Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

BASTIR ANKARAGÜCÜ...

onuraydogan@sporanki.com
Yazı Detayı 22 Şubat 2018

Ankara 19 Mayıs Stadyumu’nun semalarını en çok çınlatan sloganlardan biridir “Bastır Ankaragücü”. Ülke şartları, en üst ligde şampiyonluklar kovalamasına imkan vermese de Ankaragücü taraftarının gönlünde hep baskı kuran, gol arayan bir takım vardır. Boyun eğen bir futbol anlayışını kabullenemez. Öyle ya, zaten hayatta hep bir şekilde baskıya maruz kalmıyor mu insan, hiç değilse maçta kazanan tarafta olmak istemekte haksız mı?

Dünyanın en başarılı teknik direktörü kimdir diye sorsanız tereddütsüz çalıştırdığı her takımı uçuran, haftalar öncesinden şampiyonlukları garantileyen Pep Guardiola derim. Guardiola’nın kafa yorduğu sorun nedir biliyor musunuz? Top rakibe geçtiğinde en kısa zamanda geri almak için ne yapılması gerektiği... Peki bulduğu çözüm nedir? Topu kaptırdığı yerde hemen rakibe baskı... Yani “Bastır Ankaragücü” taktiği. Birisi ona “Topu rakibe verelim, kendi yarı alanımızda bekleyelim, sonra ani atakla ya da duran topla rakibi avlayalım” dese herhalde sopa ile kovalardı. Böyle çağ dışı bir oyun anlayışı kaldı mı? Galiba bir  yerden tanıdık geliyor. Rakip sana vuracak, vuracak sen direneceksin ve bir hamle ile maçı kazanacaksın öyle mi? Bu dediğiniz Rocky filminde olur ama futbolda olmuyor işte... Kollarınızı açıp “Haydi gel vur bana” derseniz yumruğu yiyip yıkılırsınız.

Rize yenilgisinden sonra İsmail Hoca’yı dinliyorum... Rakipleri hep çok kaliteli kadrolara sahip. Keşke söyledikleri doğru olsa da ülke futbolu adına gurur duysam... Sanırsın Rize’de Messi, Neymar, Suarez oynuyor. İşte en önemli transferleri Vedat Muriç... G. Birliği’nde oynarken camia “Umut Nayir bizde olsa gol sorunumuzu çözer” diyordu.  İlk 30 dakikada yarı sahasında bekleyip golü yemesine rağmen “Taraftarın coşkusu ile rakibe fazla yüklendik, yorulduk” diyor. Sanki Ankaragücü’ndeki oyuncular 40 yaşında da 20 yaşında delikanlılara karşı oynuyorlar. Bana göre Samsun maçındaki 2 puan Rize maçı sonrasında kaybedildi.  Hastalığı yanlış teşhis ederseniz, uygulayacağınız tedavi hastayı öldürür.

Samsun maçının onbirinde Tisdell yoktu. Demek ki takım ileride basacaktı, bu yüzden son vuruşları daha iyi olan İlhan Parlak tercih edilmişti. Maç başlayınca yanıldığımızı gördük. Rize maçının ilk dakikalarında olduğu gibi geriye yaslanmıştı Ankaragücü. Madem geriye yaslanacaksın, neden hızlı Tisdell yerine ağır İlhan’ı oynatırsın? Bu maçı izlemeyenlere sadece şunu söylesem maçın nasıl geçtiği hakkında bilgi sahibi olurlar. Durum 1-1 berabere iken 85. dakikada Ankaragücü’nden Gencer vakit geçirdiği için sarı kart gördü. Düşünebiliyor musunuz? Şampiyonluğa oynayan Ankaragücü ligde 13. sırada olan takıma karşı beraberliğe razı... Geçmiş yılların puan sıralamalarına bakarsanız Süper Lig’e çıkan takımların en çok galibiyet alan 2 takım olduğunu görürsünüz. Beraberlikle mağlubiyetin çok farkı olmuyor yani. Samsun’un hocası Engin İpekoğlu ikinci yarıda takımı iyi oynamasına rağmen maçı koparabilmek için sürekli oyuncu değiştirirken İsmail Hoca oyundan ve skordan memnun olsa gerek, son değişikliği vakit geçirmek için yaptı. Puan durumunu bilmesem ve her iki takımı ilk defa izlemiş olsam oynanan futbola göre şampiyonluk kovalayan takımın Samsunspor olduğunu düşünürdüm.

Maçta dikkatimizi çeken bir başka ayrıntı da topla oynayan Ankaragüçlü oyuncu ellerini açıyor “neden top istemiyorsunuz?” diye arkadaşlarına sitem ediyor. Birincisi, İsmail Hoca bazı oyunculara “ileri çıkma” demiş olmalı. İkincisi bu hareket takım arkadaşını tribünlere şikayet etmektir. Takımdaki arkadaşlık bağları zayıflamış olmasın? Çok tartışmalı bir  penaltı kararından sonra hakeme ciddi bir itiraz gelmemesi de bu ihtimali güçlendiriyor.

Hazır hakemlere gelmişken hissiyatım odur ki futboldaki müesses nizam bu sezon Süper Lig’e Ümraniye ve Rize’nin çıkmasını, Süper Lig’de de Başakşehir’in şampiyon olmasını istiyor. Bu plan gerçekleşir mi bilemem. Zirvede yarışan takımlara verilen ve verilmeyen penaltılara, kartlara bakınca ne demek istediğimi anlarsınız. Samsun maçında Ankaragücü’nün umut vadeden 3 atağı faul ile kesilirken kart çıkarmayan hakem Ankaragüçlü oyunculardan kartlarını esirgemedi. Hakemin bazı kararları kurallara göre kesin hatalı diyemesek de hakem kanaatine bırakılan pozisyonlarda hep bunu bir takım lehine kullanmasından niyetini anlayabiliyoruz. Bir de hakem topluluğunun takdir haklarını toplu halde aynı takımların lehine kullanması bizi işkillendiriyor.

Her zaman şuna inanırım. Maçlar maçtan önce kafalarda kazanılır. Şenol Güneş Hoca’nın  yaptığı gibi maçtan önce sürekli rakibinizin ne kadar güçlü olduğundan dem vurursanız futbolcu kafasında “Demek ki yenilmeye gidiyoruz” diye düşünür. Yenilmeye giderseniz fark yer gelirsiniz. Teknik Direktörün elinde sadece 11 futbolcu ve yedekler yok. Maçın stratejisini oluştururken 12. adam olan taraftarı da kullanmasını bilmeli. Hele bu taraftar Ankaragücü taraftarı gibi ateşli ve etkili ise... Maçın başında taraftarı da arkasına alıp rakibi baskı altına alsa gol gelecek zaten. Bir gol oyunu öylesine etkiliyor ki... Rakibin direnci düşüyor, oyun planı çöküyor, morali bozuluyor. Anlaşıldı ki bu mücadele son haftaya kadar sürecek. Az hata yapan takım sezon sonunda hedefine ulaşacak. Burada Ankaragücü taraftarının tepkilerinde çok ölçülü olması, takımı yıpratmaması lazım. Hafta sonunda oynanacak maçta rakibin kolu kanadı kırılan Gaziantepspor olması  büyük şans. Şimdi  yaraları sarma, kafaları toplama zamanı...

ONUR AYDOĞAN

onurayd@yahoo.com

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.