"Ankaragücü’nde değişim ve gelişimin başlanması isteniyorsa buna taraftar da katkı sunmalı"
ANKARAGÜCÜAnkaragücü camiasınıjn sevilen gazetecilerinden Orhan Sal son yazısında, Ankaragücü Kulübü'ndeki son gelişmeleri değerlendirirken, yeni sezonda taraftarların üzerine düşen görevler olduğunu yazdı.
Orhan Sal'ın "Ankaragücü’nde değişim ve gelişimin başlanması isteniyorsa buna taraftar da katkı sunmalı" başlıklı yazıısını Haber Ankara'daki kendi köşesinde okuyabilirsiniz...
İşte o yazının linki: https://www.haberankara.com/yazarlar/orhan-sal/ankaragucunde-degisim-ve-gelisimin-baslanmasi-isteniyorsa-buna-taraftar-da-katki-sunmali-314494
Cebeci Stadı’nın, 19 Mayıs Stadı’nın, Yenikent Stadı’nın, Eryaman Stadı’nın, Ostim Stadı’nın, 19 Mayıs dış sahalarının yıllarca tozunu yuttum.
Alsancak Stadı’nda döneri çekip glatyatörlük yapan abilerimizi de gördüm, Bursa Atatürk Stadı’nda çiçeklerle karşılanmamızı da.
Ali Sami Yen’de Galatasaraylı kovalandığını da gördüm, Cebeci’nin tenha sokaklarında Beşiktaşlı kovalandığını da.
Eski Fenerbahçe Stadı’nda sevinçten ağladığımız da oldu, Trabzon Stadı’nda küme düşerken üzüntüden ağladığımız da...
Antalya Atatürk Stadı’nda sıcaktan yandığımızda oldu, Konya’nın ayazında donduğumuzda…
Sakarya’da taşlanırken, Kocaeli’nde ikram edilen çayları içtik…
1981 destanını canlı yaşadım. Bonhof Nazmi’nin Trabzonspor kalesine gönderdiği füzeyi ve o gün kaldırdığımız Devlet Başkanlığı Kupası’nı dün gibi hatırlıyorum.
İzmir’de kupayı Galatasaray’a hediye ettik, 3 gün sonra Ankara’da Trabzonspor’dan Başbakanlık Kupası aldık.
Fatih Terim’in Ankaragücü’nde teknik direktörlüğe başladığını, Ersun Yanal’ın gol makinası takımını, Büyük usta Rogerre Lemerre’in takımın başında sahaya çıktığını, 2010’lardaki ıslak formalı acı yılları, Mehmet Yiğiner ile Kayseri’deki 26 bin kişilik şampiyonluk coşkusunu, Manisa Stadı’nda sevinçten birbirimize koştuğumuzu büyük transfer başarısızlıklarıyla asansör gibi 2 Lige düştüğümüzü canlı canlı yaşadım…
Bunları neden yazdım? Çünkü ben Ankaragücü taraftarının acısını da sevincini de nasıl, ne zaman, nerede yaşadığını bizzat yaşayarak gördüm, gözlemledim…
Bu sezon da öyle böyle bitti. Ortada olmayan bir hedef vardı, sonra hedef kondu. Ama hedefe ulaşılamadı.
TARAFTARSIZ OLMAZ !
Artık yeni sezonu bekliyoruz. Yeni sezonda yeni umutlar ve elbette bir hedef olacak…
Hep birlikte yeni bir sayfa açacağız.
Çünkü iddialı ve sorunları bire bir çözen bir başkan var kulüpte. Bakın -3’ü kaldırmak bile başlı başına bir olaydır.
Neden yeni sezondan umutluyum: İlhami Başkan’ın hırsını görüyorum umutlanıyorum, takımın başındaki Recep Hoca’nın zihniyetini ve çabasını görünce umutlanıyorum.
Kadronun oturduğunu ve daha tecrübe kazandığını gördüğüm için umutlanıyorum..
Ocak ayında transferin açılma ihtimalini gördüğüm için umutluyum.
FİFA borçlarının ufak ufak temizlendiğini gördüğüm için umutluyum.
Ama bu çabaların tek başına yetmeyeceğini de biliyorum.
Bir kulüpte yönetim, teknik heyet, futbolcular ve taraftar bir bütündür. 4 ayaklı bir masa düşünün. Bu ayaklardan birisi aksarsa masa devrilir.
İşte burada taraftar faktörü çok önemli.
Yeni sezonda bir hedefe kilitlenilecek. Ama buna genel anlamda tüm camianın da kilitlenmesi ve her açıdan kulübe katkı vermesi gerekli.
Yani Ankaragücü taraftarının artık olumlu anlamda devreye girmesi gerekli.
Başarı isteniyorsa, taraftar da olayın bir tarafından tutmalı.
Her ne kadar geçen sezon için “Büyük Ankaragücü taraftarının desteğini arkamızda hissettik!” dense de bunun böyle olmadığını biliyoruz.
Her maça gelen kemik tayfayı bir tarafa bırakırsak, geçen sezon Batman ve İnegöl maçları haricinde tribünlerin genelde boş kaldığını söylemek yanlış olmaz.
İşte bu nedenle;
1-Taraftar şampiyonluk hedefi ile çıkılacak bu yolda, ilk haftadan itibaren kombineler ve biletlere rakam ne olursa olsun yüklenmesi ve maddi olarak takımın arkasında olması lazım. Tek maça gelmemek, ailelerle maça gelmek, hatta eş dost akrabaları da alıp maça getirmek gerekli. Futbolcuların da havaya girmesi için stadın bir şenlik alanına çevrilmesi şart.
2-Ancak daha fazla aile stada çekmek istiyorsak taraftar profilimizin değişmesi lazım. Metroda, AVM’de, sokakta insanları rahatsız edici hareketlerden kaçınmak ve efendiliğimizi göstermemiz lazım.
3-Artık Ankaragücü taraftarı olaylarla anılmamalı. Şunu biliyoruz ki deplasmanlarda tahrik unsuru bir şey olmadığı sürece Ankaragücü taraftarı gider olaysız bir şekilde takımını destekler ve döner. Ancak geçen sezon Erbaa ve Karaman gibi yerlerde, İstanbul takımlarını tutan taraftarların tahrikleriyle bazı sorunlar yaşandı. İşte tam da böyle durumlarda tribün abilerinin devreye girip, karşı tarafla muhatap olunmamasını sağlamaları gerekiyor.
4-Kulübün, taraftara hareket getirmesi için Store’da sürekli kampanyalar yapması, yeni ve taraftarın istediği türde ürünlerin yapılıp satışa sunulması gerekli. Bu kampanyalar esnasında futbolcular ve Ankaragüçlü ünlü kişiler davet edilmeli ve Store’dan alışveriş yapılarak kulübe gelir sağlanmalı.
5-Üye aidatları kongreleri beklemeden yatırılmalı.
6-Bilet fiyatları ne olursa olsun, kulübe destek amacıyla parayla alınmalı.
Bunların sağlıklı bir şekilde yapılması için tribün büyüklerinin ve abilerinin yol göstermesi, öncü olması, abiliklerini yapması lazım.
Şunu unutmayın; genel anlamda insanlar artık vuran, kıran, parçalayan, rajon kesen insanlar yüzünden stadyumlardan kaçıyor. Bizim camiamız kaliteyi arttırmalı. Kalitemizi gösterirsek, sadece camiamıza değil, tüm Ankara’ya hitap ederiz. “Kimse bizi sevmiyor, ama umurumda değil!” düşüncesinden çıkmalıyız. Tam aksine herkes bizi ve kulübümüzü sevsin. Kimseyi ötelemeyelim, herkesi kazanalım. Bünyemize kazandıralım.
Ve son tavsiyem: Üzerinizde giydiğiniz Ankaragücü formasını bir üniforma yerine koyun. Bu forma ile yaptığınız yanlış, size bulaşmaz, direkt olarak Ankaragücü Kulübü’nün imajını bozar. Tabii her doğruda Ankaragücü Kulübü’ne pozitif etki yapar. Nasıl bir asker, bir polis üniforma giydiği zaman yaptığı her harekete, oturmasına, kalkmasına dikkat ediyorsa, sizde aynı ciddiyetle davranın ve üzerinizde Ankaragücü forması varken, olgun insan olun.
İlginizi Çekebilir