Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

MUSTAFA KAPLAN

Yazı Detayı 22 Mayıs 2019

Ankaragücü’nün geldiği noktaya bakmadan önce büyük resme bakmak lazım.

O büyük resimde neler vardı. Devre arası olmuştu. Parasızlık kulübü bir kez daha vurmuş, takımdan giden gitmiş, kalanların bir kısmı da gitmek üzereydi. Kötü sonuçların ardından camia demoralize olmuştu. Bayram Bektaş gelmiş, Göztepe maçına çıkmış ve maç farklı kaybedilmişti.

Takım Antalya’ya kampa gitmişti, ama kampta sadece tatil yapılıyordu. Lige hazırlık yapılamıyordu. Başıbozukluk had safhadaydı. Kampta yönetici bile yoktu.

Stadyum sorunu halen halledilememişti. 19 Mayıs Stadı yıkıldıkdan sonra takım ve taraftar Yenikent/Afyon/Kayseri üçgeninden bıkmıştı. Eryaman Stadı’nın bitirilmeye niyeti yoktu.

Bütün bunların yanında o bitmek tükenmek bilmeyen para krizi takımın belini büküyordu.

Daha sonra teknik direktör Bayram Bektaş sanırım; “buradan bir yol olmaz !” diye düşündü ve takımı terk etti.

Elde Süper Ligi götürecek 7-8 oyuncu kalmıştı. Tabii bu arada ikinci yarının başında ligdeli ilk 3 rakip bu sezonun şampiyonu Galatasaray, o dönemin en güçlü takımı Alanyaspor ve ligin flaş ekiplerinden Trabzonspor’du.

Yani elle tutulacak hiç bir şey yoktu ortada.

Hatta öyle şeyler duyuyorduk ki; sanki kulüp yönetimi takımdan umudu kesmişti. Kulüpte “Düşerse düşer !” dendiğini bile “iddia” edenler vardı.

Ve işte tam da bu günlerde Mustafa Kaplan çıktı sahneye.

“Ben Ankaragüçlüyüm. Beni kimseyle karıştırmasınlar, ben bu takımı kurtarırım arkadaş!” dedi...Ve taşın altına elini koydu. Tabii bunu yanında çok güvendiği ekibiyle birlikte yaptı.

Görevi kendisine verilmesiyle birlikte ilk işi takımın kampına katılmak oldu. Kampa daha önceden gitmiş, oradaki disiplinsizliğe tanık olmuştu. Otele girer girmez ilk önce bu işi çözmek için hamleler yaptı. Eş güdümlü olarak da takımın fizik/kondüsyonunu güçlendirmeye başladı. Aynı anda da moral ve motivasyonu arttırıcı çalışmalar yapmaya çalıştı.

Başka bir şanssızlığı da oturmuş bir kadro devralamamasıydı. Giden gitti, gelen geldi. Bir takımdan 14 oyuncunun gitmesi, 13 oyuncunun transfer edilmesi çok büyük bir değişimdi. Bu değişimi bile iyi yönetti ve kadroyu oturttu.

Maalesef ilk 2 maçta kadro yetersizliği nedeniyle “0” çekti. Ama yasak açılıp kendi getirdiği oyuncularla oynamaya başlayınc a işin seyri değişti.

Önce Trabzon’da güzel oyuna rağmen hakem kurbanı oldu. Sonra Kasımpaşa maçıyla bir çıkış başladı. O maçtan Sivasspor maçına kadar geçen 13 maçta kimi zaman oynanan oyunla kaybedildi, kimi zaman hakem talihsizliği yaşandı.

Ama takım ışık veriyordu.

Kümede kalma sinyali çoktan gelmişti.

Bu dönemde takımdaki oyuncuların hem hocası, hem abisi, hem de arkadaşıydı.

Kimi zaman onlarla tesislerde haftalarını geçirdi, kimi zaman sorunlarını dinledi, kimi zaman aldı kendi yemeğe götürdü, kimi zaman onlara küçük küçük hediyeler aldı.  

Aslında bunların çoğunu onun yapmasına gerek yoktu. Ama takımdaki para krizini aşmak için başka çözüm yoktu. Bu oyuncuların kafalarının sahada olabilmesi için onlara bir baba şefkatiyle yaklaştı.

Bunların hepsini Ankaragücü menfaatleri için yaptı.

Ve sonunda hem Ankaragücü, hem de kendisi kazandı.

16 maçlık zor seride belki de bir imkansızı başardı. Hatta mucizeyi gerçekleştirdi diyebiliriz.

Çünkü futbol kamuoyu zaman zaman “Galiba Ankaragücü bir şeyler deniyor!” yorumlarını  yaptılar.

Mustafa Kaplan yokluklar ve sıkıntılar içinde aldığı bir takımı; bütün olumsuzluklara rağmen Süper Lig arenasında tuttu.

Sonuçta da gözlerinden o ekranlara da yansıyan göz yaşları döküldü.

Kaplan aslında 2012-13 sezonunda takım 1.Lig’de yine yokluklar içinde genç oyuncularla mücadele ettiğinde de takımı kümede tutabilirdi. Ama o zaman hakemleri geçememişti.

Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında biraz buruk, biraz umutsuz, biraz yorgun, biraz da kaygılıydı.

Sanırım kaygısı tüm Ankaragücü camiası gibi geleceği görememesinden kaynaklıydı.

Şimdi hocanın bir görevi daha var. Buraya kadar alnının teri, bileğinin hakkıyla getirdiği işi, İzmir’de aynen bitirmek.

Takım İzmir’de sahaya belki de genç takımla çıkacak. Bu kadroyu, özellikle de yabancıları, para sorunu yüzünden son maça götürmek kolay olmayacak.

Ancak şartlar ne olursa olsun, sahaya hangi kadro çıkarsa çıksın, sahaya çıkan 11 oyuncunun  Ankaragücü armasına yakışır bir şekilde mücadele edeceğinden ben eminim.

Ankaragücü son maçta İzmir’de kaybetse de, kazansa da, berabere kalsa da kendine yakışır mücadeleyi göstersin bize yeter.

Yolun açık olsun  Kral !

ORHAN SAL

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.