Ankara'nın asırlık çınarları nerede?

Ankara'nın asırlık çınarları nerede?

Süper Lig Cemil Usta sezonunda 2019-2020 şampiyonu, topladığı 69 puanla tarihinde ilk kez bu başarıyı elde eden Medipol Başakşehir FK oldu. Başakşehir elde ettiği bu başarı ile, Süper Lig'de şampiyon olan 6.farklı takım oldu.
1990 yılında, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen önderliğinde belediye bünyesinde İB Belediyespor adı ile faaliyet göstermeye başlayan, 2014 yılında ise belediye bünyesinden ayrılarak faaliyetlerine İstanbul Başakşehir FK adı altında futbol kulübü olarak devam etme kararı alan Başakşehir, doğru bir futbol yapılanmasıyla kısa sürede şampiyonluk gururunu yaşadı.
Abdullah Avcı ile teknik direktörlük koltuğunda belli bir istikrarı sağlayan İstanbul temsilcisi, Epureanu, Visca, Mahmut Tekdemir, İrfan Can Kahveci, Crivelli gibi çok düşük maliyetli oyuncular ile de takım iskeletini oluşturunca başarı kaçınılmaz oldu.
Doğru bir futbol yapılanması ve akıllı transfer stratejisi ile, kurduğu organizasyonun karşılığında (siyasi desteği de arkasına alarak) tarihinde ilk kez şampiyon olan Medipol Başakşehir Futbol kulübünü kutluyorum.
İstanbul'un bir ilçe takımının elde ettiği bu şampiyonluk, kafamda ister istemez bazı deli sorular oluşturdu!
İstanbul'un sıradan bir ilçe takımı (belediye/siyasi destekli), kurulduğundan kısa bir süre sonra şampiyon olabiliyor da; Gençlerbirliği ve Ankaragücü gibi, Türkiye'mizin başkentinin asırlık çınarları, bugüne kadar neden bir kere bile şampiyon olamadı?
Ankaragücü'nün, 2002 sezonunda Ersun Yanal ile zirveye oynadığı dönem (ligi 4. tamamladı) ve Gençlerbirliği'nin, yine Ersun Yanal yönetiminde 2002-2003 sezonunda tepeyi zorladığı sezon (ligi 3. Bitirdi) dışında, yakın zamanda Ankara futbolunun şampiyonluk heyecanı yaşadığı bir sezon hatırlamıyorum.
Ankara futbolunu takip eden bir futbolsever olarak, şehrimin takımlarının her sene orta sıraları veya küme düşmemeyi hedeflemesinden fena halde sıkıldım.
Artık Ankaralı sporseverler de, ana branşlardan birinde şampiyonluk heyecanını tatmak istiyor. Futbolda yerlerdeyiz, basketbolda orta şeker bir havadayız. Kadın voleybolda yokuz. Erkek voleybolda, Halkbank ve Ziraat Bankasının kurumsal ve finansal gücüyle bir noktaya gelinebildi.
Hentbolde ise, Serdar Eler hoca önderliğindeki Yenimahalle Belediyespor kadın takımımız, tırnağını dişine takarak başarılı işler yapıyorlar.
Peki, İstanbul'un sıradan bir ilçe takımına siyasetin de yardımıyla her türlü destek sağlanırken, başkentimizin asırlık çınarlarının bu denli sahipsiz bırakılmasının mantıklı bir açıklaması olabilir mi?
Belediye destekli Başakşehir ve Osmanlıspor'a verilen imtiyazlar, Cemal Aydın döneminden sonraki süreçte Ankaragücü'ne verilmiş olsa, kulüp şu anda transfer yasaklarıyla boğuşuyor olmazdı!
Bakıyorsunuz, tüm varlıklarını Ankara'ya borçlu olan ve kartvizitlerinde "Ankaralı işadamı" etiketi yazan kişiler bile, başka kulüplerin yönetiminde görev yapıyor ve o kulüplere maddi katkı sunuyor.
Bir işadamı da çıkıp, başkentimizin asırlık çınarına sponsor olayım demiyor. Yazık!
Yazımı sonlandırırken, Başakşehir'in şampiyonluğu ile ilgili gözlerden kaçan bir detayı belirtmek isterim. Bugün, maddi gücünü nereden aldığı sorgulanan ve proje takımı olarak isimlendirilen Başakşehir Futbol Kulübünün şampiyon olmasında, bazı takım taraftarlarının da dolaylı olarak payı var.
Beşiktaş, Galatasaray, Fenerbahçe, Trabzonspor, Ankaragücü, Bursaspor gibi belirli bir kulüp kültürü ve etkili taraftarı olan kulüplerimizin taraftarları birbirleriyle didişirken, Başakşehir, Kasımpaşa, Gazişehir Gaziantep gibi siyasi destekli ekipler, adım adım ve sessizce ilerleyerek ligimizde söz sahibi oluyorlar.
Ne demiş Atalarımız? İğneyi kendimize, çuvaldızı başkasına!