Murat Gürgen'in Habertürk Ankara'da çıkan yazısını SPORANKİ.COM'da okuyabilirsiniz...
Ankaragücü'nün yaşadığı her olay, başından geçen her an...
Her biri ibret alınacak anlar ve olaylar.
Bir gün tecbüreli oyuncuların hep beraber terki diyar eylemesi...
Bir gün o ayrılan futbolcuların 'destek' sözü veren Ankara takımlarına
gitmesi...
Bir gün oyuncuların formasız kalması...
Bir gün taraftarın su ve yiyecek yardımı yapması...
Bir gün külüstür otobüsün yolda kalması...
Bir gün voleybol takımının otelde rehin tutulması...
Bir gün oyuncu satan yöneticinin peşinatı kulüp kasası yerine kendi cebine
koyması...
Bir gün eski bir yöneticinin kulübe sahip çıkmaya çalışan bir tek kişiye
dahi tahammül edememesi...
Bir gün bir diğer eski yöneticinin varım/yokum diye papatya falı açması...
Ve bir gün, kent kendi takımını umursamazken, Türkiye'nin sahip çıkması!
* * *
Adil Eriç bugün pek çok Ankaragüçlünün çocukluktaki kahramanı.
Ankaragücü bugün Süperlig'deyse...
Zafer yılı 1981'de, Adil Eriç'in çıplak elleriyle tuttuğu toplar sayesinde!
Altın sarısı saçları, kupaları kaldırışı ve tribünlere adeta uçuşu hala
hepimizin gözleri önünde.
O yıllarda eldiven giymeyen Adil Kaptan, şimdi üzerinde ıslak forma taşıyan
genç yürekleri maçlara konsantre etmeye çalışıyor.
Onlara 80'li yılların ruhunu, Ankaragüçlülüğü anlatıyor.
"Burası Ankaragücü" diyor...
"Sizi buraya getiren yeteneğinizdir. Burada kalmanızı sağlayacak ise
karakterinizdir" sözünü hatırlatıyor.
Genç oyuncularına bunları anlatırken, tüm Ankaralılara da "Takımınıza sahip
çıkın" diye yalvarıyor.
"Türkiye uyandı, Ankara hala uyanmadı" diyor.
Tıpkı Zülfü Livaneli'nin ünlü şarkısındaki gibi:
"Kardeşin duymaz, eloğlu duyar!"
Livaneli öyle güzel söylemiş ki...
Bu sözleri Türkiye'ye gelemediği yıllarda Yunanistan'da konser verirken
yazdığını bilmeseniz, "Ankaragücü'nün bugünkü hali için" yazdığını
zannedersiniz.
İyisi mi sözü Livaneli'ye bırakalım.
Belki onun çığlığını bir duyan çıkar!
* * *
Susarlar, sesini boğmak isterler
Yarımdır, kırıktır sırça yüreğin
Çıglık çıglığa, yar geceler
Kardeşin duymaz eloğlu duyar
Çoğalır engeller, yürür gidersin
Yüreğin taşıyıp götürür seni
Nice selden sonra, kumdan ötede
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar
Yıkılma bunları gördüğün zaman
Umudu kesip de incinme sakın
Aç yüreğini bir merhabaya
Kardeşin duymaz, eloğlu duyar.