p>

<p>Turnuvanın en formda isimlerinden biri olan Alperen Şengün, maç başına 21.6 sayı, 8 ribaund ve 5 asist ortalamalarıyla Türkiye’nin lideri konumunda. Türkiye ayrıca %44.6 üçlük isabetiyle turnuvanın en iyi dış şut takımı.</p>

<p>Yunanistan cephesinde ise Giannis Antetokounmpo’nun etkisi rakamlara da yansıyor. Eleme turlarında ribaund yüzdesini %63’ten %80’e çıkararak Türkiye ile birlikte en iyi iki takımdan biri haline geldiler. Ancak dış şut yüzdeleri gruplarda %45 iken, eleme maçlarında %24’e kadar geriledi. Bu da yarı finalin en kritik kırılma noktalarından biri olabilir.</p>

<p>Skor potansiyeli açısından bakıldığında Türkiye, maç başına yaklaşık 85 sayı üretiyor ve bu alanda turnuvanın en üst sıralarında yer alıyor. Yunanistan ise daha dengeli ama daha düşük tempolu oynuyor; 78 sayı ortalamasıyla sahada. Asist ortalamalarında Türkiye önde görünse de, Yunanistan’ın son iki maçta top kayıplarını azaltması onların lehine bir gelişme.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Yunan Basınından Yansımalar</p>

<p>Yunanistan’ın önde gelen spor sitelerinden Sports SDNA muhabiri Thanos Tsimpos’un kaleme aldığı yazısında şu kısımların altını çiziyor:</p>

<p>Türkiye’nin İstikrarı</p>

<p>“Yunanistan bu tip eleme maçlarında defalarca tökezledi, bu yüzden Litvanya galibiyeti önemliydi. Şimdi ise karşıda turnuvanın en istikrarlı takımı var: Ergin Ataman’ın Türkiye’si ve süper yıldızı Alperen Şengün.”</p>

<p>Şengün Üzerine Kurulu Sistem</p>

<p>“Türkiye, turnuvaya sürpriz aday olarak girmişti ama kısa sürede favorilerden biri oldu. İkinci en iyi hücuma, altıncı en iyi savunmaya sahipler. Bütün düzen, Rockets’ın yıldızı Şengün üzerine kurulu. Sadece sayı atmakla kalmıyor, aynı zamanda oyun kuruyor ve maç başına yaklaşık 39 sayıya doğrudan etki ediyor.”</p>

<p>Gardların Beklenmedik Katkısı</p>

<p>“Larkin dışında düşük profilli görünen gard rotasyonu, turnuvanın sürprizi oldu. Hem Hazer hem Sipahi, savunmadaki baskılarıyla fark yaratıyor ve dış atışlarda yüksek yüzdeyle cezayı kesiyor. &nbsp;Türkiye %44,6 üçlük yüzdesiyle turnuvanın en yüksek dış şut isabetine sahip. Osman bu kez sadece bitirici rolünde etkili, ama asıl fark yaratan Larkin. Kritik anlarda devreye girerek Türkiye’yi bambaşka bir seviyeye çıkarıyor.”</p>

<p>Yunanistan’ın Artıları ve Eksileri</p>

<p>“Spanoulis’in takımı, turnuva ilerledikçe gelişti. Savunmada daha sağlam bir profil çiziyor ve ribaundlarda önemli bir ilerleme kaydetti. Ancak üçlük yüzdesi gruplardaki %45’lerden, eleme turlarında %24’e düştü. Türkiye karşısında bu çok büyük bir risk olabilir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>2001’e Selam, 2025’e Umut</p>

<p>Hatırlatalım; Türkiye, 2001 yılında İstanbul’da oynanan Avrupa Şampiyonası finalinde Yugoslavya’ya 78-69 kaybetmiş ve tarihinde ilk kez gümüş madalya almıştı. Aradan 24 yıl geçti. Bugün yine bir final kapısının eşiğindeyiz. O gün yarım kalan hikâyeyi tamamlamak için şimdi yeni bir şans var.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Sep 2025 17:25:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İzleyenin izlenene dönüşümü: Zeynep Sönmez</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/izleyenin-izlenene-donusumu-zeynep-sonmez-514</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/izleyenin-izlenene-donusumu-zeynep-sonmez-514</guid>
                <description><![CDATA[İzleyenin izlenene dönüşümü: Zeynep Sönmez]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p>Türk tenisinde yıllardır hayalini kurduğumuz sahnelerden biri bu kez New York’ta karşımıza çıkıyor. 23 yaşındaki milli tenisçimiz Zeynep Sönmez, Amerika Açık Grand Slam Turnuvası’nda ikinci tura yükselerek Türkiye’yi gururlandırmaya devam ediyor.</p>

<p>İlk turda ev sahibi ABD’li Katie Volynets karşısında sergilediği olgun ve etkili oyunla 2-0’lık net bir galibiyet alan Zeynep, sadece skoru değil, özgüveni ve soğukkanlılığıyla da dikkatleri üzerine çekti. Büyük turnuvalara alışık bir duruş sergileyen genç raket, bu seviyede kalıcı olabileceğinin sinyallerini verdi.</p>

<p>Zeynep’in ikinci turdaki rakibi, dünya sıralamasında 28 numarada bulunan Ukraynalı Marta Kostyuk. Kâğıt üzerinde güçlü bir rakip olabilir. Ancak tenis sadece sıralamalarla değil, sahada gösterilen mücadeleyle kazanılır.</p>

<p>2002 doğumlu olan Kostyuk, dünya sıralamasında en iyi 16 numaraya kadar yükselmiş, genç yaşta adını duyurmuş bir raket. Henüz 15 yaşındayken 2018 Avustralya Açık’ta üçüncü tura çıkarak büyük ses getirdi. 2023 yılında Austin’de düzenlenen ATX Open’da kariyerinin ilk WTA tekler şampiyonluğunu kazandı. Ayrıca iki WTA çiftler şampiyonluğu bulunuyor. Grand Slam’lerdeki en iyi derecesi, 2024 Avustralya Açık’ta çeyrek finale yükselmesi oldu. Aynı yıl Paris 2024 Olimpiyat Oyunları’nda da çeyrek finale çıkarak dikkat çekti.</p>

<p>Agresif oyun tarzı, güçlü servisleri ve kortun her alanını kullanan mücadeleci stiliyle tanınan Kostyuk, Zeynep için zorlu ama değerli bir sınav niteliği taşıyor. Zeynep Sönmez ise bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek istiyor.</p>

<p>Bu sezon istikrarlı yükselişiyle dikkat çeken Zeynep, sadece teknik anlamda değil, mental olarak da güçlü bir gelişim gösteriyor. Büyük maçlarda sakin kalabilen yapısı ve kararlı duruşuyla, daha büyük başarıların sinyalini veriyor. Henüz yolun çok başında olsa da, attığı her adım Türk tenisinde iz bırakmaya başladı bile. Bugün TSİ 18.00’de oynanacak ikinci tur karşılaşması, sadece bir maç değil; Zeynep için yeni bir eşik anlamına geliyor.</p>

<p>Zeynep’in başarısı, Türkiye’de tenise ilgi duyan binlerce genç için bir umut ve ilham kaynağı. Artık kortlarda yalnızca izleyen değil, izlenen bir Türkiye var; bu değişimin öncüsü ise hiç şüphesiz Zeynep Sönmez.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 28 Aug 2025 12:24:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nalepa’nın hediyesi!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/nalepanin-hediyesi-513</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/nalepanin-hediyesi-513</guid>
                <description><![CDATA[Nalepa’nın hediyesi!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>GAZİANTEP - GENÇLERBİRLİĞİ MAÇ YAYINIMIZIN LİNKİ</strong></p>

<p><strong>.<a href="https://www.youtube.com/watch?v=NJjESrWjWfY&amp;t=276s">https://www.youtube.com/watch?v=NJjESrWjWfY&amp;t=276s</a></strong></p>

<p>Nalepa’nın hediyesi!<br />
Trendyol Süper Lig’de 2025-2026 sezonunun ilk iki haftasından puan çıkaramayan Gençlerbirliği, ligin 3.haftasında Gaziantep Büyükşehir Stadyumu’nda Gaziantep FK’nın konuğu oldu.<br />
Maç öncesinde iki takımın da artılarını ve eksilerini teraziye koyduğumuzda Gaziantep FK’nın da, Gençlerbirliği’nin de birbirlerine çok ağır basmadıklarını görebiliyorduk. “Üç ihtimalli” olarak değerlendirebileceğimiz bir maç idi. İlk iki haftanın ardından gerek kadro kalitesi bakımından, gerekse geride bıraktığımız iki haftada ortaya koydukları “vasat” performans açısından iki takımın da “olumsuz” anlamda birbirine denk olduğu bir görüntü ortaya çıkmıştı.<br />
Gençlerbirliği maçına sayılı günler kala teknik direktörlük koltuğuna Burak Yılmaz’ı getirdi Gaziantep FK. Şüphesiz ki bu görevlendirme, Gençlerbirliği maçı öncesinde Güneydoğu temsilcisi için bir motivasyon kaynağı olacaktı. Gaziantep FK’lı oyuncular, bu zorlu maçı bir çıkış maçı olarak görecek, yeni teknik direktörlerinin gözüne girebilmek için canla başla mücadele edeceklerdi.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısı durağan bir tempoda oynandı. İki takım da -futbol adına- sahaya en ufak bir olumlu enstantane koyamadı. Seyir zevki vasatın oldukça altında idi. Girilen pozisyon açısından kısır geçen bir ilk yarı oldu. Lakin oynanan etkisiz futbola rağmen Gaziantep Büyükşehir Stadyumu’ndaki futbolseverler, savunma hatalarının da etkisiyle atılan iki gole tanıklık ettiler.<br />
8.dakikada, Göktan Gurpuz’un kullandığı korner atışında topla buluşan Gençlerbirliği stoperi Zan Zuzek, etkili bir kafa vuruşu ile topu en doğru noktaya göndererek takımını 1-0 öne geçiren golü kaydetti.&nbsp;<br />
44.dakikada ise sahneye Gaziantep FK’nın sağ kanat oyuncusu Deias Sorescu çıktı ve skoru 1-1’e getiren golü kaydetti. Tecrübeli orta saha oyuncusu Maxim’in uzun pasıyla topla buluşan Rumen oyuncu, Gençlerbirliği kalecisi Gökhan Akkan ile karşı karşıya kaldı ve sert bir vuruşla Gaziantep FK’nın skoru dengeye getirmesini sağladı.<br />
Güneydoğu temsilcisinin bulduğu bu beraberlik golünde Gençlerbirliği kalecisi Gökhan Akkan’ı hatalı bulduğumu belirtmeliyim. Maxim’in attığı uzun pas Sorescu’ya ulaşmadan önce kalesinden çıktı, Sorescu’nun topu sürmeye başlamasının ardından tereddüt edip yeniden kalesine döndü. Kaleci, bu tür pozisyonlarda tereddüt yaşamamalı. Ya gözünü karartıp kalesinden tamamen çıkmalı ya da kalesinde kalmalı.&nbsp;<br />
Gökhan Akkan, 2025-2026 sezonuna çok kötü bir başlangıç yaptı. İlk üç haftada, son derece basit iki gol yedi. Asla yenmemesi gereken goller! Bu şekilde devam etmesi halinde (devam edeceğine inanmıyorum) Gençlerbirliği taraftarının büyük tepkisiyle karşılaşır. Karşılaşması da gayet doğaldır! Bir an evvel kendisini toparlaması gerekiyor.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında oyunun kontrolü Gaziantep FK’nın elindeydi. Maxim ve Lungoyi gibi hızlı ve top tekniği iyi olan oyuncuları ile topu Gençlerbirliği ceza sahasına taşıdılar. Gol yollarında biraz daha becerikli olabilselerdi daha farklı bir galibiyet alabilirlerdi.<br />
Gençlerbirliği ikinci yarıda oldukça vasat bir futbol ortaya koydu. Hücum hattında silik bir görüntü ortaya koydular. Pozisyon üretmekte çok zorlandılar. İdeal bir santraforlarının olmaması nedeniyle ileride top tutamadılar. Hal böyle olunca oyunu kendi yarı alanlarında kabul ettiler. Geriye gereğinden fazla yaslandılar. Yukarıda da belirttiğim üzere Gaziantep FK, gol yollarında etkili olamadığı için farklı galibiyeti kaçırdı.<br />
Karşılaşmayı tribünden ya da televizyondan takip eden futbolseverler, maçın 1-1’lik eşitlikle sona ereceğini düşünürken 90+2.dakikada Nalepa’nın, sol çaprazdan ceza sahasına süzülerek giren Gaziantep FK’nın sol kanat oyuncusu Lungoyi’yi formasından çekerek düşürmesi sonucunda Güneydoğu temsilcisi penaltı kazandı. Penaltı atışını gole çeviren Maxim, Gaziantep FK’ya “teorik” olarak maçı getiren isim oldu.<br />
Ancak “pratik olarak “, Gaziantep FK’ya maçı getiren ismin Gençlerbirliği oyuncusu Michal Nalepa olduğunu düşünüyorum. Sebebiyet verdiği penaltıya hiçbir anlam veremedim. Ortada fol yok yumurta yok iken Lungoyi’yi formasından çekip penaltı yaptırdı ve deyim yerindeyse, takımının elindeki bir puanı aldı. Bunun başka bir açıklaması yoktur. Bu tarz pozisyonlarda futbolcuların biraz daha “akıllı” hamlelerde bulunması gerektiğine inanıyorum!<br />
Gaziantep FK’ya deplasmanda 2-1’lik skorla mağlup olan Gençlerbirliği, Trendyol Süper Lig 2025-2026 sezonunun üçüncü haftasında da puanla tanışamadı.<br />
Geride bıraktığımız üç haftalık süre zarfında, mevcut Gençlerbirliği kadrosunda “olumsuz” anlamda gözüme çarpan en sıkıntılı mevki santrafor pozisyonu. Maalesef, Gençlerbirliği yönetimi santrafor transferinde oldukça geç kaldı. Sezonun başlamasının üzerinden üç hafta geçti, bu takıma mevcut bütçe dahilinde, fizik gücü yüksek, gol vuruşları iyi olan bir golcü transfer edilemedi. “Müzmin sakat” tabirine erişmek üzere olan Henry Onyekuru’nun transferini gerçekleştirmek için ayrılan mesai santrafor transferine ayrılsaydı Gençlerbirliği adına daha hayırlı olurdu!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 24 Aug 2025 22:45:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tribünlerin Yeşeren Yüreği: Bursaspor – Eskişehirspor</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/tribunlerin-yeseren-yuregi-bursaspor-eskisehirspor-512</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/tribunlerin-yeseren-yuregi-bursaspor-eskisehirspor-512</guid>
                <description><![CDATA[Tribünlerin Yeşeren Yüreği: Bursaspor – Eskişehirspor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocukken iki ağacın arası kale olurdu. Ormanlarını birer birer yitirdiğimiz bu topraklarda dün gece iki tribün, bu kez kale oldu fidanlar için. Yeşil-beyazla kırmızı-siyah, doğaya nefes vermek için yan yana durdu.</p>

<p>Bursaspor ile Eskişehirspor, bilet gelirinin yanan orman alanlarının yeniden ağaçlandırılmasına bağışlanacağı “Doğa İçin Tek Yürek” sloganıyla dostluk maçında karşı karşıya geldi.</p>

<p>Skorboardda Tek Bir Kelime: Dayanışma</p>

<p>Dün akşam sahada ve skorboardda yazan tek şey vardı: Dayanışma.<br />
İki ezeli rakip, yılların rekabetini bir kenara bırakarak yanan ormanların küllerinden umut yeşertmek için buluştu. Tribünlerden yükselen her tezahürat, adeta bir söz gibiydi:<br />
“Bu toprakları yeniden yeşerteceğiz.”</p>

<p>Dayanışmaya Ankaragücü taraftar grubu Bekar Evi Çocukları da 10 bin fidan bağışlayarak katıldı. Bu katkı, futbolun sahadaki rekabetin ötesinde nasıl birleştirici bir güce sahip olduğunu bir kez daha ortaya koydu.</p>

<p>Futbolun Gerçek Gücü</p>

<p>Dün gece tribünlerde yaşanan buluşma bize futbolun gerçek yüzünü gösterdi. Çünkü futbol, sadece bir skor tabelası, bir kupa ya da üç puan değildir; futbol, insanların yüreklerini aynı amaç için yan yana getirme kudretidir.</p>

<p>O tezahüratlar, yarının çocuklarına bırakılacak gölgeli oyun alanlarının, kuşların yeniden yuva kuracağı dalların sözüydü. Dün gece sahada kazanılan şey bir maç değildi; yanmış toprağın kalbine düşen ilk umuttu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 17 Aug 2025 16:00:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Santrafor eksikliği hissedildi </title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/santrafor-eksikligi-hissedildi-511</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/santrafor-eksikligi-hissedildi-511</guid>
                <description><![CDATA[Santrafor eksikliği hissedildi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Bu sezon, hak ettiği platform olan Trendyol Süper Lig’de yeniden boy gösterecek olan Gençlerbirliği, 2025-2026 sezonunun ilk haftasında Trendyol Süper Lig’de geride bıraktığımız sezonun en başarılı ekiplerinden biri olan Samsunspor ile karşı karşıya geldi. Rakibi karşısında dirençli bir oyun ortaya koymasına rağmen Samsunspor’a 2-1 mağlup olarak sezona kötü bir başlangıç yaptı.<br />
Samsunspor maçı öncesinde Gençlerbirliği özelinde kafama takılan çok ciddi bir soru işareti vardı. Bu soru işareti de takımdaki santrafor eksikliği idi. Hatta bu endişemi, bulunmaktan onur duyduğum, Gençlerbirliği sevdalısı dostlarımın bulunduğu Gençlerbirliği İstanbul grubunda da maçtan önce belirttim.<br />
Gençlerbirliği teknik direktörü Hüseyin Eroğlu, Samsunspor mücadelesinde santrafor bölgesindeki oyuncu tercihini Daniel Popa’dan yana kullandı. Tercihini yanlış yönde kullandığını &nbsp;düşünüyorum. Bana göre Leo Gaucho’yu tercih etmeliydi. “Popa ile Gaucho arasında ne fark var?” diye soran okuyucularım olacaktır mutlaka. Haklılar. Çok bariz bir farkları yok. Ancak Leo Gaucho, Popa’ya oranla fizik gücü daha yüksek oyuncu. Ayrıca, fazlasıyla mücadeleci bir karakter. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında Gençlerbirliği forması altında oynadığı maçları izledim. Rakip yarı alanda kaybettiği toplardan sonra bile pes etmeyip o topu yeniden kazanmak için canla başla mücadele eden bir oyuncu. Gençlerbirliği’nin mevcut kadrosunda “kötünün iyisi” olarak niteleyebileceğimiz bir santrafor.<br />
Gençlerbirliği yönetiminin, santrafor transferi konusunda biraz geç kaldığını düşünüyorum. Transfer dönemi sona erene kadar üst düzey iki santraforun kadroya katılacağını bizzat başkan Osman Sungur açıklanmıştı. Transfer edilecek iki golcüden -en azından- birinin Samsunspor mücadelesine yetişmesi gerekiyordu.<br />
67.dakikada, orta saha oyuncusu Carlo Holse’nin attığı gol ile skoru 2-0’a getiren golü buldu Samsunspor. Bu golde, Gençlerbirliği kalecisi Gökhan Akkan’ın çok büyük bir hatası vardı. Holse’nin bir hayli uzaktan çektiği sert şutu kontrol altına alamadı Gökhan. Bana göre, çok rahat kontrol altına alabilirdi. Zira önünde, kendisinin topu görmesini engelleyecek hiçbir oyuncu bulunmuyordu.<br />
Gökhan Akkan’ın, Gençlerbirliği’nin yeni sezon öncesinde yaptığı en iyi &nbsp;transferlerden biri olduğunu düşünüyorum. Çok kaliteli bir kaleci. Ligimizin en tecrübeli file bekçilerinden biri. Ancak, henüz sezonun başında yapılan bu basit ve talihsiz hatanın Gökhan Akkan’ın eksi hanesine yazılacağı gerçeğini de göz ardı edemeyiz. Tecrübesiyle, ilerleyen haftalarda bu hatasını telafi edecek performanslara imza atacağını &nbsp;düşünüyorum.<br />
Samsunspor-Gençlerbirliği maçında Gençlerbirliği tarafında “olumlu” anlamda gözüme çarpan en iyi oyuncu Metehan Mimaroğlu oldu. Geçtiğimiz sezonun ikinci yarısında sergilediği üst düzey performans ile Gençlerbirliği’nin hak ettiği platform olan Trendyol Süper Lig’e yükselmesinde en büyük paya sahip oyunculardan biriydi.&nbsp;<br />
Trendyol Süper Lig’e de bu performansı ile paralel bir çizgide başladı &nbsp;Metehan.<br />
Samsunspor karşısında sergilediği performans olağanüstü idi. Kelimenin tam anlamıyla “parmak ısırttı.” &nbsp;88.dakikada &nbsp;kaydettiği gol mükemmel idi. Aynı zamanda, Gençlerbirliği takımının en mücadeleci oyuncularından biriydi. Müthiş bir mücadele örneği gösterdi. Ayağındaki topu kaptırmamak için büyük bir savaş verdi adeta. Bu performansını arttırarak devam ettirmesini temenni ediyorum.<br />
Samsunspor’a 2-1 mağlup olan Gençlerbirliği, 2025-2026 sezonunun ilk haftasını puansız tamamladı.<br />
Gençlerbirliği takımı, Samsunspor mağlubiyetini çok fazla kafasına takmamalı. Sonuç olarak Samsunspor, geçtiğimiz sezonu üçüncü sırada tamamlamış bir takım. Kadrolarını da büyük oranda muhafaza edip üzerine ekleme yaptılar.&nbsp;<br />
Gençlerbirliği’nin ise kadro kalitesi ortada. Şu an itibariyle oldukça dar bir kadro yapıları var. Tabiki, mevcut kadronun üzerine mutlaka takviyeler yapılacaktır. Bu takviyelerin en kısa sürede yapılması gerekiyor.<br />
Takviye yapılması gereken ilk mevki -hiç şüphesiz- santrafor bölgesi. Şu an itibariyle mevcut kadroda iki santrafor var. Popa ve Leo Gaucho... Ancak Hüseyin hocanın, Süper Lig gibi zor bir platformda, bu iki oyuncu ile devam etmek isteyeceğini zannetmiyorum. O yüzden, üst düzey iki santrafor transferi “olmazsa olmaz “ bir gereklilik...<br />
Yeni transfer Henry Onyekuru, fiziksel olarak henüz istenilen seviyede değil. Birkaç hafta daha takımdan uzak kalacağı belirtiliyor. Onyekuru transferi hakkındaki düşüncelerimi 31 Temmuz 2025 tarihinde Sporanki için kaleme aldığım “Sağ kanat ve santrafor mevkilerine transfer gerekiyor” başlıklı köşe yazımda belirtmiştim. Avrupa futbolunda piyasası olan bir oyuncu, kariyerinin en olgun döneminde, Gençlerbirliği gibi düşük bütçeli bir takıma transfer oluyorsa insanın kafasında 40 tane tilki, kuyruğunu sallaya sallaya dolaşır!<br />
Gençlerbirliği yönetiminin, Henry Onyekuru transferi için harcanan süre zarfında zaman kaybettiğini düşünüyorum. Bu takımın Onyekuru’dan daha acil ihtiyaçları var. &nbsp;Sağ kanat bölgesinde Amilton’un ayrılığı ile doğan boşluk halen doldurulabilmiş değil. Bu takımın santraforu yok! Sol kanatta formda bir Metehan Mimaroğlu varken Onyekuru transferi biraz daha bekleyebilirdi diye düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Aug 2025 23:58:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sen sahada terlet formayı, biz yaşatacağız armayı</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/sen-sahada-terlet-formayi-biz-yasatacagiz-armayi-510</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/sen-sahada-terlet-formayi-biz-yasatacagiz-armayi-510</guid>
                <description><![CDATA[Sen sahada terlet formayı, biz yaşatacağız armayı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara’nın kavurucu sıcağıyla futbolun tutkusu, Cuma günü Aktepe’de buluştu. 58. TSYD Ankara Kupası’nda Başkent’in iki çınarı karşı karşıya geldi. Gençlerbirliği, Ankaragücü’nü 2-1 mağlup ederek kupayı müzesine götürdü. Goller, Gençlerbirliği adına Pedro Pereira (16’) ve Michal Nalepa’dan (75’) gelirken, Ankaragücü’nün tek sayısını 60. dakikada Recep Yiğit Sevinç kaydetti.</p>

<p>Kağıt üzerinde bu sadece bir hazırlık maçıydı belki. Ama gerçekte çok daha fazlasıydı. Çünkü bu 90 dakika, bir camianın yeniden yazılacak hikâyesinin ilk satırlarını oluşturuyordu; hem de bu kez daha koyu harflerle. Ankaragücü’nün genç futbolcuları ise bize, yolun henüz başında olsalar da sonuna kadar savaşacaklarının sözünü verdiler.</p>

<p>Maddi imkânsızlıklar, transfer yasakları ve yılların biriktirdiği yük, kulübü sınırlarına kadar zorladı. Taraftar yorgun olabilir, umutlar solmuş olabilir… Ama sahada akıtılan her damla ter, tribünlerde yeniden doğacak bir sabahın ilk ışığı olmalı. Ve unutulmamalı: Bugün elini taşın altına koyanlar, bu enkazı yaratanlar değil. Aksine, bu kulübü küllerinden doğurmak için gecesini gündüzüne katan insanlar.</p>

<p>Ankaragücü’nün mayasında direnç var. Bu camia, ne fırtınalar gördü, ne engeller aştı… Bu arma hep aynı inançla dimdik kaldı. Bugünkü sıkıntılar, geçmişin imkânsızlıklarından büyük değil. Çünkü bu renkler sadece bir forma değil; Ankara’nın pes etmeyen ruhunun simgesi. Bugün sahaya çıkanlar yalnızca formayı değil; bir asırlık gururu terletiyor. Biz de bu hikâyenin bir parçası olmalıyız. Çünkü bizim en değerli parçamız Ankaragücü.</p>

<p>Unutmayın: Her büyük zafer, birilerinin “imkânsız” dediği anda, bir yüreğin “inanıyorum” diye adım atmasıyla başlar.</p>

<p>Ve şimdi, yeniden ayağa kalkma zamanı. Önce biz inanalım, sonra daha gür sesle omuz omuza haykıralım:</p>

<p>“Sen Sahada Terlet Formayı, Biz Yaşatacağız Armayı!”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 03 Aug 2025 14:54:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sağ kanat ve santrafor mevkilerine transfer gerekiyor</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/sag-kanat-ve-santrafor-mevkilerine-transfer-gerekiyor-509</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/sag-kanat-ve-santrafor-mevkilerine-transfer-gerekiyor-509</guid>
                <description><![CDATA[Sağ kanat ve santrafor mevkilerine transfer gerekiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağ kanat ve santrafor mevkilerine transfer gerekiyor</p>

<p>Geçtiğimiz sezon Trendyol 1.Lig’i ikinci sırada tamamlayarak layık olduğu Trendyol Süper Lig’e yükselmeye hak kazanan Gençlerbirliği, bu zorlu platformda kalıcı olmak adına çalışmalarını büyük bir titizlikle sürdürüyor.</p>

<p>Bu doğrultuda transfer çalışmalarını da “ince eleyip sık dokuyan” bir anlayışla sürdüren Başkent temsilcisi, &nbsp;yaz transfer sezonunun ilk bölümünde önemli oyuncuları kadrosuna kattı. İç transferde de takım iskeleti açısından oldukça önemli olan bazı oyuncularla sözleşme yenilendi.</p>

<p>Gençlerbirliği yönetimi, zorlu Süper Lig maratonu öncesinde teknik direktörlük koltuğunda değişikliğe gitme gereği duymadı ve tecrübeli teknik adam Hüseyin Eroğlu ile devam etme kararı aldı. Hüseyin hoca, geçtiğimiz sezon takımı en dip noktadan alıp lig ikinciliğine taşıdı. Mevcut kadroda yer alan bazı oyuncular, Hüseyin hocanın takımın başına geçmesinin ardından vites yükselterek Gençlerbirliği’nin Süper Lig’e yükselmesinde kilit rol oynadı.</p>

<p>Gençlerbirliği, Süper Lig’in ilk haftalarında peş peşe puan kayıpları yaşayabilir. Çünkü, takıma yeni oyuncular katıldı ve bu isimlerin Gençlerbirliği’ne uyum süreçleri biraz uzayabilir. Yaşanması muhtemel puan kayıplarının ardından Gençlerbirliği yönetiminin, Hüseyin Eroğlu’nun arkasında ne ölçüde durabileceği çok önemli. Böyle bir durumda Hüseyin hocayı kayıtsız şartsız desteklemeleri gerektiğine inanıyorum. İstikrar, futbolda çok önemli bir unsurdur.</p>

<p>Kırmızı Karalar’ın kadro yapısına şöyle bir göz atacak olursak...</p>

<p>Bu sezon, Gençlerbirliği takımının en güven veren mevkilerinden birinin kale bölgesi olduğunu düşünüyorum. Ligimizin en iyi kalecilerinden biri olan Gökhan Akkan’ı transfer ettiler. Sakatlık problemi ile karşı karşıya kalmadığı sürece fark yaratan bir kaleci. Tecrübesiyle ve refleksleriyle Kırmızı Karalar’a büyük katkı sağlayacaktır.</p>

<p>Ayrıca, geçtiğimiz sezon sergilediği üst düzey performans ile Gençlerbirliği’ne büyük katkı sağlayan kaleci Erhan Erentürk ile sözleşme yenilenmesini de son derece olumlu buluyorum. Tıpkı Gökhan Akkan gibi Erhan Erentürk’ün de refleksleri oldukça iyi. Geçtiğimiz sezon örneklerini gördüğümüz üzere doksana giden frikikleri bile mükemmel refleksler ile çıkarabiliyor. Gençlerbirliği kalesinin emin ellerde olduğunu “rahatlıkla” ifade edebilirim.</p>

<p>Kırmızı Karalar’ın taraftarlarına güven veren bir diğer bölgesi defans hattı. Sinan Osmanoğlu ve Zan Zuzek’ten oluşan stoper rotasyonuna Thalisson Kelven ile Dimitrios Goutas eklendi.</p>

<p>Thalisson Kelven, Antalyaspor’dan tanıdığımız bir isim. Kesici özellikleriyle tanıdığımız bir stoper. Dimitrios Goutas ise Sivasspor’dan tanıdığımız bir oyuncu. Kesici özelliklerinin yanı sıra ataklara da katılan bir isim. Top tekniği de hiç fena değil. Thalisson da, Goutas da Gençlerbirliği savunmasının seviyesini -biraz olsun- artırabilecek potansiyele sahip oyuncular.</p>

<p>Sağ bek pozisyonundaki eksikliği Portekizli Pedro Pereira’yı transfer ederek kapattı Gençlerbirliği. Açıkçası, Pedro Pereira takip ettiğim bir oyuncu değil. YouTube’da, performansından kesitlerin sunulduğu birkaç videoya göz atma ihtiyacı hissettim.</p>

<p>Gözlemlediğim ilk verilere dayanarak oyuncunun sağ kanadı verimli kullandığını belirtebilirim. Rakip takım oyuncularının yaptıkları sert müdahalelere rağmen pes etmeyen ve hemen ayağa kalkıp mücadelesine devam edebilen bir oyuncu. Bu çok önemli bir özellik. Gençlerbirliği’ne katkı sağlayabilecek bir karakter.</p>

<p>Gençlerbirliği camiası tarafından büyük bir ilgiyle karşılanan ve takıma seviye atlatması amacıyla gerçekleştirilen Henry Onyekuru transferine geçecek olursak...</p>

<p>&nbsp;Bildiğiniz üzere Henry Onyekuru, daha önce Galatasaray’da da forma giymiş olan kaliteli bir kanat oyuncusu. Gününde olduğu zaman fark yaratan, &nbsp;“tartışmasız” &nbsp;bir kanat oyuncusu. Hızı ve bitirici gol vuruşları ile rakip savunmaların korkulu rüyası oldu. Galatasaray’da forma giydiği dönemlerde, Kadıköy’de oynanan bir Fenerbahçe-Galatasaray karşılaşmasını hatırlıyorum. Sürati ile Fenerbahçe savunmasını darmadağın etmişti.</p>

<p>Ancak, 15 Temmuz 2025 tarihinde BİSPOR-Barışcan İğrek’in Gözünden Spor isimli kişisel WhatsApp kanalımda yayımladığım bir yorumumda da belirttiğim üzere Onyekuru transferiyle ilgili kafama takılan bir soru işaretini sizlerle de paylaşmak istiyorum.</p>

<p>Henry Onyekuru henüz 28 yaşında. Futbol oynamak için oldukça uygun bir dönem. Olgunluk dönemi... Onyekuru gibi etkili bir kanat oyuncusu, kariyerinin en olgun döneminde, Gençlerbirliği gibi düşük bütçeli ve hedefleri nispeten daha makul olan bir takımı neden tercih etsin? Avrupa futbolunda da piyasası olan bir futbolcu. Umarım Onyekuru’nun kronik bir sakatlığı yoktur ve Gençlerbirliği’ni, kafasına göre takılıp zaman geçireceği bir “eğlencelik” olarak görmüyordur! Umarım!</p>

<p>Uzun lafın kısası; Gençlerbirliği, 2025 yaz transfer döneminin ilk bölümünü oldukça verimli geçirdi. Henry Onyekuru gibi klas bir futbolcuyu renklerine bağlayarak “normal şartlar altında “ sansasyonel bir transfere imza attılar. Milli Takımımızda da defalarca görev yapmıs olan Gökhan Akkan’ı transfer ederek kaleyi sağlama aldılar. Gençlerbirliği’nin yeniden Süper Lig’e yükselmesinde önemli payları bulunan Erhan Erentürk, Metehan Mimaroğlu, Peter Etebo gibi önemli oyuncular ile sözleşme yenilediler. 2025 yaz transfer döneminin sonuna kadar sağ kanat ve santrafor mevkilerine nokta atışı takviyeler yapılması halinde çok daha iyi bir Gençlerbirliği takımı bizleri bekliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Jul 2025 20:48:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dur, nefes al, yeniden başla!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/dur-nefes-al-yeniden-basla-508</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/dur-nefes-al-yeniden-basla-508</guid>
                <description><![CDATA[Dur, nefes al, yeniden başla!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dur, Nefes Al, Yeniden Başla!</p>

<p>Geçtiğimiz yıl erkekler Avrupa Şampiyonası’nda İspanya, İngiltere’yi finalde mağlup etmişti. Şimdi benzer bir sahne, bu kez kadın futbolunda yaşanıyor: Avrupa Kadınlar Futbol Şampiyonası yarın akşam İngiltere ile İspanya arasındaki dev finalle taçlanacak. Bu final, kupadan çok daha fazlasını anlatıyor: Sahada yetenek var, sabır var, yeniden doğuşun izleri var. Gözler ise yalnızca bir isimde: Aitana Bonmatí.</p>

<p>İspanyol kadın futbolcunun yolculuğu, doğduğu gün ailesinin attığı cesur bir adımla başladı. Ailesi, İspanya’da alışılmadık bir tercih yaptı: Soyadı sıralamasında anneninki önce yazılacaktı. Küçük bir detay gibi görünse de güçlü bir mesajdı: Kadınlar görünür olacak…</p>

<p>&nbsp;Yıllar sonra Aitana bu tercihi şöyle anlatacaktı:<br />
“Annemin soyadını önce yazdırmak bir tercih değildi; bu, hayatıma yön veren bir bilinçti.”</p>

<p>Futbola başladığında işler kolay değildi. Kısa boyu nedeniyle altyapıda şüpheyle karşılandı. “Narin, güçsüz” dediler. Ama o, topa olan tutkusu ve azmiyle bu algıyı yıktı. Barcelona’nın efsanevi La Masia akademisinde kendini kanıtladı. Çalıştı, bekledi, pes etmedi. Bugün Avrupa’nın en iyi kadın futbolcularından biri. Koleksiyonunda UEFA’nın en prestijli ödülleri ve Ballon d’Or var.</p>

<p>Ama zirve yolculuğu sadece başarılarla dolu değildi. 2024 yılının ortasında Aitana için hayat bir anda değişti. Şiddetli baş ağrısı, ateş ve bulanık görme şikâyetleriyle hastaneye kaldırıldığında teşhis menenjitti. Doktorlar açık konuştu: Hayati tehlikesi vardı. Futbol artık ikinci plandaydı; mesele nefes almaktı. O anları annesi şöyle anlatıyordu:<br />
“Sahada güçlü bir kız görürsünüz, ama o yatakta gözlerini açmaya çalışıyordu. Tek dileğim nefes almasıydı.”<br />
Babası ise hiç konuşmadı. Sadece kızının elini tuttu. Her nabız atışı, onlar için bir gol sevici gibiydi.</p>

<p>Haftalarca yoğun bakımda kaldı. Ardından zorlu bir tedavi süreci başladı. Kas gücü neredeyse yok olmuştu, yürümek bile hayaldi. Ama Aitana pes etmedi. Günde iki kez tedavi, haftada üç gün dayanıklılık çalışmaları... Aylar sonra ilk kez topa vurduğunda gözlerinden yaşlar süzüldü. Bu sadece bir geri dönüş değil, yeniden doğuştu.<br />
“Hayat bana şunu söyledi: Dur, nefes al, yeniden başla. Ben de öyle yaptım,” diyordu.</p>

<p>Beklenen turnuvada geri döndü. EURO 2025 yarı finalinde Almanya’ya uzatmalarda attığı gol ile takımı Almanya’yı elerken bu sadece bir skor değil; hayata atılan bir imzaydı. Yarın Basel’de final sahasında olacak. Ama aslında sonuç çoktan belli: Bu hikâye kazandı bile. Çünkü Aitana Bonmatí’nin yolculuğu futbolun çok ötesinde: Hayata karşı verilen bir mücadele, direncin adı. Yarın gece onun attığı her pas, sadece bir oyunun değil; hayatın yeniden başladığının kanıtı olacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Jul 2025 22:41:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zeynep Sönmez: O çığlık tüm ülkede yankılandı</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/zeynep-sonmez-o-ciglik-tum-ulkede-yankilandi-507</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/zeynep-sonmez-o-ciglik-tum-ulkede-yankilandi-507</guid>
                <description><![CDATA[Zeynep Sönmez: O çığlık tüm ülkede yankılandı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hangi sporu seversiniz bilmem.<br />
Futbolun sonsuz tartışmaları mı? Milyonlarca euro harcanan transfer sezonları mı? Yoksa 100 yıldır büyüteç ile efsaneleştirilen İstanbul takımlarının hesaplaşmaların günümüze taşınmış yapay gerilimleri mi?</p>

<p>Ama bu yaz, o gürültünün içinden yükselen bir ses vardı. Gerçek, sahici ve sessizce büyüyen bir başarı:</p>

<p>Zeynep Sönmez.</p>

<p>Henüz 23 yaşında.<br />
Milli tenisçimiz, dünya 32 numarası Çinli Xinyu Wang'ı 2-0 yenerek Wimbledon'da 3. tura çıkan ilk Türk tenisçi oldu.<br />
Bu, tam 75 yıl sonra gelen bir başarıydı. Ve tarih, yeniden yazıldı.</p>

<p>Zaferin ardından Wimbledon’un resmi sosyal medya hesabı da bu tarihi anı kayıtsız kalmadı:</p>

<p><img alt="" src="https://pbs.twimg.com/media/Gu8jyzrXkAcLsZb?format=jpg&amp;name=900x900" style="height:300px; width:300px" /></p>

<p>“Türk tenisi için tarihi an!”<br />
ifadeleriyle Zeynep’i dünyaya duyurdu.</p>

<p><br />
Zeynep’in bu başarısı ne tesadüf, ne mucize. Bu, yılların emeği ve büyük bir özverinin sonucu.</p>

<p>Kendi sözleriyle:</p>

<p>&nbsp;“Bu başarı için ne tatil yaptım ne de yakın arkadaşlarımın doğum günlerine gittim. Hep bu zaferlerin hayali için çalıştım.”</p>

<p>O çığlık işte bu yüzden bu kadar kulaklarımızda çınlandı, kalbimize dokundu...<br />
Sadece bir galibiyet değil, yılların emeğinin haykırışıydı.</p>

<p>Şimdi önünde yeni bir eşik var:<br />
4 Temmuz Cuma günü, Wimbledon’da dünya 18 numarası Ekaterina Alexandrova veya elemelerden gelen Suzan Lamens ile karşılaşacak. Aynı gün çiftlerde de korta çıkacak.</p>

<p>Zeynep’in başarısı bir sürpriz değil. Bu, yılların inadı, sessiz kalmış bir azmin zaferi.</p>

<p>Wimbledon tribünlerinde patlayan o sevinç, artık bizim de sesimiz.</p>

<p>Belki hâlâ yeterince kortumuz yok. Belki altyapı zayıf, belki destek yarım yamalak. Ama bir genç kadın gösterdi ki, inanan biri çıktığında, tarih değişebilir.</p>

<p>O çığlık sadece bir maçın değil, Türk sporunun yeni sayfasının habercisiydi.<br />
Heyecanla bekliyoruz yeni çığlıkları...</p>

<p><img alt="" src="https://pbs.twimg.com/media/Gu7vJrFWIAA8l2c?format=jpg&amp;name=large" style="height:600px; width:400px" /></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 03 Jul 2025 23:57:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Herkes unutur biz unutmayız!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/herkes-unutur-biz-unutmayiz-506</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/herkes-unutur-biz-unutmayiz-506</guid>
                <description><![CDATA[Herkes unutur biz unutmayız!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bazı insanlar vardır; doğdukları değil, inandıkları şehirle anılır.<br />
Ve bazıları, öldükten sonra bile o şehrin kalbinde yaşamaya devam eder.<br />
James Alexander Chalmers da onlardandı.</p>

<p>İskoçya’dan gelmişti.<br />
1979’da Ankara’ya ilk adımını attı, yıllar içinde bu şehir onun evi oldu.<br />
Bir gün stadyuma gitti ve hayatı değişti:</p>

<p>&gt; “1989’da ilk kez Ankaragücü’nün maçına gittim. O gün içimde bir Ankaragücü sevdası yeşerdi.”<br />
(Zafer Gazetesi, 2024)</p>

<p>Artık tribünde yalnızca izleyen değil, yaşayan biriydi.<br />
Bilet kuyruğunda bekledi, deplasmanlara gitti, Ankara sokaklarını sarı-lacivert hayallerle dolaştı.<br />
Ve bir gün şöyle dedi:</p>

<p>&gt; “İnsanlar neden Ankara’da yaşayıp başka takımı tutar, anlamam. Ben İskoçyalıyım ama burada birçok arkadaşımı Ankaragüçlü yaptım.”<br />
(Zafer Gazetesi, 2024)</p>

<p>İngiliz yazar Patrick Keddie, onun tutkusu için şöyle yazdı:</p>

<p>&gt; “Ankaragücü - Keçiörengücü rekabeti, Liverpool ile Scunthorpe gibidir.”<br />
(The Passion: Football and the Story of Modern Turkey, 2018)</p>

<p>James, bir kulübü değil, bir şehri sevdi.</p>

<p>Milyonlarca Ankaralının, doğup büyüdükleri kentin takımını bir kenara bırakıp İstanbul’un büyütülmüş kulüplerinin peşinden koştuğu bir ülkede…<br />
James, binlerce kilometre öteden gelip ayağını bastığı şehrin takımını sahiplenmişti.<br />
Ne kolay olanı seçti, ne kalabalığın peşinden gitti; vicdanının sesini dinledi.<br />
Ankara’yı sadece yaşanacak bir şehir değil, ait olunacak bir yuva olarak gördü.<br />
Ankaragücü ise onun için bir futbol kulübünden çok daha fazlasıydı; vefanın, karakterin ve kalpten bağlılığın ta kendisiydi.</p>

<p>James’in hikâyesi, bir şehirde doğmanın değil, o şehre yürekten inanmanın ne demek olduğunu anlatır.</p>

<p><br />
Bugün onsuz geçen bir yılı daha uğurluyoruz.<br />
Ama hiçbir maç onsuz oynanmıyor.</p>

<p>Her “Ankaragücü” tezahüratında o da bizimle.</p>

<p>Sen de tribünde kalbinden gelen sevgiyle yıllarca unutmadığımız binlerce güçlüyü anarken omuz omuza haykırdın;</p>

<p>Bizde seni anarken bilmeni dileriz ki;</p>

<p>Herkes unutur… Biz unutmayız</p>

<p>/////</p>

<p>MAKALENİN İNGİLİZCESİ</p>

<p>EVERYONE FORGETS. WE DON’T!</p>

<p>Some people are remembered not for the city they were born in, but for the city they believed in.</p>

<p>And some people continue to live in the heart of that city, even after they are gone.<br />
James Alexander Chalmers, who sadly passed away in 2024, was one of them.</p>

<p>Coming from Scotland, James first set foot in Turkey’s capital, Ankara, in 1979. Over the years, this city became his home.</p>

<p>One day, he went to a football game, and his life changed forever:</p>

<p>“In 1989, I went to an Ankaragücü match for the first time. That day, I started to love the team deeply.”<br />
-Zafer Newspaper, 2024</p>

<p>From then on, he wasn’t just watching from the stands, he was living it.<br />
He waited in long lines for tickets.<br />
He travelled to away games.<br />
He walked through the streets of Ankara with yellow and dark blue dreams, the colours of Ankaragücü.</p>

<p>One day, he said:</p>

<p>“I don’t understand why people live in Ankara but support another team. I am Scottish, but I have made many of my friends here support Ankaragücü.”<br />
-Zafer Newspaper, 2024</p>

<p>In his book, British journalist Patrick Keddie highlighted James’s passion by quoting him:</p>

<p>“This club has long been mired in a crisis wrought by ambition and politics. As I followed Ankaragücü across a chaotic, dramatic season, it seemed at times that they were struggling to survive as much as to bounce back, and their recent story revealed something profound about the power of football clubs in Turkey.”<br />
-The Passion: Football and the Story of Modern Turkey, 2018</p>

<p>James didn’t just love a club. He loved a city.</p>

<p>In a country where millions of people leave behind their hometown teams and chase after the big clubs of Istanbul, James chose to support the team of the city he came to - a city thousands of kilometres from where he was born.</p>

<p>He didn’t take the easy path.<br />
He didn’t follow the crowd.<br />
He listened to his heart.</p>

<p>For him, Ankara was not just a place to live. It was a home to belong to.<br />
And Ankaragücü was not merely a 115-year-old football club.<br />
It was loyalty, character, and true devotion.</p>

<p>James’s story shows us that what matters isn’t being born in a city, but truly believing in it.</p>

<p>Today, we mark another year without him.<br />
But no match is played without his memory.<br />
With every Ankaragücü chant, he is still with us.</p>

<p>Jim, you stood with us in the stands, shouting from your heart for the team.</p>

<p>So now, as we remember you along with fellow fans who left this world, know this:</p>

<p>Everyone forgets.<br />
We don’t!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 01 Jul 2025 10:10:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gerçek efsaneler bir şehrin hayalini paylaşanlardır</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/gercek-efsaneler-bir-sehrin-hayalini-paylasanlardir-505</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/gercek-efsaneler-bir-sehrin-hayalini-paylasanlardir-505</guid>
                <description><![CDATA[Gerçek efsaneler bir şehrin hayalini paylaşanlardır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Futbolu sadece bir oyun olarak görenler için bu hikâye fazla romantik olabilir. Ama bazı insanlar vardır ki, sadece sahada ne yaptıklarıyla değil, oraya nasıl geldikleriyle iz bırakırlar. Santi Cazorla onlardan biri. Zamanın yıpratamadığı, sakatlıkların durduramadığı, paranın satın alamadığı bir sadakatin adı.</p>

<p>1984 yılında İspanya'nın Lianera kasabasında doğduğunda, onu özel kılacak tek şey topa dokunuşuydu. Boyu kısaydı, fiziken sıska görünüyordu. Kimse ondan büyük beklentiler içinde değildi. Ama o, çocuk aklıyla kalbini Real Oviedo’ya kaptırmıştı. Hangi formayı giyerse giysin kalbi ilk giydiği forma için atacak son giydiği forma ise bir şehrin hayallerini paylaşacakti. O formayı giymek onun için bir hayaldi. Futbol onu Villarreal’e, oradan Arsenal’e, İspanya Milli Takımı’na kadar taşıdı ama o bir şeyi asla unutmadı: Nereden geldiğini.</p>

<p>Yıllar sonra, 2012’de, Oviedo iflasın eşiğine geldiğinde cebinden 2 milyon euro verdi. Ne yöneticiydi ne de bir talep vardı ortada. Onunki aidiyetti; futbolun modern dünyasında artık nadir bulunan ama gerçekten bu oyunu sevenler için özel özlenen bir duygu.</p>

<p>Arsenal’deki günleri, kariyerinin zirvesi gibi görünüyordu. Arsène Wenger’in bile “sağ ayağı kadar sol ayağıyla da frikik atan tek oyuncuydu” dediği bir yetenekti. Ama 2016 yılında başlayan küçük bir topuk ağrısı, bir kâbusa dönüştü. Sekiz ameliyat geçirdi. Enfeksiyon kaptı. Doktorlar yürüyemeyeceğini söyledi. Ayağındaki açık yarayı kapatmak için kızının adının yazılı olduğu kolundaki dövmenin derisi ayağındaki topuğa takıldı. Ayağını kaybetme riski bile vardı.</p>

<p>Ama o hiçbir zaman vazgeçmedi. Önce yürümeyi, sonra koşmayı, sonra topa vurmayı yeniden öğrendi. 668 gün sonra, 2018’de tekrar sahalara döndü. Villarreal formasını sırtına geçirdiğinde, tribünlerde gözyaşı dökmeyen yoktu. Ve 2019’da, dört yıl sonra, yeniden İspanya Milli Takımı’na çağrıldı. “İkinci bir hayat yaşıyorum,” dedi bir röportajda. Ayağına top geldiğinde bile şükreden bir adamdan söz ediyoruz.</p>

<p>2023 yazında, herkes onun futbolu bırakmasını beklerken o çoktan kararını vermişti. 39 yaşında, çocukluk aşkı Oviedo’ya döndü. Maaş almadı. Tek bir şey istedi: Oviedo’yu La Liga’ya taşımak. Ve dün gece , 40 yaşında, bunu Mirandes’i 3-1 yendikleri maçta bir gol atarak başardı. Maç sonu gözyaşları içindeydi. Tribünler adını haykırırken, o sadece “Bu zafer Oviedo halkının. Ben sadece onların hayalini paylaşan bir çocuğum,” diyordu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Jun 2025 15:21:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragüçlü babalar için</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaraguclu-babalar-icin-504</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaraguclu-babalar-icin-504</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragüçlü babalar için]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayat, bazı sevgileri insana çok erken öğretir. Öyle bir sevgidir ki bu, zaman geçtikçe solmaz; aksine büyür, derinleşir, kök salar. Bu sevgiye kiminle yol alırsanız alın, bir yanınızda hep o ilk kıvılcımı yakan kişi olur: Babanız. Ve yıllar sonra bile içinizden şu cümle dökülüverir:<br />
“Kimi sevsem hep sen vardın.”<br />
Rahmetli Osman Amca'nın, oğluyla&nbsp;birlikte takım küme düştüğünde gözyaşlarına boğulduğu o fotoğraf hiç aklımdan çıkmıyor.<br />
O karede sadece hüzün değil; sadakat, sevda ve Ankaragücü var.<br />
Ankaragücü sevdası da işte tam olarak böyle bir duygudur. Kimi zaman bir babanın çocuğuna söylediği ninnide, kimi zaman emeklemeye başlayan bir çocuğun ilk adımında gizlidir. Ama en çok da bir babayla yapılan stadyum yolculuğunda can bulur.<br />
Eliniz babanızın ellerinde kaybolurken, 19 Mayıs Stadyumu’nun merdivenlerini çıkarken bir ses yükselir:<br />
“Ankaragücü!”<br />
O ses kalbinize heyecan olarak döner.<br />
İşte o an, babanızın gözlerindeki parıltıyla anlarsınız bu sevdanın bir renkten çok daha fazlası olduğunu. Çünkü bu tutku doğuştan değil; babadan mirastır.<br />
Ve bu miras yalnızca bir futbol sevgisi değil; sabrın, aidiyetin, fedakârlığın ve umudun adıdır. Siz farkında bile olmadan artık bu yolculuğun sessiz bir kahramanı olmuşsunuzdur.<br />
Bu sevda; kısa yollardan gelen başarılara karşı, dikenli patikalarda yazılmış uzun soluklu bir öyküdür. Ve bu öykünün gerçek kahramanları; bize ilk tezahüratı öğreten, yağmurda üşüdüğümüzde üzerindeki montu omzumuza usulca atan, galibiyette sevincimizi, mağlubiyette gözyaşımızı paylaşan babalarımızdır.<br />
Babamızla yan yana, bazen birkaç koltuk ötede ama hep aynı hayalin, aynı sevdanın peşinde omuz omuza tribünlerdeydik. Hayat boyunca nice zor günlerden geçtik, üzüntü veren yenilgiler tattık; ama o sarı-lacivert tutkuyu hep onlarla yaşadık, onlardan öğrendik.<br />
Bugün tribünde bazı babalar belki yok... Ama kalbimize işledikleri o sevda, bizimle büyümeye devam ediyor. Onların sevgisi gibi Ankaragücü de yılmaz. Düşse de kalkar, yalnız kalsa da pes etmez. Tıpkı hayatın zorluklarına sessizce direnen o koca çınarlar gibi…<br />
&nbsp;“Kimi Sevsek hep Sen Vardın”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 14 Jun 2025 23:49:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Filenin Sultanları</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/filenin-sultanlari-503</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/filenin-sultanlari-503</guid>
                <description><![CDATA[Filenin Sultanları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
<strong>Filenin Sultanları İstanbul’da Sahne Alıyor: Hangi Devşirme Oyuncu Oynayabilecek?</strong><br />
2025 FIVB Milletler Ligi’nin Çin’de oynanan 1. etabında dörtte dört yaparak büyük bir başarı elde eden A Milli Kadın Voleybol Takımımız, 2. etap maçlarını 18-22 Haziran tarihleri arasında İstanbul’da, 3. hafta karşılaşmalarını ise 9-13 Temmuz tarihleri arasında Hollanda’nın Apeldoorn kentinde oynayacak.<br />
Ancak gözler yalnızca maçlarda değil, aynı zamanda kadroda yer alacak devşirme oyuncular arasında yapılacak tercihte.<br />
<strong>Vargas mı, Karutasu mu, Jack Kısal mı?</strong><br />
Uluslararası statü gereği, 2 Temmuz 2025’e kadar Melissa Vargas, Aleksia Karutasu ve Sinead Jack Kısal aynı anda 14+4 kişilik turnuva kadrosuna yazılamıyor. Bu nedenle, İstanbul’daki 2. etapta bu üç isimden sadece biri sahada yer alabilecek.<br />
<strong>Kim Forma Giyecek?</strong><br />
Henüz teknik ekip tarafından resmi bir açıklama yapılmasa da değerlendirmeler şöyle:<br />
Aleksia Karutasu, Çin’de oynanan 1. etapta pasör çaprazı olarak görev yaptı.<br />
Melissa Vargas, 1. etapta forma giymedi ancak takımın en güçlü skor opsiyonu olarak öne çıkıyor.<br />
Sinead Jack Kısal, blok gücüyle katkı verebilecek yeni bir orta oyuncu.<br />
Özellikle Brezilya gibi zorlu rakiplerle karşılaşılacak İstanbul etabında, Melissa Vargas’ın kadroya alınması ve sahada yer alması yüksek ihtimal olarak görülüyor.<br />
<strong>2 Temmuz'dan Sonra Ne Değişecek?</strong><br />
Statüye göre 2 Temmuz 2025’ten itibaren, Melissa Vargas’ın yanı sıra Aleksia Karutasu veya Sinead Jack Kısal da kadroya eklenebilecek. Bu da Apeldoorn etabında iki devşirme oyuncunun birlikte oynayabileceği anlamına geliyor.<br />
<strong>Üçü Birden Ne Zaman?</strong><br />
Melissa Vargas, Aleksia Karutasu ve Sinead Jack Kısal’ın aynı anda kadroda yer alabileceği tarih ise 30 Mart 2026. Bu tarihten itibaren, üç oyuncu da Milli Takım’da birlikte forma giyebilecek.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Jun 2025 13:02:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü ve rehabilitasyon</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ve-rehabilitasyon-502</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ve-rehabilitasyon-502</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü ve rehabilitasyon]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kelime anlamı; kaybedilen fonksiyonların yeniden kazandırılmasıdır. Her halimizle tam bizi anlatan bir kelime.&nbsp;<br />
Son yıllarda gelen / giden oyuncu grubuna baktığınızda Ankaragücü; tam bir ‘’Rehabilitasyon’’ merkezine dönen, uzun süre sahalar da olmayan, sakatlık problemleri yaşayan, ailevi problemleri nedeniyle futboldan uzak kalmış ve sonunda hiçbir fayda sağlanamadan parasını alıp giden futbolcu çöplüğüne dönmüştür. &nbsp;<br />
Bunun sonucunda kulüp, sürekli küme düşen, transfer yasakları ile boğuşan, ağır bir mali yükün altına girmiş, içinden çıkılması zor bir hal alan bir kulüp haline dönüşmüştür.&nbsp;<br />
Sadece bu ağır yüklerle de kalmadı. Geriye, temelinden koparılmış, benliğini, kültürünü kaybeden, koskoca bir enkaz kaldı. Belki mali olarak düzelebilir ama, esas rehabilite edilip düzeltilmeyi bekleyen uzun yıllardır mutsuz, umutsuz, tribünden kopmuş taraftar ve asırlık bir çınar var.&nbsp;<br />
Gazi Ercüment Tekin başkanlığındaki yeni yönetimin ilk adım olarak Anıtkabir ziyareti çok önemliydi. Belki 200-300 kişi katılabildi ama binlerce Ankaragüçlü bedeniyle orada olmasa da bile ruhuyla oradaydı.&nbsp;<br />
Öze dönüş için beni çok umutlandırdı.&nbsp;<br />
Her yazımda söylüyorum. Biz, sevinmek için sevmedik ki bu takımı. Düşeriz, çıkarız ama özümüzü kaybetmek, Ankaragücü için en kötü olanıdır. Özümüzü kaybedersek, ortada bir kulüpten bahsedemeyiz.&nbsp;<br />
Taraftarın tribünden uzaklaşma sebebini, sadece başarısızlığa bağlamak yanlış olur. &nbsp;Tribünden kopuş, kendi öz benliğinden kopuşla da bağlantılıdır.&nbsp;<br />
Oysa bugün geride hazır bekleyen, kendi öz benliğine sıkı sıkı bağlı, Ankaragücü aidiyetli binler var. &nbsp;<br />
&nbsp;Kurtuluş Savaşında cepheye mühimmat taşıyan İmalat-ı Harbiye işçilerini hatırlayın, şehitlerimizi hatırlayın. İşte Ankaragücü onların emanetidir. Bu emanete hep beraber sahip çıkalım. Bir yandan birlikte rehabilite olalım, bir yandan da düzlüğe çıkmak için var gücümüzle savaşalım.<br />
Önümüz kurban bayram. Bu vesile ile çok sevdiğim Cahit Zarifoğlu’nun şu sözleri ile bitireyim.<br />
“Üstadım” dedim,<br />
“Bayrama ne alayım?”<br />
Dedi: “Birkaç piri fâniden gönül, birkaç çocuktan gülücük, alabilirsen birkaç fakirden de duâ l.”<br />
“Üstadım” dedim,<br />
“Bayrama ne keseyim?<br />
Önce; “ Gıybeti kes, Kul hakkı yemeyi kes, Yalan söylemeyi kes, Haram yemeyi kes, Adam kayırmayı kes, İsrafı kes, Kötülükten irtibatı kes.......<br />
“Bunları kesmezsen ne kesersen beyhude...”Herkesin Bayramı Kutlu olsun.<br />
Saygı ve Sevgi ile Kalın.<br />
Özdemir Aykanat&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 03 Jun 2025 17:13:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir Gözyaşının Zafere dönüşü: Luis Enrique, Xana ve sonsuz bir sevdanın hikayesi…</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bir-gozyasinin-zafere-donusu-luis-enrique-xana-ve-sonsuz-bir-sevdanin-hikayesi-501</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bir-gozyasinin-zafere-donusu-luis-enrique-xana-ve-sonsuz-bir-sevdanin-hikayesi-501</guid>
                <description><![CDATA[Bir Gözyaşının Zafere dönüşü: Luis Enrique, Xana ve sonsuz bir sevdanın hikayesi…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir Gözyaşının Zafere dönüşü: Luis Enrique, Xana ve Sonsuz Bir Sevdanın Hikayesi…</p>

<p>Her daim söylendiği gibi futbol sadece bir oyun değildir. Bazen bir hayat hikâyesi, bir acının içinden filizlenen umut, bir babanın gözlerindeki sessiz özlemdir. Dün gece Şampiyonlar Ligi finalinde PSG, Inter’i 5-0 gibi tarihi bir skorla mağlup ederken, tribünlerde ve ekran başında gözlerden kaçmayan bir detay, kalplere dokunan bir başka hikâyeyi başlattı.</p>

<p><img alt="" src="https://pbs.twimg.com/media/GsTlCknXYAAPfgb?format=jpg&amp;name=medium" style="height:254px; width:400px" /></p>

<p>PSG teknik direktörü Luis Enrique, zaferin coşkusunu yaşarken sırtında taşıdığı tişörtle herkesi derin bir sessizliğe sürükledi. Tişörtün üzerinde, 2015 yılında Barcelona ile kazandığı Şampiyonlar Ligi finalinden bir kare vardı. PSG taraftarları da bu duygusal anı, tribünlerde aynı sahneyi tasvir eden büyük bir pankart açarak destekledi.&nbsp; O an Luis Enrique’nin hayatındaki en mutlu günlerden biriydi; kızı Xana ile birlikte sahada sevinç gözyaşları döküyorlardı. O kare, bir futbol zaferinden çok daha fazlasını anlatıyordu bir babanın saf sevincini, bir çocuğun gülüşünü, ve zamanla silinmeyen bir anıyı.</p>

<p>Ama hayat, tıpkı futbol gibi, her zaman adil değildir. Xana, henüz 9 yaşında, nadir görülen bir kemik kanseri türüyle verdiği mücadeleyi kaybetti. Luis Enrique, sadece bir teknik direktör değil; bir baba olarak dünyanın en büyük acılarından birini yaşadı. Sessizce görevinden ayrıldı, evine döndü ve kızının son günlerinde yanında olmayı seçti. O günden sonra hiçbir şey eskisi gibi olmadı, ama içindeki sevgi, özlem ve vefa hep aynı kaldı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Dün geceki final zaferi, sadece bir sportif başarı değildi. O tişört, o görsel, o küçük kızın anısıydı. Luis Enrique için o kupa, bir teknik adamın kariyerine yazılmış bir madalya değil, bir babanın kızına sunduğu geç kalmış bir armağandı. Sahada şampiyonluk kupası yükselirken, tribünlerde gözleri dolan bir adam vardı. Belki de o anda tek düşündüğü şey, “Keşke burada olsaydın, Xana,” demekti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Luis Enrique, kazandığı her başarıda kızının hatırasını yaşatmaya devam ediyor. O gece Paris’te yanan her ışık kupa için parlıyordu belki ama en parlak ışık, gökyüzünde bir yıldız gibi parlayan Xana içindi.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Futbol bazen acının dilidir, bazen umudun. Ama en çok da sevdanın... Luis Enrique’nin taşıdığı tişört bir forma değildi; o, bir babanın kalbine işlenmiş bir resimdi. Ve o resim, bize şunu hatırlattı:</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>“Gerçek zafer, hiçbir zaman sevgisinden ödün vermeyen ve asla unutmayanlarındır. Çünkü bazı kupalar yalnızca kalple kaldırılır.”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 09:45:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nün delileri...</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-delileri-500</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-delileri-500</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nün delileri...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarihin en cesur, en gözü kara birliğin ismidir "Deliler!". Üzerlerinde aslan ya da ayı postu ile gezerler, girdikleri her savaşta düşmana korku salar, dosta güven verirlerdi.&nbsp;<br />
Kısacası Osmanlı'nın korkusuz savaşçılarıydı.<br />
Ankaragücü'nde malum geçtiğimiz cumartesi günü olağan üstü seçim oldu. Kulübün mali yapısı herkesi o kadar korkutmuş olacak ki, kongrede kimse aday olmaya cesaret edemedi. Tek bir grup hariç! Onları hepimiz Bağımsız Delegeler olarak tanıdık. Benim için bu saatten sonra onlar bu takımın Delileridir.<br />
İki senedir çok mücadele ettiler. Her şeyi göze alarak bu takımı yalnız bırakmadılar. Projeler sundular, herkesi inandırdılar. Sonunda MKE Ankaragücü'nü gerçek sahiplerine döndürmeyi başardılar.&nbsp;<br />
Takımı, sahibi gibi görenler kaybetti. Aday bile çıkaramadılar. Bırakın aday çıkarmayı, kongre salonuna bile gelemediler. Bir tane bile bayrak asamadan, bir tane çelenk bile göndermeden, enkazı bırakıp kaçıp gittiler. Anlamadıkları bir şey var, filozofun söylediği gibi ‘’ İnsan yıkıla yıkıla inşa eder kendini, imar olmak için viran olmak gerekir’’.&nbsp;<br />
Bugün artık gelinen noktda; hem yöneticisi, hem taraftarı bu viranı tekrar inşa edeceğiz.&nbsp;<br />
Hepimize büyük sorumluluklar düşüyor. Maddi, manevi destek vermek gerekiyor. Anka kuşu misali küllerimizden yeniden doğmak için bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz.&nbsp;<br />
Küme düşünce gözden düştü zannediyorlar. Bu kulübün büyüklüğünün farkına varamıyorlar. Kaybettiler diyorlar. O yüzden tebrik etmeye bile tenezzül etmiyorlar. &nbsp;Bir tane çelenk gönderme nezaketinde bulunmuyorlar. Basketbol maçlarını dev ekrandan vermeyi akıl ediyorlar da, kendi şehrinin takımının başkanını tebrik etme nezaketinde bulunmuyorlar.<br />
&nbsp;Bilmiyorlar, bilmeyecekler de. Kazanmak isteseydik her sene şampiyonluğa oynayan takımları tutardık. Kaybedeceğimizi bile bile bu takımı sevdiğimizi anlayamayacaklar.&nbsp;<br />
Gerçek bağlamından koparılmış, kimliğini kaybetmiş Ankaragücü; elbette hem kendi özüne, hem de layık olduğu yere geri dönecektir.&nbsp;<br />
Ankaragücü demek; Her şeye inat ayakta durma sanatı demektir. Sevgi demektir, bağlılık demektir.&nbsp;<br />
&nbsp;Zaman birlik beraberlik zamanıdır. Küskünlükleri, kırgınlıkları bir tarafa bırakarak herkese inat dört elle sarılmalıyız. Nasıl bu vatanın Delisi isek, bu takımında Delisi olduğumuzu ele güne göstermeliyiz.<br />
HEP BİRLİKTE BAŞARACAĞIZ.</p>

<p>Sevgi ve Saygı ile kalın.</p>

<p>Özdemir AYKANAT<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 May 2025 13:25:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnadına Ankaragücü!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/inadina-ankaragucu-499</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/inadina-ankaragucu-499</guid>
                <description><![CDATA[İnadına Ankaragücü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yorgun, umarsız, başarısız adımların altında ezilen yılların ardından; altı yıldır her gün karşılaştığımız o karabasanla uyandığımız bir sabah, gözlerimizi açtığımızda bir anda fark ettik ki , çocukken neşeyle uyandığımızda içimizi saran sarı-lacivert heyecan; aslında umudun ve sevginin tarifiydi.<br />
Yeniden başlamak ise her şeyin en sessiz ama en güçlü cevabıydı.</p>

<p>Başarısızlığın normalleştirildiği, her yıl vurdumduymazca tekrarlanan hataların kanıksatılma çabası, mutsuzluğu ve kahrı kaderimiz gibi kabul ettirmeye çalışanlara “dur” diyen Gazi Ercüment Tekin ve ekine yürekten teşekkür ediyorum.<br />
Çok uzun süredir ilk defa Ankaragücü, Ankaragüçlüler tarafından yönetilecek. Karşımızda, hiçbirimizin hak etmediği; başta ekonomik olmak üzere pek çok sorun duruyor.<br />
Evet, bir sürü sorun var… Ama ilk defa bir sürü de çözüm var. Çünkü bu kez, kendimizi anlatırken dinleyeceğini bildiğimiz insanlar tarafından yönetiliyor Ankaragücü.<br />
Bu yüzden çok iyi bir iç plan yapılmalı, gerçekçi hedefler konulmalı. Ne yaptığını bilen bir yönetimin heyecanı önce kendi taraftarını, ardından tüm başkenti sarmalı ve şehrin dinamiklerini adım adım harekete geçirmeli.<br />
Yapılacak o kadar çok şey var ki... Yıllardır yapılmayan, kaçırılan, "yazık oldu" denilen, hiç başlanmamış veya düşünülmemiş; hatta gıptayla baktığımız ne varsa, hepsi bizim reçetemiz olmalı.<br />
Önümüzdeki günlerde yapısal değişimler konusunda farklı önerilerimi paylaşacağım. Bugün ise bu sürecin başlangıcında, tüm Ankaragüçlülerin bu yeni döneme umutla ve sorumlulukla yaklaşması gerektiğini hatırlatmak istiyorum.&nbsp;<br />
Çünkü bu sadece bir yönetim değişikliği değil; bu, bir zihniyet değişiminin, bir camia dönüşümünün habercisi olabilir. En önemlisi hissettiklerimiz bir spor kulübüne duyulan bağlılığın değil, aynı zamanda bir kentin hafızasında yer etmiş bir direnişin, bir aidiyetin ve bir umudun yansıması.<br />
Dr. Hakan Kulaçoğlu’nun çok sevdiğim yazısıyla duygularımı aktarmak istiyorum.<br />
&nbsp;“Sabah yoğunluğunu atlatıp internete bağlandım bir ara. Önce Ankaragücü sitelerini dolaştım hızlıca. İşe gelirken yine gözüme çarpan o duvar yazısı aklıma düşürdü başkent sitelerini: “İnadına Ankaragücü!”&nbsp;<br />
Resim Heykel Müzesi’nin yamacında yazılı, arabesk bir genel görünüşün altına saklı, resim kadar güzel, heykel kadar sağlam duruşlu bir haykırış. Doğma büyüme nice Ankaralı’nın, üç büyüklere sevdalanmalarına inat… kötü giden bir büyüğü kurtarmak için kurban olarak seçilmişliğe inat…&nbsp;</p>

<p>Hoşuma gidiyor o slogan. Duvardaki yazılar, peryodik olarak değişiyor: Ali Ayşe’yi seviyor, Veli Fatma’yı. Bazen “Canısı” oluyor, bazen “Küçüğüm”; her şeyin bir bedeli var, diyor zamanla duvarlar. Üzerleri boyanıyor, sonra tekrar yazılıyor, tekrar yazılıyor, tekrar yazılıyor.<br />
İnadına, inadına, hep daha koyu boyalarla yazılıyor o slogan: “İnadına Ankaragücü!”</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 May 2025 07:22:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nde borç çok, yasak çok, ama başkan adayı yok!</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-borc-cok-yasak-cok-ama-baskan-adayi-yok-498</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-borc-cok-yasak-cok-ama-baskan-adayi-yok-498</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nde borç çok, yasak çok, ama başkan adayı yok!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü son 3 maçını kazanmasına rağmen üçlü averajla Trendyol 1.Lig'den 2.Lige düştü.</p>

<p>Ligi 17. sırada bitiren sarı - lacivertliler, resmen bağıra bağıra Nesine 2.Lig'e düştü.</p>

<p>Ankaragücü'nün küme düşmesi, kulübü canı kadar seven taraftarlar arasında hem üzüntüye, hem de tepkiye neden oldu.&nbsp;</p>

<p>Üzüldüler, çünkü takımı peş peşe 2 kez düşürdüler.</p>

<p>Tepki gösterdiler, çünkü bu kadar başarısız bir yönetim vardı.</p>

<p>Şimdi artık en büyük endişe, kulübe ait borçlar ve transfer yasakları.</p>

<p>Şeffaflık olmadığı için kulüpten bu konuda her hangi bir bilgi alınamıyor. Tahmini olarak borcun 2 ile 2,5 milyar TL civarında olduğu sanılıyor.</p>

<p>Ankaragücü'nde uzun süredir futbolcu alacakları ödenmiyor ve primlerle idare ediliyor.</p>

<p>Ayrıca şimdilik 10 dosyadan yasak var</p>

<p>Kadroda bulunan yabancı oyuncuların da FİFA'ya başvurmasıyla borcun gün geçtikçe aratacağı bir gerçek.</p>

<p>17 Mayıs'ta kongre var. Ancak henüz bir başkan adayı da çıkmadı.</p>

<p>Kulüpte maalesef tam bir kaos iklimi hakim!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 23:32:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nün son 90 dakikasında sahada mücadele edilmeli, tribünde destek verilmeli</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-son-90-dakikasinda-sahada-mucadele-edilmeli-tribunde-destek-verilmeli-497</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-son-90-dakikasinda-sahada-mucadele-edilmeli-tribunde-destek-verilmeli-497</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nün son 90 dakikasında sahada mücadele edilmeli, tribünde destek verilmeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü, Trendyol 1.Ligin 38.Haftasında Amed SF takımıyla zorlu bir maç çıkacak.<br />
Ankaragücü ve Amedspor, tarihleri boyunca 8 kez karşı karşıya geldi. Bu maçlarda Ankaragücü'nün 3 galibiyeti bulunurken, Amedspor 2 galibiyeti bulunuyor. 3 maç ise berabere sonuçlandı. En farklı galibiyet, 8 Kasım 2022'de oynanan Ziraat Türkiye Kupası karşılaşmasında Ankaragücü'nün 6-2'lik galibiyetiyle elde edildi.<br />
Tüm bu istatistlikleri oluşturan skorlardan çok daha önemli bir maç bizi bekliyor.<br />
Geriye dönüp bakıldığında maçın sonucu, bu sezon hakkındaki son sözü söyleyecek.<br />
Geride kalan 37 hafta da Sporanki'de herşey yazıldı, çizildi ve yorumlandı.&nbsp;<br />
Birbirinden büyük hataların yapıldığı, birbirinden skandal kararların alındığı bir sezonun sonuna geldik.&nbsp;<br />
Artık 1 tek 90 dakika var.<br />
Bu 90 dakika sonunda Ankaragücü'nün ligdeki kaderi belli olacak. Ankaragücü'nün Amed SF takımını yenmesi, Sakaryaspor - &nbsp;Erokspor ve Ümraniyespor - Manisa FK maçlarında da istenen sonuçların gelmesi gerekiyor.&nbsp;<br />
Ankaragücü camiasının büyük bölümünde bir umutsuzluk var.&nbsp;<br />
Ama futbol ilginç bir oyun. Bu nedenle ilgi çekiyor. Son dakikanın, son düdüğüne kadar savaşmak lazım.&nbsp;<br />
Ankaragücü'nün kazanırsa, diğer maçlardan gelecek sonuçlarla birlikte küme de kalma olasılığı yüksek.&nbsp;<br />
Artık bütün söz futbolcularda.&nbsp;<br />
Ancak burada taraftar olarak bizlere de büyük görevler düşüyor.&nbsp;<br />
Maçta yapmamız veya yapmamamız gereken bir şeyler var.<br />
Eryaman Stadı maçta dolu olacak.<br />
Bu doluluğu iyi kullanırsak, müthiş bir etki yaparız ve rakibi bunaltırız. Herkes biliyor ki, Ankaragücü taraftarı istediği zaman maç aldırır, takımın 12.oyuncusu olur. İşte bu maçta, bu özelliği yansıtmamız lazım. Maçın başlama düdüğü ile birlikte, ful konsantrasyonla top bizdeyken tezahurat yapmalıyız. Rakipteyken de ıslıklamalıyız. Rakip ıslıktan bunalmalı.&nbsp;<br />
Ancak sahaya asla yabancı madde atmamak lazım. Hep maçta kalmak, maç dışı hiç bir işe girişmemek lazım. O zaman takıma katkı vermiş oluruz. Ne yapılırsa yapılsın, karşılık verilmeden, centilmenlikten şaşılmamalı.&nbsp;<br />
Bir sezonu, bir maça sığdırmak hepimiz için zor olacak.<br />
Hepimiz gerileceğiz. Ama elimizden de başka bir şey gelmiyor. Şu maç bitsin, o zaman geçmişin muhasebesi yapılır.&nbsp;<br />
BURÇ TUNA&nbsp;</p>

<p><br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 09 May 2025 16:08:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği için Süper Lig hayırlı uğurlu olsun</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-icin-super-lig-hayirli-ugurlu-olsun-496</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-icin-super-lig-hayirli-ugurlu-olsun-496</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği için Süper Lig hayırlı uğurlu olsun]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Layık olduğu platform olan Süper Lig’e yeniden yükselmek için artık gün saymaya başlayan Gençlerbirliği, Trendyol 1.Lig’in 37.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Sakaryaspor’u konuk etti.<br />
Karşılaşmanın tamamında oyunun kontrolünü elinde bulunduran Kırmızı Karalar, rakibini 39.dakikada Daniel Popa’nın attığı golle mağlup etti ve lig ikinciliği için yarıştığı rakiplerinin de puan kaybetmesiyle Süper Lig yolunda bütün ipleri eline aldı.<br />
Gençlerbirliği, Sakaryaspor mücadelesine büyük bir seyirci desteğini arkasına alarak başladı. Tribünlerde hatırı sayılır bir taraftar kitlesi vardı. Takıma müthiş bir destek verdiler. Tribünler arasındaki ahenk muazzam idi. Gençlerbirliği taraftarının, hatta Başkent futbolseverlerin “Süper Lig” özlemini bu karşılaşmada net olarak gözlemledim.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında topun kontrolünü elinde bulunduran ve rakip kaleye tempolu bir şekilde hücum etmeye çalışan bir Gençlerbirliği takımı vardı sahada. Ancak, rakip ceza sahasında yeterli pozisyon zenginliğini sağlayabildikleri kanaatinde değilim. Özellikle sol kanatta, Metehan Mimaroğlu’nun hareketliliği ve sol bek Matej Hanousek’in bindirmeleri ile pozisyon yaratmaya çalıştılar ama başarılı olduklarını söyleyemeyeceğim.<br />
Karşılaşmadaki ilk net gol pozisyonunu 24.dakikada buldu Gençlerbirliği. Metehan Mimaroğlu’nun kendi yarı sahasından attığı uzun pas sonucunda kaleciyle karşı karşıya kalan Amilton’un şutunu Sakaryaspor kalecisi Szumski ayaklarıyla çıkardı. Bu pozisyonda, Amilton topa biraz daha sert vurabilseydi pozisyon golle sonuçlanabilirdi.<br />
39.dakikada &nbsp;Sağ kanattan kullanılan köşe vuruşunda, Sinan Osmanoğlu’nun kafayla indirdiği topu yavaş bir vuruşla köşeye doğru gönderen Popa takımını öne geçiren golü kaydetti &nbsp;ve &nbsp;1-0’lık skor üstünlüğünü yakaladı Gençlerbirliği. Açık konuşmak gerekirse, Popa’nın attığı bu golde “şans” faktörünün de etkili olduğunu düşünüyorum. Eğri oturup doğru konuşmak gerekirse bu tip yavaş vuruşlar her zaman en doğru noktaya gitmeyebilir. &nbsp;<br />
Başka bir açıdan düşünecek olursak, atılan bu şans golü -büyük olasılıkla- Gençlerbirliği takımını Süper Lig’e çıkaracak gol olacak. Kırmızı Karalar’ın geleceği açısından çok önemli bir gol. “Böyle şanslara can kurban!” diyelim ve işimize bakalım.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısı iki takım açısından da durağan bir tempoda geçti. Gençlerbirliği, “skorun getirdiği rahatlık” ile oyunu kendi sahasında kabullendi. Aslında 1-0 önde olan takım, genellikle ikinci golü bulup rahatlama yolunu tercih eder. Ancak ikinci yarıda, 1-0’ı korumayı tercih eden bir Gençlerbirliği izledik. Sakaryaspor takımı da hücum hattında en ufak bir varlık gösteremeyince Kırmızı Karalar’ın bu taktiği sonuç verdi.<br />
Gençlerbirliği, ikinci yarıdaki tek pozisyonunu 90+4.dakikada Leo Gaucho ile buldu. Ceza sahası içinde kaleciyle karşı karşıya kalan Brezilyalı santraforun çektiği sert şut yan ağlarda kaldı.<br />
Sakaryaspor’u 1-0’lık skorla mağlup eden Gençlerbirliği, rakiplerinin de puan kaybettiği haftada puanını 65’e yükselterek ikinci sıraya yerleşti ve Trendyol 1.Lig’in son haftasında deplasmanda Yeni Malatyaspor ile oynayacakları maç öncesinde bütün ipleri eline aldı. Bana göre, önümüzdeki hafta Yeni Malatyaspor’u farklı bir skorla mağlup ederek layık oldukları platform olan Süper Lig’e adlarını yazdıracaklardır.<br />
Yazımın sonunda, son dönemde Gençlerbirliği takımında dikkatimi çeken küçük bir olumsuzluğu sizlerle paylaşmak istiyorum. Özellikle son haftalarda, takımın hücum bölgesindeki en büyük silahlarından birisi olan Amilton’da ciddi bir yorgunluk gözlemliyorum. Bu yorgunluğu da gayet normal karşılıyorum. Koca bir sezon boyunca takımın bütün hücum organizasyonlarını tek bir oyuncu üzerinden dizayn etmeye çalışırsanız o oyuncu özelinde birtakım sıkıntılar meydana gelebilir. Yeni sezon öncesi, belirlenecek bütçe dahilinde bir kadro genişliği sağlanmalıdır. Mevcut kadro, Süper Lig seviyesi için yeterli bir genişliğe sahip değildir. Bu konuları sezon sonunda ayrıca değerlendiririz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 05 May 2025 18:04:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Artık yazılarımla sizlerleyim</title>
                <category>Burç Tuna</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/artik-yazilarimla-sizlerleyim-495</link>
                <author>burc.tuna@sgdd-asam.org (Burç Tuna)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/artik-yazilarimla-sizlerleyim-495</guid>
                <description><![CDATA[Artık yazılarımla sizlerleyim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başta Ankaragücü olmak üzere, Türk futbolu, dünya futbolu ve salon sporları ile ilgili yazılarım artık Sporanki'de olacak.</p>

<p>Çok yakında...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 May 2025 00:06:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2025/05/burc-tuna-1746219787.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Senaryo</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/senaryo-494</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/senaryo-494</guid>
                <description><![CDATA[Senaryo]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İyi yazılmış polisiye filmleri ve romanlarını çok severim. Film boyunca ya da okuduğunuz bir romansa suçluyu tahmin etmek için pür dikkat kesilirsiniz. İlk başta tahmin ettiğiniz ile sonunda çıkan hiç aynı olmaz.</p>

<p>Gerçekten senaryosu iyi yazılmış ise gelinen nokta sizi çok şaşırtır ve içinizden ‘’vay be!’’ dedirtir. Bugün geldiğimiz nokta da, Ankaragücü’nün senaryosu herkesi çok şaşırtmış ve de çok üzmüştür. Lige Bassagog, Gary, Efkan Bekiroğlu, Tolga Ciğerci gibi bu ligin üstünde olduğunu düşündüğümüz futbolcuların yanı sıra bu lige uyum sağlayacabilecek Osman Çelik, tecrübesi ile katkı verecebilecek Mahmut Tekdemir, transferleri ile herkesin en favori takımıydık.</p>

<p>İlk 5-6 maç sonunda senaryo değişmeye, “play-offa kalıp oradan çıkarmıyıza” evrilmeye başladı.</p>

<p>Geldiğimiz nokta da ise “ligde kalırmıyız” senaryoları ile baş başa kaldık. Ne acıdır ki bugün bütün Ankaragüçlüler elinde kağıt kalem kalan son 2 hafta nasıl ligde kalırız senaryoları yazıp çizmeye başlamışlardır.</p>

<p>Çorum FK maçında 3 puan alamasaydık film çoktan bitmiş olacaktı. Son anda geç kalınmış bir karar olsa bile Mustafa Kaplan filme dahil olmasaydı, geçen seneki travma tekrar edilecekti. Nasıl biteceği ise hala meçhul.</p>

<p>Gelelim bu sezonun en kritik maçlarında biri olan Çorum FK maçına. Aslında Mustafa Kaplan Hoca maç sonunda yaptığı basın toplantısında yaptığı bütün taktik işleyişi tek tek anlatarak bizlere çok iş bırakmadı diyebiliriz.</p>

<p>Sol önde Hayrullah ile başlaması belki de çıkan kadronun en önemli sürprizlerinden biriydi. Mesut Bakkal gibi 6 tane geriye dönüşü sıkıntılı olan oyuncuyla başlayıp 15. Dakikada 2-0 geriye düşüp, zaten kırılgan bir kadroya sahip takımı ve taraftarını sıkıntıya sokmayarak hepimizi oyunun içinde tuttu.</p>

<p>Alt yapıdan aldığı iki genç kardeşimizle de sonuca gitti. Maçın kırılma anı da Görkem Cihan’ın kurtardığı penaltıydı. Bu kadar genç ve tecrübe eksikliği olan kaleci ile hiç tereddüt etmeden oyuna başlamakta bu kulübün yapısını bilen birine yakışırdı. Sahada oynayan her oyuncu hiç olmadığı kadar canla başla mücadele etti. Tek tek performans değerlendirmesi yapmaya gerek duymuyorum. Kalan maçlar da aynı performansı gösterirlerse ligde kalıp önümüzde ki sezonun senaryonusunu yazmaya başlarız.</p>

<p>Ankaragücü taraftarı olarak, filme sonradan dahil olup&nbsp; hem taraftara hem oyuncusuna heyecan verip, reytingleri tavan yaptıran Mustafa Hoca’ya teşekkür etmemek olmaz. İnşallah ligin sonunda da alnının akıyla çıkar…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kalan iki maçımız 115 yıllık tarihimizin kırılma noktası olabilir. İki maçta alınacak 6 puan bizi %80 ligde tutmaya yetecektir. Keçiörengücü maçı kayıpsız atlatılırsa, Amed maçında tribünler tıka basa dolacaktır. Burada da taraftara çok iş düşüyor. Küskünlükler, kırgınlıklar bir taraf bırakılıp, birlikte hareket etmemiz gerekiyor. Çorum FK maçında 12.000 civarı taraftar olmasına rağmen dağınıklık sahaya etkili olmamıza engel oldu.</p>

<p>Bir maçlığına da olsa herkes şapkasını önüne alıp düşünmelidir.</p>

<p>Son olarak ‘’SEN SAHA DA TERLET FORMAYI, BİZ YAŞATACAĞIZ ARMAYI’’</p>

<p>Saygı ve sevgi ile kalın…</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Apr 2025 17:27:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nün yatıp kalkıp Görkem Cihan’a dua etmesi gerekiyor!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-yatip-kalkip-gorkem-cihana-dua-etmesi-gerekiyor-493</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunun-yatip-kalkip-gorkem-cihana-dua-etmesi-gerekiyor-493</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nün yatıp kalkıp Görkem Cihan’a dua etmesi gerekiyor!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Peş peşe alınan kötü sonuçlar ve sezon başından bu yana artarak devam eden yanlış kadro planlaması nedeniyle taraftarlarına deyim yerindeyse “kahır” dolu bir sezon yaşatan Ankaragücü, Trendyol 1. Lig’in 36.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Ahlatcı Çorum FK ile karşı karşıya geldi.<br />
Karşılaşmanın genelinde topun kontrolünü elinde bulunduran Ankaragücü, gol yollarında gerekli üretkenliği gösterememesine rağmen 76.dakikada Owusu Kwabena’nın attığı golle Ahlatcı Çorum FK’yı 1-0 mağlup etti.<br />
Çorum FK maçının öncesinde Ankaragücü takımında sürpriz bir ayrılık yaşandı. Takımıyla sadece dört maça çıkabilen teknik direktör Mesut Bakkal ile yollar ayrılırken, yerine Ankara futbolunun ve Ankaragücü’nün dinamiklerini çok iyi bilen Mustafa Kaplan getirildi. Doğal olarak, ani bir şekilde gelişen bu sürpriz ayrılığın futbolcular üzerinde nasıl bir etki yaratacağı da merak konusu oldu.<br />
Karşılaşmaya, geçtiğimiz haftalara oranla -bir tık- daha istekli başlayan bir Ankaragücü takımı vardı sahada. Kendi yarı sahalarından hızlı ve iştahlı bir şekilde çıkmaya gayret gösterdiler. Orta saha oyuncusu Dalcio’nun top tekniği ve çalım atma becerisiyle topu ileriye taşıyıp pozisyon üretmeye çalıstılar. Başarabildiler mi? Cılız pozisyonlar dışında başarılı olduklarını söylemek mümkün değil.&nbsp;<br />
Çorum FK önündeki ilk pozisyonunu 39.dakikada Ali Kaan Güneren ile buldu Ankaragücü. Genç oyuncunun sert ve etkili şutu direğe çarparak dışarı çıktı.<br />
44. dakikada ise Ali Kaan Güneren, kendi yarı sahasında müthiş bir çalımla rakibini saf dışı bıraktıktan sonra isabetli bir uzun pasla topu ilerideki Owusu ile buluşturdu. Ganalı santraforun güzel bir top kontrolü sonrasında çektiği etkili şut yandan auta çıktı.<br />
Mücadelenin ilk yarısında net bir gol pozisyonuna giremeyen Ahlatcı Çorum FK, ikinci yarıya daha hareketli başlayan taraf idi.<br />
Çorum FK, 50.dakikada sağ kanattan kullandıkları köşe vuruşunda topun Ankaragücü stoperi Osman Çelik’in eline çarpması sonucu penaltı kazandı. Kişisel düşünceme göre Osman Çelik, son derece bilinçsiz bir şekilde topu elle karşıladı. Penaltı kararının doğru olduğunu düşünüyorum.<br />
Verheydt’in kullandığı penaltıyı Ankaragücü’nün genç kalecisi Görkem Cihan kurtardı. Hollandalı santrafor çok yavaş ve etkisiz bir penaltı kullandı ama Görkem’in de topun gideceği yeri hissedip doğru noktaya atlamasını da unutmayalım. İddia ediyorum, Görkem Cihan bu penaltıyı kurtarmasaydı Ankaragücü’nün bu maçı mağlup durumdan döndürme şansı çok zayıf bir ihtimal olurdu. Çünkü, maçta pozisyon üretme konusunda oldukça zayıftılar.<br />
76.dakikada Opus’unun attığı golle 1-0 öne geçti Ankaragücü. Gerçekten müthiş bir gol attı. Yaptığı bitirici vuruş muazzam ötesi idi. Tek kelimeyle “kaleciyi çaresiz bıraktı.” Bir gol vuruşu ancak bu kadar sert ve düzgün yapılabilir. Kendisini tebrik ediyorum.&nbsp;<br />
Ancak Owusu’nun attığı gol kadar, bu muazzam golün atılmasına yardımcı olan Miraç Şimşek’in yaptığı orta ile ilgili de kısa bir değerlendirmede bulunmak istiyorum. Sol çaprazdan, en doğru noktaya orta yaptı. Topu bomboş alana gönderdi. Owusu değil, o bölgeye hangi oyuncu koşu yapsa kaleciyle karşı karşıya kalırdı. Asisti ile, bitirici vuruşu ile harika bir gol atıldığını rahatlıkla söyleyebilirim.<br />
Ahlatcı Çorum FK’yı 1-0’lık skorla mağlup eden Ankaragücü, puanını 42’ye yükselterek kümede kalmak adına umutlarını sürdürmesine vesile olan bir adım attı.&nbsp;<br />
İster Trendyol 1. Lig’de kalsın, ister bir alt lige düşsün. Hiç fark etmez! Ankaragücü’nün bu sezon yaşadığı büyük başarısızlığın baş sorumlusu İsmail Mert Fırat ve yönetim kuruludur. Yaptıkları son derece yanlış teknik direktör tercihleri ve yanlış transfer planlaması takımdaki performans düşüşünü hızlandırmıştır. Ankaragücü’ndeki milatlarının dolduğunu düşünüyorum.<br />
Özellikle, teknik direktör tercihlerinde izledikleri yol tam bir fiyasko. Sezon başında göreve getirdikleri Kemal Özdeş ile 1 ay sonra “iki taraf arasında yaşanan fikir ayrılığını “ gerekçe göstererek yolları ayırdılar. Sezon ortasında aynı Kemal Özdeş’i yeniden göreve getirdiler. Ardından yine yolları ayırdılar. &nbsp;<br />
Taraftarların yerinde olsam Ankaragücü yönetimine şu soruyu sorarım: Sezon başında aranızda “fikir ayrılığı” oluştuğunu belirterek yolları ayırdığınız bir teknik direktör ile sezon ortasında hangi gerekçeyle yeniden anlaştınız? Aranızdaki “fikir ayrılığı” basit bir nedenle ortaya çıktıysa bunu tolere edebilmek için hiç mi çaba sarf etmediniz?<br />
Öte yandan, Mustafa Dalcı ile ve Mesut Bakkal ile geçirilen toplam sürecin de Ankaragücü takımına ciddi bir zarar verdiğini düşünüyorum. Bu iki teknik direktörün yerine Ankaragücü camiasını yakından tanıyan bir teknik direktör göreve getirilseydi şu anda Ankaragücü’nün küme düşme ihtimalini konuşmuyor olabilirdik.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Apr 2025 17:43:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Şimdi değilse, ne zaman?</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/simdi-degilse-ne-zaman-492</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/simdi-degilse-ne-zaman-492</guid>
                <description><![CDATA[Şimdi değilse, ne zaman?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ŞİMDİ DEĞİLSE, NE ZAMAN?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Gene bir ölüm kalım maçı ve gene ölen taraf biz olduk.</p>

<p>&nbsp;Peki ya bu kader mi? Bunu sadece kadere bağlamak yanlışlıkların en büyüğü olur. Düşme potasında ki rakibinden 1 puan öndesin, galip gelmek isteyecek ve puan sıralamasında senin önünde olmak isteyecek&nbsp; taraf Manisaspor tarafı.</p>

<p>Bu, bu kadar gerçek iken sen nasıl bir kadro ile sahaya çıkıyorsun?</p>

<p>Cepas, Rotariu, kadro dışı bırakıp affettiğin Laura, Qwusu ve geldiğinden bu yana ne oynadığı belli olmayan Dalcio. Bu kadro ile orta sahayı alma imkanın var mı? Orta sahayı alamadığın bir müsabakayı kazanma şansın var mı? Hem Laura hem de Bajic kenarda bekleyecek, bir orta saha fazla ile oynayıp oyunu tutup geçiş hücumu veyahut Cepas gibi hızlı oyuncuların ile Dorin gibi yetenekli oyuncuların ile gol şansı yaratmayı deneyecektin.</p>

<p>Çıkardığın bu kadro ile ilk 45 dakikayı çöpe attın. Geri dönülemez yaralar açtın. İlk yarı boyunca takım saha parselasyonunu bir türlü yapamadı. Takım defanstan oyun kurulumu yapmaya çalışıyor kimse elini taşın altına koyup top almaya gelmiyor. Bu sezon ki kötü performansına rağmen Ali Kaan ile başlasaydın hem orta saha direncini arttırır, hem de oyun kurulumunda bir fazla orta saha ile daha rahat çıkabilirdin. Sonra çıkıp futbolcuya isyan ettin. Kendi yanlışlarından hiç bahsetmedin. Temas etmedik diyorsun ama temas edecek oyuncuları yanında oturtuyorsun. Rakibini hiç analiz etmemişsin. Boluspor maçından sonra ki yayınımızda söyledik. Manisa kendi sağ tarafını iyi kullanan oyuncuları var dedik. Zahmet edip izlememişsin. İzlesen o koridoru tutmak için hamle yapardın. Bu takıma 5 teknik direktör gelmiş bir şey değişmemiş, ben mi değiştireceğim minvalinde bir şeyler söyledin. Ben de buradan açık açık söylüyorum beşiniz bir araya gelse birbirinizi tamamlayamazsınız.</p>

<p>Manisaspor Hocasını da kutlamak gerek. Çok iyi alan daraltarak, temaslı oyun ile bizim çıt kırıldım futbolcularımızı hataya zorladı ve bunda başarılı oldu. İlk yirmi beş dakika da 3 sarı kart görmelerine rağmen mücadeleden hiç çekinmediler. Bir golleri iptal olmasına rağmen (bana göre gol verilebilirdi) yılmadan devam ettiler ve goller buldular.</p>

<p>Buradan yönetime çok şeyler söylerim ama ‘’ Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az’’.</p>

<p>Sezon sonu Ankaragücü kelimesini bırakın söylemeyi aklınızdan bile geçirmeyin. Ankaragücü tarihinin tozlu karanlık sayfalarına gömülüp gideceksiniz. Bu camia da kimse sizi iyi anmayacak haberiniz olsun.</p>

<p>Gelelim taraftara.</p>

<p>‘’İyi günde kötü günde hep beraberiz, çünkü biz Ankaragüçlüyüz’’</p>

<p>Sadece slogan olarak kaldı. Bu sezon futbolcu grubuna burasının bir camia takımı olduğunu hissettiremedik maalesef. Gönül kırgınlıklarını anlayabiliyorum. Hepimiz üzüldük, hepimiz kırgınız.</p>

<p>Kim kulübün anahtarının kendisinde olduğunu iddia ederse etsin kulübün anahtarı her zaman büyük taraftarındadır.</p>

<p>Kapıyı açmakta kapatmakta bizim elimizde. %1 ihtimal kalsa dahi o ihtimali yukarı çıkarmak için son 3 haftalık süreci iyi değerlendirmek asli görevimizdir. Biz inanmaz isek sahada oynayan oyuncuya bunu inandıramayız.</p>

<p>Şimdi değilse, ne zaman?</p>

<p>Herkesi göreve çağırıyorum yarın çok geç olmadan.</p>

<p>Saygı ve Sevgi ile kalın.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 19 Apr 2025 12:47:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü tarihinin en vasat savunma hattı!</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-tarihinin-en-vasat-savunma-hatti-491</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-tarihinin-en-vasat-savunma-hatti-491</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü tarihinin en vasat savunma hattı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Başkent Ankara’mızın tarihi başarılarla dolu iki güzide kulübü olan Ankaragücü ile Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig’in 32.haftasında Ankara Eryaman Stadyumu’nda karşı karşıya geldi.<br />
Karşılaşmanın tamamında oyun üstünlüğünü elinde bulunduran Gençlerbirliği, ezeli rakibi Ankaragücü’nü 14.dakikada Nalepa, 27.dakikada Metehan Mimaroğlu ve 39.dakikada Leo Gaucho’nun attığı gollerle 3-0 mağlup etti.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında Ankaragücü’ne oranla daha istekli bir Gençlerbirliği vardı sahada. Savunmada, rakiplerine ciddi bir pozisyon vermediler. Hücumda ise iştahlı, tempolu, bilinçli ve hızlı ataklar gerçekleştirerek ilk yarıyı 3-0 önde tamamlamayı başardılar.&nbsp;<br />
Mücadelenin 14.dakikasında Michal &nbsp;Nalepa’nın attığı golle 1-0 öne geçti Gençlerbirliği. Kendi yarı sahasından seri paslarla, soğukkanlı bir şekilde topla çıkan Kırmızı Karalar, atağın yönünü bir anda değiştirerek topu Nalepa ile buluşturdu. Nalepa da şık bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Hazırlanış itibariyle çok güzel bir gol olduğunu söyleyebilirim.<br />
27.dakikada ise sahneye bu kez Metehan Mimaroğlu çıktı. Sağ kanattan Alperen Babacan’ın yaptığı orta ile topla buluşan Metehan, Gençlerbirliği’ni 2-0 öne geçiren golü attı. “Estetik” açıdan mükemmel bir gole imza attı Metehan. Harika bir top kontrolü ve klas bir dönüş. Bana göre, haftanın değil sezonun en güzel gollerinden birine imza attı.<br />
39.dakikada ise sahneye, Gençlerbirliği’nin devre arasında kadrosuna kattığı yeni santraforu Leo Gaucho çıktı ve Kırmızı Karalar’ı 3-0 öne geçiren golü attı. Amilton’un uzun pası ile topla buluşan Metehan Mimaroğlu, topu bekletmeden Leo Gaucho’ya ortaladı. Brezilyalı golcü de topu kaleye yuvarlayarak farkı üçe golü kaydetti.<br />
Ankaragücü karşısında Gençlerbirliği takımının attığı üç golü de çok beğendim. Hazırlanış itibariyle çok güzel goller attılar. &nbsp;Peki, atılan bu gollerde Ankaragücü savunmasının hiç mi hatası yok? Olmaz olur mu? Elbette ki var!<br />
Sezonun ikinci yarısında oynadıkları birçok maçta olduğu gibi Gençlerbirliği karşısında da çok kötü bir performans ortaya koydular. Facia bir performans! Korkunç bir performans!<br />
Sezon başından bu yana belirttiğim üzere Ankaragücü savunmasında bu sezon “tam anlamıyla tarif edemeyeceğim” bir durgunluk var. Yenilen gollerde hatanız olabilir. Pozisyon alma hatası yapabilirsiniz. Ya da geriden oyun kuramayabilirsiniz Hepsini bir ölçüde kabul edebilirim. Ancak Ankaragücü savunması, rakipleri kalelerine hücum ederken topu karşılamak adına en ufak bir hamle yapmıyor. Sadece izliyorlar! &nbsp;Tabiri caizse “put gibi” yerlerinde duruyorlar. Rakipler, ellerini kollarını sallaya sallaya Ankaragücü kalesine ardı ardına ataklar yapıyor. &nbsp;<br />
Gençlerbirliği, ikinci yarıda oyunu biraz rölantiye aldı ve vites düşürdü. Eğer, ilk yarıda sergiledikleri tempolu hücum futbolunu ikinci yarıda da devam ettirselerdi bu maçı tarihi bir farkla bitirmeleri işten bile olmazdı.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısı, iki tarafın da “bitse de gitsek” modunda olduğu bir tempoda oynandı. Gençlerbirliği, farklı skor üstünlüğünün de getirdiği rahatlık ile oyunun temposunu düşürdü. Ankaragücü ise Gençlerbirliği karşısında fiziksel olarak sahadaydı belki ama mental olarak kendilerini futbola verdiklerini hiç ama hiç düşünmüyorum. Nitekim, Gençlerbirliği’nin skoru 3-0’a getirmesinin ardından Ankaragücü taraftarlarının bir bölümü, takımlarının oynadığı futbola tepki göstererek stadı terk etti.<br />
Ankaragücü’nü 3-0 gibi net bir skorla mağlup eden Gençlerbirliği puanını 54’e yükseltti &nbsp;Ankaragücü ise 38 puanda kalarak kötü gidişatı sürdürdü.<br />
Yazımın sonunda, Ankaragücü’nün Mustafa Dalcı’dan boşalan teknik direktörlük koltuğunu Mesut Bakkal ile doldurma kararını kısaca değerlendirmek istiyorum.&nbsp;<br />
Sezon başında göreve getirilen Kemal Özdeş ile göreve getirildikten 1 ay sonra yolların ayrılmasının ardından teknik direktör konusunda büyük bir kriz yaşadı Ankaragücü. Özdeş’in görevden ayrılmasının ardından -bana göre- çok yanlış teknik direktör seçimleri yapıldı. Bu seçimlerin büyük bir plansızlığın yansıması olduğunu düşünüyorum.<br />
Kişisel düşünceme göre Mesut Bakkal, İsmail Mert Fırat yönetiminin bu sezon yaptığı en doğru (geç kalınmış) teknik direktör seçimidir. En azından, tecrübeli ve Başkent futbolunun dinamiklerini biliyor. Ancak, bu saatten sonra Mesut Bakkal’ın da bu takıma “teknik” anlamda katabileceği çok fazla bir artı değer olduğunu düşünmüyorum. Takımın kapasitesi ortada. Yaratıcı oyuncu sayısı çok az. Hatta yok! Savunma hattı “ kelimenin tam anlamıyla” çöktü. Mental anlamda da takımda ciddi sıkıntı var. Bana göre, kalan haftalarda Mesut hocanın yapması gereken icraat çok belli. Amiyane tabirle, oyuncularına “gaz vererek” takımını kümede kalma hedefine odaklamalı. &nbsp;Bu senaryoyu yazmak bile üzüntü verici ama Ankaragücü’nün kümede kalmasının tek yolu, moral takviyesiyle takımın bütünleşmesi ve sahaya odaklanmasıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Apr 2025 15:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Altın Kanatlı Melekler ellerinden gelen mücadeleyi gösterdi </title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/altin-kanatli-melekler-ellerinden-gelen-mucadeleyi-gosterdi-490</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/altin-kanatli-melekler-ellerinden-gelen-mucadeleyi-gosterdi-490</guid>
                <description><![CDATA[Altın Kanatlı Melekler ellerinden gelen mücadeleyi gösterdi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
THF Kadınlar Hentbol Süper Lig’inde normal sezonun sonuna geldik. Başkent Ankara’mızın kadın hentbolundaki en önemli temsilcisi olan Yenimahalle Belediyespor, 2024-2025 &nbsp;sezonunda beklentilerin biraz uzağında bir performans sergileyerek normal sezonu 7 puanla 8.sırada tamamladı.<br />
Altın Kanatlı Melekler’ın geçtiğimiz sezonlara kıyasla daha kötü bir performans sergilemesinin altında yatan nedenleri ve mevcut kadroda gözüme çarpan, gelecek vadeden isimleri “naçizane” olarak sizler için değerlendirmek istiyorum.<br />
Sezonun ilk haftasında deplasmanda Kırşehir Belediyespor ile oynanan mücadelenin ardından 13 yıl boyunca Yenimahalle Belediyespor ile önemli başarılara imza atan duayen başantrenör Serdar Eler takımdan ayrıldığını açıkladı. Bu beklenmedik ayrılığın ardından başantrenörlük görevine, uzun yıllar boyunca Serdar hocanın yardımcılığını üstlenen Harun Gökçimen getirildi. Esra Gündar ve Adnan Ekmekçi ikilisi de Harun hocanın ekibinde yer almaya devam etti. Harun hoca da, Esra hoca da, Adnan hoca da çok saygı duyduğum, kariyerleri tartışma konusu bile yapılamayacak isimler. Oyuncularının her sorunuyla yakından ilgilenen, ”hentbol ile yatıp, hentbol ile kalkan” antrenörler.<br />
Elbette, uzun yıllar boyunca Serdar hoca ile birlikte çalışmış olan Harun Gökçimen’in başantrenörlüğe getirilmesi çok önemliydi. Takımı ve oyuncuları tanıması büyük bir avantaj idi. Ancak, her antrenörün olduğu gibi Harun hocanın da “ doğal olarak” kendine has bir oyun felsefesi vardı. Ve, kendi oyun anlayışını takımına yansıtması için belirli bir süreç gerekiyordu. Nitekim bu süreçte, ligin ilk yarısında beklentilerin çok gerisinde kalan bir Yenimahalle Belediyespor izledik.<br />
Bana göre bu performans düşüklüğünde, ligin ilk yarısının ortalarında sol oyun kurucu Sevgi Kalyoncuoğlu’nun takımdan ayrılması da etkili oldu. Sevgi’nin Yenimahalle Belediyespor forması altında oynadığı maçları canlı olarak takip ediyordum. Gerçekten, uzaktan attığı etkili ve sert şutlarla takımına hücumda çok büyük katkı sağlıyordu. Benim için sürpriz bir ayrılık oldu.<br />
Altın Kanatlı Melekler sezonun ikinci yarısına, ilk yarıya oranla daha derli toplu bir başlangıç yaptı.<br />
Ligin ilk yarısının son haftasında konuk ettikleri Üsküdar Belediyespor ile 30-30 berabere kaldılar. Özellikle, karşılaşmanın bitimine 10 dakika kala 5 sayı farkla gerideyken müthiş bir direnç göstererek maçı berabere tamamlamayı başardılar. Bana göre, Yenimahalle Belediyespor açısından sezonun en unutulmaz maçıydı.<br />
Üsküdar maçının ardından yine Gazi Mustafa Kemal Atatürk Spor Kompleksi’nde karşılaştıkları Kırşehir Belediyespor’u 38-32’lik mağlup ettiler.<br />
İkinci yarıya güzel bir başlangıç yapan Altın Kanatlı Melekler, galibiyet serisini devam ettiremedi ve peş peşe alınan şanssız mağlubiyetlerle sezonu tamamladılar.&nbsp;<br />
Bu sezon Yenimahalle Belediyespor cephesinde “olumlu” anlamda dört isim gözüme çarptı. Bu isimler; kaleci İlayda Çıtak, orta oyun kurucu Açelya Kaya, sağ kanat oyuncuları Elif Yaren Uzun ve Yağmur Aktay oldu.<br />
Kaleci İlayda Çıtak’tan başlamak istiyorum. &nbsp;İki sezondur Yenimahalle Belediyespor formasını terleten bir isim. Bu sezon, Milli kalecilerimizden Selen Akalın’ın takımdan ayrılmasının ardından daha fazla süre almaya başladı ve takımın birinci kalecisi oldu. Güçlü fiziği ve maçların çeşitli bölümlerinde yaptığı kritik kurtarışlarla dikkat çeken bir kaleci. Gelişimini devam ettirmesi halinde çok iyi noktalara ulaşacağına inanıyorum.<br />
Orta oyun kurucu pozisyonunda oynayan Açelya Kaya, genç ve gelecek vadeden bir isim. Gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Açelya’nın gözüme çarpan en belirgin özelliği, rakip savunmaların arasına “gözü kara” &nbsp;bir şekilde girip attığı goller... Çok cesur bir oyuncu.&nbsp;<br />
Orijinal pozisyonu sağ kanat olan Elif Yaren Uzun, bu sezon takımda deyim yerindeyse “joker” görevi gördü. &nbsp;Sağ kanatta oynadı, sol oyun kurucu bölgesinde oynadı. Faydalı da oynadı. Uzaktan attığı sert şutları ve yedi metre atışları çok iyi olan bir oyuncu. Kaliteli bir isim.<br />
Sağ kanat bölgesinde görev yapan bir diğer oyuncu Yağmur Aktay. Bu sezon çok faydalı işler yaptı. Güzel goller attı. Yalnız, Yağmur’da gözlemlediğim bir handikap var. Maçların belirli bölümlerinde oyundan düştüğü dakikalar oluyor. Etkili oyununu ve attığı şık golleri istikrarlı hale getirmesi gerektiğine inanıyorum.<br />
Evet... Normal sezon tamamlandı, şimdi lig statüsüne göre, normal sezon sonu puan cetvelinde 1 – 2 – 3 ve 4. olan takımlar “Şampiyonluk Etabı” oynayacak ve bu maçlar sonunda ligin 1 – 2 ve 3. sü belirlenecek. Normal sezonu 5 – 6 – 7 ve 8. olarak tamamlayan takımlar “Play-off Sıralama Etabı” oynayacaklar ve bu maçlar sonunda ligin 6 – 7 ve 8. olan takımlar belirlenecek. Bu sıralamalardan sonra, Ligin asıl 4. ve 5. olan takımlarının belirlenmesi amacıyla; “Şampiyonluk Etabı” dördüncüsü (4.) ile “Play-Off Sıralama Etabı” beşincisi (5.) kendi aralarında tarafsız bir sahada, tek bir maç üzerinden asıl lig sıralaması için dördüncülük (4.lük) ve beşincilik (5.lik) maçı oynayacaklar.<br />
Normal sezonu 8. &nbsp;sırada tamamlayan Yenimahalle Belediyespor’a Play Off Sıralama Etabı’nda &nbsp;başarılar diliyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 16 Mar 2025 23:34:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü nereye koşuyor?</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-nereye-kosuyor-489</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-nereye-kosuyor-489</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü nereye koşuyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Kulüp tarihindeki en kötü sezonlarından birini geçiren Ankaragücü, Trendyol 1.Lig’in 27.haftasında Yeni Adana Stadyumu’nda Adanaspor ile karşı karşıya geldi.<br />
Karşılaşmada, 45+3.dakikada Dorin Rotariu’nun direkten dönen şutu dışında ciddi bir pozisyon üretemeyen Ankaragücü Adanaspor’a 2-0’lık skorla mağlup oldu. Adanaspor’un golleri 5. dakikada Daniel Candeias ve 82.dakikada Amadou Ciss’ten geldi.<br />
Karşılaşmaya hızlı başlayan taraf Adanaspor oldu. 5.dakikada, sol bek Oğuzhan Matur’un pasıyla topla buluşan Daniel Candeias etkili bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Gerçekten, “estetik” açıdan müthiş bir gole imza attı. Ceza sahası dışında topla buluştu, topu soluna çekerek çok sert bir vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi. Top da gidebileceği en güzel noktaya gitti.<br />
Gençlerbirliği’nde forma giydiği yıllarda da bu tip şık golleri defalarca atmış bir isim Candeias. Büyüklerimizin tabiriyle “kaleyi gördüğü zaman vuran” bir oyuncu. Kendisine bu kadar rahat şut atma imkanı tanınmamalıydı.<br />
Maçın başında 1-0 mağlup duruma düşmenin getirdiği handikap ile birlikte beraberlik golünü bulmak için reaksiyon göstermeye çalıştı Ankaragücü. Ancak, gösterilmeye çalışılan bu reaksiyon cılız seviyelerde kaldı.&nbsp;<br />
İlk yarı boyunca Owusu ile sağ bek İsmail Çokçalış’ın bindirmeleri üzerinden pozisyon üretmeye çalıştılar. Ancak, İsmail Çokçalış’ın “orta yapma” konusundaki yetersizliği nedeniyle bu çabaları sonuçsuz kaldı.<br />
Adanaspor karşısında Ankaragücü’nün yakaladığı en net gol pozisyonu 45+3.dakikada Dorin Rotariu ile geldi. Cephas’ın pasıyla, ceza sahası içerisinde topla buluşan Rotariu’nun sert şutunu Adanaspor kalecisi Nurullah Aslan güzel bir refleksle karşıladı.&nbsp;<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında oyunun kontrolü Adanaspor’un elindeydi. Skor üstünlüğünü ellerine geçirmelerine rağmen ofansif anlamda daha istekli olan taraf Akdeniz temsilcisi idi. Nitekim, sol kanat oyuncuları Amadou Ciss’in başrolünü üstlendiği üç net gol pozisyonuna girdiler.&nbsp;<br />
50.dakikada, sağ kanattan Ivan’ın yaptığı ortaya Amadou Ciss’in uçarak yaptığı kafa vuruşunda top yan ağlarda kaldı.&nbsp;<br />
77.dakikada ise kaleciyle karşı karşıya kalan Ciss topu direğe nişanladı. Bu pozisyon gol ile sonuçlansaydı -bana göre- hazırlanış itibariyle çok güzel bir gol atılmış olacaktı. Zira, atılan şuttan önce Ciss’e verilen topuk pası muhteşem idi.<br />
82. dakikada, Orkan Çınar’ın sert şutunu Ankaragücü kalecisi Ertaç Özbir kurtardı. Ancak, Ertaç’tan dönen topu Amadou Ciss düzgün bir vuruşla ağlara gönderdi. Böylece, skoru 2-0’a getirdi Adanaspor&nbsp;<br />
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Ankaragücü, puan cetvelinin 19.sırasındaki Adanaspor’a 2-0 mağlup olarak kötü gidişatı sürdürdü.<br />
Sezon başından bu yana Ankaragücü kadrosunda gözüme çarpan “olumsuz” noktalardan biri Adanaspor karşılaşmasında da kendisini fazlasıyla hissettirdi.&nbsp;<br />
Ankaragücü gibi “Süper Lig’e yeniden yükselmek” hedefiyle sezona başlayan bir takımın &nbsp;stoper rotasyonu Osman Çelik-Özgür Aktaş-Mert Çetin gibi isimlerden oluşmamalı. &nbsp;Osman Çelik’in gösterdiği mücadeleye her zaman şapka çıkarırım. Takımı için kapasitesinin %100’ünü veren bir oyuncu. Ancak, Ankaragücü gibi büyük hedefleri olan bir camiaya “lider” stoperlerin gerektiği kanaatindeyim.<br />
Geçtiğimiz sezon Ankaragücü takımının stoper rotasyonunu Uros Radakovic ve Nihad Mujakic oluşturuyordu. Bu isimleri bile yazılarımda pozisyon alamadıkları, topu oyuna doğru sokamadıkları için sık sık eleştiriyordum. Mevcut kadroda ise stoper rotasyonunun kalitesi daha alt seviyelere indi. Sırf bu dipnot bile, Ankaragücü’nde sezon başı kadro yapılanmasının ne kadar sağlıksız yapıldığının net bir göstergesidir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Mar 2025 18:41:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği Süper Lig hedefine kilitlendi </title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-super-lig-hedefine-kilitlendi-488</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-super-lig-hedefine-kilitlendi-488</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği Süper Lig hedefine kilitlendi ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Son haftalardaki yükselen form grafiği ile sezonun ilerleyen haftaları için taraftarlarını umutlandıran Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig’de “çift maç” haftasını geride bıraktı.<br />
Sezon sonunda “en kötü ihtimalle “ Play Off oynayarak Trendyol Süper Lig’e yükselmeyi hedefleyen Kırmızı Karalar, Trendyol Süper Lig’in 24.haftasında Kazım Karabekir Stadyumu’nda Erzurumspor FK ile karşı karşıya geldi.<br />
Kaliteli bir kadroya sahip olan rakibi karşısında daha derli toplu bir futbol ortaya koyan Gençlerbirliği, Erzurumspor’u 1.dakikada Metehan Mimaroğlu ve 77. Amilton’un attığı gollerle 2-1 mağlup etti. Erzurumspor FK’nın tek golü ise &nbsp;34. dakikada Odise Roshi’den geldi.<br />
Üst sıralara tırmanmak açısından kendisi için son derece önemli olan bu karşılaşmaya golle başladı Gençlerbirliği. 1.dakikada, Metehan Mimaroğlu’nun ceza sahası dışından çektiği müthiş şut, Erzurumspor kalecisi Ataberk’in tüm gayretine rağmen ağlarla buluştu. “Jeneriklik” tabirini kullanabileceğimiz türde, mükemmel bir goldü.<br />
34.dakikada, kanat oyuncusu Odise Roshi’nin attığı kafa golüyle beraberliği yakaladı Erzurumspor FK. Atılan bu golde Gençlerbirliği savunmasını hatalı bulduğumu söylemeliyim. Kafa vuruşunu yapan Roshi’nin yanında üç tane Gençlerbirliği oyuncusu vardı. Dolayısıyla, bu kadar rahat kafa vuruşu yapma imkanı tanınmaması gerekiyordu.<br />
77.dakikada, etkili kanat oyuncusu Amilton’un attığı golle 2-1’lik üstünlüğü sağladı Gençlerbirliği. “Kendin pişir, kendin ye” tabirine uygun bir gol attı. Bireysel becerileriyle geliştirdiği atağı müthiş bir son vuruşla noktaladı. &nbsp;Amilton, bu tip fantastik hareketleri zaman zaman yapan bir futbolcu.&nbsp;<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Gençlerbirliği, zorlu Erzurum deplasmanından üç puanla ayrılmayı başardı ve puanını 40’a yükseltti<br />
&nbsp;Gençlerbirliği’nin Erzurumspor FK deplasmanından çıkardığı üç puanı çok ama çok önemsiyorum. Zorlu iklim koşullarına sahip bir deplasmandan, Erzurumspor gibi Trendyol 1.Lig’in güçlü ekiplerinden birini mağlup ederek üç puanla dönmek, ilerleyen haftalar için ciddi bir özgüven kazanımıdır.<br />
Erzurum gibi bir deplasmandan üç puan çıkararak Ankara’ya dönen Kırmızı Karalar, Trendyol 1. Lig’in 25.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Siltaş Yapı Pendikspor ile karşı karşıya geldi.<br />
Pendikspor’un daha 8. dakikada 10 kişi kalmasının ardından oyunun kontrolünü tam anlamıyla eline alan Gençlerbirliği, &nbsp;rakibini 35.dakikada Samuel Joca, &nbsp;45.dakikada Erdem Canpolat (KK) ve 76.dakikada Leo Gaucho’nun attığı gollerle 3-0 mağlup etti.<br />
Karşılaşmaya çok enteresan bir pozisyon ile başladık.&nbsp;<br />
Pendikspor savunmasının arasına atılan uzun topu alan Amilton ceza sahası yayı üzerinde düşürüldü. Maçın hakemi Mehmet Ali Özer önce penaltı kararı verdi. Ardından, VAR incelemesi sonrasında penaltı kararını geri alarak Pendikspor’un frikik kullanmasına karar verdi. Aynı zamanda, hakemin kolundan çekmesi nedeniyle &nbsp;Pendikspor stoperi Welinton’a da kırmızı kart gösterildi.<br />
Welinton’un kırmızı kart görüp oyun dışında kalmasının ardından galibiyet golünü bulmak adına rakip kaleye daha iştahlı giden bir Gençlerbirliği izledik.<br />
35.dakikada Samuel Joca ile skoru 1-0’a getiren golü buldu Gençlerbirliği. Hazırlanış itibariyle çok güzel bir gol olduğunu söylemeliyim. Poha’nın topuk pasıyla topla buluşan Amilton topu yanındaki Samuel Joca’ya verdi. Joka da &nbsp;son derece düzgün ve klas bir vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi.<br />
45.dakikada ise sahneye bu kez Metehan Mimaroğlu çıktı. Sağ kanattan kullanılan serbest vuruşta, Pendikspor savunmasının uzaklaştıramadığı topa &nbsp;Metehan Mimaroğlu sert bir vuruş yaptı. Pendikspor kalecisi Erdem Canpolat’ın kontrol altına alamadığı top ağlara gitti ve Gençlerbirliği 2-0’lık üstünlüğü sağladı.<br />
76.dakikada ise bir başka yeni transfer Leo Gaucho sahne aldı. Gençlerbirliği’nin “çiçeği burnunda” santraforu, ayağının dışıyla yaptığı vuruşla güzel bir gole imza attı.<br />
Karşılaşmayı 3-0 gibi net bir skorla kazanan Kırmızı Karalar, “çift maç” haftasını kayıpsız geçti.<br />
Yazımın sonunda, Gençlerbirliği-Siltaş Yapı Pendikspor maçının 87.dakikasında, Pendikspor’un sol beki Furkan Doğan’ın rakibine yaptığı son derece sert hareket sonucunda gördüğü kırmızı kart ile ilgili olarak kısa bir değerlendirmede bulunmak istiyorum.<br />
Türk futbolunda bazı oyuncularda hiç sevmediğim -hatta nefret ettiğim- bir huy vardır. &nbsp;Ağır bir skorla mağlupken, galip olan takımın futbolcusunun bacağına, ayağına “gözü kara” bir şekilde tekme atar ya da aşil tendonuna basar. Bu gözlemimi sadece Furkan Doğan özelinde değil, liglerimizde bu zihniyete sahip olan futbolcuların genelini göz önüne alarak ifade ediyorum.<br />
İster 1-0, ister 3-0, ister 10-0’lık skorla mağlubiyet alınsın! Hiçbir moral bozukluğu bu tür hareketleri makul gösteremez. Bir futbolcu, aynı mesleği paylaştığı arkadaşına “sakatlanacağını bile bile” nasıl tekme atar? Ya da aşil tendonuna nasıl basar? Aklım almıyor!</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Feb 2025 13:43:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ne zaman tünelin sonunda bir ışık görsem, gördüğüm üzerime gelen trenin ışığı oluyor</title>
                <category>Fahrettin TÜRKCAN</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ne-zaman-tunelin-sonunda-bir-isik-gorsem-gordugum-uzerime-gelen-trenin-isigi-oluyor-487</link>
                <author>Trkcn.fhrttn@gmail.com (Fahrettin TÜRKCAN)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ne-zaman-tunelin-sonunda-bir-isik-gorsem-gordugum-uzerime-gelen-trenin-isigi-oluyor-487</guid>
                <description><![CDATA[Ne zaman tünelin sonunda bir ışık görsem, gördüğüm üzerime gelen trenin ışığı oluyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ne zaman tünelin sonunda bir ışık görsem, gördüğüm üzerime gelen trenin ışığı oluyor</p>

<p>"Ne zaman tünelin sonunda bir ışık görsem, gördüğüm üzerime gelen trenin ışığı oluyor.”</p>

<p>Tottenham teknik direktörü Ange Postecoglou geçtiğimiz haftalarda böyle bir açıklama yapmıştı. İçinde bulunduğum ruh halinden dolayı beni çok etkileyen bu açıklama, bilmeden yıllardır bir şeyler ile boğuşup duran&nbsp; Ankaragücü’nü anlatan bir cümle olmuştu.</p>

<p>Çünkü bu camia yıllardır onu gün gün bitiren bir umudun peşine takılmış, acaba bu sefer&nbsp; tünelden önceki son çıkış mı diye hep beklemişti.</p>

<p>Bugünü çok konuşmayacağım. Yıllardır dile getirilen konular hep aynı. Geçmişte yapılan transferleri, alınan yanlış kararları çok konuştuk. Maalesef geçmiş de bugünden çok farklı değil. O yüzden sözü uzatmanın da çok bir gereği yok.</p>

<p>Ankaragücü’nün bugün çok büyük sorunları olduğu aşikar. Ancak gelecek için daha çok büyük sorunları olduğu görünmeyen bir gerçek. Maalesef bir camia nasıl yok olur onu izliyoruz ve artık elimizden hiç bir şey gelmiyor. Ortada gelecek nesillerini kaybetmenin eşiğine gelmiş bir camia var. Şehir yavaş yavaş Ankaragücü ruhundan uzaklaştırılmış, taraftarın ruh hali bıkkınlığın çok çok önüne geçmiş bir durumu var.</p>

<p>Bugün bu parçalanmışlığın nedenleri ve sebep olanları bellidir. Sebep olanları vicdanları ile baş başa bırakırken, süreç sonunda yine baş başa kalacağımızı adım gibi biliyorum.</p>

<p>Şu an için tek beklentim ve arzum gelecekte hangi ligde olduğu ve konumu fark etmeksizin ”İşte bu benim Ankaragücüm” diyeceğim günleri görmek. O günlerde görüşmek üzere…</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>FAHRETTİN TÜRKCAN</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Feb 2025 19:32:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2023/09/fahrettin-turkcan-1694333088.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği sol açık transferi yapmalı </title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-sol-acik-transferi-yapmali-486</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-sol-acik-transferi-yapmali-486</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği sol açık transferi yapmalı ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Layık olduğu Süper Lig’e geri dönebilmek adına büyük bir mücadele ortaya koyan Gençlerbirliği, Trendyol 1.Lig’in 22.haftasında Eryaman Stadyumu’nda Alagöz Holding Iğdır FK ile karşı karşıya geldi.<br />
Birbirine denk kadro kalitesine sahip iki takımın mücadelesinde Gençlerbirliği, Iğdır FK’yı 4.dakikada Nalepa ve 86.dakikada Metehan Mimaroğlu’nun attığı gollerle 2-0 mağlup ederek üç puanı hanesine yazdırdı.<br />
4.dakikada Michal Nalepa’nın attığı golle karşılaşmaya adeta 1-0 önde başladı Gençlerbirliği. Şans faktörünün yoğun bir şekilde hissedildiği bir gol izledik. Nalepa’nın &nbsp;topu çizgide tutuşu, Amilton’un savunmaya çarpıp doğru yöne giden ortası, Nalepa’nın yaptığı rastgele vuruşun direğe çarpıp ağlarla buluşması... Hayatımda ilk defa, birden çok şans faktörünün bir araya gelmesiyle oluşan bir gol izledim. Yeşil sahalarda çok nadir görülebilecek nitelikte olan bu şans golü belki de Gençlerbirliği’nin Süper Lig’e çıkmasına vesile olan bir gol olacak. Böyle bir senaryo gerçekleşirse, Ankara futboluna gönül veren bir spor yazarı olarak bu golü ömrümün sonuna kadar unutmam.<br />
Karşılaşmanın 19.dakikasında dikkatimi çeken güzel bir enstantane yaşandı. Gençlerbirliği sağ beki Fıratcan Üzüm’ün uzun pasıyla topla buluşan Metehan Mimaroğlu güzel bir vuruş yaptı. Ancak Iğdır FK kalecisi Bahadır Güngördü, müthiş bir refleks ile bu güzel şutu kurtarmayı başardı. Olağanüstü bir refleks! Bahadır’ın, Ankaragücü forması giyerken de bu tür kurtarışlarını hatırlıyoruz. Kaliteli bir kaleci.<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısı iki takım açısından da “kısır” bir atmosferde oynandı. İki takım da hücumda üretkenlikten çok uzak bir görüntü sergilediler. Deyim yerindeyse, ikinci yarıda oynanan etkisiz futbolu izlerken “sıkıntıdan patladım.”<br />
Iğdır FK oyuncuları ikinci yarıda beraberliği sağlamak adına topun kontrolünü ele geçirdiler ama, pozisyon üretmek konusunda epey zorlandıklarını söyleyebilirim. Koskoca 45 dakika boyunca girdikleri tek pozisyon, 61.dakikada Bruno’nun ceza sahası dışından çektiği yavaş şut oldu. Bu şutu da Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk rahat bir şekilde karşıladı. Atalarımızın deyimiyle, bu şuta da pozisyon demek için “bin şahit ister.”<br />
Buna karşılık Gençlerbirliği takımı da ikinci yarıda hücumsal anlamda en ufak bir varlık gösteremedi. Topu rakip kaleye taşıma konusunda ciddi sıkıntı yaşadılar.&nbsp;<br />
Kırmızı Karalar’ın ikinci yarıda girdiği tek pozisyon, Metehan Mimaroğlu’nun 86.dakikada attığı penaltı golü oldu. Penaltı kararı %100 doğru idi.<br />
Karşılaşmada başka gol olmayınca Gençlerbirliği, Alagöz Holding Iğdır FK’yı 2-0 mağlup ederek puanını 36’ya yükseltti.<br />
Karşılaşmada Gençlerbirliği özelinde gözüme çarpan “olumsuz” bir nokta var. Aslında, sezon başından bu yana gözüme çarpan bir durum. Gençlerbirliği’nin sol kanadında ciddi bir sıkıntı var. Sol kanattan hücuma katkı gelmeyince bütün ataklar Amilton’un bulunduğu sağ kanattan olgunlaştırılıyor. Amilton’da da yorgunluk belirtileri baş gösterince hücumda tıkanmalar meydana geliyor.<br />
Gençlerbirliği yönetiminin, devre arası transfer döneminde bu takıma bir sol açık takviyesi yapması gerektiğine inanıyorum. Bana göre, Süper Lige yükselme &nbsp;mücadelesi veren mevcut kadro yapısı göz önüne alındığında “ olmazsa olmaz” bir gereklilik.<br />
Moussa Djitte’nin takımdan ayrılmasının ardından bu takıma santrafor transferi yapılacağı muhakkak. Koca bir ikinci yarıyı sadece Gökhan Altıparmak ile bitiremezsiniz. Ancak santrafor transferinin yanında, hücumdaki çeşitliliği artırmak adına sol açık transferinin de gerçekleştirilmesi gerektiğine inanıyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Feb 2025 13:21:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği Süper Lig hedefine odaklanmalı</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-super-lig-hedefine-odaklanmali-485</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-super-lig-hedefine-odaklanmali-485</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği Süper Lig hedefine odaklanmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerbirliği Süper Lig hedefine odaklanmalı<br />
Yeni teknik direktörü Hüseyin Eroğlu önderliğinde üst sıralara tırmanmak isteyen Gençlerbirliği, Trendyol 1.Lig’in 20.haftasında Eryaman Stadyumu’nda, şampiyonluğun en güçlü adaylarından biri olan Kocaelispor ile karşı karşıya geldi.<br />
Gençlerbirliği-Kocaelispor karşılaşmasının teknik analizine geçmeden önce, Gençlerbirliği gündemini fazlasıyla meşgul eden bir konuya kısaca değinmek istiyorum. &nbsp;Geçtiğimiz günlerde Gençlerbirliği kulübü, eski başkan Niyazi Akdaş ve yönetim kuruluna bir ihtarname gönderdi. Gönderilen bu ihtarnamenin ardından mevcut yönetimde yer alan bazı isimler, kendilerine haber verilmeden yapılan bu hamleyi yakışıksız buldukları için istifalarını başkan Osman Sungur’a ilettiler. Gençlerbirliği kulübünden yapılan son açıklamada ise, bunun bir dava dilekçesi olmadığı, sadece bir ihtarnameden ibaret olduğu belirtildi.<br />
Gençlerbirliği yönetiminin, kulübü zor zamanlarda almış ve yönetmiş eski başkanı ile yönetimine karşı aldıkları tavrı hiç ama hiç doğru bulmuyorum. Köşe yazılarımın başlangıç bölümlerinde de sık sık ifade ettiğim üzere Gençlerbirliği, Başkent Ankara’mızın en köklü kulüplerinden biri. Şu anda, hak ettikleri yer olan Süper Lig’e geri dönebilmek için büyük bir mücadele veriyorlar. Camia içinde karışıklık yaratıp futbolcuların aklını karıştırmaya ne gerek var? Büyüklerimizin tabiriyle “eften püften” diyebileceğimiz, önem derecesi düşük olaylar için camianın enerjisini düşürmeye hiç kimsenin hakkı olmadığına inanıyorum. Dikkat ediyorum, Murat Cavcav’ın başkan, Ümit Özat’ın ise teknik direktör olduğu dönemden bu yana Gençlerbirliği’nde bir türlü “iç huzur” sağlanamadı. Sürekli bir kaos havası var. Bir an evvel, Gençlerbirliği camiası içerisindeki “iç huzur” sağlanmalı. Süper Lig hedefiyle yola çıkan bir takımın motivasyonunu başka alanlara kaydırmaması gerekiyor.<br />
Gençlerbirliği-Kocaelispor maçına geçecek olursak...<br />
Gençlerbirliği, yeni teknik direktörü Hüseyin Eroğlu ile birlikte yeni bir galibiyet serisi başlatmak amacıyla Kocaelispor maçına çıktı. Eryaman Stadyumu’nda, -az da olsa- seyirci desteğini alarak oynamak da Kırmızı Karalar için ufak da bir avantaj idi.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında savunmaya iyi yerleşen, rakibine fazla pozisyon vermeyen bir Gençlerbirliği vardı sahada. Hücumda ise, Amilton’un bireysel çabası ile pozisyon üretmeye çalışsalar da bu konuda başarılı olduklarını düşünmüyorum .<br />
Hücum bölgesinde oluşan bu kısırlığa rağmen 45+3.dakikada Amilton’un ayağından gelen golle 1-0 öne geçti Gençlerbirliği. Bu golde, Amilton’un arzuladığı gibi bir gol vuruşu yapabildiğini düşünmüyorum ama bu etkisiz vuruşa rağmen top gidebileceği en doğru noktaya gitti.<br />
Amilton’un attığı golden bir dakika önce Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk’ün yaptığı kritik kurtarışı da unutmayalım. Kocaelispor’un kanat oyuncusu Oğulcan Çağlayan’ın çektiği güzel şutu müthiş bir refleks ile çıkardı.<br />
Sezon başında, Gençlerbirliği taraftarlarının bir bölümünün Erhan’a karşı ufak bir önyargısı vardı. Ancak Erhan Erentürk’ün, sezon başından bu yana sergilediği performans ile Gençlerbirliği taraftarının gönlünü fazlasıyla kazandığını düşünüyorum. Maçların skoruna etki edebilecek çok önemli kurtarışlar yaptı. Bu performansını devam ettirmesini temenni ediyorum.<br />
İkinci yarıda oyun temposunu artıran bir Kocaelispor vardı sahada. İlk yarıdaki etkisiz hücum performanslarından eser yoktu. 53.dakikada Mendes’in üst direkten dönen sert şutu &nbsp;ile 59.dakikada Oğulcan Çağlayan’ın direkten dönen kafa vuruşu golle sonuçlansa çok farklı bir senaryodan bahsedebilirdik.&nbsp;<br />
Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Gençlerbirliği,Trendyol 1. Lig’de liderlik koltuğunda oturan Kocaelispor’u 1-0 mağlup ederek puanını 30’a yükseltti.<br />
Kocaelispor maçında Gençlerbirliği özelinde “olumsuz” anlamda gözüme çarpan nokta, santrafor Djitte’nin sergilediği etkisiz performans oldu. Ne yazık ki, Gençlerbirliği’ne transfer olduğu günden bu yana takıma en ufak bir katkı sağlayamadı. &nbsp;Devre arası transfer döneminde bu takıma “mutlak ve mutlak” bir santrafor transferi yapılmalıdır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jan 2025 13:16:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü sizin için ne ifade ediyor?</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-sizin-icin-ne-ifade-ediyor-484</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-sizin-icin-ne-ifade-ediyor-484</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü sizin için ne ifade ediyor?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bundan yıllar önce Diyarbakır’a ilk gidişimdi. O zamanlar sosyal medya bu kadar aktif kullanılmıyor, &nbsp;bütün bilgileri televizyonda gösterildiği kadar biliyorduk.&nbsp;<br />
Haberlerde Diyarbakır her gösterildiğinde sürekli olayların olduğu, terörün cirit attığı, dağlık bir bölge olarak ekranlara yansıyordu.&nbsp;<br />
Sabah uçaktan ilk indiğimde üzerimde haliyle bir tedirginlik vardı. Diyarbakır içerisinde gideceğim yerlere taksi ile gidiyordum. Kaldığım otelde gece yarısı açlık hissetim lobiye indim yiyecek bir şeylerin olup olmadığını sordum. Resepsiyonda ki arkadaş ‘‘200 mt ileride sağda Aile Çay Bahçesi var orada ciğer, kebap bir şeyler bulabilirsin’’ dedi. ‘’Bu saatte oraya yürüyerek gitmek biraz tehlikeli olmaz mı’’ diye sordum. ‘’Burası dünyanın özgür şehridir, ister kadın ol, ister erkek hangi saat olursa olsun burada kimse sana dönüp bakmaz’’ dedi.<br />
Bu ikili sohbetin ardından, Diyarbakır için bir anda ön yargılarım kırıldı. Aile çay bahçesine gittiğimde saatler gece yarısını geçiyordu. Mekanın ortamı güzeldi. Aileler, sevgililer çaylarını, kahvelerini içip sohbet ediyorlardı. Çok şaşırmış, bir o kadar da rahatlamıştım. Bu ziyaretimin ardından; hem turistik gezi için, hem iş gezisi için bir çok defa Diyarbakır’ı ziyaret etme şansı buldum. Orada güzel anılar da biriktirdim. Bu arada ciğer kebap için Mersin hep ön plana çıkarılmıştır, ama Mersinli arkadaşlar kusura bakmasın yediğim en lezzetli Ciğeri Diyarbakır da ve Batman da yedim.&nbsp;</p>

<p>Gelelim hafta sonu oynanan Amed SF - Ankaragücü maçına. Böyle bir zeminde iyi futbol beklemek hayalden öte geçmez. İki takım da mücadele etmekten başka çareleri yoktu. Öyle de oldu. Bunun yanında Ankaragücü futbolcuları tribünler ile de mücadele etmek zorunda kaldı.<br />
Heysel faciasını yaşı yetenler bilir. 29 Mayıs 1985’te Liverpool ile Juventus’un, Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası Finalinde karşı karşıya geldiği maçta 39 kişi hayatını kaybetmiş, 900 kişi de yaralanmıştı. Bu olay kara bir leke olarak futbol tarihine geçmişti. Dönemin İngiltere Başbakanı Margaret Thatcher bütün hatanın İngiliz taraftarlar tarafından yapıldığını kabul ediyor, UEFA ya İngiliz kulüplerine en ağır yaptırımın uygulanması için çağrıda bulunuyordu. İngiliz kulüpleri 5 sene, Liverpool ise 6 sene Avrupa Kupalarından men ediliyordu. İngiltere de bu olaydan sadece 3 ay sonra Sheffield’deki Hillsborough Stadyumu’nda çıkan olaylarda bu sefer 96 Liverpool taraftarı ezilerek hayatını kaybetti. Üst üste gelen olaylardan sonra İngiltere holiganizm ile mücadele etmeye başladı. Alınan önlemler, caydırıcı cezalar sonucunda gelinen nokta herkesin malumu. İngiltere bugün hem profosyonelleşme, hem kurumsallaşma, hem de marketing anlamında futbolda Dünyanın 1 numaralı ülkesi konumuna geldi.&nbsp;<br />
Biz de durum nasıl peki? Verilen cezalar caydırıcı mı? Tek kelimeyle "HAYIR!" Bizde de bir &nbsp;<br />
Heysel faciası yaşandıktan sonra "ah!", "vah!" çekmenin anlamı yok.&nbsp;<br />
Bakalım Amed SF'ya ne ceza gelecek.<br />
Maç sonunda Sayın Kemal Özdeş soru almadan basın toplantısından ayrıldı. Tam anlamıyla saha olaylarını geçiştirdi. Saha da senin futbolcun bu kadar şiddete maruz kalmışken neden saha olaylarını bu kadar hafife aldığını anlayamadık. Sen futbolcunu saha için de ve saha dışında korumayacaksan o futbolcu sana güvenir mi? Sana güvenmeyen futbolcu başarılı olur mu?<br />
Bir soru da sayın yöneticilerimize sorarak yazımı bitireyim.<br />
Ankaragücü sizin için tam olarak ne ifade ediyor?<br />
Saygı ve sevgi ile kalın.&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jan 2025 12:50:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bir varmış, bir yokmuş...</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bir-varmis-bir-yokmus-483</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bir-varmis-bir-yokmus-483</guid>
                <description><![CDATA[Bir varmış, bir yokmuş...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;Masalların başlangıcında söylenir bu sözler. Her çocuğun dinlerken, ya da okuduğunda hayallerini süsler masallar...<br />
Benim için de Ankara’nın kalbi spor ile atan herkesin severek takip ettiği Sporanki spor sitesine ilk başlangıç yazım. Benim hikayem de yeni başlıyor.<br />
Peki ya çok sevdiğimiz Ankaragücü’müzün hikayesi ne olacak?<br />
Kurtuluş Savaşında yazdığı destansı hikayeleri ne zaman futbol kulübü olarak yazacak.<br />
Aynı dönemde kurulmuş birçok kulüp kendi hikayelerini şampiyonluklarla süslerken bizler ne zaman hikayemizi tamalayacağız?<br />
115 yıllık asırlık çınarın bu durumu hepimizin içi acıtıyor. Özellikle son 5-6 senedir her sezon bir varmış diye başladığımız lige maalesef bir yokmuş ile biten, kendi hikayesini yazamayan bir durumla karşı karşıyayız.<br />
Bu sezonun özeti de aşağı yukarı böyle. Bir maç var, bir maç yok. İlk 45 dakika var, ikinci 45 dakika yok.<br />
Kendi sahasında var, deplasmanda yok.&nbsp;<br />
Bu durum nasıl değişir?<br />
Hikayenin karakterlerini oluşturanlar bu arma için her türlü fedakarlıktan kaçınmazsa bizim hikayemizde elbet bir gün mutlulukla biter. Her işin başarısında ki temel etmen liyakattır. Daha sonra takım çalışması. Yani birlik ve beraberlik ortamı.&nbsp;<br />
Birlik beraberliğin olmadığı yerde masallar bir varmış, bir yokmuştan ileri gitmez. Kulüp için; kulüp çaycısından taraftarına, yöneticisinden belediye başkanına, valisinden milletvekiline hepsini bu beraberliğin içine çekemezsen hikayen hep yarım kalır.&nbsp;<br />
Bu sezon bence kırılma sezonu ve çok kritik bir sezon. Hep birlikte bu hikayeyi tamamlayalım. Ankaragücü nü layık olduğu yerlere taşıyalım.<br />
İnsanoğlu bir varmış bir yokmuş gibidir. Bunu en iyi yakınlarını kaybedenler bilir.<br />
Bir gün hepimiz bir yokmuş olacağız. Yeter ki İmalat-ı Harbiye hep yaşasın ve Var olsun.<br />
Saygı ve sevgi ile kalın.<br />
Özdemir AYKANAT<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 24 Dec 2024 16:53:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü’nde çözülmesi gereken sorunlar var</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-cozulmesi-gereken-sorunlar-var-482</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunde-cozulmesi-gereken-sorunlar-var-482</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü’nde çözülmesi gereken sorunlar var]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü’nde çözülmesi gereken sorunlar var<br />
Kulüp içinde yaşanan bazı olumsuz gelişmeler nedeniyle saha içine konsantre olmakta zorlanan Ankaragücü, Trendyol Süper Lig’in 17.haftasında deplasmanda Ahlatcı Çorum FK ile karşı karşıya geldi.<br />
Kaliteli bir oyuncu grubuna sahip olan rakibi karşısında son derece vasat bir futbol oynayan Ankaragücü, buna rağmen 89.dakikada Rotariu’nun attığı şık golle Ahlatcı Çorum FK ile 1-1 berabere kaldı.<br />
Ahlatcı Çorum FK ile oynanan karşılaşmanın analizine geçmeden önce, Ankaragücü gündeminin en üst sıralarında kendine yer bulan üç kritik gelişme ile ilgili görüşlerimi belirtmek istiyorum.<br />
Sezon başında izlenen yanlış transfer planlaması ve yapılan son derece yanlış teknik direktör değişikliklerinin ardından Ankaragücü taraftarının büyük tepkisine maruz kalan Ankaragücü yönetiminde yeni görev dağılımı yapıldı. İstifa eden bazı yöneticilerin yerlerine yeni atamalar yapıldı. Peş peşe alınan kötü sonuçlardan sonra gelen bu istifaları normal karşılıyorum. Ancak, kulüp bünyesinde yaşanan sıkıntıların da başkan İsmail Mert Fırat’tan bağımsız düşünülebileceğini düşünmüyorum. Birkaç yöneticinin istifası ancak ve ancak “yaraya pansuman” olur. Kötü sonuçlar gelmeye devam ederse taraftarların tepkisi İsmail başkana dönecektir. Ki bu da gayet normal.<br />
Ankaragücü gündemini meşgul eden ikinci husus ise teknik direktör Kenan Koçak ile yolların ayrılması oldu. Yaşanan bu ayrılık beni hiç ama hiç şaşırtmadı. Aksine, beklediğim bir ayrılık idi. 30 Eylül 2024 tarihinde Sporanki için yazdığım yazıyı okursanız bu beklentimin altında yatan nedenleri çok net bir şekilde anlarsınız. Şu anda, kaotik koşullar altında mücadele etmeye çalışan bir Ankaragücü takımı izliyoruz. Böylesine kaotik bir ortamın üstesinden tecrübeli bir teknik adamın gelebileceğini düşünüyorum.<br />
Ankaragücü gündemini meşgul eden üçüncü husus ise mevcut kadronun dört önemli futbolcusunun kadro dışı kalması. Tolga Ciğerci, Efkan Bekiroğlu, Alper Uludağ ve Bahadır Han Güngördü... Dört futbolcu da ilk 11’i zorlayan oyuncular. Kadro zenginliğini oluşturan isimler. İlginç! Bu noktadan hareket ederek takımın içerisinde de ciddi bir huzursuzluk olduğu sonucunu çıkarıyorum.&nbsp;<br />
Ankaragücü’nün, Ahlatcı Çorum FK karşısında sergilemiş olduğu futboldan bahsedecek olursak...<br />
Geçtiğimiz hafta Eryaman Stadyumu’nda Manisa FK’ya karşı almış olduğu mağlubiyetin moral bozukluğu ile Çorum’a gitti Ankaragücü. Ayrıca Başkent temsilcisinin, teknik direktör Kenan Koçak’ın istifası ve &nbsp;yaşanan kadro dışı olayları gibi olumsuz etkenlerin de tesiriyle bu maça tam anlamıyla konsantre olabildiğini de düşünmüyordum. Hissettiğim gibi de oldu.&nbsp;<br />
Ahlatcı Çorum FK karşısında son derece pasif bir Ankaragücü izledik. Futbol anlamında ortaya hiçbir şey koyamadılar. Fiziksel güç olarak çok zayıf bir takım vardı sahada. Maçı döndürmek adına gereken mücadeleyi gösterdiklerini de düşünmüyorum.<br />
40.dakikada, Yusuf Emre Gültekin’in gördüğü “gereksiz” kırmızı kart ile birlikte sahada 10 kişi kaldı Ankaragücü. Görülen bu kırmızı kartın ardından oyunu daha çok kendi yarı sahasında kabul eden bir Ankaragücü izledik. Ahlatcı Çorum FK’nın 51.dakikada Kadir Seven ile bulduğu golün ardından bile bu tablo değişmedi.<br />
Tam “Artık gol olmaz” diye içimden geçirirken, 89.dakikada Rotariu’nun attığı klas golle birlikte skoru 1-1’e getiren golü buldu Ankaragücü. Gerçekten çok şık ve düzgün bir vuruş yaptı Rotariu.<br />
Ahlatcı Çorum FK deplasmanından 1 puanla dönen Ankaragücü puanını 24’e yükseltti.<br />
Karşılaşmada, Ankaragücü özelinde “olumsuz” anlamda gözüme çarpan bir detay var. Tolga Ciğerci, Efkan Bekiroğlu, Alper Uludağ’ın kadro dışı bırakılmasının ardından Ankaragücü’nün mevcut kadrosunda ciddi bir daralma gözlemledim. Ahlatcı Çorum FK maçında sol bekte Hayrullah Bilazer, orta sahada ise Osman Çelik ile Yusuf Emre Gültekin oynadı. Yusuf Emre Gültekin 40. Dakikada gereksiz bir kırmızı kart gördü ve takımını 10 kişi bıraktı.<br />
Tolga Ciğerci, Efkan Bekiroğlu, Alper Uludağ ve Bahadır Han Güngördü’nün kadro dışı kalma sürecinde yaşananlar hakkında en ufak bir duyumum yok. Gelişmeleri bilmiyorum. Ancak, “çok ciddi bir disiplinsizlik problemi” yoksa bu oyuncuların affedilmesinden yanayım. Tıpkı, Riccardo Saponara’nın kadro dışı bırakılmasının ardından affedilmesi gibi... Zira, Ankaragücü’nün çok geniş bir kadrosu yok. Böylesine kaotik bir süreçte her oyuncuya ihtiyaç olacak.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 23 Dec 2024 17:15:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü ‘ne galibiyet serisi gerekiyor</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ne-galibiyet-serisi-gerekiyor-481</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ne-galibiyet-serisi-gerekiyor-481</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü ‘ne galibiyet serisi gerekiyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify">BOLUSPOR - ANKARAGÜCÜ&nbsp; MAÇI SPORANKİ CANLI YAYININDA DEĞERLENDİRİLDİ...</p>

<p style="text-align:justify">İŞTE O YAYINIMIZIN LİNKİ&nbsp;<strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=zUQOAMnO1ZU">https://www.youtube.com/watch?v=zUQOAMnO1ZU</a></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sezon başından bu yana oynadığı etkisiz futbol ile taraftarlarına deyim yerindeyse “saç baş yolduran” Ankaragücü, Trendyol 1. Lig’in 15.haftasında Bolu Atatürk Stadyumu’nda Boluspor ile karşı karşıya geldi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Son dakikasına kadar çok büyük bir mücadeleye tanıklık ettiğimiz karşılaşmanın sonucunda Ankaragücü, 3.dakikada Kevin Varga, 27.dakikada Renaldo Cephas ve 90+3.dakikada Dorin Rotariu’nun attığı gollerle rakibini deplasmanda 3-2 mağlup etti. Boluspor’un golleri ise 35.dakikada Hüsamettin Yener ve 52.dakikada Jefferson ile geldi.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Üst üste alınan başarısız sonuçların ardından Bolu deplasmanından mutlak 3 puan ile dönmek isteyen Ankaragücü, 3.dakikada Kevin Varga’nın ayağından gelen golle 1-0 öne geçti. Macar futbolcunun, ceza sahası dışından çektiği şut köşeden ağlara gitti. Bu pozisyonda, Varga’nın topa istediği gibi vurabildiğini düşünmüyorum. Yavaş bir vuruş yaptı. Topun tam köşeye gitmesi Ankaragücü açısından büyük bir şans oldu.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">27.dakikada Renaldo Cephas’ın attığı gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi. Ardından, uzun süren VAR incelemesi sonucunda gol geçerli sayıldı ve Ankaragücü skoru 2-0’a getirdi. Bu gol yanlış bir gerekçeyle iptal edilseydi, Cephas’ın sarf ettiği gayrete çok büyük bir haksızlık yapılmış olurdu. Fiziksel beceriyle geliştirilmiş, son derece düzgün bir vuruşla bitirilmiş&nbsp; güzel bir gol attı Cephas.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">35.dakikada, Hüsamettin Yener’in attığı golle skoru 2-1’e getiren golü buldu Boluspor. Atılan bu golde Ankaragücü savunmasını hatalı bulduğumu söylemeliyim. Rakibinizin kalenize bu kadar rahat gelmesine izin verirseniz gol yemeniz kaçınılmaz olur!</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">&nbsp;Karşılaşmanın ilk yarısında, Ankaragücü cephesinde -olumlu anlamda- gõzüme çarpan isim stoper Osman Çelik oldu. Bir stoper oyuncusu takımına ancak bu kadar katkı sağlayabilir! Boluspor’un geliştirdiği, gol ile sonuçlanabilecek beş tehlikeli atağa, yaptığı kritik müdahalelerle duvar oldu. Bu maç özelinde, göstermiş olduğu performansa hayran kaldığımı belirtmeliyim.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Karşılaşmanın ilk yarısına oranla ikinci yarıda -bir nebze- de olsa daha istekli bir Boluspor izledik. Rakip ceza sahasında biraz daha üretken olmak için çaba gösterdiler. Olabildiler mi? Tartışılır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Buna rağmen, beraberlik golünü 52.dakikada Jefferson’un penaltıdan attığı golle buldu Boluspor. Penaltı kararının doğru olduğunu düşünüyorum. Gelişen Boluspor atağında, sol kanattan yapılan orta sonrasında Boluspor’un 10 numarası Avramovski’nin indirmeye çalıştığı topa Ankaragücü’nün Alman sol beki Nico Schulz kolunu gereğinden fazla açarak karşılık verince pozisyon penaltı ile sonuçlandı. Jefferson da şık bir vuruşla skoru&nbsp; 2-2’ye getiren golü kaydetti.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Skor 2-2’ye geldikten sonra Ankaragücü, galibiyet golünü bulmak adına rakip yarı sahada daha hareketli bir oyun tarzını benimsedi ve aradığı golü 90+3.dakikada Dorin Rotariu ile buldu. Rumen oyuncunun ceza sahası dışından çektiği sert şut, rakip savunmaya da çarparak ağlarla buluştu. &nbsp;Rotariu’nun attığı bu golün, Ankaragücü’ne transfer olduğu günden bu yana yaptığı en verimli iş olduğunu düşünüyorum. Sezon başında transfer olduğu Ankaragücü’nde henüz beklenen performansı ortaya koyamadı. Top tekniğinin iyi olduğunu düşünüyorum. Ancak, fiziksel güç anlamında hala istenilen seviyeye ulaşabilmiş değil. Sezonun ilk devresi bitmek üzere... Fiziksel gücünü ve performansını biraz daha artırması gerektiğini düşünüyorum. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Boluspor’u 3-2’lik skorla mağlup eden Ankaragücü, puanını 23’e yükselterek 6.sıradaki yerini aldı.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:12pt"><span style="font-family:Aptos,sans-serif"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Ankaragücü’nün Boluspor karşısında almış olduğu galibiyeti elbette ki çok önemsiyorum. Üst üste alınan kötü sonuçların ardından Boluspor deplasmanında da bir puan kaybı yaşansaydı Ankaragücü yönetiminde taşlar yerinden oynardı. Çünkü, alınan başarısız sonuçlar ve sezon başında futbol şubesinde yaşanan plansızlığa bağlı olarak Ankaragücü taraftarının, İsmail Mert Fırat ve yönetim kuruluna olan güveni en alt seviyeye inmiş durumda. Takım artık bir galibiyet serisi yakalamalı ve kendilerine kayıtsız şartsız, her koşulda destek veren Ankaragücü taraftarını daha fazla hayal kırıklığına uğratmamalı.</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Dec 2024 23:05:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü iştahlı oynadı</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-istahli-oynadi-480</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-istahli-oynadi-480</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü iştahlı oynadı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sezon başından bu yana taraftarlarını memnun edecek bir futbol ortaya koyamayan Ankaragücü, Trendyol 1. Lig’in 12.haftasında Eryaman Stadı’nda Esenler Erokspor’u konuk etti.</p>

<p>Karşılaşmanın başından sonuna kadar galibiyeti daha fazla isteyen taraf olan Ankaragücü, 54.dakikada Riad Bajjic , 90+4.dakikada Renaldo Cephas ve 90+6.dakikada Efkan Bekiroğlu’nun attığı gollerle rakibini 3–0 mağlup etti ve puanını 19’a yükseltti.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında oyunun kontrolü tamamen Ankaragücü’ndeydi. Skor üstünlüğünü ellerine geçirmek adına iştahlı bir görüntü ortaya koydular. Aradıkları golü bulmaları için gerekli olan pozisyonları da yakaladılar ama bu pozisyonları gole çeviremediler.</p>

<p>Rakip Esenler Erokspor ise ilk yarıyı kontratak düzenine dayalı bir oyun anlayışıyla geçirdi. İlk yarının belirli bölümlerinde etkili kontrataklar da geliştirdiler ama bitiricilik noktasında etkili olamadılar.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında dikkatimi çeken en fantastik hareket Ankaragücü’nün sol kanat oyuncusu Kevin Varga’dan geldi. Macar futbolcunun çektiği sert şut üst direkten geri döndü. Varga’nın çektiği bu şut gol olsaydı, “jeneriklik” tanımına uygun bir gol olacaktı.</p>

<p>İkinci yarıya çok iyi bir başlangıç yaptı Ankaragücü. 54.dakikada, Boşnak santrafor &nbsp;Riad Bajic’in &nbsp;ceza sahası içinden yaptığı sert ve etkili vuruş ağlarla buluştu. Böylelikle, 1-0’lık skor üstünlüğünü yakaladı Ankaragücü.</p>

<p>Daha önceki yazılarımda da ifade ettiğim üzere, bu tür sert şutlarla özdeşleşmiş bir isim Riad Bajic. “Sert şut çekmek için yaratılmış” tabirini kullansak abartmış olmayız sanırım! Giresunspor, Konyaspor gibi takımlarda da bu tarz sert şutlarla takımına kazandırdığı golleri izlemiştik.</p>

<p>Riad Bajic’in attığı bu güzel golün hemen ardından Ali Kaan Güneren ve Renaldo Cephas ile iki net gol pozisyonu daha yakaladı Ankaragücü. Ali Kaan Güneren’in ceza sahası içinden çektiği sert şut üstten auta çıktı. Renaldo Cephas’ın &nbsp;ise ceza sahası içinden, bomboş pozisyonda çektiği şutu Esenler Erokspor kalecisi Ekrem Kılıçarslan yumruklarıyla çıkardı.</p>

<p>Ankaragücü’nün maçı 1-0’lık skorla kazanacağı düşünülürken Sarı Lacivertliler, 90+4.dakikada Renaldo Cephas ve 90+6.dakikada Efkan Bekiroğlu’nun ayağından gelen gollerle skoru 3-0’a getirmeyi başardı.</p>

<p>Özellikle 90+4.dakikada Renaldo Cephas’ın ayağından gelen gol, planlı şekilde gerçekleşen bir hücum organizasyonun meyvesiydi. Çok &nbsp;beğendim.</p>

<p>Esenler Erokspor’u 3-0 mağlup eden Ankaragücü puanını 19’a yükselterek haftayı galibiyetle kapadı. Geçtiğimiz hafta Alagöz Holding Iğdır FK karşısında deplasmanda alınan mağlubiyetin ardından Eryaman Stadı’nda Esenler Erokspor karşısında da yaşanacak bir puan kaybı taraftarların takıma olan güvenini azaltır, moraller sıfıra inerdi.</p>

<p>Esenler Erokspor maçı özelinde Ankaragücü takımında “olumlu” anlamda gözüme çarpan isim Kevin Varga oldu. Ankaragücü’ne transfer olmasının ardından forma giydiği ilk maçlarda tutuk bir görüntüsü vardı. Ancak haftalar ilerledikçe, üzerindeki tutuk görüntüyü yavaş yavaş attığını görüyoruz. Son oynanan Erokspor maçında da gayet iyi bir performans sergiledi. Kanatlara hareket getirdi. Sezon başında transfer edilen diğer bir kanat oyuncusu Rotariu’nun da ideal formuna kavuşması durumunda Ankaragücü’nde kanat sıkıntısının kalmayacağını düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 10 Nov 2024 15:57:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gençlerbirliği hücum organizasyonlarını çeşitlendirmeli</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-hucum-organizasyonlarini-cesitlendirmeli-479</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/genclerbirligi-hucum-organizasyonlarini-cesitlendirmeli-479</guid>
                <description><![CDATA[Gençlerbirliği hücum organizasyonlarını çeşitlendirmeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>GENÇLERBİRLİĞİ - AMED SF KARŞILAŞMASI SPORANKİ CANLI YAYININDA DEĞERLENDİRİLDİ. İŞTE O YAYINIMIZ İZLEYEBİLECEĞİNİZ LİNKİMİZ..<strong>.&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=uSmuyKX_yUQ&amp;t=269s">https://www.youtube.com/watch?v=uSmuyKX_yUQ&amp;t=269s</a></strong></p>

<p>Üst üste alınan başarısız sonuçların ardından taraftarlarının yüzünü güldürecek bir galibiyet serisi yakalamak isteyen Ankaragücü ile Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig’in 9.haftasında kritik mücadelelere çıktılar.<br />
Sezonun ilk bölümünde taraftarlarına kabus gibi bir süreç yaşatan Ankaragücü, Trendyol 1.Lig’in 9.haftasında Eryaman Stadı’nda Yeni Malatyaspor’u 3-0 mağlup etti. Ankaragücü’nün gollerini 10.dakikada Riad Bajic, 39.dakikada Efkan Bekiroğlu ve 90+2.dakikada Tolga Ciğerci kaydetti.<br />
Elbette, Ankaragücü açısından alınan bu galibiyetin önemi büyük. Art arda yaşanan beklenmedik puan kayıplarının ardından “psikolojik” açıdan çok zorlu günlerden geçen Yeni Malatyaspor’a karşı da sürpriz bir puan kaybı yaşansaydı camiayı çok zor günler bekleyebilirdi. Ancak, alınan bu galibiyete dayanarak Ankaragücü’nün Milli arayı çok iyi değerlendirdiğini ve oyununu geliştirdiğini söylersek Ankaragücü taraftarını yanıltmış oluruz.<br />
6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli olarak meydana gelen depremin etkilediği illerden biri de Malatya. Yeni Malatyaspor da bu felaketten nasibini aldı. Tesislerinde ve stadyumlarında derin hasarlar meydana geldi. 16 Ekim 2024 tarihinde meydana gelen 5,9 şiddetindeki bir başka depremde ise tesislerinde yeni hasarlar meydana geldi ve Ankaragücü maçını Eryaman Stadı’nda oynamak zorunda kaldılar. Hal böyle olunca Yeni Malatyaspor, haklarının saklı kalması şartı ile Trendyol 1.Lig’den çekilmek için Türkiye Futbol Federasyonu’na başvurdu. Bu vesileyle, 6 Şubat depremlerinden etkilenen bütün illerimize geçmiş olsun dileklerimi bir kez daha iletmek istiyorum. Allah yardımcıları olsun.&nbsp;<br />
Ankaragücü takımının, futbol oynama iştahını tamamen kaybetmiş olan Yeni Malatyaspor’a karşı almış olduğu bu net galibiyeti gözünde büyütmemesi gerekiyor. Galibiyet önemli ama düzeltilmesi gereken çok fazla eksik var.<br />
Ankaragücü teknik direktörü Kenan Koçak’ın, takımının gol yollarında yaşadığı sıkıntıya bir çözüm bulması gerekiyor. Riad Bajic beğendiğim bir oyuncudur ama bu takımın 1.santraforu olabilecek özelliklere sahip değil. Yedek kulübesinden gelip skora katkı sağlayabilecek bir santrafor. Kanat bölgelerinde forma giyen Vargas ve Rotariu’nun da bir an önce, kendilerinden beklenen katkıyı sahaya yansıtmaları gerekiyor. Hücum bölgesi biraz daha üretken olmalı.<br />
Başkent futbolunun bir diğer güzide kulübü Gençlerbirliği ise Trendyol Süper Lig’in 9.haftasında Eryaman Stadı’nda Amedspor ile karşı karşıya geldi.<br />
Gençlerbirliği tarihinin en başarılı teknik direktörlerinden biri olan Ersun Yanal’ın çalıştırdığı Amedspor ile 1-1 berabere kalarak puanını 12’ye yükseltti. Gençlerbirliği’nin golü 45+1.dakikada Djitte’nin ayağından geldi.<br />
Karşılaşmanın ilk yarısında, iki ekip de arzu ettiği futbolu sahaya yansıtamadı. Rakip kaleye gitme konusunda -bir nebze de olsa- istekli olan taraf Gençlerbirliği idi ama Amilton’un eksikliğinden kaynaklanan bir üretkenlik ve tempo sorunu vardı takımda.<br />
28.dakikada Lovric’in attığı golle 1-0 öne geçti Amedspor. Bu golde, Gençlerbirliği savunmasının pozisyon alma konusunda hata yaptığını düşünüyorum. Lovric’i &nbsp;boş bıraktılar, o da şık bir vuruşla bu hatayı cezalandırdı.<br />
45+1.dakikada, santrafor Djitte’nin penaltı golüyle skoru 1-1’e getiren golü buldu Gençlerbirliği.Net bir penaltı idi. Tartışılmayacak kadar net. Böylesine net bir penaltı pozisyonunda bile hakem Direnç Tonusluoğlu, VAR uyarısıyla penaltıyı verdi. Neden VAR’a gitme gereği duyduğunu anlamadım. Acaba hakemler hata yapmaktan korkup “kararı ben vermeyeyim, VAR versin” kolayına mı kaçıyorlar?<br />
Karşılaşmanın ikinci yarısında, mutlak gol pozisyonlarına giren taraf Gençlerbirliği idi. Ancak, girdikleri bu mutlak pozisyonları cömertçe harcadılar. Özellikle 61.dakikada santrafor Djitte’nin kaçırdığı pozisyon, &nbsp;“kaçırması atmasından daha zor” diye nitelendirilebilecek bir pozisyondu. Hal böyle olunca, karşılaşma 1-1’lik eşitlik ile sona erdi.<br />
Sezon başından bu yana, Gençlerbirliği takımında “olumsuz” anlamda dikkatimi çeken bir sıkıntı var. Teknik direktör Recep Karatepe hocamın da Amedspor maçının ardından konuşmasının bir bölümünde değindiği üzere, hücum bölgesinde üretkenlikten çok uzak bir futbol ortaya koyuyor Gençlerbirliği. Amilton’un &nbsp;biraz formsuz olduğu ya da oynamadığı maçlarda hücum temposu yakalamakta ve pozisyon üretmekte oldukça zorlanıyorlar. Yaz transfer döneminin son günlerinde takıma katılan Djitte de kendisinden beklenen katkıyı tam olarak sahaya yansıtabilmiş değil. Hücum hattında &nbsp;yaşanan bu sıkıntıya acilen bir çözüm bulunması gerektiğini düşünüyorum. Futbolda, gol atamazsanız hedefe ulaşamazsınız.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 13:15:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü yazılarıyla Sporanki\&#039;deyim...</title>
                <category>Özdemir AYKANAT</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-yazilariyla-sporankideyim-478</link>
                <author>haberanki06@gmail.com (Özdemir AYKANAT)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-yazilariyla-sporankideyim-478</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü yazılarıyla Sporanki\'deyim...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü yazılarıyla bundan sonraki süreçte Sporanki'deyim...</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 23:42:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2024/12/ozdemir-aykanat-1735039544.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teknik direktör sirkülasyonu Ankaragücü’ne zarar veriyor</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/teknik-direktor-sirkulasyonu-ankaragucune-zarar-veriyor-477</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/teknik-direktor-sirkulasyonu-ankaragucune-zarar-veriyor-477</guid>
                <description><![CDATA[Teknik direktör sirkülasyonu Ankaragücü’ne zarar veriyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol 1.Lig’de 2024-2025 sezonuna kaotik bir ortamda start veren Ankaragücü, 7.haftada Bandırma 17 Eylül Stadı’nda Teksüt Bandırmaspor ile karşı karşıya geldi.</p>

<p>Karşılaşmanın başından sonuna kadar son derece pasif bir görüntü ortaya koyan Ankaragücü, rakibine 2-0 mağlup olarak kötü gidişatı sürdürdü. Bandırmaspor’un gollerini 37. dakikada Marco Paixao ve 51. dakikada Mehmet Özcan kaydetti.</p>

<p>Trendyol 1.Lig’in ilk 7 haftasında taraftarının beklediği pozitif futbolu bir türlü ortaya koyamadı Ankaragücü. Bu performans düşüklüğündeki en büyük nedenin, &nbsp;Ankaragücü yönetiminin sezon başında uyguladığı son derece yanlış teknik direktör planlaması olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>İlk 7 haftada üç farklı teknik direktör ile çalıştı Ankaragücü. Kemal Özdeş, Cihat Arslan ve şu anda görevde bulunan Kenan Koçak... Elbette, sezonun ilk 7 haftasında iki teknik direktör değiştirmek, Ankara futbolunun asırlık çınarlarından biri olan Ankaragücü’ne yakışmadı. Çok büyük bir plansızlık örneği...</p>

<p>Takımın başına geçen teknik direktörlerin, çeşitli mecralarda kullandıkları ifadeler de çok enteresan.</p>

<p>Sezon başından bu yana göreve gelen ikinci teknik direktör olan Cihat Arslan, takımın başına geçtiği ilk günlerde katıldığı bir programda, kendisine yöneltilen bir soruya verdiği cevabın satır arasında “Ankaragücü, kariyerimin en önemli kulübü değil!” ibaresini kullandı. &nbsp;</p>

<p>Ankaragücü taraftarlarının takımlarına olan düşkünlüğünü ve hassasiyetini çok iyi bilen bir spor yorumcusu olarak Cihat hocanın bu açıklamaları karşısında biraz şaşırdım. Göreve yeni başlayan ve taraftarlarının hassasiyetini bilen bir teknik direktör neden böyle bir açıklama yapma gereği duyar? Gerek var mıydı? Başkanların ve teknik direktörlerin yaptıkları açıklamalarda daha dikkatli olmaları gerektiğine inanıyorum.</p>

<p>Saha içine dönecek olursak...</p>

<p>&nbsp;Geçtiğimiz hafta, yeni teknik direktörleri Kenan Koçak ile çıktıkları ilk maçta, Sakaryaspor karşısında önemli bir galibiyet almıştı Ankaragücü. Taraftarlarını memnun edecek bir futbol ortaya koyamasalar da 83.dakikada, yeni transfer Rotariu’nun attığı güzel golle 3 puanı hanelerine yazdırmayı başarmışlardı.</p>

<p>Sakaryaspor galibiyetiyle -bir nebze- olsun moral depolayan Ankaragücü, Trendyol 1.Lig’in 7.haftasında deplasmanda Teksüt Bandırmaspor ile karşılaştı.</p>

<p>Bandırmaspor karşısında, savunmada ve hücumda son derece etkisiz bir Ankaragücü izledik. Savunmada rakibine kolay pozisyon veren, hücumda ise üretkenlikten çok uzak bir takım vardı sahada. Ankaragücü forması altında ilk 11’de oynayan futbolcular, sanki bir halı saha &nbsp;maçı yapıyormuş gibi hırstan uzak ve isteksiz bir performans ortaya koydular.</p>

<p>Bandırmaspor karşısında Ankaragücü’nün stoper tandemini oluşturan Mert Çetin ile Osman Çelik’in performanslarını yeterli bulmadım. Bandırmaspor’un attığı ilk golde, santrafor Marco Paixao’ya çok rahat kafa vurdurduklarını düşünüyorum.</p>

<p>Bandırmaspor’a 2-0’lık skorla mağlup olan Ankaragücü, sezon başından bu yana yaşadığı kötü gidişatı sürdürdü.</p>

<p>Yazımın sonunda Ankaragücü yönetiminin, teknik direktörlük koltuğu için yaptığı Kenan Koçak hamlesini bir-iki cümle ile değerlendirmek istiyorum.</p>

<p>Kenan Koçak, A Milli Futbol Takımımızda da yardımcı antrenörlük görevini üstlenmiş, kıymetli bir teknik direktör. Ancak, tecrübeli bir teknik direktör olduğunu düşünmüyorum. Bana göre, çok riskli bir tercih! Sezon başında, teknik direktörün belirlenmesi sürecinde yaşanan plansızlığın ardından Ankaragücü taraftarının, yeni bir teknik direktör değişikliğini anlayışla karşılayacağını zannetmiyorum. Kişisel düşünceme göre, takımın başına tecrübeli bir teknik direktör getirilmesi daha mantıklı bir tercih olurdu. Belki de aramış ama bulamamış olabilirler, bilemiyorum. Ancak, art arda teknik direktör değiştirilerek başarı sağlanmasının mümkün olmadığını çok iyi biliyorum. Bu nedenle, bu aşamadan sonra taraftarın ve yönetimin Kenan Koçak’a sabır göstermesi gerekiyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Sep 2024 22:21:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çok zor bir maçtı, başarıyla geçildi</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/cok-zor-bir-macti-basariyla-gecildi-476</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/cok-zor-bir-macti-basariyla-gecildi-476</guid>
                <description><![CDATA[Çok zor bir maçtı, başarıyla geçildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>SPORANKİ CANLI YAYININDA ANKARAGÜCÜ - SAKARYASPOR MAÇI DEĞERLENDİRİLDİ...</strong></p>

<p><strong>İŞTE O YAYINIMIZI İZLEYEBİLECEĞİNİZ LİNKİMİZ<u>&nbsp;<a href="https://www.youtube.com/watch?v=NUsWl0UB9Tk&amp;t=4323s">https://www.youtube.com/watch?v=NUsWl0UB9Tk&amp;t=4323s</a></u></strong></p>

<p>MKE Ankaragücü yeni teknik direktörü Kenan Koçak ile ilk maçına zorlu bir rakibe karşı çıktı.</p>

<p>Belki de 2-1 kazanılan bu maçı, ileri de bu sezon ki en zor maç olarak anacağız.</p>

<p>Nedeni malum. Öncelikle net olarak söyleyim Sakaryaspor bu sezon ligin tamamında izlediğim en dinamik, en dişli, en fizikli takımdı. Özellikle ilk yarıda Ankaragücü’nü çok zorladılar. Aabid, Murat Cem, Emre Demir belki de ligin en ideal orta saha üçlüsü.</p>

<p>Ardından Kenan Koçak daha yeni gelmişti. 3 antremanla, yardımcı hocaları bile ayarlanmadan maça çıkmıştı.</p>

<p>Takımda kaos ortamı vardı. Camia huzursuzdu, taraftar tahammülsüzdü, oyuncular tedirgindi</p>

<p>Tüm olumsuzlukların bir araya denk geldiği bir maç oldu.</p>

<p>Endişeliydik! Ama nihayetinde zor da olsa 3 puan geldi.</p>

<p>Ankaragücü takımı, Kenan Koçak’la çok iyi bir futbol oynayarak mı kazandı? Hayır!</p>

<p>Ama takımın yeni hocayla bir reaksiyon gösterdiğini gördük.</p>

<p>Daha arzulu, istekli, hırslı, dinamik bir takım vardı sahada. “Maç bitse de&nbsp;gitsek!” düşüncesinin kaybolduğunu, oyuncuların kazanmak için çaba gösterildiği bir maç oldu.</p>

<p>Takım olma yoluna girdiler. 1.golden sonra ki kenetlenme de bunun göstergesiydi.</p>

<p>İlk 20 dakika Sakaryaspor’un mutlak üstünlüğü vardı. Daha sonra Ankaragücü önce oyunu dengeledi, sonrada üstünlüğü ele geçirdi. Bu bölümde penaltı ustası Tolga Ciğerci’nin golü geldi. Ardından sahanın iyilerinden Emre Demir eşitliği sağladı. 60’a kadar Ankaragücü topla oynayan taraftı. Ama etkinliği azdı.&nbsp; Fakat bu dakikada yapılan 3 değişiklikle maç döndü. Saponara, Rotariu ve Schulz’un oyuna girmeleri Ankaragücü’nün pas trafiğini inanılmaz arttırdı. Bu bölümde Ankaragücü rakibi çaresiz bıraktı. İyi futbol, iyi futbolcularla oynanır anlayışı ortaya çıktı. Aynı anda topu bilen, Saponara, Schulz, Efkan, Tolga gibi usta ayakların pas bağlantısı rakibi zorladı. Ve Efkan’ın asistiyle, Dorin Rotariu’un siftahı geldi. Bu golle maç 2-1 sona erdi. Ankaragücü puanını 9’a yükseltti.</p>

<p>Burada yapılan 3 değişikliği ve santrforsuz oyunu, başka değişle 4-6-0 sistemine neden döndüğünü hocaya sorduğumda. Öyle bir sistemle oynamayı düşünmediğini belirttiğini de belirteyim.</p>

<p>KENAN KOÇAK EKSİKLERİN FARKINDA</p>

<p>Yukarıda belirttiğim gibi zor bir maçtı. Zaten maçın ardından düzenlenen basın toplantısında da Kenan Koçak, bunu ifade etti.</p>

<p>Özellikle üzerine basa basa “Çalışmalıyız, çalışmalıyız, çalışmalıyız…” dedi.</p>

<p>Ben bu maçta oynanan futboldan çok, oyuncuların verdiği reaksiyona baktım. Hepsi daha istekliydi. Maçı bırakmadılar. Bu sevindiriciydi.</p>

<p>Koçak’ın oyuncuları yerli yerinde oynatması ve akıllı hamleleri takıma pozitif yansıdı.</p>

<p>Kitsiou kendi mevkisine geldi. 2.Ligde dahi zor oynayacak olan Diogo kenara geldi, Osman Çelik stopere geçti. Sahi Osman Çelik ne mücadele etti, ne savaştı öyle! Gerçekten savunmadaki her açığı kapatarak oynadı ve eski hocasına adeta mesaj gönderdi. Mert Çetin ve Bahadır Han Güngördü'de hatasız oynadılar.&nbsp;</p>

<p>Orta saha üçlüsü ideale döndü. Tolga, Ali Kaan ve Efkan üçlüsünden Tolga ve Efkan toplu oyuna katkı vermeye çalışırken, Ali Kaan bu ikilinin savunma zaaflarını kapatmak için var gücüyle savaştı. Ali Kaan’ı bazıları yanlış değerlendiriyor. Ali Kaan topla oynama yeteneği son derece az. Ama topsuz oyunda orta alandaki delikleri de kapatıyor. Varga ve Alper’e zaman lazım, Cephas ilk 11’e yerleşti. Ama bitiricilik sorunu devam ediyor. Ben olsam deplasmanda kullanırım.</p>

<p>Rotariu’yu de merakla bekliyorduk. Onun da çizgiden gidip, sıfıra inen değilde, çizgiden gidip içe kateden bir kenar oyuncusu olduğunu gördüm ve üzüldüm. Acaba ne zaman sıfıra inmeyi düşünen bir kenar oyuncusu göreceğiz? Ama Rotariu’un golü usta bir vuruşla geldi.</p>

<p>Gelelim Nico Schulz ve Riccardo Saponara’ya. Nico Schulz bambaşka bir dünya. Bu ligin oyuncusu değil. Klas ve kalite. Almanya Milli takımında izlediğim, Bundesliga’da defalarca izlediğim ve 25 milyon bonservis bedeli görmüş bir oyuncu. Çok beğendim. Hazır oldukça daha da iyi olacaktır. Özel seyircisi olacaktır. Geçen sezon düşme nedenlerinden birisi sol bek hatalarıydı. Bu sezon Süper Lige çıkma nedeni sol bek olabilir mi diye düşünüyorum.</p>

<p>Riccardo Saponara, tıpkı Karagümrük maçındaki gibi girer girmez farkını gösterdi. Sakatlığını atlatmış gibi görünüyor. 2 aydır adamı yatırıyorlar. Elindeki değeri bilmeyen bir teknik direktörün&nbsp; gazabına uğramış ne diyim!</p>

<p>Sonuç olarak willkommen Kenan Koçak! &nbsp;Diyorum.</p>

<p>Kenan Koçak bu yönetimin can simidi olabilir mi bilmiyorum.</p>

<p>Ama başarılı olursa, hayalini kurduğum Alman modeli Ankaragücü’nü seviye atlatır.</p>

<p>Başarısız olursa yönetim gider.</p>

<p><strong>SUAT KAYA FUTBOLU BİLMİYOR OLABİLİR Mİ?</strong></p>

<p>Maç sonu Suat Kaya hakemden şikayet etti. Penaltıya “Değil!”, Ankaragücü’nün 2.golüne “Ofsayt!” dedi.</p>

<p>Penaltı, penaltı mı? Elbette penaltı. Biz Ankaragüçlüler bizim alehimize verilen ne penaltılar gördük. Yani bunun başka açıklaması var mı, temas var.</p>

<p>Goldeki yorumuna ise acaba Suat Kaya futbolu bilmiyor olabilir mi? diyorum. Efkan topu, Rotariu’ya atıyor, Rotariu atak başlangıcında geride, rakibin ters ayakla yakalanmasıyla da, rakibini geçip golünü atıyor. Saponara’ya takılmak ne alaka? Saponara evet pozisyon içinde ama, topa müdehalesi yok, olma şansı da yok. Çünkü top Rotariu’nun etki alanında. Suat Hoca zaten ofsayt olsaydı merak etme VAR kıyısından köşesinden, kılından, tüyünden ofsaytı bulur, golü iptal ederdi.</p>

<p>Biraz tarafsız yorum yapın. Spor adamısınız! Bazıları gibi, futbolu 22 kişinin, bir topun peşinde koşmasından ibaret sanan bir insan da değilsiniz.</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Sep 2024 13:15:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kenan Koçak bir şansı hak ediyor</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/kenan-kocak-bir-sansi-hak-ediyor-475</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/kenan-kocak-bir-sansi-hak-ediyor-475</guid>
                <description><![CDATA[Kenan Koçak bir şansı hak ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>MKE Ankaragücü’nde yeni teknik direktör Kenan Koçak oldu. Böylece Ankaragücü takımında yeni bir dönem başlamış oldu.</p>

<p>Yazılarımı ve yayınlarımızı takip edenler bilir. Futbolda takım disiplinine çok önem veririm. Bir takımda disiplin, düzen olmazsa, başıbozukluk olursa o takımdan asla hayır gelmez.</p>

<p>Tabii balık baştan kokar atasözü doğru. Eğer ki kulüpte düzensizlik varsa, takımda başıbozuk oluyor.</p>

<p>Ankaragücü Kulübü’ndeki sorunlar zaten malum. Kulüp iyi yönetilmiyor. Her ne kadar kabul edilmese de bir kaos ve kriz ortamı var.</p>

<p>Özellikle transferde ve kadro planlamasında inanılmaz hatalar yapıldı. Transferin ilk günü başlayan hatalar, son güne kadar da devam etti. Zaten Cihat Arslan’ın da takım disiplinini sağlayamadığı ortada. Üstelik izlediğim 2 antremanı da çok yumuşaktı. Bunu beraber izlediğim Atila Kiper ve Fahrettin Türkcan’a da orada &nbsp;söyledim.</p>

<p>Yukarıda belirttiğim gibi yazılarımı okuyanlar, yayınlarımı izleyenler bilir. Ağzımdan İtalyan ve Alman sistemleri düşmez.</p>

<p>Bu 2 ülkenin de bir futbol ekolü vardır. 2 ekolde de; sert, sağlam, disiplinli takımlar olur, fiziksel durumu üst düzey, taktiksel disipline bağlı futbolcular yetişir. Aynı zamanda futbolun hücum yönünü de gayet iyi oynarlar. O yüzdendir ki, bu ülkelerin bir çok Dünya ve Avrupa şampiyonlukları vardır.</p>

<p>Ülke takımların çoğunluğu müthiş bir taktik disipline bağlı, makine intizamında çalışan başarılı takımlardır. Her sezon Avrupa kupalarının&nbsp; final ve yarı finallerinde 2 ülkeden bir çok takım yer bulur.</p>

<p>Alman sistemi biz Türkler’e de çok uyar. Türk vatandaşlarımız 60’lı yıllardan bu yana yaşadıkları Almanya’nın hayat tarzı ve kültürünü benimsemişlerdir ve Alman disiplini ile çalışmaya/yaşamaya uyum sağlamışlardır.</p>

<p>Açık konuşayım ben kulüp başkanı olsam; teknik direktörü ve ekibini, sportif direktörü Almanya’dan seçerdim. Ve kulübün alt yapı, scout ekibi dahil her kademesine bunu yayardım.</p>

<p>Mesela takımın iskeletini Almanlardan kurardım. Araya’da kriatif Arjantinlileri ve Türk oyuncuları harmanlayarak bir takım kurardım. 2 kanat hariç, hiçbir bölgeye asla Afrikalı almazdım.</p>

<p>Kale, stoperler, bekler ve 6 numarayı Alman veya İtalyan seçerdim.</p>

<p><strong>KENAN KOÇAK ATEŞTEN GÖMLEK GİYDİ</strong></p>

<p>Buradan Kenan Koçak’a gelecek olursak, gerçekten Kenan Koçak şu anda Ankaragücü’ne resmen ateşten gömlek giymeye geldi. O kadar zor bir camiaya geldi ki, insanların en ufak bir başarısızlığa tahammülleri artık yok. Yıllardır süregelen başarısızlıklar taraftarı canından bezdirdi. En ufak bir olayda patlamaya hazır bir taraftar önüne çıkacak.</p>

<p>Bu onun şanssızlığı. Ama bunu bilerek geldi. Dostları ona mutlaka imza atmadan önce, Ankaragücü’nün sıcak gündemini anlattılar. O da kabul etti.</p>

<p>Alman futbolu sempatimden dolayı, Bundesliga 1 ve 2’yi yakından takip ediyorum. Bundesliga 2 bana göre Süper Lig ayarında bir lig. Kenan Koçak da benim Almanya’da yıllardır takip ettiğim bir isim.</p>

<p>Alman futbol sistemini seviyorum ve beğeniyorum. Kenan Koçak’da bu sistemde çalıştığı kulüplerle zaman zaman başarılı olmuş, zaman zamanda başarıyı yakalayamamış bir isim.</p>

<p>Çok büyük başarılar mı elde etti? Hayır!..</p>

<p>Büyük takımlarda mı çalıştı? Hayır!..</p>

<p>Ama dibine kadar Alman futbol eğitimini, ekolünü, kültürünü almış, değerli ve ciddi bir futbol adamı. En azından şöyle düşünmek lazım. Almanya’da teknik direktörlük yapmış kaç Türk hoca oldu bu güne kadar.</p>

<p>Bu nedenle, Kenan Koçak’ı başarılı bulmayabilirsiniz, ama küçümsemek futbol cahilliğidir.</p>

<p>Kenan Koçak, eğer ki içinden çıktığı Alman futbol sistemi ve kültürünü Ankaragücü’ne empoze ederse camianın beklenmediği bir şekilde gayet iyi bir Ankaragücü takımı da izleyebiliriz.</p>

<p>Ama bu tabii ki kolay değil! Çünkü zaman yok. Cumartesi günü Başkent’e yenilgisiz gelen Sakaryaspor’la maç var. Bu maç her türlü sonuca gebe.</p>

<p>Koçak’ın başarılı olmasını elbette yürekten istiyoruz. Ama başarıyı yakalayamama ihtimali de var. Bu da futbolun gerçeği. Tanımadığı bir lige geliyor ve takımda kadro planlaması çok kötü yapıldı. Üstelik buradaki sistem, Almanya’dan 180 derece daha farklı.</p>

<p>Kenan Koçak’ın asla işine karıştırmayacak biri olması, taktik disipline önem vermesi, fizik gücü yüksek takımlar kurması ve&nbsp; takımdaki Alman ekolünden gelen oyuncuların çok olması Kenan Koçak için bir avantaj. Ayrıca Milli takımda görev aldığı dönemden de ülke futboluna yabancı değil.</p>

<p>Alt yapı konusunda da çok hassas. Diğerleri gibi göstermelik alt yapıcı değil. Zaten bunu zamanla göreceğiz.</p>

<p>En büyük sıkıntı yukarıda belirttiğim gibi sabırsız ve kızgın bir camia olacak karşısında.</p>

<p>&nbsp;O nedenle Sakaryaspor maçı tam bir kırılma maçı. İşler iyi giderse zaman kazanır, ancak alınacak kötü bir sonuçla hem kulüp ve hem de kendisi için hiç iyi olmaz.</p>

<p>Kenan Koçak’la Sandhausen’de çok başarılı olduğu dönemde telefonla bir röportaj yapmıştım ve Sporanki’de yayınlamıştım. Orada Ankaragücü’nde çalışmak ister misiniz? diye bir soru sormuştum. “Bir gün şartlar oluşursa neden olmasın!” demişti. O gün bugüne nasip oldu.</p>

<p>Ankaragücü’ne Kenan Koçak gelmeseydi, Hamza Hamzaoğlu ve onun türevleri bir hoca gelecekti.</p>

<p>Burada şunu düşünmeli. Acaba önü açık, genç, aç, idealist yeni bir hoca mı, yoksa paraya tapan eski futbolcu papazlar mı kulübe uzun vadede daha olumlu sonuç verir.</p>

<p>Sonu nereye varır bilemeyiz ama, yıllardır herkese şans veren Ankaragücü camiasının bir şansta Kenan Koçak’a vermesi gerekli.</p>

<p>Emre Belözoğlu’na sahip çıkan, Ankaragücü camiası Kenan Koçak’a da sahip çıkmalı.</p>

<p>Kenan Koçak gibi bir futbol adamı bu şansı hak ediyor.</p>

<p><strong>ORHAN SAL</strong></p>

<p><strong>NOT: Taraftarın en çok istediği 2 isim olan Ömer Erdoğan ve Hakan Keleş ile ilgili düşüncelerimi&nbsp;sonraki yazılarda aktaracağım...</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Sep 2024 14:16:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yenimahalle Belediyespor kan değişikliğine gitti</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/yenimahalle-belediyespor-kan-degisikligine-gitti-473</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/yenimahalle-belediyespor-kan-degisikligine-gitti-473</guid>
                <description><![CDATA[Yenimahalle Belediyespor kan değişikliğine gitti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>THF Kadınlar Süper Ligi’nde 2024-2025 sezonu start aldı. Başkent Ankara’mızın kadın hentbolundaki en önemli temsilcisi olan Yenimahalle Belediyespor, yeni sezona yepyeni bir kadro yapılanmasıyla başlamak zorunda kaldı.</p>

<p>Geçtiğimiz sezon THF Kadınlar Süper Ligi şampiyonluk etabında final oynayarak büyük bir başarıya imza atan Altın Kanatlı Melekler, yeni sezona beklenmedik bir ayrılık ile başladı. 13 yıl boyunca Yenimahalle Belediyespor ile önemli başarılara imza atan başantrenör Serdar Eler kulüpten ayrıldığını açıkladı.</p>

<p>Serdar hoca, Türk hentbolunun her kademesinde emekleri bulunan bir isim.&nbsp; Bir dönem Yenimahalle Belediyespor ile şampiyonluklar kazanmış başarılı bir başantrenör... Birçok genç sporcuyu Türk hentboluna kazandırmış eğitici bir karakter... Uluslararası Hentbol Federasyonu (IHF) Lektörlüğü’ne kadar uzanan müthiş bir kariyer...</p>

<p>Duayen çalıştırıcı, yeni sezonda THF Erkekler Süper Ligi’nin yeni takımlarından DEPSAŞ Enerji’yi çalıştıracak. Süper Lig’deki ilk sezonları olmasına rağmen çok önemli oyuncuları kadrolarına kattılar. Kaleciler Yunus Özmusul ve Yağız Öksüzcük, pivot Tolga Özbahar, sağ oyun kurucu Can Çelebi, sol kanat Samet Kanberoğlu ve sağ oyun kurucu Gökhan Örnek bunlardan bazıları... Serdar hocamın, böylesine kaliteli ve karakterli oyuncularla DEPSAŞ Enerji’yi en iyi noktalara taşıyacağına olan inancım tam. Kendisine başarılar diliyorum.</p>

<p>Altın Kanatlı Melekler’e dönecek olursak...</p>

<p>Başantrenörlük görevine, uzun yıllar boyunca Yenimahalle Belediyespor’da Serdar Eler’in yardımcılığını üstlenen Harun Gökçimen getirildi. Genel menajer Esra Gündar ve masör Adnan Ekmekçi de görevlerine devam ediyorlar.</p>

<p>Harun hocanın göreve getirilmesini olumlu karşılıyorum. Takımın kimyasını bilen bir isim. Oyuncularıyla olan ilişkileri de çok iyi. Serdar hocanın ardından teknik kadronun diğer üyeleriyle de yollar ayrılsaydı, yeni bir teknik kadronun takıma alışması zaman alabilirdi. Harun Gökçimen-Esra Gündar-Adnan Ekmekçi üçlüsünün, Yenimahalle Belediyespor’u -en kötü ihtimalle- Play Off yarışının içerisinde tutacağını düşünüyorum.</p>

<p>Biraz da oyuncu grubuna değinelim.</p>

<p>Milli kaleci Selen Akalın’ın ayrılığının ardından kale bölgesi İlayda Çıtak’a emanet edildi. İlk üç maçta sergilediği performans ile dikkatimi çekti. Çok kritik kurtarışlara imza attı. Ancak, rakibin bazı hücumlarında basit goller de yiyebiliyor. Yediği bu basit golleri de en asgari düzeye indirgeyebilirse çok değerli bir kaleci olacağına inanıyorum.</p>

<p>Sol oyun kurucu pozisyonunda oynayan Sevgi Kalyoncuoğlu’nun takımda kalmasını çok ama çok önemsiyorum. Sağ eliyle uzaktan attığı sert şutlar ve 7 metre atışlarıyla takıma değer katan bir oyuncu. Zaman zaman sol oyun kurucu pozisyonunda da oynayan Gülcan Tügel’in ardından Sevgi de takımdan ayrılsaydı takım için hiç iyi bir senaryo olmazdı.</p>

<p>Yeni transferlerden gözüme çarpan en önemli oyunculardan biri, sol kanat pozisyonunda forma giyen Ceren Subaşı... Geçtiğimiz sezon bu takımın sol kanadında Sena Nur Çelik oynadı. Çok beğendiğim bir isimdi. Sol kanattan kaleye süzülüp uçarak attığı şutlara hayrandım. Bu sezon Üsküdar Belediyespor’a transfer olmayı tercih etti. Sena Nur Çelik’in ayrılığının ardından sol kanatta oluşan boşluğu ancak Ceren Subaşı gibi tecrübeli ve kaliteli bir isim doldurabilirsiniz. Doğru bir hamle olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Altın Kanatlı Melekler’in mevcut kadrosunda en büyük sıkıntının pivot pozisyonunda yaşandığını düşünüyorum. Pivot rotasyonunu Demet Sonkaya, Ceyda Doğan ve Şükran Eylül Bilgiç oluşturuyor. Pivot bölgesinin ilk alternatifi -hiç şüphesiz – Demet Sonkaya. Tecrübeli pivot, geçtiğimiz sezonun büyük bölümünde sakatlığı nedeniyle takımla birlikte olamadı. Haliyle, yeni sezona da %100 hazır bir şekilde başlayamadı. Pivot bölgesinin -ikinci alternatifi- konumundaki Ceyda Doğan, ilk üç haftada üzerine düşen görevin fazlasını yaptı ama bütün bir sezonun yükünü tek başına kaldırabileceğini zannetmiyorum. Demet Sonkaya’nın en kısa zamanda ideal formuna kavuşup takımına gereken katkıyı sağlayacağına inanıyorum.</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 17 Sep 2024 17:25:52 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Teknik direktör değişimi İstanbulspor maçından sonra yapılmalıydı</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/teknik-direktor-degisimi-istanbulspor-macindan-sonra-yapilmaliydi-472</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/teknik-direktor-degisimi-istanbulspor-macindan-sonra-yapilmaliydi-472</guid>
                <description><![CDATA[Teknik direktör değişimi İstanbulspor maçından sonra yapılmalıydı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan Karagümrük maçı Ankaragücü adına yeniden lige başlama maçı gibi görünüyordu. Ancak Ankaragücü maçı 3-2 kaybetti ve kaos iklimi devam etti.</p>

<p>İstanbulspor galibiyetine ve Milli araya rağmen çalkantılı geçen 2 hafta geçirilmişti.</p>

<p>Yönetimsel hatalardan kaynaklanan bir çok sorun yaşanmış, hareketli ve çok dedikoludu bir transfer dönemi geride bırakılmıştı.</p>

<p>Geçmişinde bazı sıkıntılar yaşayan Niko Schulz, 7 aydır oynamayan Dorin Rotariu transferleri, Garry Rodrigues, Cephas sorunları, Efkan ve Tolga tartışmaları camianın ayarını iyice bozmuştu.</p>

<p>Cihat Arslan berbat bir teknik direktörlük örneği göstererek Hayrullah/Diogo/Mert/Alper dörtlüsüyle oyuna başladı. Bu dörtlünün üçünü sonradan oyundan çıkardı. Böyle bir şey Dünya üzerinde görülmüşmüdür?</p>

<p>Orta sahada tüm savunma yükünü sadece Ali Kaan’a bırakıp, takımın gerisini deplasmanda oynamasına rağmen hücum hattına gönderdi. Deplasmanda çift santrfor başlamak gibi gereksiz işler yaptı.</p>

<p>Oysa iç sahada gol atmayı bu güne kadar başaramamış Karagümrük’e karşı önce savunma güvenliğini sağlama alıp, kontrataklarla gol bulmaya çalışması lazımdı. Rakibe defans yapsan 1 hafta oynansa sana gol atamazdı. Ki Ankaragücü gibi bir takım yemediği sürece her şekilde bu maçı alır gelirdi. Ama 3 tane kontratak golü yedi takım. İnanılır gibi değildi. Deplasmanda 3 kontra gol yeniyordu. &nbsp;</p>

<p>Cihat Arslan’da strateji, taktik, bilgi ve de futbol aklı görmedim.</p>

<p>O kadar kötü bir ilk 11 çıkarmıştı ki adeta futbol ağladı!</p>

<p>Ve 23’de 3 değişiklik&nbsp;birden yaptı.</p>

<p>Ama işe yaramadı.</p>

<p>Kitsiou’yu sağ açık oynattı, 4 maç ilk 11 oynattıkları Abdurrahim’i gönderdiler, dün gelen Alper’i hazır olmamasına rağmen ilk 11’e koydu 45 ve 55.dakikala arası Riad Bajiç sağ açık oynadı.</p>

<p>Allah sana akıl fikir versin Cihat Arslan!</p>

<p>Gittin ama camiayı da bitirdin gittin! 5 maçta, 3 yenilgi alarak sezonun tüm mağlubiyet obsyonunu tükettin.</p>

<p>Takımın en iyisi 2 aydır yatırdıkları Saponara’ydı! Kardeşim Saponara’yı en çok eleştiren benim. Ama adam madem bu kadar hazırdı&nbsp;neden gel oyna demedin Cihat Hoca?</p>

<p>Ankaragücü’nde şu son kısa geçmişindeki hocalara bakıyorum, bir de Cihat Arslan’a bakıyorum ve pes diyorum.</p>

<p>İsmet Taşdemir 2.lig çukurundan o kadroyla bu takımı kurtardı. Elindeki kadroyu inceleyin. Ne kadar yetersizdi.</p>

<p>Mustafa Kaplan, bu takımı mucizevi bir şekilde Süper Ligde bıraktı. Süper Ligin 2.yarısına bu kadar puanla başlayıp da küme de kalan başka bir takım olmamıştır.</p>

<p>İsmail Kartal’ın elindeki kadroya bakıyorum. Bir Kenan Özer, bu lige yetti. Tarihin en zor 1.Liginde takım eze eze Süper Lige geldi. Sivas’ta hata yaptı mı yaptı. Ama lige çıkardı, Süper Ligde de iyi puan topladı.</p>

<p>Tolunay Kafkas yarı final oynattı, küme de bırakmayı başaran hocalardan biri oldu. Geçen sezon Tolunay kalsa, bu takım asla küme düşmezdi.&nbsp;</p>

<p>Mustafa Dalcı’nın elindeki kadroya bakıyorum. Şimdiki kadroyla kıyaslanmaz bile. O sevilmeyen Dalcı, santrforsuz bu takımı Süper Lige çıkardı ve puan farkıyla, güle oynaya çıkardı.&nbsp; Üstellik transferi bile açtırmadı. Bu kadro bize yeter dedi. Ben Dalcı Hoca’nın bu kadar bariz hatalar yaptığını asla görmedim.</p>

<p>Bu hocaların hepsi camiadan çok ağır eleştiriler aldılar. Bu hocaların neden&nbsp;bu kadar sevilmediğini anlayamıyorum.&nbsp;</p>

<p>Sonuç; yaklaşık 2,5 aydır berbat bir kadro planlaması yapan yönetim, teknik direktör, sportif direktör istifa etmeliydi. İlk olarak Cihat Arslan yolcu oldu.</p>

<p>Oysa İstanbulspor maçından sonra teknik direktör değişimine gidilmeliydi. Yine zaman kaybettiler.</p>

<p>Bu kadro planlaması ile gelecek teknik direktörün de başarıı olma şansı azdır. Gelme olasılığı en yüksek isim de zaten Ömer Erdoğan.</p>

<p>İsmet Taşdemir (Bodrum’da çalıştığı için imkansız. Ama Bodrum’dan önce gündeme gelmedi), Mustafa Kaplan, Erzurumspor’la anlaşmadan önce Hakan Kutlu, Mustafa Dalcı, İsmail Kartal, Tolunay Kafkas, Hakan Keleş gibi hocalarin ismi bile geçmiyor.</p>

<p>Ömer Hoca’nın döneminde öne çıkan maçlar olduğu bir gerçek. Ömer Hoca’ya karşı değilim. Ama işinin çok zor olduğunu bilmesi lazım. Çünkü iyi futbol oynattığı kadro Süper Lig kadrosuydu. Ömer Erdoğan döneminde takımda olan Malcuit, Milson, Taylan, Emre Kılıç, Pedrinho gibi futbolu bilen adamlar yok artık. Bazıları sevmez ama Radakoviç gibi bir stoper bile yok. Marlon gibi sol bekle oynuyordu.</p>

<p>Ancak her şeye rağmen eldeki kadro kim ne derse desin, bu ligin üzerinde. Yeterki herkesi yerinden oynatsın, takımın kimyasını bozmasın. Kevin Varga, Nico Schulz, Saponara gibi oyuncuları eldeki yerli ve yabancı kaliteli isimlerle iyi harmanlarsa işleri rayına oturtabilir.</p>

<p>Ben olsam ne mi yaparım? Ya bir Alman hoca getiririm, ya da Alman kültürüyle bu işi yapan Kenan Koçak gibi bir hocayı getirir, her şeye sıfırdan&nbsp;başlarım.&nbsp;</p>

<p><strong>NİCO SCHULZ HÜCUMDA ÇOK İYİ SAVUNMASI ZAYIF</strong></p>

<p>Karagümrük maçında en çok merak ettiğim adam Nico Schulz’du. Bundesliga’da defalarca izlediğim bir oyuncuydu. 2 yıl oynamadan sahaya çıkması bile onun başlı başına ne kadar profosyonel olduğunu gösterir. Tabii maç eksiği açıkca belliydi. İlk dakikalarda ayakta bile zor durdu. Ancak ilerleyen dakikalarda özellikle hücümda iyiydi. 2-3 hafta içinde eğer bir sakatlık geçirmezse çok ses getirecek bir oyuncu olduğunu gösterdi.</p>

<p><strong>SAPONARA OYNAR!</strong></p>

<p>Oyuna ikinci yarı giren Saponara’ya patantez açmak lazım. Onu en çok eleştiren benim. Ama bu eleştirim onun kalitesini asla görmememi engelleyemez. Dün girdi farkını hissettirdi. Zamanla o da takıma katkı verecektir.</p>

<p>ORHAN SAL</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Sep 2024 12:40:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Böyle transfer politikası mı olur?</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/boyle-transfer-politikasi-mi-olur-471</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/boyle-transfer-politikasi-mi-olur-471</guid>
                <description><![CDATA[Böyle transfer politikası mı olur?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Böyle transfer politikası mı olur?</p>

<p>Türk futbolunda teknik direktörlük kurumunda sistem şöyle işler; bir takımda teknik direktör için yol gözüktüyse ve dedikodular çıkmaya başladıysa, kulübün yönetimi “ya teknik direktörümüzün arkasındayız” açıklaması yapar, ya da sessiz kalır. Oysa arkadan mutlaka yönetimden birileri, yeni teknik direktör adayıyla görüşmüş ve anlaşmıştır bile.</p>

<p>Bu sistemi yöneticiler de, takımın teknik direktörü de, gelecek teknik direktör de çok iyi bilir.</p>

<p>Böyle bir durumda yöneticiye sorsanız; “Takımda şu an bir teknik direktör var. Bunlar konuşulacak şey değil!” der.</p>

<p>Mevcut teknik direktöre sorsanız; “Ben görevimin başındayım. Bana bir tebligat yapılmadı. Benimle çalışmak istemiyorlarsa, oturur konuşur, dostça vedalaşırız” der.</p>

<p>Gelme ihtimali olan teknik direktöre sorsanız da; “Takımın başında bir teknik direktör varken bunları konuşmak doğru olmaz!” der ve konuyu kapatır.</p>

<p>Yani Türkiye’de senaryo böyledir. Filmde tıpkı, Kemal Özdeş’in 1 saatte gönderilip, Cihat Arslan’ın 1 saatte Ankaragücü’nün başına getirildiği gibi biter.</p>

<p>Bunu biliyoruz...</p>

<p>Zaten Ankaragücü camiası da cin gibidir. Herkes herşeyi bilir.</p>

<p>Yani kimse insanları saf, kendini de uyanık yerine koymaya kalkmasın. Ömer Erdoğan’a teklif yapılmamış gibi gösterilmeye çalışılmasın. Teklif yapıldığını, yönetimdeki Ömer Erdoğan’cılar da, Cihat Arslan’cılar da iyi biliyor.</p>

<p>Ömer Erdoğan zaten biliyor…</p>

<p>Yani Ankaragücü yönetimi daha kendi içinde bir bütünlük sağlayamıyor.</p>

<p><strong>BU YÖNETİM ANLAYIŞI İLE BAŞARI GELMEZ!</strong></p>

<p>Ankaragücü’nün geldiği son durumu çok konuşacak, tartışacak, anlatacak çok bir şey kalmadı.</p>

<p>Çünkü kongreden bu yana, yönetim biçimi, yönetim anlayışı, transfer politikası çok sorunlu. Dışarıdan gözlemimiz parayı ben verdim, düdüğü ben çalarım anlayışı var.</p>

<p>Ankaragücü’nü mali durumunu şu an bilemiyoruz. Çünkü açıklamıyorlar. Kulübün borcu nerelerde kongrede bile bilanço sunmadılar. Dünya üzerinde kendi camiasını bu kadar adam yerine koymayan başka bir yönetim yoktur!</p>

<p>Öte yandan 2,5 aylık transfer sürecine bakarsak sportif anlamda sınıfta kaldılar.</p>

<p>Bana göre kulübün, önümüzdeki dönemde fabrika ayarlarına dönme vakti geldi.</p>

<p>Benim artık bu saatten sonra Süper Lig, Avrupa, kupa, başarı hiçbir şey gözümde yok.</p>

<p>Ankaragücü’nün derhal fabrika ayarlarına dönmesi lazım.</p>

<p>Ankaragücü’nün Ankaragüçlüler tarafından yönetildiği, aidiyetli futbolcuların forma giydiği, yeniden tüm Başkent’in takıma haline geldiği, Seymenlerin takımı stada getirdiği günlere ivedi dönüş yapması lazım.</p>

<p>Ankaragücü’nün halini, Ankaragüçlüden başka kimse anlamaz.</p>

<p>Gerekirse bir süre buralarda kalınsın. Ama sahada Ankara’nın takımı olsun, adiyetli takım olsun.</p>

<p>Eğer ki mevcut yönetim, bunları yapacaksa, onları da sırtımızda taşırız. Ama bu konuda en ufak bir belirti görmüyorum ben.</p>

<p><strong>TARAFTAR STATTAN UZAKLAŞTIRILMAK İSTENİYOR</strong></p>

<p>Bugün yapılan bir şey var. Takımına en gönülden bağlı taraftar kitlesi olan Ankaragücü taraftarını stadyumdan uzaklaştırılmak isteniyor.</p>

<p>Zaten geçen sezon ki skandal küme düşmeyle taraftar çekilmişti. Şimdi başarısız yönetim anlayışı ve transfer politikası taraftarı iyice çileden çıkardı.&nbsp;</p>

<p>Yaklaşık 2,5 aydır boşa geçirilen bir transfer dönemi var.</p>

<p>Bakın bir spor kulübü statüsüne göre;&nbsp; ya profosyonel yönetilir, ya amatör.</p>

<p>Ankaragücü Kulübü sözde profosyonel bir kulüp. Ama profosyonelce yönetilmiyor.</p>

<p>Amatörce bile yönetilmiyor.</p>

<p>Yönetilemiyor!</p>

<p>Başka meslek kuruluşlarında faaliyet gösteren insanlar, futbol gibi komplike, insan ilişkilerine dayanan, sistem olması ve plan/program dahilinde hareket edilmesi gereken, tüm dünyada endüstri haline gelmiş, sınırların ortadan kalktığı&nbsp; bir spor dalında, bir futbol kulübünü hakkıyla yönetemez.</p>

<p>Ki geçen sezondan bu yana yönetilemediği ortada.</p>

<p>Futbolu bilmeyenler, liyakatsız adamları göreve getirilerse, o liyakatsızlar, ne futbolcu satabilir, ne futbolcu alabilir.</p>

<p>Sadece bu yönetim için değil, genel anlamda yazıyorum; Ankaragücü’nü yönetiyorsanız 2 şeye güvenmeyeceksiniz. 1-Paranıza 2-Siyasi gücünüze.</p>

<p>Geçmişte müthiş örnekler var. Bu camia zamanında Nurettin Çarmıklı’yı bezdirdi. Ki bu hataydı. Yapılmamalıydı. Çarmıklı bezdirilmemeliydi. &nbsp;Çünkü Çarmıklı mevcut Tandoğan Tesislerine yapmıştı. Çünkü İstanbul’un elinden star oyuncuları kapıp, transfer etmişti. Çünkü güçlü yönetimi vardı. O Çarmıklı’nın yönetiminde, Mehmet Nazif Günal’lar, Nihat Özdemir’ler, 2-3 bakan, 2-3 belediye başkanı, Başbakanın sağ kolu solu kolu vardı.</p>

<p>Bu camia gözlüklünün yüzüne bile bakmadı. Ki o gözlüklünün tarihteki en güçlü dönemiydi. Ve gözlüklünün de bir teknik direktör inatlaşması sonucu gittiğini hatırlatalım.</p>

<p>O yüzden; Ankaragücü’nde işinizi hakkıyla yapmanız, yapamıyorsanız da kenara çekilmeyi bilmeniz gerekli.</p>

<p><strong>AYLARDIR AYNI NOKTADAYIZ!</strong></p>

<p>Bir yönetim, bir sportif direktör düşünün. Aylardır Saponara, Djokanoviç, Bassagog, Cephas, Tolga, Efkan sorununu çözememiş. Artı yeni sorunlar üretmiş.</p>

<p>Kadro dışı bırakılan Sapanora, Djokanoviç ve alt yapıya kadar gönderilen Cephas kadroya alınmış, kurtarıcı diye maçlara sokuluyor, ama aylardır idmanlara çıkan, maçlara çıkan Bassagog gönderiliyor. Bu nasıl bir planlamadır?</p>

<p>Tolga ve Efkan ikilisinin durumu kriz haline gelmiş. Ama bu 2 oyucuyu yönetim olarak camiayla bir türlü barıştıramıyorsunuz.</p>

<p>Çünkü yönetim kademesinde camiayı bilen, taraftarın ruhundan anlayan insan yok.</p>

<p>7 aydır oynamayan oyuncu aldılar, 7 ay az gelir dediler bu kez 2 yıldır oynamayan oyuncu peşine düştüler. Ki oyuncu ful sorunlu bir oyuncu.</p>

<p>Transfer dönemi bitmiş halen oturan bir şey yok!</p>

<p>Garry Rodrigues’i takım kaptanı yapıyorsunuz, transfer dönemi bitmek üzereyken bu kez hadi güle güle diyorsunuz! Bu etik mi?</p>

<p>Yapılan transferler kimsenin içinde sinmiyor. Takımdaki sıkıntılı bölgeler belliyken, aylardır bir tane sorun çözebilecek oyuncu transferi yok.</p>

<p>Kulübün Sporitif Direktörü ne zaman devreye girecek?</p>

<p>Bu transferleri kim yapıyor?</p>

<p>Ankaragücü’nün menajerlerin eline düştüğü söyleniyor.</p>

<p>Transferler bir Alman firması üzerinden yapılıyor.</p>

<p>Hiçbir transferin maliyeti belli değil.</p>

<p>Kim kaç paraya alındı, kulübe ne kadar maliyeti var belli değil.</p>

<p>Bu nasıl bir yönetim anlayışıdır!</p>

<p>Takım çorba olmuş!</p>

<p>Mahalle bakkalında bile bilgilendirme yapılır!</p>

<p>Eğer Djokanoviç, Garry Rodrigues, Saponara gibi oyuncular elde kalırsa, bunlar Ocak ayında transfer yasağı olarak döner.</p>

<p>Bakın bu sistem 90’lardaki, 2000’lerdeki sistem. Menajer odaklı sistem. Ve bu sistemde batan kulüpleri bir çırpıda sayayım. Karabükspor, Mersin İdman Yurdu, Gaziantepspor, Erzurumspor, Vanspor, Erciyesspor, Göztepe, Malatyaspor.</p>

<p>Borç batağında yaşayan kulüpler; Bursaspor, Eskişehirspor, Sakaryaspor, Karşıyaka, Ankaragücü, Kayserispor.</p>

<p>Bu liste uzar gider…</p>

<p><strong>TARAFTARA GELİNCE</strong></p>

<p>Ankaragücü taraftarı da bu dağınıklıkta olursa, hiçbir yönetim taraftarı kaele almaz. Ankaragücü’nde grup, dernek, münferit kim varsa bu yönetimle eğer bilet/kombine ilişkisi varsa derhal noktalaması lazım. Ankaragücü camiasının mevcut veya gelecek tüm yönetimlerle arasına mesafe koyması gerekli. Taraftarın sadece stada gidip takımını desteklemesi lazım. Kimseyle kavga edin, restleşin demiyoruz. Ama bağımsız hareket etmek için, kimseye bağın olmaması lazım. O zaman daha güçlü olursun.</p>

<p><strong>ORHAN SAL</strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 12 Sep 2024 10:02:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu maça takılmadan yola devam Fomget!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bu-maca-takilmadan-yola-devam-fomget-470</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bu-maca-takilmadan-yola-devam-fomget-470</guid>
                <description><![CDATA[Bu maça takılmadan yola devam Fomget!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadınlar Futbol Liginde 2024 – 2025 sezonu bu hafta oynanan maçlarla başladı. Başkent’in ligdeki tek temsilcisi Ankara Büyükşehir Belediyesi Fomget Kadın Futbol Takımı sezonun ilk maçında güçlü rakibi Fenerbahçe ile karşılaştı. Başkent ekibi ilk maçında lige hazır bir görüntü sergileyen rakibine 2-1 mağlup oldu.</p>

<p>Hafta başında Fomget teknik direktörü Cumali Enginar hocamızla bir görüşme gerçekleştirmiştim ve sezon öncesi başarı dilemiştim. Çok güçlü bir kadrolarının olduğunu ve sezon sonu şampiyonluğun geleceğini düşündüğümü belirtmiştim. Hocamız temkinli konuşmuştu ve her takımın önemli takviyeler yaptığını, çok zorlu bir lig olacağını belirtmişti. Gerçekten de ilk maçtan dediğinin doğru olduğunu gördük.</p>

<p>Başkent takımı maça; Selda Akgöz- Medine Erkan, Heidi Ruth, Luibov Shmatko- Maria&nbsp;Alves, Başak İçinözbebek, Sini Laaksonen, Sladana Bulatoviç, Olha Ovdiychuk- Milica Mijatoviç, Armisa Kuc on biriyle başladı.</p>

<p>Şu kadroya baktığımızda gerçekten son derece güçlü bir kadro olarak görülüyordu.</p>

<p>Maç adeta kıran kırana başladı. Fomget güçlüydü, ama rakip de geri adım atmadı ve golünü de çok erken buldu.</p>

<p>İlk bölümde Fenerbahçe biraz etkili göründü. Ancak Cumali Enginar, hücumda etkisiz kaldıklarını görünce 20.dakikada kanatları değiştirdi.</p>

<p>Bu dakikaya kadar takımın etkili sol kanat oyuncusu Olha Ovdiychuk etkisiz kalmıştı. Çünkü karşısında geçen sezon ki takım arkadaşı, şimdi ise rakip durumunda olan Ümran Özev vardı. Ümran, Olha’yı iyi tanıyordu, önünü iyi kapattı.</p>

<p>20.dakikada Olha ve Maria Alves kanatları değiştirdiler. Bundan sonra özellikle sağ kenarda etkili bir Fomget izledik. Maçı üstün götüren, maça ağırlığını koyan takım Başkent ekibiydi. 34.dakikada Armisa Kuc’un, Olha’ya nefis bir pasını izledik. Olha’da rakibin sağından atıp solundan geçti ve ortasını yaptı. İçeri iyi giren Maria Alves eşitliği sağladı.</p>

<p>Dengeli geçen ilk yarı 1-1 sona erdi.</p>

<p>İlk yarıda etkisiz kalan Laaksonen yerini Abi’ye bıraktı. Kıran kırana geçen maçta Fenerbahçe’nin biraz da şans eseri gelen golü dengeyi bozdu.</p>

<p>Ancak öyle bir son 15 dakika izledik ki, Fomget adeta rakibini esir aldı. Sağdan soldan geldi, ortadan geldi, şutlar denedi, pozisyonlara girdi.</p>

<p>Ama olmadı ve maç 2-1 kaybedildi. Sezonun ilk maçları hep zordur. Bu sezon ekstra bir de zor rakip ilk haftaya gelince hayli zorlu bir maç izledik.</p>

<p>Fomget kaybetti. Ama ligde bunlar normal. İlk hafta çok sonuca takılmamak ve yola devam etmek lazım. Geçen sezona göre biraz sağ kenar hücumlarında etkisizlik gördüm. Ama yine de ilk haftaya göre beklediğimden iyi bir Fomget takımı izledim. Zaten son 15 dakikadaki görüntü takımın fizik kondisyon olarak iyi seviyede olduğunu gösterdi.</p>

<p>Mijatoviç ve Laaksonen’e biraz zaman lazım. Shmatko çok iyi bir solak. Çok faydalı olacak.</p>

<p>Eskiler beni şaşırtmadı. Hepsi yine üst düzey. Kaptan’ın çok kritik kurtarışları var. Takımı diri tuttu. Başak çalışkandı, Kuc rakibi çok zorladı.</p>

<p>Ama Sladana Bulatoviç’den özellikle bahsetmek gerekli. Nasıl bir ciğer var acaba? 90 dakika durmadan ileri geri, sağa sola koştu, aldı verdi. Her açığı kapattı, hücumda hemen her topa dokundu. Bulatoviç bu sezonun da yıldızlarından birisi olacak!</p>

<p>İlk maçı yol kazası sayalım. Yola devam Fomget!</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Sep 2024 00:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Keçiören\&#039;de Sultanlar Ligi heyecanı yaşanacak</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/keciorende-sultanlar-ligi-heyecani-yasanacak-469</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/keciorende-sultanlar-ligi-heyecani-yasanacak-469</guid>
                <description><![CDATA[Keçiören\'de Sultanlar Ligi heyecanı yaşanacak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Keçiören Belediyesi ve SigortaShop güçlerini birleştirdi.</p>

<p>Yakından takip edenlerin bildiği gibi, kadın voleybolunda SigortaShop ve Muratpaşa Belediyesi geçen sezonun sonunda yollarını ayırmıştı.</p>

<p>Böylece geçtiğimiz sezon Sultanlar Ligi'nde Muratpaşa Belediyesi SigortaShop olarak yer alan ekip, yeniden Başkent’e döndü.</p>

<p>Keçiören Belediyesi ve SigortaShop yöneticileri arasında yapılan görüşmelerin ardında güçleri birleştirme kararı alındı. SigortaShop yeni sezonda maçlarını Ankara'da oynayacak ve Keçiören Belediyesi SigortaShop ismiyle ligde mücadele edecek.</p>

<p>Böylece Başkent voleybolu kadın voleybolunda yine 2 takımla ligde yer alacak.</p>

<p>Vodafone Sultanlar Ligi’nde 2023-2024 Voleybol Sezonunda Ankara 2 takımla yer almış.</p>

<p>Ancak Karayolları ve PTT kulüpleri ligden düşmüşlerdi. Ancak Zerenspor ile birlikte Keçiören Belediye SigortaShop takımları Başkent’i bu sezon ligde temsil eden 2 takım olacaklar. Böylece Başkent’te voleybol heyecanı katlanarak devam edecek.</p>

<p>SigortaShop’un Başkent’e dönüş aşamasında Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özaraslan’ın büyük katkısı oldu. Başkan Özarslan, kadın voleybolunu Keçiören için bir vizyon projesi olarak gördü ve Keçiören İlçesinin kapılarını SigortaShop’a açtı. Antremanlarını Keçiören’deki salonlarda sürdüren Keçiören Belediye SigortaShop takımı, lig maçlarını da Keçiören'deki Taha Akgül Spor Salonu’nda oynayacak.<br />
&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Sep 2024 23:18:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bu hava şampiyonluk havası değil!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/bu-hava-sampiyonluk-havasi-degil-468</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/bu-hava-sampiyonluk-havasi-degil-468</guid>
                <description><![CDATA[Bu hava şampiyonluk havası değil!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü, İstanbulspor’u mağlup ederek Milli araya 3 puanla girdi ve puanını 6’ya yükseltti. Üst taraftan kopmamak adına bu galibiyet çok iyi oldu. Ayrıca Ankara’ya lider gelen bir rakibe karşı galibiyet alınmış oldu.</p>

<p>Takip edenler bilir. Son yazımda Ankaragücü’nün İstanbulspor’u yeneceğini yazmıştım. Tabii bunu işkembeden sallamadık. Düşüncem şuydu; Ankaragücü takımı kapanan takımlara karşı aşırı zorlanıyor. Kilidi açamıyor. Son 2 maç bunu yaşayarak gördük.</p>

<p>Ancak İstanbulspor takımının çok iyi bir Teknik direktörü var. Osman Zeki Korkmaz bir sistem oluşturmayı, bir futbol kimliği ortaya koymayı başaran bir hoca. Takımına da iyi futbol oynatıyor. Yani futbol oynamaya çalışan nadir takımlardan. İşte Ankaragücü’nün de bu sistemle oynayan bir takımı hızlı hücumlarla yenebileceğini düşünüyordum.</p>

<p>Nitekim öyle de oldu.</p>

<p>Yalnız Ankaragücü maçı sadece ama sadece kazandı ve 3 puanı hanesine yazdırdı.&nbsp;</p>

<p>Bunun haricinde ben sahada Ankaragücü’nde futbol adına fazla bir şey görmedim. Oyun yetersiz. Skor zorlamayla geliyor. Pozisyonlara giriliyor ama kaçırılıyor. Takımda uyum göremiyorum. Takımdaşlık yok. Bloklar arasında kopukluklar var. Orta saha üretremiyor. Savunma asla güven vermiyor. Birde Ankaragücü kendi evinde defans yapmaz. İstanbulspor maçındaki bu sistem de taraftarı gerdi.</p>

<p>Bunlar Teknik direktör Cihat Arslan’ı bağlayan saha içindeki sorunlar.</p>

<p>Bunun bir de saha dışındaki idari sorunları var ki, bu yönetimi bağlar.</p>

<p>Yönetim asla sorun çözemiyor.</p>

<p>Transfer yapamıyor, gönderilmesi gerekenler gönderilemiyor veya zaman kaybediliyor.</p>

<p>Yapılan transferler asla şampiyonluğa oynayacak bir takıma yapılacak transferler değil.</p>

<p>Aylardır çözülemeyen sorunlar var.</p>

<p>Yönetim ve sportif direktörle teknik direktör arasında iletişim zayıf. Bunu basın toplantılarında görüyoruz.</p>

<p>Yönetim takım üzerinde otoritesini kaybetmiş. Oyuncular birbirine tepki gösteriyor, Efkan Bekiroğlu taraftara hareket yapıyor, yardımcı hocalar taraftara hareket çekiyor.</p>

<p>Bunlar yanlış, bunlar saygısızlık…</p>

<p>Halen aynı noktadayım. Bir oyuncu kalmak istemiyorsa gönderin. Ama&nbsp; gönderince de yerine maalesef iyi transfer yapamıyorlar. Getirdikleri Rumen oyuncu aylardır oynamamış, boşta bir oyuncu. Cihat Arslan, Rotariu’nun scout transferi olduğunu söyledi. 8 aydır nerede izlemişler bu scoutlar? Bence bir manejar transferi bu transfer. Ankaragücü’nde kimsenin oyuncu havuzu yok anlaşılan. Bir türlü transfer yapmayı beceremiyorlar.</p>

<p>Efkan Bekiroğlu/Tolga Ciğerci’yi taraftarla barıştıracak yönetim içinde 1 tane adam yok. Oysa 1 videoyla barış sağlanabilirdi. Ama yara büyüdü. Akciğer kanserinin son evresine geldi. Son dakika golünün coşkusunu yaşayacakken, kaosunu yaşıyoruz. Yazık!</p>

<p>Bu gol belki de Cihat Arslan’ı da kurtardı. Çünkü maç berabere bitse Cihat Arslan ile yollar ayrılabilirdi. Ve yerine büyük ihtimal Ömer Erdoğan ile anlaşılacaktı. Yönetimin bir kısmı taraftar baskısını ve tepkisini azaltmak için Ömer Erdoğan ile anlaşmak istiyordu. Bu konuda görüşmeler yapıldığını duydum.</p>

<p>Şu an görünen şu ki; Ankaragücü’nde büyük bir otorite boşluğu var.</p>

<p>Kazanırken bunları söyleyip, uyarmak daha önemli diye düşünüyorum.</p>

<p>Taraftar tepkili, takım kıvama gelmemiş.</p>

<p>Bu hava şampiyonluk havası değil!</p>

<p>İnşallah Milli arada sorunlar çözülür…</p>

<p>ORHAN SAL</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 02 Sep 2024 08:48:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;nü bekleyen büyük tehlike!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunu-bekleyen-buyuk-tehlike-467</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucunu-bekleyen-buyuk-tehlike-467</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'nü bekleyen büyük tehlike!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ilk önce Ankaragücü’nün içinde bulunduğu tehlike ile başlayalım. 1.Lig başladı. Farkındaysanız, Ankaragücü tribünleri boşaldı. Tabii ben bunu lig başlamadan yazmış ve Ankaragücü, şampiyonluğa da oynasa sezon boyunca boş tribünlere oynayacağını belirtmiştim. Eryaman’daki 2 maçta bu durum görüldü. Aksi düşünülemez. Çünkü biz buraya dün gelmedik. Bu camianın ciğerine biliyoruz. Tataftar kırkın, kızgın, öfkeli ve küs…</p>

<p>Evet stada gelmiyorlar… Süper Lige çıkana kadar da gelmeyecekler. Ancak daha da sıkıntısı taraftar artık takımı da takip etmiyor. “Bıktım benden uzak olsun!” diyorlar. Bana hergün akşama kadar bir sürü insan ulaşıyor. Derdini anlatıyor. “Artık soğuduk!” diyorlar.</p>

<p>Bugün için başarızlıktan da öte, daha büyük tehdit budur! Çünkü taraftarsız Ankaragücü düşünülemez!..</p>

<p>Ankaragücü’süz bir Ankara’da düşünülemez!</p>

<p>Bunu Ankaralı veya Ankaragüçlü olmayan asla anlayamaz. Bu durum beni gerçekten çok korkutuyor.</p>

<p>TEK SUÇLU CİHAT ARSLAN MI?</p>

<p>Ankaragücü taraftarı hem stadyumda, hem de sosyal medyada yönetime, sportif direktöre, teknik direktöre ve futbolculara tepkisini &nbsp;2 haftadır gösterdi. &nbsp;Çok ağır tepkiler var. En çok da Cihat Arslan’a yükleniliyor.</p>

<p>Oysa en büyük suçlu o değil!</p>

<p>Evet Cihat Arslan transfer konusunda yönetime baskı kurmuyor, Kendisini Şanlıurfa’dan getiren Feridun Geçgel’i çok darlamıyor. Bu doğru. Ama tek suçlu o değil. Hatta başarısızlıkta son halka o!</p>

<p>Cihat Arslan’I getirdiler. Eline “sorunlu” bir kadro bıraktılar.</p>

<p>Peki yönetim ne yaptı, sportif direktör&nbsp;ne yaptı?</p>

<p>Yönetim ve sportif direktör takımın iç bünyesindeki hiç bir sorunu çözemedi. Çözemediği gibi sorunlar birikti. Gönderilecekler gönderilemedi, transfer yapılamadı, kalanlarla iyi iletişim kurulamadı. Mobing ile diyalog kanalları kapandı.</p>

<p>Oysa iletişimle her şeyi çözebilirlerdi. Ama o kabiliyet olmadığı için çözemediler, sorunu büyüttüler.</p>

<p>Bugün aslında Cihat Arslan’ın da elinde kısıtlı bir kadro kaldı. Düşünün adam Şanlıurfaspor maçında sağ açığa Hayrullah’ı atmak zorunda kaldı. Çünkü kulübe de kimse yoktu! Hocaya transfer diye Diego’yu, Yusuf Emre’yi verdiler. Ne yapsın hoca?</p>

<p>Elbette teknik, taktik ve kadro tercihi açısından Cihat Arslan’ın hataları var. Genel anlamda da camia kendisini şampiyonluğa taşıyacak hoca olarak görmüyor.</p>

<p>Hatalar da yapıyor. Örneğin taraftarın yoğun tepkiler gösterdiği bir maçta Efkan Bekiroğlu’nu maçtan çıkarırsan, Efkan ile tribün arasındaki bağı tamamen koparırsın. Arda Ünyay varken, Diego’yu oynatırsan hata yaparsın!</p>

<p>FARUK KOCA MÜDAHİL Mİ?</p>

<p>Son dönemde Faruk Koca’nın isminin ortaya atıldığı görülüyor. Ortada bir başarısızlık var. Bu başarıszlığı yine Faruk Koca’ya yüklemek için bir algı çalışması mı yapılıyor bilmiyorum.</p>

<p>Ama ben bazı şeyleri araştırdım, Faruk Koca bu yönetimin neresinde diye merak ettim ve&nbsp; soruşturdum. Gördüm ki, başarıda da, başarısızlıkla da Faruk Koca bu yönetimin zerre yanında veya yakınında değil.</p>

<p>Faruk Koca elbette hepimiz kadar Ankaragücü’nü takip ediyormuş. Ama mevcut yönetimle hiç bir bağı veya bağlantısı da yokmuş.</p>

<p>Zaten mantıken de, getirdiği sporif direktörün, teknik direktörün, alt yapı ekibinin gönderildiği bir yerde, kendisine gönülden bağlı bir basın sözcüsünün yönetime tepki göstererek istifa ettiği bir noktada, mevcut yönetimle bir bağının olmasını asla beklemiyordum.</p>

<p>Yazılarımı takip edenler bilir. 3-4 ay önce Faruk Koca’nın Ali Koç ile birlikte hareket ederek, Servet Yardımcı’yı desteklediklerini yazmış ve Servet Yardımcı geldikten sonra da cezasını güncelleyip, başkanlığa dönebileceğini belirtmiştim. Servet Yardımcı pes etti ama bu süreç devam ediyor. Faruk Koca’nın yakın zamanda cezasıyla ilgili bir gelişmenin yaşanacağını düşünüyorum.</p>

<p>STOPER SORUNU KRONİKLEŞTİ</p>

<p>Gelelim kronikleşen stoper sorununa ve Sinan Osmanoğlu ile Alim Öztürk’ün elden kaçırılmasına. Ankaragücü transfer yapamıyor. Yapmayı düşündükleri de malum! Özllikle stoper bölgesi çok sorunlu. Burası bir türlü dikiş tutmuyor. Oysa bu sorun çözülmek üzereydi. Alim Öztürk ve Sinan Osmanoğlu ile anlaşma sağlanmıştı. Mesela Alim Öztürk; kulübün gönderdiği uçak biletiyle Ankara’ya gelmiş ve otele yerleşmişti. Ki ikisi de tam anlamıyla bu ligin stoperleriydi. İkisi de lider karakterli, aidyet duygusu olan oyunculardı.</p>

<p>Biraz 2-3 taraftan araştırdım. Öğrendiğim kadarıyla anlaşma rakamları da son derece uygunmuş. Sinan Osmanoğlu, Ankaragücü ile 9 milyon TL’ye anlaşmış. Ancak Sinan’dan hemen vezgeçtiler. Sinan’da gidip, Gençlerbirliği’ne 8,5 Milyon TL + bonuslara imza atmış.</p>

<p>&nbsp;Alim Öztürk tam bizlik bir stoperdi. Alim Öztürk sorun çözerdi. Alim Öztürk Ankaragücü’nü benimserdi. Ama son anda onla da anlaşmadılar. Aslında Ankaragücü, Alim Öztürk ile de 325 bin Euro’ya anlaşmış, (O dönemde TL bazlı 11 milyon 250 bin TL. Civarı) iş sağlık raporu ve son safhada imzaya kalmış. Ancak kongreden sonra, Alim Öztürk’ün temsilcisi gelmiş Sportif direktör Seyit İçgül’le görüşmüş ve rakam bile telafuz etmemiş. Sadece daha önce anlaşmış oldukları rakam üzerinden anlaşabileceklerini söylemiş. Seyit İçgül’de başka bir rakam teklif etmiş. Temsilci de bu rakamı kabul etmemiş ve gidip Iğdır’a Ankaragücü’ne yakın bir rakama imza atmışlar.</p>

<p>Şimdi ben soruyorum. Alim Öztürk gibi sorun çözecek bir adamı, bu kadar yakın rakamlarla kaybetmek yazık değil mi?</p>

<p>Hafta sonunda İstanbulspor maçı var.&nbsp;&nbsp;Maç öncesi tahmin yapmam. Bunu bilenler bilir.</p>

<p>Şimdilik Cihat Arslan’a bir şans verildi. Ama maçın sonucu kötü olursa, Arslan’la yollar ayrılır.</p>

<p>Herkesin aksine ben şahsen Ankaragücü’nün İstanbulspor’u yeneceğini düşünüyorum.</p>

<p>Yense bir şey değişir mi? Transfer edilen isimlere ve transferde ismi geçen isimlere baktığımızda asla bir şey değişmez!</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 28 Aug 2024 12:06:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kadro planlaması doğru yapılmalı</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/kadro-planlamasi-dogru-yapilmali-465</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/kadro-planlamasi-dogru-yapilmali-465</guid>
                <description><![CDATA[Kadro planlaması doğru yapılmalı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Ankara’mızın en köklü kulüplerinden biri olan Gençlerbirliği, Trendyol 1. Lig’in 3.haftasında Alagöz Holding Iğdır FK ile Iğdır Şehir Stadyum’unda karşı karşıya geldi.</p>

<p>Oyunun kontrolünü tamamen elinde bulundurmasına rağmen gol yollarında gerekli üretkenliği gösteremeyen Gençlerbirliği, Alagöz Holding Iğdır FK ile 0-0 berabere kalarak puanını 2’ye yükseltti.</p>

<p>Karşılaşmanın ilk yarısında, Iğdır FK’ya oranla daha istekli bir Gençlerbirliği vardı. Savunmaya çok iyi yerleştiler ve rakiplerine dişe dokunur bir pozisyon vermediler. Merkez orta saha oyuncusu Etebo ve sağ kanat oyuncusu Amilton öncülüğünde etkili kontrataklar geliştirdiler.</p>

<p>16. dakikada, yine bir kontraatak hücumunun sonucunda ilginç bir pozisyon yaşandı. Gençlerbirliği santraforu Djitte’nin ara pasıyla topla buluşan Amilton güzel bir vuruşla topu ağlara gönderdi. Ancak, VAR incelemesi sonucunda Amilton’un attığı bu şık gol ofsayt gerekçesiyle iptal edildi.</p>

<p>Kişisel düşünceme göre, Amilton’un ayağından gelen bu şık golün ofsayt gerekçesiyle geçersiz sayılması yanlış bir karardır. Yayıncı kuruluşun görüntülerinden gözlemlediğim kadarıyla santrafor Djitte pası verdiği anda Amilton savunmanın gerisinden çıkıp topa doğru koşuyor. VAR uygulaması tarafından çizilen ofsayt çizgisine rağmen pozisyonun ofsayt olmadığını düşünüyorum.</p>

<p>Karşılaşmanın ikinci yarısına oyuncu değişikliği ile başladı Gençlerbirliği. İlk yarıda, sağ bek bölgesinde beklentilerin çok uzağında bir performans ortaya koyan Fıratcan Üzüm’ün yerine Ensar Kemaloğlu oyuna dahil oldu. Fıratcan Üzüm’ün oyundan alınmasını doğru buluyorum. Son derece vasat bir ilk yarı geçirdi. Ancak, Fıratcan’ın yerine oyuna giren isme biraz şaşırdım.</p>

<p>Teknik direktör Recep Karatepe’nin yerinde olsaydım, Fıratcan’ı oyundan çıkarmaya karar verdiğim an aklıma gelecek olan ilk alternatif Oğuzhan Berber olurdu. Geçtiğimiz sezon oynanan bazı maçlarda bu takımın sağ beki &nbsp;Oğuzhan Berber’di ve gayet de iyi bir performans sergiledi. O yüzden, Recep hocanın “Ensar Kemaloğlu” tercihini hatalı buluyorum.</p>

<p>İkinci yarıda oyunun kontrolü tamamen Gençlerbirliği’nin elindeydi. Saha parselizasyonunu çok iyi gerçekleştirdiler. Savunmadan hücuma bilinçli bir şekilde çıktılar. Gol yollarında biraz daha etkili olabilselerdi Iğdır deplasmanından 3 puan ile dönmeleri işten bile değildi.</p>

<p>85.dakikada, Gençlerbirliği kalecisi Erhan Erentürk takımı adına çok önemli bir kurtarış yaptı. “Takımını ipten aldı “ tabirine tıpatıp uyan bir kurtarış... Regattin’in kullandığı frikiği müthiş bir refleks ile kurtardı, ardından rakip futbolcudan gelen şutu da aynı refleks ile kurtardı. Iğdır deplasmanından 1 puan ile dönülmesinde Erhan’ın yaptığı bu mucizevi kurtarışların payı çok büyük.</p>

<p>Alagöz Holding Iğdır FK deplasmanından 1 puanla dönen Kırmızı Karalar puanını 2’ye yükseltti.</p>

<p>Alagöz Holding Iğdır FK maçında Gençlerbirliği tarafında dikkatimi çeken en önemli detay, teknik direktör Recep Karatepe’nin maça beşli savunma bloğu ile başlaması oldu. Iğdır FK gibi hücum gücü çok yüksek olmayan bir takıma karşı neden böyle bir taktiğin benimsendiğini anlayamadım. Hal böyle olunca, hücum organizasyonları sadece Etebo ve Amilton’un fiziksel becerileri ile şekillendi. Etebo ile Amilton bu maçta ellerinden gelenin en iyisini yaptı ama bütün sezonun hücum gücü bu ikilinin üzerine yıkılırsa Gençlerbirliği açısından sıkıntılı bir süreç yaşanabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 Aug 2024 13:47:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İşini iyi yapamayan istifa etsin. Kimse alternatifsiz değil!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/isini-iyi-yapamayan-istifa-etsin-kimse-alternatifsiz-degil-464</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/isini-iyi-yapamayan-istifa-etsin-kimse-alternatifsiz-degil-464</guid>
                <description><![CDATA[İşini iyi yapamayan istifa etsin. Kimse alternatifsiz değil!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol 1 Ligin 3.Haftasında Ankaragücü, Eryaman Stadı’nda Ümraniyepspor ile karşılaştı. Sarı – lacivertliler sahadan 1-0 mağlup ayrıldılar.</p>

<p>MKE Ankaragücü için zor başlayan sezon, zor gidecek gibi görünüyor. Kulüpteki ve takımdaki hava ve enerji asla şampiyonluğa gidecek gibi görüntü sergilemiyor.</p>

<p>Büyük yanlışlar ve hatalar yapılıyor.</p>

<p>Yönetim değişti, hazırlık kampı başladı ve bitti, lig başladı, neredeyse ilk milli araya gireceğiz halen sorunlar bitmedi. Bırakın bitmeyi yara kangrene dönüştü…</p>

<p>Bu da şunu gösteriyor. Ankaragücü’nde kişilerden öte bir sistem sorunu var. Bu yönetiminin bir sistemi, stratejisi yok. Ya da var uygulayamıyor. En belirgin örnek yabancılarda yaşanan sorun . Gitti, gidecek, bekleyecek vs. derken aylar geçti. Djokanoviç, Saponara, Bassagog, Cephas, Kitsiou gibi oyuncuların sorunlarını bir türlü çözülemedi. Tolga/Efkan olayını halen bitmedi. Takım içindeki farklı rakamlar, oyuncular arasında ikili sorunlar yaratıyor.</p>

<p>Kadroyu bozmama isteği doğru. Ama kadroyu bozmayacağım derken takımı bozdun haberin yok!</p>

<p>Sportif direktörün ulusal ve uluslararası bağlantısı iyi olacak, köprü olup bu sorunları bitirecek. Seyit İçgül aylardır yabancı sorununu çözemedi. Sorun hep buzdolabında bekletildi. Sorunu halı altına süpürmekle çözülmüyor. Kalıcı çözeceksiniz. Yıl 2024 futbol artık yönetimsel bazda iletişime dayalı, bilimsel çalışmalarla yapılıyor, 90’lı yıllardan kalma mobbing uygulama, sorunu buzdolabına koyup bekleterek çözme yöntemleri geride kaldı. Kulüp yönetiminin veya sportif direktörün önünde listesi olur. Bir oyuncu gideecekse&nbsp;gidecektir. Ortaya bir irade koymak zorundasın. Yerine hemen alternatifini transfer edersin. Ya da transfer yapmayacağım dersin. &nbsp;İnternacional bağlantısı kuvvetli bir görevli, yabancı sorununu bir şekilde çözer.</p>

<p>Cihat Hoca “Gelecek olan gurbetçi forvette bizden bağımsız vatandaşlığıyla ilgili problem çıktı, belki transfer dönemi bitene kadar bile yetişmeyebilir.” diyor. Peki bu kulübün hiç mi alternatifi yok da yetişmeyecek oyuncuya odaklanılıyor. Yönetimin veya Sportif Direktörün pörtföyünde başka isim yok mu?</p>

<p>Cephas’ın temsilcisi konuştu. Kulübe teklif götürdük, ciddi bulmadılar dedi. Böyle bir şey olabilir mi? Teklif geldiyse, oyuncunun fikrini al, gitmek istiyorsa al paranı sat gitsin! Bu basit yöntemi bile uygulayamamak, tek kelimeyle iş bilmezliktir.</p>

<p>Bakın Cihat Arslan hayatımda gördüğüm en iyi niyetli Teknik direktör. Ama, yönetimin çok güdümüne girmiş ve alternatif üretemiyor. Örneğin maç sonu basın toplantısında sorulan soruya karşılık yine “yabancı boşaltamadık, transfer yapamıyoruz” gibi söylemleri oldu. Bende araya girdim ve yabancı sorunu var ama yerli hiç mi alternatifiniz yok diye sordum. Olmadığını söyledi. Olanların da Ankaragücü taraftarını tatmin edecek isimler olmadığını belirtti. Kusura bakmayın da hocam böyle bir şey olabilir mi? Ya var yönetime kabul ettiremiyorsunuz, ya da gerçekten yok. İkiside büyük bir zaafdır.</p>

<p>Öte yandan yönetimin yabancı boşaltılamadığı için &nbsp;transfer yapamaması akıl alır gibi değil. Sen eğer niyetliysen transferini yap, kadrodaki diğer fazla yabancıları sonra satarsın.</p>

<p><strong>GEÇMİŞTEN GELEN BÜYÜK SORUNLAR VAR</strong></p>

<p>Yönetimsel bazda Faruk Koca’nın yumruğuyla başlayan süreçte Ankaragücü’nde büyük sorunlar yaşanıyor. Bu sorunlar koskoca kulübü önce Süper Ligden düşürdü, şimdi 1.Ligde dibe doğru itiyor.</p>

<p>Sorun belli. İşi bilmeyen, hızlı aksiyon alamayan, çağın gerektirdiği şekilde uygulama yapamayan bir yönetim anlayışı var.</p>

<p>Bu anlayış; geçen sezon Kayseri’de 2-0’dan 3-2 kaybedilen Kayserispor maçından bu yana devam ediyor. O gün istifa noktasına gelen o hocayı aksiyon alıp gönderselerdi. Ankaragücü Süper Ligden düşmezdi.</p>

<p>O gönderemedikleri hoca devre arasında transfer döneminde, kulübe 250 milyon TL’lik fos transfer yaptırdı ve hem kulübü zarara uğrattı, hem de küme düşürdü. Yusuf Tanık’ın Belözoğlu sevgisi, Ankaragücü’ne ağır bedel ödetti.</p>

<p>Bakın kısa bir örnek vereyim. Beşiktaş geçen sezon kötü gidiyordu. Hatırlayın bizim lig maçından hemen önce Portekizli hocalarını gönderdiler, hatta adeta kovdular ve Serdar Topraktepe ile yola devam ettiler. Sonra bizi ligde yenip morallendiler, ardından da şu an neredeler bakın görün. Yöneticilik kolay birşey değil. Hızlı aksiyon almalısın. Hemen neşteri vurup, sorunu çözmelisin. Ama daha da önemlisi futbol aklın olmalı.</p>

<p>Ankaragücü yönetiminin bir sistem kurması lazım. Bırakın Avrupa’yı, Türkiye’den Alanyaspor, Göztepe, Bodrumspor ve İstanbulspor gibi bir sistem kuramazsanız başarılı olma şansınız asla yok!</p>

<p>Ankaragücü yönetimi hemen toplanıp bir karar vermesi lazım.</p>

<p>Önlerinde 2 yol var.</p>

<p>Ankaragücü yönetimi ya, biz bir sistem kuracağız, gerekirse bu sezonu da, yeni sezonu da feda edeceğiz. Ama bir sistem kulübü olacağız diyerek yola devam edecek. Ya da biz bu işi götüremeyeceğiz diyerek istifa edecek.</p>

<p>Sistemin olmazsa sadece günü kurtrırsın, Yarın İstanbulspor’u yenip mutlu olursun, ama yarınların olmaz!</p>

<p>Ümraniyespor maçını “kaybedilen normal bir maç!” olarak değerlendirilemez. Kongreden bu yana &nbsp;süregelen onlarca yanlışın sonucudur bu maç! O yüzden sorumlusu yönetim mi, sportif direktör mü, Teknik direktör mü, kimse gereğini yapsın ve istifa etsin.</p>

<p>2024 yılna gelmişken, dünya futbolu çağ atlamışken; Ankaragücü’nde sorunların halen buzdolabına konarak çözüleceğini düşünenlerle başarı gelmez.</p>

<p>Ve maalesef başka bir sorun da aidiyet sorunudur. Ankaragücü yönetiminde Ankaralılık bilinci ve Ankaragücü ruhu taşıyan 2-3 kişi var. Gerisinin Ankaralılık bilinci, Ankaragücü kültürü ve aidiyeti yok. Para her şeyi çözmüyor. Geçmişte bu takım Ankaralı esnaflarla 2 şampiyonluk kazandı. Yönetimde bu kültür ve aidiyet olmazsa, sahadaki futbolcu da asla olamaz. Biz Ankaragücü’nü başarı için değil, kültürü ve tarihi için sevdik.</p>

<p>Bu yönetim, bu zihniyetle başarıı olamaz. Ama daha üzücü olan büyük bir taraftar kaybı yaşanıyor. Camiayı bilmeyen insanlarr Ankaragücü'nü yönetiyor. Geleceğimiz tehlikede! Taraftar stadyumdam çekiliyor., Maça gelenlerde farklı bir uygulamaya maruz kalıyor. Son maçta yönetimi istifaya davet edenlerin üzerine localardan yabancı madde atılmış. Bu çirkinliği kim yaptıysa hesap vermeli. Ankaragücü taraftarı kendi stadında buna maruz kalıyorsa yazıklar olsun diyorum. Bunları yapanları, yönetim isterse hemen bulur. Her yer kamera.</p>

<p>Maça da geldiğimizde atamazsan, şanssızlığın da varsa kaybedersin. Bariz net pozisyonları beceriksizlikten kaçırırsan, girenlerde şanssızlıklan ofsayt olursa puan alamazsın. Bu ligde yakaladığını atacaksın, ilk golü sen atacaksın, havadan gol bulacaksın, sonra yatıp tıpkı rakipler gibi zaman çalacaksın.</p>

<p>Bu ligin başka bir olayı yok!</p>

<p>Bu ligi bilmiyorsunuz!</p>

<p>Daha öğrenemediyseniz, Ümraniyespor maçını bir kez daha oturun, izleyin ve öğrenin!</p>

<p>ORHAN SAL</p>

<p><strong>LOCALARA KİMLER GİRİYOR HABERİMİZ!</strong></p>

<p><strong><a href="http://Localara kimler giriyor?  Kaynak Linki = https://www.sporanki.com/haber/localara-kimler-giriyor-18363">http://Localara kimler giriyor? Kaynak Linki = https://www.sporanki.com/haber/localara-kimler-giriyor-18363</a></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Aug 2024 11:20:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kötü oyun, kötü sonuç, deplasmanda kötü başlangıç!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/kotu-oyun-kotu-sonuc-deplasmanda-kotu-baslangic-463</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/kotu-oyun-kotu-sonuc-deplasmanda-kotu-baslangic-463</guid>
                <description><![CDATA[Kötü oyun, kötü sonuç, deplasmanda kötü başlangıç!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sporanki canlı yayınında Erzurumspor - MKE Ankaragücü maçı değerlendirildi. İşte o yayınımızı izleyebileceğiniz linkimiz.&nbsp;</strong></p>

<p><strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=JQX5QN6M-uU&amp;t=2330s">https://www.youtube.com/watch?v=JQX5QN6M-uU&amp;t=2330s</a></strong></p>

<p>Ankaragücü, ligin ilk haftasında Şanlıurfaspor’u güle oynaya yendi. Bütün futbol kamuoyu takımın rahat bir galibiyet aldığından, ligi güçlü bir şekilde götüreceğinden bahsedecek, camianın morali biraz olsun yükselecek ve umutlar yeşerecekti.</p>

<p>Ama biz ve futbol kamuoyu Renaldo Cephas nerede? Chiristian Bassagog neden isteksiz oynadı? Stelios Kitsiou sakat mı? gibi konuları tartışmaya başladık.</p>

<p>İstanbul medyası Cephas üzerinden adeta kafa yaptı! Bizim taraftar da bu ikiliye özellikle de Cephas’a odaklandı.</p>

<p>Cihat Arslan bu işin en masumuydu. Ama en mağduru da o oldu! Hem yönetim, söylediklerini “oyuncu kayıp değil” diye yalanladı. Hem takım içinde otoritesi sarsıldı, hem de kadrosu eksildiği için sahada zor durumda kaldı.</p>

<p>Camia Tolga / Efkan ikilisine kızyordu. Ama şimdi Bassagog/Cephas sorunu var. Biri isteksiz oynuyor, diğeri gitmek için bir anı kolluyor…</p>

<p>Peki ne yapmalı?</p>

<p>Bu iş tat vermeyecek gibi görünüyor. Kulüp oyuncuları elinde tutmak istiyor. Ama adamlar gönülsüz. Şahsen bende kalmalarını istiyorum. Ama bu saatten sonra bu adamlar nasıl tat verecek? O zaman bu adamları göndermek de makul bir yol olabilir. Çünkü zorla güzellik olmuyor.</p>

<p>Tabii bunu yapacaksan 2 şeyi de yapacaksın. 1-Babalar gibi boservis parasını alacaksın 2-Yerlerini hemen dolduracaksın.</p>

<p>Ben olsam sağlam bonservis isterim ve iyi paraya satarım.</p>

<p>Ayrıca şunu da söylemek gerekli. Cihat Arslan hafta içinde medya mensuplarına altrenatiflerimiz var diyerek, B planı olduğunu ifade etti.</p>

<p>Gelelim Erzurumspor maçına. Zor geçeceği belliydi. Klasik olduğu üzere Ankaragücü ile oynayan her takımın artı motivasyon yüklendiği gibi bir maç oldu. 3 yıldır yasağı kapalı olan Erzurumspor takımı yasağı açtı, oyuncu aldı ve iddiaya göre yine yasak kapandı. Transfer ettikleri oyuncu da asist yaptı.</p>

<p>Ankaragücü’nde ise ciddi eksikler göze çarpıyordu. Tolga, Cephas, Kitsiou ve Yusuf Emre yoktu. Ama olsalar da çok bir şey değişmezdi. Görüntü öyleydi. Cihat Arslan, Tolga’nın yokluğunda Cem Türkmen’le maça başladı. Cem’in eline bir şans daha geçmişti. Ama o yine değerlendiremedi.</p>

<p>Erzurumspor ve Hakan Kutlu maça 3 yıldır oynadıkları sistemle başladılar. Bu sistemle Erzurumspor takımını evinde yenmek öyle kolay değildi. İyi kapanıp, iyi atağa çıkıyorlardı. Yine öyle yaptılar. Ankaragücü ise bal yapmaz arı gibiydi. Tüm takım al ver yapıyordu. 35’de auta giden topu Bahadır, kornere çeldi. Gelen orta klasik bir Mustafa Yumlu golüne döndü. Golde Yumlu’ya o kafayı vurdurmak affedilmez bir hataydı. Erzurumspor’un gol atmak için tek alternatifi Yumlu’nun hava hakimiyetiyken, Cihat Arslan ve takım buna önlem alamadı.</p>

<p>Cihat Arslan, Dadashov yerine neden Bajiç’i tercih ediyor bunu bilemiyorum. Ama ikinci yarıya Dadashov’la başladı ve &nbsp;forveti çiftledi. Cesaretli bir hamleydi. Ama ortada bu ikiliye top getirecek adam yoktu. Garry ve Bassagog sürekli top ezdiler. Çizgiye inip orta yapma özellikleri olmayınca sürekli geriye ve yana oynadılar. İçeride topla buluşması gereken Dadashov sürekli ceza sahası dışında topla buluştu. Hareketliydi. Ama kaleden de uzaktı. Bajiç’in kaleye daha yakın oynaması, en güvenilen oyuncu olan Dadashov’un etkinliğini kırdı. Hakan Kutlu, Ankaragücü'nü iyi tanıyordu ve Bassagog ile Garry'ye aldığı önlemin meyvesini yedi.&nbsp;</p>

<p>Böyle kapanan bir takıma isabetli şutla gol bulabilirdin. Şutlarda tribünlere gitti.&nbsp;</p>

<p>Ankaragücü maçta doğru düzgün ne pozisyon üretebildi, ne şut çekilebilirdi, ne de organize bir atak yapılabilirdi. Tempo düşüktü. Yürüyüş temposunda oynanan, jübile maçı gibiydi. Yani garip bir maçtı. Başladı ve kötü bitti. Galiba bu tür oyunlara ve maçlara yavaştan alışmamız gerekecek. Cihat Arslan içeride ve dışarıda bu tür maçlarda yaşayacağı senaryoyu bu maçta gördü. Şimdiden önlem alması ve alternatif oyun planı geliştirmesi lazım.&nbsp;</p>

<p>90 dakika dolduğunda çabalar sonuç vermemişti. İlk deplasmandan yenilgiyle dönüldü.</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 18 Aug 2024 10:53:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çıkmak çok mu zor? Evet zor. Ama daha zorunu da gördük!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/cikmak-cok-mu-zor-evet-zor-ama-daha-zorunu-da-gorduk-462</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/cikmak-cok-mu-zor-evet-zor-ama-daha-zorunu-da-gorduk-462</guid>
                <description><![CDATA[Çıkmak çok mu zor? Evet zor. Ama daha zorunu da gördük!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ortak kanı var. Çok zor bir sezon olacak deniyor.</p>

<p>Elbette zor olacak. Ama en zoru asla olmaz!</p>

<p>Bakın benim izlediğim en zor 1.Lig sezonu hangisiydi biliyor musunuz? Hani o Mehmet Yiğiner’in başkanlığında Süper Lige çıkılan sezon varya. 1.Lig tarihinde daha zorunu görmedim.</p>

<p>2017 - 2018 sezonuydu. Rizespor engellenemez şekilde aldı&nbsp; yürüdü çıktı.</p>

<p>O sezonun üçüncüsü Boluspor’un kadrosuna açın bir bakın kimler var. Bizi Bolu’da adeta sallamışlardı.</p>

<p>Dördüncü Ümraniye gibi sağlam takım az geldi.</p>

<p>Beşinci Erzurumspor taş gibi takımdı. Zaten finalin ardından Süper Lige çıktılar.</p>

<p>Altıncı Gaziantep FK final oynadı.</p>

<p>Yedinci Altınordu, genç ve dinamik kadrosuyla ekol olarak gösteriliyordu.</p>

<p>Sekizinci Balıkesirspor, sezonun şampiyonu Ankaragücü’nü Ankara’da yenmeyi başarmış bir takımdı.</p>

<p>Dokuzuncu İstanbulspor genç ve dinamik kadrosuyla her takımı yenebilecek bir sistem takımıydı.</p>

<p>Geride kalan Elazığspor, Giresunspor, Adanaspor, Adana Demirspor, Eskişehirspor, Denizlispor ve Samsunspor hepsi bir kültürü olan şehir takımlarıydı.</p>

<p>Bunlarla oynanan maçların hepsi çok zorlu geçmişti.&nbsp; Mesela Eskişehir deplasmanında kazanılan bir maç var dı ki resmen şampiyonluk düğümünü çözmüştü. Ki bende o maçta tarihi bir fotoğraf karesini yakalamıştım.</p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb4-1.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/455614793_917979876993654_8181587770012649250_n.jpg?_nc_cat=105&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=w3YBOuEp_CMQ7kNvgE2s-gJ&amp;_nc_ht=scontent.fesb4-1.fna&amp;oh=00_AYDyR4RDdCupCuspNHvYKdgvW6P9pg4rFNyibsQgj9c6oA&amp;oe=66C3A2E6" style="height:266px; width:400px" /></p>

<p><img alt="" src="https://scontent.fesb4-2.fna.fbcdn.net/v/t39.30808-6/455316759_917979756993666_1454687508157964869_n.jpg?_nc_cat=109&amp;ccb=1-7&amp;_nc_sid=127cfc&amp;_nc_ohc=0Q_JiEpCqGgQ7kNvgFNxSXA&amp;_nc_ht=scontent.fesb4-2.fna&amp;oh=00_AYCWRhPE3rQoPgJKx6HQj5j7ls75qZWSz-CsdEI99eJz0Q&amp;oe=66C38D27" style="height:235px; width:400px" /></p>

<p><strong>NOT: Resmin öyküsü. Ankaragücü taraftarı o maça alınmamıştı. Ankaragüçlü futbolcularda maçta Ankaragücü taraftarı varmış gibi, gidip boş tribüne selam vermişlerdi.)</strong></p>

<p>Sadece son 2 sırada yer alan Manisaspor ve Gaziantepspor takımları ligden kopan, genç çocuklarla oynanan takımlardı.</p>

<p>O nedenle&nbsp;şunu söyleyebiliriz. Evet lig zor geçecek. Ama daha da zorundan Ankaragücü rahat çıkmıştı.</p>

<p>Yine çıkabilir mi? Çıkabilir. Ama Şanlıurfaspor maçından sonra yazdığım yazıda da belirttiğim gibi iç bünyedeki sorunlar aşılmalı. Tabii acil 2 transfer yapılmalı.</p>

<p>Dün antremana davet edildik. Antreman öncesi Teknik direktör Cihat Arslan ile sohbetimiz oldu. Bunca yıldır Ankaragücü’nde çok hocalar gördüm. Starı da geldi vasatı da. Komplekslisi de geldi rahatı da.</p>

<p>Ama Cihat Arslan gibisini çok nadir gördüm. Hem yardımsever, hem mütevazi, hem de her sorulana açıkca cevap veriyor. Dün de geldi, yarım saat sohbet ettik.</p>

<p>Karşıyakalı olduğunu söyledi. Kaf Kaf’ı severiz. Tabii en büyük sıkıntı gitmek isteyen oyuncular. Kitsiou kalacak gibi anladım. Bassagog’un işi belli değil. Antremanda ama iş biraz buzdolabına konmuş gibi. Zaman gösterecek. Cephas’da idmana çıktı. Hoca takımdan ayrı düz koşu yaptırdı. Menajerlere tepkisi var.<strong> Ankaragücü’ne saygısızlık yapıldığını söyledi.</strong> Haklı. Kulüp bu oyuncular konusunda yapılması gereken her şeyi yapmış. Gerisi artık bekleyeceğiz. Saponara ve Djokanoviç’i düşünmüyor. Ancak oyuncuları gönderemiyorlar. Transfer düşünüyor. Ama gerekli şartların oluşması lazım. Bunu da ilerleyen günler gösterecek.</p>

<p>Bu hafta rota Erzurum! Evet daha çok erken ama şampiyonluk düğümünü bu zor deplasmanlar açar. Kazanamıyorsan bile kaybetme. Bu ligde içeri deki 19 maçı kazan, dışarıdan da beraberlik getir zaten sonuç belli.</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 Aug 2024 11:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İyi başlamak güzel. Ancak iç bünyedeki sorunlar çözülmeli</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/iyi-baslamak-guzel-ancak-ic-bunyedeki-sorunlar-cozulmeli-461</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/iyi-baslamak-guzel-ancak-ic-bunyedeki-sorunlar-cozulmeli-461</guid>
                <description><![CDATA[İyi başlamak güzel. Ancak iç bünyedeki sorunlar çözülmeli]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ankaragücü 26 Mayıs’ta küme düşmüştü. Zaman&nbsp;aktı geçti ve yeni sezon başladı. Trendyol 1.Ligin ilk haftası geldi çattı. Şanlıurfaspor maçını izlemek için Eryaman Stadı’nın yolunu tuttuk. İçimiz çok buruktu. Beklenmedik bir şekilde takım küme düşmüştü. Ama geriye bakmamızın fazla bir anlamı olmuyordu.</p>

<p>Ankaragücü Trendyol 1.Ligin ilk haftasında Şanlıurfaspor’u 2-0 yenerek lige iyi bir giriş yaptı.</p>

<p>Ankaragücü Teknik direktörü Cihat Arslan maça klasik on bir ve dizilişle&nbsp;başladı. Şanlıurfaspor ise bizim için adeta kapalı kutuydu. Fazla tanıma şansımız olmamıştı.</p>

<p>Sarı – lacivertliler maça hızlı girdiler ve gol pozisyonu da ürettiler. Sağdan Bassagog, soldan Garry Rodrigues ve ortadan da Tolga/Efkan ikilisi ile yüklendiler. Ancak final pası ve son vuruş anlamında üretken olamadılar. Tabii burada hücum hattının en ucunda yer alan Riad Bajiç’in etkisiz görüntüsü de gol üretmeyi engelledi. Yakalanan pozisyonlar var. Bir de ele çarpma nedeniyle penaltı pozisyonu. Pozisyonlar kaçtı. Ama hakemlerde penaltı pozisyonunu kaçırdı. Yani hakemler kaldığı yerden devam ediyor. Buna dikkat diyorum! Artık o eski Büyükekşi düzeni yok diye biliyoruz! Düzen değişti sanıyoruz. Gençlerbirliği’de ayn sıkıntıyı Kocaeli'nde yaşadı. Son dakika da golünü vermediler. Hakemler konusunda Ankaragücü yönetimi ilk haftadan aksiyon alması lazım. Yoksa önüne geçemeyiz.</p>

<p>İlk yarı golsüz sona erdikten sonra İkinci yarıya Başkent ekibi daha baskılı başladı. Bu baskı Riad Bajiç’in nefis şutuyla golü getirdi. Ancak Bajiç kilidi açan gole rağmen takımın en etkisiz oyuncusuydu.</p>

<p>Ardından bu kez yeni transfer Renat Dadashov’un golü geldi ve maç bu golle Ankaragücü’ne döndü. Dadashov daha ilk maçında “Ben buradayım!” mesajını verdi. Kuşkusuz takımın en büyük kazancı o olacak. &nbsp;</p>

<p>Ankaragücü ilk haftayı 3 puanla kapattı. Bu güzel. Ama takımda bariz sorunlar var. Sahadaki sorunlardan bahsetmiyorum. O zamanla çözülebilir. İlk haftadan iyi futbol beklemiyoruz zaten. Temponun düşük olmasını filan bir anlamda makul karşılayabiliriz.</p>

<p>Ancak bünyedeki sorunlar, transfer dönemi bitene kadar çok büyük sıkıntı yaratacak gibi duruyor.</p>

<p>Maç sonu zaten Teknik direktör Cihat Arslan’da doğrudan her şeyi anlattı. Bassagog ve Cephas gitmek istiyor. Anladığımız kadarıyla Kitsiou'da öyle. Bu belli. Bu oyuncular önemli oyuncular. Kulüp yönetimi iç bünyedeki karışıklığı çözemezlerse başarı gelmez. Kulübün bu kısa sürede sorunları çözüp, lige devam etmesi gerekli.</p>

<p>Şu bir gerçek, Ankaragücü Başkanı İsmail Mert Fırat ve Feridun Geçgel, transferde dik durdular. Hiçbir oyuncuyu göndermek istemediler, taviz vermediler. Ancak oyuncu milleti biraz farklı. Paraya inanılmaz önem veriyorlar.&nbsp; Ve belli ki Bassagog, Cephas, Kitsiou kalmak istemiyor.</p>

<p>Cephas’ın ortada görükmemesi ise inanılmaz bir skandal! Bu oyuncunun kulüple daha sözleşmesi var. Paranı da diğerlerine oranda az olsa bile alıyorsun. Kaçma şansın yok. UEFA ve FİFA nezdinde bunun kesin yaptırımları var. Cezalar alırsın ve top oynayamazsın. Ankaragücü bu konuda kesin tavrını koymadı. Burasını basamak olarak kullanmaya kimsenin hakkı yok.</p>

<p>Bassagog isteksiz. O da girmek istiyor. Ama yönetimin yine bu konularda dik durması ve oyunculara kesin ve net olarak tavrını göstermesi lazım. Bu saatten sonra göndersen kimi getirip oynatacaksın.</p>

<p>Stelios Kitsiou’da kesin olarak takımda kalması lazım. Cihat Hoca bazı sorunlardan dolayı Sapanora’ya dönüş yapacakmış gibi duruyor. Ama bence bu doğru bir karar olmaz.</p>

<p>Takımın en iyilerinden Mahmut Tekdemir’le devam edelim. Gerçekten büyük karakter ve çok isabetli transfer. Sezon boyunca büyük katkı verecek. Bir Erdem Özgenç etkisi yapabilir. Oyuncular arasında ayrım yapmaktan nefret ederim. Ki Garry Rodrigues’i de çok seviyorum. Ama keşke kaptanlık konusunda erken adım atılmasaydı da bandı Mahmut Tekdemir’e verselerdi.</p>

<p>Yine Osman Çelik'te oynadığı kısa sürede faydalı olacağının işaretini verdi. İsmail Çokçalış'ın asisti güzeldi. Ali Kaan takımın en çalışkan ismiydi.&nbsp;</p>

<p>Takımın genel durumuna bakarsak da, henüz temposu düşük. Kamp yorgunluğu göze batıyor. Ama bu sorun zamanla aşılır. Önce iç bünyedeki sorunları Tolga/Efkan olayında olduğu gibi çözmek ve eksik bölgelere ivedi transfer yapmak lazım.</p>

<p>Bana göre Cihat Arslan’da ilk maçına göre iyi bir performans sergiledi. Isındıkça daha da iyi olacaktır. Ancak ben olsam Dadashov ile başlardım. Basın toplantısında kendisine de sordum. Kanat oyuncularının sıfıra inip orta yapmayı denememesi bence zaaf. Hep çizgiden gidip, içe kat etmek olmaz. Kenar oyuncularının tıpkı 2.golde olduğu gibi sıfıra inip orta yapması gerekli diye düşünüyorum.</p>

<p>Özet olarak ilk maçlar zordur. Allah’tan rakip zayıftı, zorluk çıkarmadı. İyi başlandı, iyi bitsin…</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Aug 2024 10:27:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İçimiz buruk, kalbimiz kırık, ama mücadeleye devam!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/icimiz-buruk-kalbimiz-kirik-ama-mucadeleye-devam-460</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/icimiz-buruk-kalbimiz-kirik-ama-mucadeleye-devam-460</guid>
                <description><![CDATA[İçimiz buruk, kalbimiz kırık, ama mücadeleye devam!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zaman o kadar hızlı akıyor ki! Daha dün gibi. İstanbul’a Beşiktaş maçına büyük umutlarla gitmişiz. İnönü’de destan yazacağız(!). Sonra kupayı alacağız. Avrupa’ya&nbsp; gideceğiz…</p>

<p>Tabii kupa yerine havamızı aldık!</p>

<p>Ve kısa süre sonra yaşamak ve ölmek arasında gittiğimiz Trabzon deplasmanında yaşanan büyük şok!</p>

<p>Hayatımızın o dönemine isyanlar, kızgınlıklar, hayal kırıklıkları, üzüntü bıraktı Trabzonspor maçı…</p>

<p>Ve döndük lige.</p>

<p><strong>Şimdi ortada bir "gerçekler" var, bir de "hisler"</strong></p>

<p><strong>Gerçekler;</strong> Ankaragücü için umut verici. Kadrodan öyle aman aman diyeceğimiz bir veda yok, takım iskeleti korunmuş, takım kampı ve hazırlık maçlarını iyi geçirmiş, transferler genelde olumlu, beklenen santrfor transferi imzalamış, kongrede bir yönetim kurulmuş, başkan İsmail Mert Fırat bazı şeylerden ders almış, futbol şube sorumlusu Feridun Geçgel ile ilgili kulüp menfaatlerine güzel işler yaptığına dair bilgiler geliyor, yönetim hedefi mutlak şampiyonluk olarak belirlemiş, teknik direktör Cihat Arslan takımı iyi bir çizgiye çekmiş, tüm otoritelerin en büyük favorisi Ankaragücü. Lig öncesi kamuoyu “Ankaragücü yeniden çıkar” diyor… Bunlar sevindirici gelişmeler ve gerçekler…</p>

<p>Ama ya yaşadığımız <strong>hisler…</strong></p>

<p>Üzgünüz, kırgınız, halen şoktayız. TFF’ye, onun kurullarına ve hakemlere öfkeliyiz. Yönetime, Emre Belözoğlu’na ve futbolculara isyanımız bir türlü bitmek tükenmek bilmiyor. Bir türlü motive olamıyoruz, havaya giremiyoruz.</p>

<p>Bir ayağımız Eryaman’a gidiyor, diğer ayağımız geriye…</p>

<p>“Maçlara gelecek misin?” diye sorduklarımız “…..spor’u izlemeye mi geleceğim!”deyip kestirip atıyor.&nbsp;</p>

<p>Herkes sonuna kadar haklı.</p>

<p>Bu kadar imkanlarla, bu kadar başarısız olmuş bir takımı takip etmek insanların artık zoruna gidiyor…</p>

<p>Ve şu an hiçbir taraftara neden stada gelip takıma destek vermiyorsunuz diyecek durumumuz yok.</p>

<p>Çünkü bu taraftar takımına tutkuyla bağlandı ve sahip çıktı. Ama yıllardır asla karşılığını göremedi.</p>

<p>Hep üzülen, kahrolan taraftar oldu.</p>

<p>Şimdi artık yaşadığımız o büyük acıyı geride bırakıp, bugün yeniden başlıyoruz.</p>

<p>Ama bir tarafımız eksik. Pisi pisine küme düşürüldük.</p>

<p>Bunu kimse kabul edemiyor.</p>

<p>O yüzden eksik başlayacağız.</p>

<p>Bu sezon Eryaman’da az olacağız. O arkadaki itici gücü yeterince göremeyeceğiz. Tribünde azalacağız.</p>

<p>Ama yapacak bir şey yok!</p>

<p>Sabırla bekleyeceğiz…</p>

<p>Kalan oyuncularla yol yürüyeceğiz.</p>

<p>Gelebilen arma sevdalılarıyla yol yürüyeceğiz.</p>

<p>Ve yine bu kulübü hak ettiği yere inşallah çıkaracağız.</p>

<p>Bugün rakip Şanlıurfaspor.</p>

<p>İyi başlayalım, iyi bitirelim.</p>

<p>Haydi hayrola!</p>

<p><strong>ORHAN SAL</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 11 Aug 2024 00:12:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü ve Gençlerbirliği’ne sonsuz başarılar diliyorum</title>
                <category>Barışcan İĞREK</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ve-genclerbirligine-sonsuz-basarilar-diliyorum-459</link>
                <author>barcan88@hotmail.com (Barışcan İĞREK)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucu-ve-genclerbirligine-sonsuz-basarilar-diliyorum-459</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü ve Gençlerbirliği’ne sonsuz başarılar diliyorum]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Trendyol 1.Lig’de 2024-2025 sezonu heyecanı start aldı. Yeni sezonda Ankara futbolunu bu platformda temsil edecek olan Ankaragücü ile Gençlerbirliği, sezon sonunda layık oldukları yer olan Trendyol Süper Lig’e geri dönebilmek için rakipleriyle kıyasıya bir yarış içinde olacak.</p>

<p>2023-2024 sezonunun sonunda, teknik direktör Emre Belözoğlu’nun takım üzerindeki hakimiyetini ve konsantrasyonunu kaybetmesi sonucunda verdiği hatalı kararlarla beklenmedik bir şekilde küme düşen Ankaragücü, yeni sezona teknik direktör değişikliğiyle başladı. Ancak, yeni teknik direktörün belirlenme sürecinde yapılan planlama hatası Ankaragücü camiasının -haklı olarak- tepkisini çekti.</p>

<p>Haziran ayında gerçekleştirilen Ankaragücü Olağan Seçimli Genel Kurulu öncesinde teknik direktörlük koltuğuna Kemal Özdeş getirildi. Genel kurulun ardından ise “yeni sezon planlamasında yaşanan görüş ayrılıkları” gerekçe gösterilerek Kemal hoca ile yollar ayrıldı. Teknik direktörlük koltuğuna getirilen ikinci isim ise Cihat Arslan oldu.</p>

<p>Bu süreçte yaşanan kaos,&nbsp; olası bir başarısızlık durumunda başkan İsmail Mert Fırat’ın başını oldukça ağrıtacaktır. Genel kuruldan önce alelacele göreve getirdiğiniz Kemal hoca ile takım planlaması konusunda değerlendirme yapmadınız mı? Kemal Özdeş ile geçirdiğiniz 26 günlük süre içinde nasıl bir fikir ayrılığı oluştu da başarılı olacak diye getirilen teknik adam ile yolları ayırıp Cihat hocayı göreve getirdiniz? Çok büyük bir planlama hatası!</p>

<p>Yeni teknik direktör Cihat Arslan’ın işi hiç kolay değil. Geçtiğimiz sezonun son haftalarında çok keskin bir düşüş yaşayarak beklenmedik bir şekilde küme düştü Ankaragücü. Dolayısıyla, takımı mental olarak toparlayıp Süper Lig hedefine odaklamak biraz zaman alacak.</p>

<p>Geçtiğimiz sezon Süper Lig’de mücadele eden kadroda yer alan oyuncuların %80’inin takımda tutulması Cihat hocanın işini biraz kolaylaştıracaktır. Kalede Bahadır Güngördü-Ertaç Özbir ikilisinin, sağ bekte ise Stelios Kitsiou'nun takımda kalması çok önemli. Ön libero bölgesine Mahmut Tekdemir gibi bir tecrübe transfer edildi. Santrafor bölgesinde Riad Bajic’in yanına Renat Dadashov gibi fizik gücü yüksek ve son vuruşları iyi olan bir santrafor ilave edildi. Stoper bölgesine de kaliteli bir isim eklenmesi halinde Ankaragücü’nün Trendyol 1.Lig şampiyonluğunun en büyük adaylarından biri olduğunu düşünüyorum.</p>

<p>Başkent’imizin bir diğer köklü kulübü olan Gençlerbirliği de tıpkı Ankaragücü gibi yeni sezona teknik direktör değişikliğiyle başladı. Sinan Kaloğlu’ndan boşalan teknik direktörlük koltuğuna Recep Karatepe getirildi. Recep hoca, Fenerbahçe’de İsmail Kartal’ın yardımcılığını yapan değerli bir isim. Ankara futbolunu ve Gençlerbirliği’ni yakından tanıması da önemli bir avantaj. Kırmızı Karalar’a yeni bir hava getireceğini düşünüyorum.</p>

<p>Teknik direktör sorununu Recep Karatepe ile çözen Gençlerbirliği, transferde de önemli hamleler yaptı.</p>

<p>Geçtiğimiz sezon takıma katkı sağlayan Alperen Babacan ve Oğuzhan Berber ile yeni sözleşme imzaladılar. İki ismin de takımda kalmasını önemsiyorum. Özellikle Oğuzhan Berber, sağ bek olarak oynadığı maçlarda takımına çok büyük katkı sağlıyor.</p>

<p>Stoper bölgesine Sloven oyuncu Zan Zuzek,&nbsp; orta saha bölgesine ise Polonyalı Michal Nalepa transfer edildi. Stoper Zan Zuzek’in YouTube’da yer alan videolarına göz attım. Kontrollü, geriden oyun kurabilen, ayağına hakim bir stoper. Geçtiğimiz sezon kadroda yer alan stoperlerden biri olan Francis Nzaba’dan daha iyi bir stoper olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim</p>

<p>Kırmızı Karalar’ın mevcut kadrosunda gözüme çarpan en sıkıntılı bölge santrafor pozisyonu. Şu anda, takımın as santraforu olarak gözümüze çarpan isimlerden biri olan Mustapha Yatabare 38 yaşında ve sakatlıklardan bir türlü başını kaldıramıyor. Ve halen, Yatabare’ye alternatif oluşturabilecek kalitede tecrübeli bir isim transfer edilebilmiş değil. Santrafor bölgesine de iyi bir takviye yapılması halinde Gençlerbirliği’nin sezon sonuna kadar Play Off yarışının içinde olacağını düşünüyorum.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 10 Aug 2024 22:40:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/bariscan-igrek-1604654382.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başlıyoruz...</title>
                <category>Onur AYDOĞAN</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/basliyoruz-458</link>
                <author>onurayd@yahoo.com (Onur AYDOĞAN)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/basliyoruz-458</guid>
                <description><![CDATA[Başlıyoruz...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir futbolseverin en heyecanlı olduğu zamanlar sezon başlarıdır. Yeni transferler yapılmıştır. Takımın çehresi biraz değişmiştir. Gençlerbirliği’nin son yıllarında olduğu gibi her sezon 10 ve üzeri oyuncu değişiyorsa o takım artık bildiğiniz eski takım değildir. Adeta bir ayrılık acısı yaşarsınız. O takımla ilgili bildiğiniz her şey çöp olmuştur. Genellikle de gelen gideni aratır. Kolay kolay da başarı gelmez. Geçen sezonun kayıp puanlarının bir önemi kalmamıştır. Eşit şartlarda start verilir ve yarışma başlar.</p>

<p>Sezonun son provası olan TSYD Ankara turnuvasını yeni kurulan takımızı biraz daha tanıyabilmek umuduyla heyecan içinde bekledik. &nbsp;Ankaragücü Gençlerbirliği’ni 4-0 yenerek 1. Ligin en iddialı ekiplerinden biri olduğunu gösterdi. Süper Ligde oynadığı kadroyu büyük oranda koruyan Ankaragücü’nde 1. Lige fazla gelecek oyuncular var. Bu oyuncular takımda kalırsa Ankaragücü açık ara ile şampiyon olup Süper Lige yeniden döner. Hatta mevcut kadro Süper Ligde doğru bir hoca yönetiminde mücadele etse en kötü orta sıralara oynar. Geçen sezon hoca ile oyuncular arasında iplerin koptuğunu göremeyen Ankaragücü yönetimi asla düşmeyecek bir takımı ligden düşürerek camiayı travmaya soktu.</p>

<p>Gençlerbirliği kadrosunu bu ligin önemli oyuncuları ile takviye etti. Hazırlık maçlarında skora odaklanmak yanıltıcı olur. Bu tür maçlarda yeni transferlerin kalitesini irdelemek yeni sezonla ilgili daha sağlıklı tahminler yapmayı mümkün kılar. Yeni oyunculara baktığımızda 4-0 lık sonuca rağmen Gençlerbirliği’nin transferlerinin isabetli olduğunu söyleyebiliriz.</p>

<p>Bu maçta hem Erhan’ın hem Orkun’un kaleci performansı iyi değildi. Ankaragücü’nün yetenekli oyuncularının son vuruşları usta işi olmasına rağmen kalecilerin yer tutmakta sıkıntı yaşadıklarını gördük.</p>

<p>Savunmada özellikle Yasin ve Fıratcan çok aksadı. Her ikisinin ortak özelliği hırslı ve mücadeleci oyun tarzları olması. Ancak bu maçta ne hırs gördük, ne de mücadele… Yasin geçen sezonun ikinci yarısındaki kötü performansını devam ettiriyor. Fıratcan’ın eski enerji dolu zıp zıp zıplayan halini mumla arıyoruz.</p>

<p>Sinan Osmanoğlu her sezon bir takımı Süper Lige çıkarmasına rağmen Süper Lig kadrosunda düşünülmüyor. Boy avantajı ile hem savunmada hem hücumda takımına müthiş bir avantaj sağlayan Sinan süratli Süper Lig forvetleri karşısında ağır kalıyor. Etrafında kademesine girecek süratli oyuncuların olması durumunda Sinan Osmanoğlu’nun yine verimli bir sezon geçireceğini düşünüyorum.</p>

<p>Alperen Babacan belli bir standardın altına düşmeyen bir oyuncu. Bu maçta hızlı Ankaragücü forvetleri karşında o da ağır kaldı. Gençlerbirliği takım savunmasında tehlike sinyalleri verdi. Ancak bunu sadece savunma oyuncularına bağlamak yanıltıcı olur. Başta ön libero ve kanat oyuncuları olmak üzere orta saha ve forvet oyuncularının savunmaya katkıları çok sınırlı kaldı. Takım halinde önemli boşluklar verip çok sayıda bireysel hata yaptılar.</p>

<p>Metehan Mimaroğlu hücumdaki performansı ile umut verirken savunmadaki görevlerini ihmal etmesi ile kafalarda soru işareti bıraktı. Amilton dağınık ve bireysel oyuna devam ediyor. &nbsp;Recep Hoca’ya düşen en önemli görevlerden biri kalitesi ile bu ligin üzerinde olan Amilton’u takım oyununda kullanabilmesi…</p>

<p>Sakatlık problemi yaşamaz ise yeni transfer Etebo bu ligde fark yaratacak oyunculardan biri olur. Ancak yaklaşık iki sezon oynamayan bir oyuncuyu tek seçenek olarak düşünüp lige başlayamazsınız. Bunun farkında olan Gençlerbirliği yönetimi orta sahada Mikail, Nalepa, Ensar, Elias, Jimmy, Buğra gibi alternatifler ile sezona giriyor.</p>

<p>Ensar bir önceki sezon gösterdiği performansın oldukça gerisinde. Bu genç oyuncunun geçen sezon olduğu gibi performansını artıracağını ve takımın önemli oyuncularından biri olacağını tahmin ediyorum.</p>

<p>Nalepa’nın takıma katılması ile Gençlerbirliği’nin orta sahada topa sahip olan, rakibini ısıran, oyunu domine eden mücadeleci bir takım hüviyetine bürüneceğini düşünüyorum.</p>

<p>Rahman Buğra iki sezondur sakatlık sorunları yüzünden tüm maçlarda oynayamıyor. Bu sezon bunu aşabilirse Gençlerbirliği’ni puan sırlamasında yukarılara taşır.</p>

<p>Mikail bu lige uygun ve iyi bir transfer. İlk onbirde yer almasını bekliyorum.</p>

<p>Gençlerbirliği’nde forvet hattında sorun var. Özellikle santrfor bölgesine takviye şart. Yatabare adeta emeklilikte yaşa takılmış da henüz yasa çıkmadığı için mecburiyetten oynuyor. Bir sezonun gol yükünü Yatabare ile taşıyamazsınız.&nbsp; Kanatlar şimdilik çalışmıyor ama takım oyunu oturduğunda düzelme ihtimali var.</p>

<p>Özetle 4-0’lık bir yenilgiye rağmen Gençlerbirliği bana yeni sezon için umut verdi. Beşiktaş ve Ankaragücü maçlarında edindiğim izlenimlere göre Gençlerbirliği sezona iyi bir başlangıç yapabilirse ligin zirvesini zorlar hatta sezonun sürpriz takımı olabilir.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 04 Aug 2024 23:52:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/onur-aydogan-1604654398.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TSYD Ankara Şubesi Turnuvası\&#039;nda Ankaragücü!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/tsyd-ankara-subesi-turnuvasinda-ankaragucu-457</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/tsyd-ankara-subesi-turnuvasinda-ankaragucu-457</guid>
                <description><![CDATA[TSYD Ankara Şubesi Turnuvası\'nda Ankaragücü!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerbirliği ile MKE Ankaragücü arasında oynanan UBK İnşaat 57. Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Ankara Kupasını, Gençlerbirliği’ni 4-0 yenen Ankaragücü kazandı.</p>

<p>Kuşkusuz maç öncesi favori Ankaragücü’ydü. Ankaragücü oyuncuları maçın başlamasıyla birlikte kadro kalitesini ve ağırlığını ezeli rakibi Gençlerbirliği’ne kabul ettirdiler ve Tolga Ciğerci’nin erken golüyle maçı kopardılar. Tolga Ciğerci’nin golden sonra armayı öpmesi ve “Ben buradayım!” mesajını vermesi çok değerliydi.</p>

<p>Ankaragücü taraftarının uzun süredir Tolga ve Efkan ikilisine tepkileri vardı. Sanırım bu maçın ardından bu tepkiler biraz azalacaktır. Zira Tolga’nın golden sonra armaya öpmesi, buzları eritti. Nitekim her 2 oyuncuda son derece verimli bir maçı geride bıraktılar. Tolga 1 gol 1 asist, Efkan ise 1 gol, 2 asist ile maçı tamamladılar.</p>

<p>Malum Ankaragücü geçtiğimiz sezon Süper Ligden acı bir şekilde düştü. Bunun bir çok sebepleri var. Ancak bunu artık bir kenara bırakma zamanı geldi. Sezon başlıyor ve hedefler var. Çok geçmişe takılıp, kulübe zarar vermemek ve bu saatten sonra takımın tüm oyuncularına destek vermek gerekli. Vermeyen de köstek olmasın. Çünkü 114 yıllık Ankaragücü bir şekilde yoluna devam edecektir.</p>

<p>Her ne kadar bir hazırlık maçı olsa da gördük ki, Ankaragücü lige oldukça hazır bir görüntü sergiledi.&nbsp; Ankaragücü gaza basmadan, rahat bir tempoda maçı sürdürdü. Teknik direktör Cihat Arslan’ın ideal bir kadro oluşturduğunu zaten Kayseri’de izlediğimiz Kayserispor maçında görmüştük. Cihat Arslan’ın belki de diğer rakiplerine göre en önemli artısı bu olacak. Diğer takımlar daha kadro planlaması içindeyken, Ankaragücü şeklini şemalini oturtmuş görünüyor. Tabii burada açık bir şekilde santrfor problemi gözleniyor. Bu kadar net bir kadroya bir santrfor gerekiyor. Ki alınacak ve ligin ilk maçına yetişecek bunu da buradan ifade edelim. Bajiç ile bu işin yürümeyeceği bir kez daha görüldü.</p>

<p>Diğer sorun stoper bölgesinde. Mert Çetin rahatsızlığından dolayı oynayamadı. Ancak Mert zaten sezon boyunca bazı sakatlıklar yaşama riski olan bir oyuncu. Takıma birde stoper lazım. Cihat Hoca’nın stopere monte ettiği Mahmut Tekdemir bir tecrübe abidesi. Geriden de oyun kurma yeteneği var. Takım için çok büyük kazanç olacağını düşünüyorum. Kitsiou hazırdı.&nbsp;&nbsp;Abdurrahim’i de&nbsp;Kaysersipor maçından daha hazır gördüm. Ali Kaan sezona iyi başladı. Bu çizgide devam ederse forma rekabeti olacak bölgesinde, formayı kapar. Diogo için bir şey söylemek çok erken. Osman Çelik ise bence en iyi transferlerden biridir. Çalışkanlığı, hırsı ve aidiyetiyle Ankaragücü kültürüne çok uyacaktır. İsmail Çokçalış’da tanıdığımız bir oyuncu. Sezon boyunca onun da büyük katkısı olacaktır. Arda Ünyay daha fazla şans bulmalı. Zira özellikle fizik olarak çok ilerlemiş gördüm kendisini.&nbsp;</p>

<p>Bassagog ve Cephas tam 1.Lige uygun isimler.</p>

<p>Takımın en sorunsuz bölgesi kale olacaktır. Bahadır’da, Ertaç’da bu lige çok fazla gelirler. Burada tek sorun Cihat Hoca acaba hangisini oynatacak!</p>

<p>Biliyorsunuz futbolda bir klişe var. Atanın ve tutanın iyi olacak. Ankaragücü’nde tutan iyi. Ama atanı bir an önce bulmak lazım.</p>

<p>Ankaragücü&nbsp; olarak iyi bir provaydı. Ama sonuç da kimseyi aldatmasın. Zira bu bir özel maç ve şunu da kabul edelim Gençlerbirliği hiç hazır görünmedi. Ki buna rağmen ilk bölümde rakibe verilen pozisyonlarda var.&nbsp;</p>

<p>TSYD Ankara Şubesi Kupası’nı kaybeden Gençlerbirliği ise taraftarlarını tedirgin etti. Başkent ekibinin taraftarları sosyal medyada yaptıkları yorumlarda takımın lige hazır olmadığını dile getirdiler. Ezeli rakibi Ankaragücü’ne 4-0 yenilmeleri kırmızı – siyahlı taraftarları üzerken, Teknik direktör Recep Karatepe’ye de tepkiler oldukça yoğundu. Ancak Gençlerbirliği’ne biraz zaman gerekli diye düşünüyorum. Yeni transferler geldi. 3 transfer daha yapılacak bunu biliyorum. Bu transferlerin oturmasıyla takım play-off bandına girer. Ancak şu ilk haftaları kazasız atlatmak, kazanamıyorsan da kaybetmemek gerekli.</p>

<p>Eryaman Stadı’nın zemini iyi görünmedi. Ki sahaya girince bu daha net belli oluyor. Maçta bu durumu yetkililere sordum. Havaların sıcaklığı zemini etkilediğini söylediler. Ayrıca stat içinde nem oranı da aşırı yüksekti. Stat dışında nem yoktu. Bu da zemini etkilemiş. Havların serinlemesiyle zemin sorunu yaşanmayacağı ifade edildi.</p>

<p>Bir TSYD Turnuvasını daha geride bıraktık. Bu turnuva gerçekten ülke futbolunu yüz akı bir turnuva. Tam 57 yıldır kesintisiz devam ediyor. İstanbul ve İzmir’de bir takım sebeplerden dolayı devam ettiremediler. Ama Ankara Şubesi, tüm zorluklara rağmen ısrarla devam ettiriyor. Bizlerde sahip çıkmaya çalışıyoruz. Bu seneki turnuvada organizasyon açısından çok güzeldi.&nbsp; Dernek başkanı Murat Tarhan, görevli olması nedeniyle Paris Olimpiyatlarında olduğu için iş yönetim kuruluna kaldı. Başta Murat Tarhan olmak üzere, As Başkan Orhan Kemal Erkılıç, Genel Sekreter Ali Sait Kadıoğlu, yönetim kurulu üyesi Murat Gürgen, diğer yönetim kurulu üyeleri ve Figen Asiler’i emeklerinden dolayı kutluyorum.</p>

<p>58.Turnuvada görüşmek üzere.</p>

<p><strong>ORHAN SAL</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 Aug 2024 13:49:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni başlangıçlar...</title>
                <category>Fahrettin TÜRKCAN</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/yeni-baslangiclar-456</link>
                <author>Trkcn.fhrttn@gmail.com (Fahrettin TÜRKCAN)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/yeni-baslangiclar-456</guid>
                <description><![CDATA[Yeni başlangıçlar...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İlk buluşmada Ankaragücü’nün geride kalan sezonuna kısa bir dokunuş yaparak hazırlık dönemi ve TSYD kupa maçını ele aldığımız bir değerlendirme olacak.</p>

<p><strong>Henüz Geçmeyen Travma</strong></p>

<p>Geçtiğimiz sezonda yaşananlardan sonra uzun bir süre maalesef kendimize gelemedik. Hedefe oynamaz ama ligden de düşmez dediğimiz takımın hala anlayamadığımız şekilde ligden düşmesi bizlerde büyük bir travma bıraktı. Bunun yönetimsel olarak birçok ana sebebi olsa da Emre Belözoğlu’nun son virajda yaptığı hatalar Ankaragücü tarihinde büyük bir yer edindi.</p>

<p>Sonuç olarak Ankaragücü, bütün paydaşların hatasıyla kendini bir anda alt ligde bulmuş oldu.</p>

<p><strong>Kongre Süreci</strong></p>

<p>Bu başarısız sezondan sonra birçok kesimden yönetim istifa sesleri yükselirken, bir an önce kongre tarihinin belirlenmesi yönünde baskılar meydana gelmişti. Nitekim tarih belirlenmiş, Ankaragücü tarihte hiç olmayan şekilde üç adayla kongreye doğru yola çıkmıştı. Bu arada mevcut yönetim, takımın başına Kemal Özdeş’i getirmiş ve Emre Yıldız ile beraber transfer çalışmalarına başlamıştı.</p>

<p>Haziran sonu yapılan kongrede İsmail Mert Fırat, Murat Ağcabağ ve Gazi Ercüment Tekin'in yarıştığı genel kurul, mevcut yönetimin tekrar seçilmesi ile sonuçlanmıştı. Kongreden kısa süre sonra Seyit İçgül, sportif direktör koltuğuna oturmuş, Emre Yıldız ile resmi olmayan bağlılık sonlanmıştı. İlerleyen süreçte ise basın sözcüsü Hüseyin Aytekin’de istifa ederek ayrılık kararı almıştı.</p>

<p><strong>Hazırlık Dönemi</strong></p>

<p>Temmuz başında Ankara’da Kemal Özdeş liderliğinde toplanan Ankaragücü, henüz bir ay geçmeden Kemal Özdeş'i göndererek yerine Cihat Arslan’ı takımın başına getirmiş ve sezon öncesi kamp çalışmalarına Kayseri’de devam etmişti. Herkesin "Ne oluyor ?" dediği dönem içinde takımın iskelet kadrosu korunmuştu. Ayrıca Mahmut Tekdemir, Osman Çelik, İsmail Çokçalış, Diogo ve Yusuf Gültekin kampa katılarak kadroya dahil edilmiş, takım burada yapılan iki hazırlık maçından sonra TSYD kupa finalini beklemeye başlamıştı.</p>

<p><strong>TSYD Kupası ve takımın son durumu</strong></p>

<p>Tarihe tanıklık eden bir organizasyonda takımlar 57. TSYD Kupası'nda karşı karşıya geldi. Her ne kadar eski heyecanını kaybetmiş gibi görünse de Ankara rekabeti açısından oldukça önemli bir kupa olan bu organizasyon , Ankaragücü'nün 4-0 gibi farklı bir galibiyeti ile sonuçlandı. Ankaragücü, ezeli rekabette öne geçerken kupanın ilk sahibi Gençlerbirliği, lig öncesi çok hazır bir görüntü sergilemedi.</p>

<p>Ankaragücü, yeşil zemine Mahmut Tekdemir ve Diogo hariç geçen sezon kadrosuna bulunan oyunculardan kurulu bir kadro ile sahaya çıktı.</p>

<p>Tabii, geçen sezon iskelet kadronun korunması bu süreçte transferden daha önemli bir argüman olarak dikkat çekti diyebilirim.</p>

<p>Ancak iskelet kadronun korunmasına rağmen yine birçok çok eksik göze çarptı. Özellikle santrfor ve merkezde yeterli bir oyun aklının olmaması en çok dikkatimi çeken bölgeler oldu. Bunun haricinde sol bek ve stoper konusunda yeterli isimlerin olduğunu söylemek zor.</p>

<p>Ankaragücü'nün mevcut görüntüsünde görülemeyen temel problemi, merkezde oyunu yönlendirecek, oyunun iki yönünü oynayabilen, baskıdan kurtulan, ligin kalitesine göre bir oyun liderinin olmamasıdır. Teknik direktörün önde baskı, rakip sahada oyun gibi söylemlerinden sonra 6-8 olarak düşünülen Tolga ve Ali Kaan, her önde baskıya gittiğinde rakibin oradan çıkardığı her top, bloklar arası mesafeyi genişleterek geçişlerde rakiplere çok fazla alan bırakıyor. Ali Kaan kesinlikle ilk 11 oyuncusu olarak düşünülmemeli. 8 numaraya, bahsettiğim özelliklere göre Süper Lig’de düşünülerek bir oyuncu kazandırılmalı. Cem Tuna Türkmen ve Mahmut Tekdemir 6-8 numarada bu işleri yapacak özellikli oyuncular, ama uzun maratonda ne verebilirler, soru işareti.</p>

<p>Aynı zamanda sezon sonu sancısız Super Lig için sırtı dönük oynayabilen, savunma arkası koşu özelliği olan fuleli bir santrafor, savunmaya liderlik yapacak bir stoper ile topu yine ligin kalitesine göre kullanabilen bir sol bek transferi mutlaka şart.</p>

<p>Ancak gerçekçi olmak gerekirse, Mert Çetin’in dönüşü ve Diogo hamlesinden sonra diğer transferler, Mahmut Tekdemir ile Osman Çelik’in stoper oynama özelliklerini düşününce oraya bir transfer daha yapılacağını düşünmüyorum.</p>

<p>Gençlerbirliği maçını ön tarafta oynayan kaliteli ayaklar sayesinde tempo bile yapmadan kazanmamız, sezon öncesi sizleri yanıltmasın. Her yıl klişe olan “1. Lig bu sene çok zor olacak.” söylemi cidden bu sezon geçerli. Ligden düşen takımların bir oyun ezberi olması ve çıkan takımların yaptığı transfer hamleleri ile ligde mücadeleyi arttırmaları, bunun yanı sıra geçen sezon play-off da elenen Kocaelispor gibi takımların çok ciddi transferler yapmaları, her geçen yıl biraz daha 1. Lig’in gediklisi olan birçok çok takımın sahne alacağı bu yıl, geçmiş sezonlar içinde en çekişmeli sezon olacak gibi duruyor.</p>

<p>Ankaragücü yönetimine düşen, bunları göz ardı etmeden eksik olanı doğru bir şekilde fizibilite edip lig başlamadan doğru şekilde hamleler yapmak olacaktır.</p>

<p><strong>FAHRETTİN TÜRKCAN</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 03 Aug 2024 11:48:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2023/09/fahrettin-turkcan-1694333088.jpeg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ankaragücü\&#039;ndeki gelişmeler ve lacivert forma!</title>
                <category>Orhan SAL</category>
                <link>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucundeki-gelismeler-ve-lacivert-forma-455</link>
                <author>salorhan06@gmail.com (Orhan SAL)</author>
                <guid>https://www.sporanki.com/makale/ankaragucundeki-gelismeler-ve-lacivert-forma-455</guid>
                <description><![CDATA[Ankaragücü\'ndeki gelişmeler ve lacivert forma!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerbirliği ile MKE Ankaragücü arasında oynanacak UBK İnşaat 57. Türkiye Spor Yazarları Derneği (TSYD) Ankara Kupası'nın basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya 2 takımın teknik direktörleri Recep Karatepe ve Cihat Arslan katıldı.</p>

<p>Ayrıca 2 takımında orta sahadaki dinamik oyuncuları, Ali Kaan Güneren ve Mikail Okyar maç öncesi hedeflerini paylaştılar.</p>

<p>Turnuvaya Gençlerbirliği ve Ankaragücü katılacak. Eryaman Stadı'nda 2 Ağustos Cuma günü oynanacak TSYD Ankara Kupası karşılaşması, saat 19.00'da başlayacak.</p>

<p>Tabii herkesin Ankaragücü adına beklentisi “Transfer yasağı ne olacak?” Öncelikle şunu söyleyelim, yasak kalksa da, kalkmasa da 2 kulübün anlaşması gereğinde Ankaragücü transfer ettiği oyuncuları kupa maçında oynatabilecek. Bu önemli bir detay. Yani Ankaragücü taraftarı 6 tane yeni transferi, Cihat Arslan görev vermesi halinde Gençlebirliği finalinde izleyebilecekler.</p>

<p>Ancak benim aldığım bilgiye göre yasak maça kadar kalkacak. Şimdi tabii akıllara şu geliyor. Ben yine ilgiyle izlenen son canlı yayınımızda ay sonuna kadar yasağın kalkacağını söyledim mi? Söyledim. Tabii bunu kafama göre söylemedim. Yetkililerden aldığım bilgiye göre söyledim. Şimdi de yine bana verilen bilgi maça kadar yasak kalkacak şeklinde.</p>

<p>Yasak kalkar veya kalmaz onu bilemem. Ama bana verilen bilgi bu şekilde.</p>

<p>Öte yandan Ankaragücü santrfor alacak mı? Evet bu konu hakkında da önemli bir bilgi vereyim. Ankaragücü önümüzdeki süreçte 1 tane net santrfor alacak. Şu an tüm öncelik santrfor üzerine. Hatta şartlar elverirse ikinci bir santrfor daha da alınabilir.</p>

<p>Fakat stoper konusunda net bilgiye ulaşmak zor. Çeşitli kaynaklar stoper alınmayacağını ve eldeki Mert Çetin, Arda Ünyay, Diogo Özçakmak, Mahmut Tektemir ve Osman Çelik gibi oyuncularla yola devam edileceği söylüyor. Ama stoper, hatta sol bek üzerine çalışmalar yapıldığı da söyleniyor.</p>

<p>Bakalım önümüzdeki 1 hafta transferde neler olacak? Bunu hep birlikte göreceğiz.</p>

<p>Öte yandan eldeki mevcut kadronun durumu var. Bu konuda da şunu ifade edeyim. Aldığım bilgi şu: Hepinizin bildiği gibi, Bassagog ve Efkan’a resmi teklifler var. Ama yönetim kesinlikle bu oyuncuları göndermek istemiyor. Bu konuda sonuna kadar direnecekler. Ancak olurda şartlar artık elde tutulamayacak duruma gelir, yani oyunculara iyi bonservis verilir, oyunculara iyi para verilir, oyuncular kesinlikle kalmak istemezler, işte o zaman yapacak bir şey yok. O zaman mecbur gönderecekler.</p>

<p>Son olarak ben de kendi düşüncemi yazayım. TSYD Ankara Şubesi tanıtım toplantısında Cihat Arslan’a transfer soruldu. O da; transfer elbette önemli, ancak daha da önemlisi bizim ideal bir kadromuz var, bu kadroyla yola devam etmemiz en büyük avantajımız anlamında açıklama yaptı.</p>

<p>O halde yönetime seslenelim; bu saatten sonra kadroyu bozmayın. imkanlarınız dahilinde oyuncuları kadroda tutmaya gayret edin. -Ki zaten öyle de yapıyorlar-. Ve alınacak net santrforla lige giriş yapın.</p>

<p>Bunu başarırsanız, önemli bir yol katemiş olursunuz.</p>

<p>Şu anda belli noktada yönetime tepki var. Bu normal ve doğal. Ama gerçekten&nbsp; iş yapacak, 15 – 20 gol garantili, sorun çözecek bir santrfor getiriseniz tepkileri üzerinizden alırsınız, rüzgarı tersine çevirisiniz.</p>

<p>Biz söyleyelim de gerisini siz bilirsiniz!..</p>

<p>Başka bir konu da Cihat Arslan’a yapılan tecrübesiz eleştirileri. Cihat Hoca bunu biraz içerlemiş. Basın toplantısından sonra, içeride bir sohbet toplantısı gerçekleşti. Orada bu konuyu dillendirdi ve aslında 2007’den bu yana tam yetkiyle tenik direktörlük yaptığını söyledi. Hatta ilk maçını da Ankaragücü’ne karşı oynamış.</p>

<p>LACİVERT FORMA</p>

<p>Gündemdeki başka bir konu da yeni sezon formaları. Burada öne çıkan lacivert forma oldu. Çok beğenildi.</p>

<p>Açık konuşalım böyle bir forma tasarlandığını&nbsp;bilmeme ragmen, ben bile bu kadar güzel ve özel bir tasarım yapılacağını düşünmemiştim.</p>

<p>Öncelikle şöyle başlayalım. Forma tasarımı eski basın sözcüsü Hüseyin Aytekin döneminde hazırlandı. Kendisi bana Nisan ayında formadan bahsetmişti ve “Müthiş bir forma geliyor. Herkes bayılacak!” demişti. Gerçekten de öyle olmuş. Şahsen ben bayıldım. Çıkınca hemen almayı ve günlük hayatta giymeyi düşünüyorum.</p>

<p>Aslında formanın ilk halinde kumaş detayında “Sevgi Çiçeği” kullanılmıştı. Bu çiçek dünyada sadece Gölbaşı Özel Çevre Koruma Bölgesi içerisinde Ankara Mogan Gölü çevresinde yetişmekte.</p>

<p>Fakat takım ligden düşünce yerel bazlı forma satışına yönelik kampanyalara ilgi olmayacağı düşünülerek proje değiştirilerek Ankaragücü'nün&nbsp;ilk arması kullanılmış</p>

<p>Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum</p>

<p>ORHAN SAL</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 31 Jul 2024 18:42:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.sporanki.com/images/kullanicilar/2020/11/orhan-sal-1604654350.png"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
