Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

MADALYONUN İKİ YÜZÜ

anilyazar@sporanki.com
Yazı Detayı 9 Haziran 2017

206-2017 sezonunu geride bırakalı bir hafta kadar oluyor. Özel işlerim ve mezuniyet finallerim nedeniyle Gençlerbirliği’nin sezonunu değerlendirmeyi bir hafta kadar sarkıttım. Bu süre zarfından kulüpteki gelişmeleri de değerlendirme olanağı bulduk.Sezonun geri kalan kısmını değerlendirmek gerekirse, kutsal sekizincilikten ayrı olarak Ümit Özat’ın başarılı bir performans sergilediğini söylemek gerek. Ancak büyük resme bakarak başarılı olan Özat’ın, madalyonun diğer yüzünde de hatalar yaptığını görmek gerek.

Ümit Özat, ilk maçına 11.haftadaki Kayserispor mücadelesiyle çıktı. O sırada takım 11 puanla 9.basamakta yer alıyordu ancak İbrahim Üzülmez’le yönetim arasında soğuk savaş ve art arda alınan yenilgilerle birlikte değişiklik zaruri hale gelmişti. Bu şartlar altında göreve gelen Özat, yaz döneminde kadrosunu çok fazla takviye etme şansı bulamayan Gençlerbirliği’ne futbol anlamında sınıf atlatamasa da, sonuca gitmeyi başaran ve özellikle de evinde iyi sonuçlar alan bir takım oluşturmayı başardı. Üzülmez döneminde de evinde iyi olan Gençlerbirliği, Özat’ın gelişiyle birlikte Ankara 19 Mayıs Stadı’nı yıkılmaz bir kaleye çevirdi ve 12 maçta 6 galibiyet, 4 beraberlik ve 2 mağlubiyet aldı. Bütün maç tek kale oynayıp kaybedilen Adanaspor ve yine özellikle ilk yarısını çok iyi oynadıkları Fenerbahçe maçlarındaki mağlubiyetler istisna olarak görülmelidir. Ümit Özat’ın bu süre zarfında özellikle ikinci yarının başında Alanya’da alınan 3-0’lık mağlubiyetin ardından verdiği reaksiyon da çok önemli. O maçın ardından ertesi hafta Ankara’da oynanan Konyaspor maçında şapkasından tavşan çıkardı. 5-3-2 düzeniyle Konyaspor’a maç boyunca sadece bir net gol pozisyonu veren Özat’ın takımı, daha sonraki haftalarda da bu düzeni koruyarak özellikle iç sahada az pozisyon veren ve bir şekilde sonuca gitmeyi başaran bir takım haline geldi. Savunma ve orta saha bloğunu mümkün olduğunca birbirine yakın tutan, oyun disiplinini korumaya çalışan bir Gençlerbirliği izlemeye başladık.

Madalyonun ilk yüzünde Özat’ın artılarından bahsettik. Diğer yüzünde ise eleştiri oklarını yönelmemiz gerekiyor. Gençlerbirliği bu sezon iç saha performansının yanına dış saha performansını ekleyemedi. Bunda Ümit Özat’ın bütün sezon yakındığı “forvetsizlik” baş aktör oldu. Ancak bu forvetsizlik dilemması içinde kadronun bu denli zayıflamasında da genç teknik adamın payı var. Her oyuncunun değerini bulduğunda satılması gerektiğini ifade eden, kulübün bu şekilde ayakta kaldığını söyleyen (ki bunda çok haklı) ve İrfan Can Kahveci ile Ahmet Yılmaz Çalık’ı parlatarak transfer vitrinine sunan Ümit Özat, bu oyuncuların ayrılığının ardından düşen kadro kalitesine karşı kendi teknik adamlık melekeleri ile cevap verse de, devre arasında takıma katılan Bady, Velikonja, Umut Sözen, Agon gibi isimlerden hiç verim alamayan ve Matei ile Milinkovic gibi isimleri de çok fazla rotasyona dahil edemeyen kişi de ne yazık ki kendisi oldu. Ayrıca takımın hücum anlamında tamamen Aydın Karabulut-Serdar Gürler ikisine bağımlı hale gelmesine de çare bulamadı, yada taktiksel olarak bunu tercih etti. Bazı maçlarda 90 dakika boyunca tabanca gibi bir Gençlerbirliği izlerken, bazı mücadelelerde oyun içinde mental ve taktiksel disiplin olarak dalgalanan bir takım gördük. Fenerbahçe ile Ankara’da oynanan mücadelenin ilk yarısında rakibini boğan ve ön alan presiyle sahasına hapseden Gençlerbirliği, ikinci yarıda bu görüntüden çok uzakta kaldı. Maç başındaki başlangıçları genel olarak oyunun geneline yayamadığı gözlendi.

Lafı fazla uzatmadan sonuca gelmek gerekirse, güç kaybetmesinde kendi payı yadsınamayacak düzeyde olan Ümit Özat’ın takımı, İlhan Cavcav’ın sezon ortasındaki vefatı, neredeyse hiç olmayan iç saha tribün desteği ve yine sezon başındaki planlamaya dayanan düşük kadro profiline rağmen sezonu 8.sırada bitirerek sınıfı geçmiştir. Hatırlamak gerekirse bundan birkaç sezon önce Jimmy Durmaz’ın olduğu takım da 45 puanla 9.basamakta yer almıştı. Özat’ın takımı da 46 puan toplayarak 8.basamakta yer aldı ve bana kalırsa sezonu bu şartlar altında başarılı bir şekilde bitirdi.

Ligin son haftalarında basınla gerilen ilişkileri nedeniyle eleştirilen Özat’ın, gelecek sezon çizeceği performansta özellikle Ankara basını ile kuracağı ilişkiler de belirleyici olacak. Şu ana kadar kadroya önemli sayıda isim katılırken, bu isimlerin akibetinin geride bıraktığımız sezonun devre arasında takıma dahil olanlardan daha iyi olması da Özat’ın sınavlarından biri olacak. Sezon boyunca takımı sırtlayan Serdar Gürler’in ayrılığının ardından Özat’ın ön tarafta oluşturacağı yeni düzen de hayati derecede önemli. 

Ümit Özat’ı sezonun son haftalarında gereğinden sert eleştirenler oldu. Ben de Özat’ın doğrularını ve yanlışlarını yazı boyunca önünüze döktüm. Ancak büyük resme baktığımızda Ümit Özat başarılıdır, iyi bir sezon geçirmiştir. Bu nedenle iğneyi kendimize batıralım. Eğer Ümit Özat’ı eleştirmek istiyorsak gelecek sezonu, kendi kurduğu takımı bekleyelim. Eğer kadronun gediklerini kapatamayarak bu sezonun altında kalırsa, işte o zaman çuvaldızı Özat’a batırırız.

ANIL YAZAR

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.