Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

NE DEĞİŞTİ ?

[email protected]
Yazı Detayı 17 Nisan 2019

Hayata her zaman olumlu bakmak gerekir. Bugün düşündükleriniz yarın geleceğinizi oluşturur. Sezon başında “Gençlerbirliği bi bakıp çıkacak” demiştik. Öyle de oldu. Şu anda ligde son sırada bulunan genç Karabükspor dışında herhangi bir takıma Gençlerbirliği’nin puanlarını verip kalan maçlarını oynatsanız Süper Lig’e çıkmakta zorlanmaz. Ancak bu sezon bir üst lige çıkmak kaldırılsa ve takımlar aynı kadrolarla sıfırdan bir kez daha yarışsaydı Gençlerbirliği’nin ilk ikiye girip Süper Lig’e çıkacağını söylemek fazla iyimserlik olurdu. Hatta play off maçlarına kalacağına bile kesin diyemezdik. Şu anda hem Denizlispor’dan hem de Gençlerbirliği’nden daha kaliteli kadroları olan ve iyi futbol oynayan takımlar var çünkü. Zaten bu ligde iyi futbol oynamaya çalışan takımlar nedense başarılı olamıyor... Öne geçtikten sonra oyunun temposunu düşürüp süreyi eritebilen takımlar ipi göğüslüyor genelde. Bu sezon 10 maçını 1-0, dört maçını 2-1 kazanmayı başaran Gençlerbirliği gibi...

Bu durumda Gençlerbirliği yandaşlarının çok mutlu olması beklenir değil mi? Aksine, herkesin dilinde bir şikayet ve kıyasıya eleştiri var. Neden mi? Gömleğin ilk düğmesi yanlış iliklenirse sonrası hep yanlış gider de ondan. Gençlerbirliği camiası takımının bu ligin çok üzerinde bir kadro kalitesine sahip olduğu yanılgısına düştü. Sezon başında rakiplerinin Gençlerbirliği isminden çekinmesi, futbol şansının yanında olması ve Erkan Hoca’nın yarattığı sinerji ile üst üste galip gelinmesi “Biz bu lige fazlayız” algısını oluşturdu. Ancak 34 haftalık lig maratonu, tüm kulüpleri hayatın gerçekleri ile yüzleştirecek kadar uzun bir süre.

Haftalar geçtikçe yaşı ilerlemiş oyuncuların sakatlıklarının uzun sürdüğü, gençlik günlerindeki güçlerinin ve süratlerinin kalmadığı, nefeslerinin yetmediği görüldü. Jailton dışında bire birde adam geçebilen kanat oyuncusu olmadığı fark edildi. Orta sahada dikine oynayan, ayağına top yakışan oyuncuların parmakla gösterilebildiği anlaşıldı.  Oysa Gençlerbirliği’nin bu ligin üzerinde olan tek bölgesi savunmasının göbeğiydi. İyi bir hoca, vasat oyuncularla büyük başarılara ulaşabilir. Ancak beklenenin üzerinde bir başarı yakaladıktan sonra işler kötü gittiğinde kadronun değil, hocanın yetersiz olduğu düşünülür. Gençlerbirliği’nde yaşanan işte tam da budur.

İbrahim Üzülmez geldikten sonra 5 maçta 5 gol atıp sadece 1 gol yiyen Gençlerbirliği’nin oynadığı futbol da izleyenleri tatmin etmedi. Şapkadan tavşan çıkaracak değildi ya… İbrahim Hoca’nın sahaya sürdüğü kadro Erkan Hoca’nın kadrosu ile aynı. Farklı bir hücum denemesi göremedik. Yine top Nobre’ye havalandırılıyor. Kanatlardan Jailton, Stancu, Nadir, Deniz gibi oyuncuların gol çizgisine inip orta yapma teşebbüslerini izliyoruz. Sessegnon’un rakip savunmayı göbekten delme girişimlerinin sonuçsuz kaldığını görüyoruz. Oyunun temposu aynı durağanlıkta devam ediyor. Gençlerbirliği yan pas ve geri paslarla oyalanırken rakip savunma yerleşiyor.  O halde değişen ne?

Değişen, fikstür gereği ligde ununu eleyip eleğini duvara asmış takımlarla oynaması ve beklerin eskisi kadar ileri çıkmaması. Alper’in ve Ahmet Oğuz’un son maçlarda daha geride kaldığını görüyoruz. Haliyle arkalarında geçmişe nazaran daha az geniş alan bırakıyorlar. Oyun kilitleniyor ve gol pozisyonu olmayan kısır maçlar oynanıyor. İzleyebilmek için tutkulu bir takım sevgisi ya da peygamber sabrı gerekiyor. Gençlerbirliği 1-0 kazandığı son dört maçı 1-0 kaybetseydi hiç şaşırmazdık zira ilk golü atanın kazanacağı bir oyun vardı sahada. Bu saatten sonra iyi futbol beklentimiz olamaz, sadece alınan puanlara bakıyoruz. Özetle, fıkrada olduğu gibi Erkan Hoca zeytini yordu, çatalı batırıp yemek İbrahim Hoca’ya kısmet oldu.

Gençlerbirliği’nin artık fabrika ayarlarına dönmesi gerekir. Aksi halde var olması mümkün değil. Hiçbir kişi ve kurumdan destek almayan, kendi yağı ile kavrulan bu kulübümüz alt yapısından yetiştirdiği oyuncular ile bir kolej takımı havasında mücadele etmelidir. Hakemlere ve rakiplerine saygı gösteren, öncelikle ahlaklı ve yetenekli oyuncular yetiştirmelidir. Ayağını yorganına göre uzatan, yükümlülüklerini zamanında ve tam olarak yerine getiren şeffaf bir kulüp yönetimi olmalıdır. Sayıca az ama takımını gönülden destekleyen centilmen taraftarı, çok zorlu geçen bu son dönemde kulübün en az erozyona uğrayan parçası oldu. Hepsine bu başarıdaki emekleri için sonsuz teşekkürler.

ONUR AYDOĞAN

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.