Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

TRAVMA

onuraydogan@sporanki.com
Yazı Detayı 11 Şubat 2019

 

Gençlerbirliği’nde yenilgi serisi 4 maça çıktı. Camiada çok büyük hayal kırıklığı var. İnsanın aklı almıyor. Sezonun son maçlarında oynadığı futbol ve aldığı sonuçlarla adeta “Ben bu lige fazlayım” diyen takım tepetaklak gidiyor. Geçen sezon yapılan yüksek maliyetli boş transferler kulübün mali yapısını bozmasaydı, “Futbolda yenmek de var yenilmek de, bu sene olmazsa seneye çıkar Gençlerbirliği“ derdik. Hatta 1. Ligde zirveye oynamak, Süper Lig’de hedefsiz bir takım olmaktan çok daha keyifli. Ancak birçok kulübümüzde olduğu gibi Gençlerbirliği’nde de sportif başarı zorunlu hale geldi. Sahadaki mücadele var olma mücadelesi artık...

Osmanlı maçında sezonun en kötü futbolunu oynadı Gençlerbirliği. Üç haftadır kaybeden ve Eryaman Stadyumu’nda kalabalık seyircisi önünde ilk kez sahaya çıkan  takımın bu şartlar altında oyunu daha ilk dakikadan itibaren rakip sahaya yıkmasını beklerdik. Tam tersi oldu. Osmanlı hemen maçın başında Gençlerbirliği sahasına yerleşti. 10. dakikada maç bitti. Sezonun ikinci yarısı başladığından beri sallanan Kaleci Hakan amatör liglerde yenmeyecek iki gol ile maçı başlamadan bitirdi. Zaten travma yaşayan Gençlerbirliği’nin bu hali ile maçı çevirme ihtimali yoktu.

4 hafta önce Gençlerbirliği’nin 12 puan gerisinde olan Osmanlı averajla Gençlerbirliği’nin önüne geçti. 8 haftadır kazanıyorlar. İki takımın trendine bakarsanız “Osmanlı çıkar” dersiniz. Ancak bu ligde işler böyle yürümüyor. Geçen sezon Ankaragücü 4. haftadan sonra üst üste 12 maç kazanmasına rağmen bir ara rakiplerinin gerisine düşmüştü. Lig uzun bir maraton ve köprünün altından daha çok sular akacak. Herşeye rağmen Gençlerbirliği rakibi ile aynı puanda. Bu futbol ile hiç bir maçı kazanmak kolay değil ama fikstüre bakınca maçların zorluk derecesinin düştüğünü görüyoruz. Stad ve zemin sorunu da ortadan kalktı. Fikstür avantajını kullanabilirse hala bence bir adım önde Gençlerbirliği. Bu mücadele son haftalara kadar sürecektir. Artık her maç final niteliğinde.

Gençlerbirliği’nin oyunu gazı kaçmış gazoz tadında olunca oyuncuların teknik kapasitesi sorgulanıyor. Ancak sezonun ilk yarısında aynı oyuncular ikinciye 5, üçüncüye 10 puan fark atmıştı. Ayrılan oyuncu olmadığı gibi 3 önemli takviye  yapıldı. Ne değişti ki? Değişen şu... Bu ligin özelliği, takım oyunu oynayan, mücadele eden takımlar maçlarını kazanıyor. Oyuncuların hırsı belirleyici oluyor. Gençlerbirliği camia olarak “Biz artık çıktık” havasına girdi. Oyuncular sezon başındaki mücadele azmini terk edince maçlar kaybedilmeye başlandı.

Şimdi ne olacak? Yönetim, teknik kadro, oyuncular ve taraftarlar üzerine düşeni yapacak. Yönetim artık varlığını hissettirmeli. Takım bu depresyondan sadece teknik direktörün çabası ile çıkamaz. Transfer sezonu kapandığına göre mevcut oyunculardan en iyi verimi almaya çalışmalı yönetim. Gerekliyse, ki öyle görünüyor, profesyonel psikolojik destek almalı.  Disiplinsiz davranışlar var ise bir iki oyuncunun biletini kesmeli. Ödeme sorunları varsa oyuncularla oturup anlaşmalı, yeni bir ödeme planı sunmalı. İhtiyaç varsa tam yetkili bir sportif direktör atayıp yeni bir hava getirmeli. Bu sportif direktör Erkan Hoca’nın aksine eli sopalı olmalı...

Erkan Hoca’nın sakin olması gerekiyor. Son iki maçta çok gergindi. Osmanlı maçından önce “4 maç üst üste yenilgiyi düşünmek bile istemiyorum” demişti. Bunu söylemesi bile ne kadar endişeli olduğunu gösteriyor. Futbol elbette her sonuca açık bir oyun ama galibiyete odaklanmak lazım. Şapkadan tavşan çıkarmasına gerek yok. Futbolun doğrularını yapsın yeter. Elinden geleni yapmasına rağmen takım yeniliyorsa dünyanın sonu değil bu. Hayatta her  şey insanlar için. Daha 30. dakikada oyuncu değiştiriyorsanız yanlış 11 ile sahaya çıkmışsınızdır. Son haftalarda performansı belirgin şekilde düşen oyuncuları kenara çekmeli. Gençlerbirliği’nin maçlarını takip edenlere “kim kötü oynuyor” diye sorsanız, hepsi aynı oyuncuların ismini verir. Durum çok açık ortada. Erkan Hoca’nın bunları görmemesi imkansız. Neşteri vurmalı artık. Sakat olan Nobre, Mert ve Selçuk döndüğünde hocanın eli rahatlayacaktır. Erdem, Stancu ve Barış maç kondisyonu kazandığında alternatifleri artacak. Kaleye gelen her top gol oluyorsa takım savunmasında bir sorun var demektir. 8 maçlık galibiyet serisi yakaladığında sadece 2 gol yemişti Gençlerbirliği. Önce savunma sorunları halledilmeli.

Sahada Hakan, Claro, Selçuk, Sessegnon, Nobre, Ahmet İlhan gibi tecrübeli oyuncular varken böyle bir panik havası çok şaşırtıcı. Gençlerbirliği’nin yediği gollerde oyunculardaki vurdumduymazlık göze çarpıyor. Madem oyuncular Erkan Hoca ile çalışmak istediklerini söylüyor, bunu sahada mücadeleleri ile göstermeliler.

Taraftara gelince... Sezon başından beri ellerinden geleni fazlasıyla yapıyorlar. Desteğe devam...  Umutsuzluk Ankara’nın inatçı keçilerine yakışmaz. Gençlerbirliği gerek altyapıdan yetiştirdiği oyuncular, gerekse temsil ettiği etik değerler açısından ülke futbolunun can damarıdır. Gençlerbirliği yok olursa bu ülkede futbol biter. Ne yapıp edip Süper Lige çıkmalı Gençlerbirliği. Başka çare yok çünkü...

ONUR AYDOĞAN 

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.