Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

HER ŞEYİ TADINDA BIRAKMAK LAZIM!

Yazı Detayı 16 Haziran 2019

Bu yazıda Ankaragücü için yazacaklarım bugün için geçerli olan şeylerdir.

Çünkü Ankaragücü bir derya/deniz. Yarın neler olacağını kimse bilemez. Bir bakarsınız bir fırtına kopar kulüp alabora olur. Ama bir de bakarsınız o dev fırtınadan kurtulur ve sakin bir limana yanaşıverir.

Ankaragücü Başkanı Mehmet Yiğiner Çubuk’tan hemşehrimizdir. Severiz, sayarız, önünde düğmemizi ilikleriz. Kendisine vefalıyızdır. Vefamızı yıllar içinde bir çok kez göstermişizdir. Arkasından laf konuşmayız, konuşturmayız. Bunu en iyi Mehmet Başkan bilir.

Bu camiada Ankaragücü’nü, Yiğiner’le konuşan ilk gazeteci benimdir. Bir akşam o günkü başkan Atilla Süslü’yü aradığımda “Yiğiner burada gel istediğini sor! ” dedi. Ben çıktım gittim ve Ankaragücü ile ilgili ilk röportajı başkanla Tandoğan’da yapmıştım. Daha sonra onlarca kez röportaj yaptık, haber yaptık, en olmadık yerde karşısına çıktık ve resimlerini çektik. “Çek hemşehrim çek, güzel çek !” şeklinde espirili laf atmalarına maruz kaldık.

Ben Başkanı Ankaragücü’nün en zor gününde sahip çıkan, başarı kazanmadığı dönemde bile Ankaragücü’nü yaşattığı için “Ona Allah razı olsun!” diyen biri oldum hep. Hatta Hatayspor maçını devre arasında 20 bin taraftarın önünde misket oynarken, sanki çok değerli bir aile büyüğüm oynuyormuş gibi mutlu olmuştum.

Sayın cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Melih Gökçek’i çağırıp “Ankaragücü’ne yardım edeceksiniz !”diyerek fırçaladığı meşhur iftardan bir gece önce kendisini arayarak kulübü asla bırakmaması gerektiğini, tırnaklarıyla kazıya kazıya takımı bir yerlere getirdiğini söyleyende benim. Çünkü o günkü şartlar bunu götürüyordu.

Yiğiner yaklaşık 7 yıllık döneminde kimi zaman vura vura, kimi zaman kıra kıra, kimi zamanda güzel güzel hedefe ulaştı ve takımı bataktan kurtarıp Süper Lig’e çıkardı. 2 kupa kaldırdı, bir de bu sezon takımı elbirliği ile küme de tuttular.

Bu kupalarla ilgili tek eleştirim; 2 şampiyonluk kupasının başkanın odasında olmasınadır. Oysa Ankaragücü, Türk sporuna mal olmuş büyük bir spor kulübüdür ve kupaları açık alanda sergilenmelidir diye düşünüyorum.

GELİNEN NOKTA KÖTÜ

Bugüne dönersek; Ankaragücü bugün için tıkanmıştır. Artık deniz bitti. Yiğiner büyük maharetlerle bulduğu paraları artık bulamıyor. Ne hükümetten, ne belediyeden, ne MKE kanadından para girişi sağlanamıyor. Bugüne kadar bulundu mu? Bulundu. Ama artık taşıma suyuyla değirmeni döndürme dönem bitti. 4 ay Mehmet Özhaseki’ye destek verdikten sonra, bugün Mansur Yavaş’tan destek istemeside insanlarla alay etmek gibi bir şey. Ziraat Bankası’ndan beklenen yapılandırma 6 ay geçti halen olmadı. Ülkedeki bu ekonomik kriz ortadayken olması da çok beklenmiyor. Olsa da zaten beklentilerin çok çok altında bir şeyler olur. Bu da Ankaragücü’ne şu ortamda asla ilaç olmaz.

Tek beklenti kredi bulmak. Ama kredi içinde hiç bir ışık görünmüyor. Geçtiğimiz Salı günü yapılan yönetim toplantısında bu tıkanmışlık masaya yatırıldı. Ama yolun açılacağı bir tünel bulunamadı. Bir tek kredi şansı var.

Ama benim düşünceme göre kredi çekilmek suretiyle tüneli açmak hiç mantıklı değil. Çünkü yüksek faizlerle alınan krediler kulübün geleceğine de ipotek konulması demek.

Aslında Mehmet Başkan bu süreçte geçtiğimiz sezonun başında kulübü büyük yük altına sokan, yüksek maliyetli; ben deyim skandal, siz deyin fiyasko transferleri yapmasaydı bugün TFF gelirleriyle çark döner dururdu. Bizde şimdi bu sıkıntılı sürece yeniden girmezdik.

Ama bunu başaramadı. Büyük emekler vererek yapılandırarak ödediği Ahmet Gökçek dönemi borçlarının, aynısını bu kez farklı bir yöntemle istemeyerek de olsa kendisi kulübe yük etti. Kendisi kulübü borçlandırdı.

Artık o güzel günler yok. Çünkü takım dağıldı, sözleşmesi sürenler gidecek. Elde tecrübeli 4-5 oyuncu ve gençler kalacak. Sonra da zaten transfer yasağı gelecek. Yasak için 45-50 milyon TL. bandında bir para lazım. İçerideki oyunucular parasızlıktan tutulamazken, yasağı kaldırmak için gereken bu paranın bulunma şansı hiç yok.

Üzülerek bunları yazıyorum ki; Ankaragücü, bu yapıyla lig başlamadan küme düşmenin 1 numaralı adayıdır.

Yani bunca yıl kulüp yaşatıldı ve elbet başarılar elde edildi, ama yıllarca  sistem, plan, program, vizyon, şeffaflık ve kurumsallaşma adına ortaya bir şey konulamadı. Sadece günü kurtarma adına bir takım işler yapıldı ve sonuç olarak sistemsizlik sistem oldu.

NE YAPILMACAK ?

Önümüzde 3 yol var.

1)Mehmet Yiğiner kongre kararı alacak. Bulabilirse bir kaç iş adamını yönetimine alıp devam edecek ve günü kurtarmaya devam edeceğiz.

2)Mehmet Yiğiner, kendi güvendiği birine kulübü bırakacak. Arkadan kulübü yönetecek. Yine günü kurtarmaya devam edilecek.

Her 2 yolda da yasak gelir, transfer yapılmaz, işler sıkıntılı bir şekilde devam eder. Sonuçta takım düşer.

3)Çıkış yolu bulunulamadığı için Yiğiner ve yönetimi kulübü muhalefete bırakacak.

MUHALEFET DİYORUZ AMA KİM BU MUHALEFET?

Tabii bu aşamada 3.madde de belirttiğimiz olaya en yakın isim Murat Ağçabağ. Çünkü adaylığını Ocak’ta açıklamıştı. Onun haricinde camiada adı ciddi ciddi geçen başka bir isim yok gibi. Murat Ağçabağ’a siyasi destek tam. Siyasi destek alan MKE’den de paraları fazlasıyla koparır. Bunu tüm Ankaragücü camiası zaten biliyor. TFF yönetimini oluşturan da aynı siyasi kesim. Araştırmalarıma göre belediyeyi yöneten kanatta Ağçabağ’a sıcak bakıyor. Bütün bunlardan dolayı onu siyasi bulanlar, veya “Yönlendirilen başkan olur !” diyenler var. Ancak şunu hatırlatayım Mehmet Yiğiner’de yıllardır aynı yerlerden destek almadı mı?

Zaman zaman başka isimlerde geçiyor.  Ama onların ciddi şekilde bir başkan adayı olduklarına inanmıyorum ben.

Ben aylar önce Murat Ağçabağ ile ilk röportajı yapan kişilerden biriyim. Sağolsunlar bu camiadaki insanlar ilk kez bizi tercih ediyorlar. O dönemde yazılmamak suretiyle söylediği en büyük projesi Saray Tesislerini tekrar Ankaragücü’ne kazandırmaktı.

Murat Ağçabağ olur olmaz onu bilemem. Ama bana göre Ağçabağ; Ankaragücü camiasına kendisini iyi ifade edemedi. O yüzden de taraftarın bir kısmı onu bölücü olarak görüyor, diğer bir kısmı da çok hafife alıyor.

İyi ifade edemediği olay Bursa Tv’de yaşadıkları. Program sunucusu o programda Ağçabağ’ı provake etti. Ağçabağ’da tahriklere kapıldı. Tecrübesizliğinin kurbanı oldu. Benim şahsi görüşüm Murat Ağçabağ, bir ulusal televizyon kanalında sakin sakin kendisini ve projelerini camiaya anlatmalı. İnsanlarda Ağçabağ hakkında “İstanbul’da takımı bölmeye çalışanlardan biri” olarak bir algı var.

Bu da yetmiyor “bazı oyuncuları ayartıyor” söylemiyle bir algı var.

Ancak bu algıyı da yıkmak yine Murat Ağçabağ’ın elinde. Kendisini camiaya net olarak ifade etmeli.

Burada şunu da ifade etmek istiyorum. Ağçabağ’a sürekli İstanbul’la işbirliği yapıyor şeklinde eleştiriler, hatta hakaretler ediliyor. İyi de bu İstanbul’daki işbirlikçiler bu takıma 38 milyon TL aktarırken neden onlara bölücü/parçalayıcı denmiyordu.

Ki ne İstanbul’dan devasa paralar alınırken, Murat Ağçabağ’ın “olumlu” anlamda bir etkisi vardı.

Ne de kötü yönetilen transfer yanlışları yapılan dönemde “olumsuz” anlamda bir etkisi vardı.

Yani kulübe parayı getiren de, harcayan da, şampiyon yapan da, Ahmet Ketenci’nin verdiği paraları kullanan da, Ketenci sorduğunda harcanan 38 milyon TL’nin hesabının  veremeyen de Başkan Mehmet Yiğiner’dir.

Amiane tabirle alanda/verende/harcayanda Yiğiner’di.

Bütün bu gerçek ortadayken, ve bu gerçeği “İstanbul kanadı” denilenler, Ankara’daki siyasi çevreler, o dönem kulüpte yönetici olanlar, teknik ekip, kulüp personeli dahil olmak üzere herkes  biliyorken; halen yok o böyle, yok şu şöyle, bu böldü, bu parçaladı, bu aldı, bu verdi demenin anlamı var mı? Zaten Ankaragücü’nde 7 yıldır tek yetkili ve tek gerçek Mehmet Yiğiner değil mi?

Sonuca bağlamak gerekirse; yukarıda yazdığım gibi bana göre başkan Mehmet Yiğiner kulübü hak ettiği yere getirerek başarılı oldu. Ama para bulamadığı için bu saatten sonra her geçen gün eksiye yazar. Kulüpler kalıcı, hepimiz gidiciyiz. Her kulüpte başkanlar, yöneticiler değişiyor. Mehmet Yiğiner’in bu saatten sonra inat etmemesi ve kulüp yönetimini bırakması lazım. Kime bırakacak diye sorarsanız. Ona isimler de önerildiği biliniyor.

Kulübün geleceği için iyi planlanacak bir geçiş dönemiyle, boşluk bırakılmadan kongreye gidilebilir.

Vakit varken bırakırsa kral olur, efsane başkan olur. Camia onu sevgiyle ve saygıyla yad eder. Takım kötü giderse “Yiğiner var, gelir kulübü yaşatır” denilerek aranan adam olur.

Ama bırakmazsa Gökçek’ler gibi anılma riski de var.

Ben de bunu Yiğiner’e yakıştıramam.

Hırs ve inatlaşma Ankaragücü’nü batağa götürür.

Ve şu anda kulüp maalesef o yola girdi.

Ben bir Ankaragüçlü olarak bir kez daha bunları ifade edeyim.

ORHAN SAL

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.