Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

ZOR YILLAR KAPIDA...

onuraydogan@sporanki.com
Yazı Detayı 13 Mayıs 2018

İnanmak çok zor ama Gençlerbirliği Süper Lig’de olmayacak artık. Gençlerbirliği’ni sevenler bununla yüzleşecek şimdi. Kimi bir dostunun omuzunda ağlayacak, kimi ana avrat küfür edecek, yeşil sahalardan başlayıp en tepede bitirecek... Kimi gözyaşını içine akıtacak, damarlarında alkol gezdirecek, kimi telefonlarını kapatıp acısını uykuya boğduracak, ne yaparsa yapsın, sevmesinin bedelini bir şekilde ödeyecek... Tüm zorluklarına rağmen güzeldir Gençlerbirliği’ni sevmek... Üzülmeyince sevinmeyince yaşamanın ne anlamı var ki... Asla pişman değilim ben. Rüzgarlı bir Mayıs akşamında yukarılardan ligden düştüğümüz Kasımpaşa Stadına bakıp hüzünlenmenin bile ayrı bir güzelliği var. Maç sonrası Tepebaşı’ndan Haliç’i seyrederken aklımızda Gençlerbirliği’nin birgün yine Süper Lig’de oynayıp oynayamayacağı sorusu vardı.

Bir zamanlar İlhan Cavcav sonrası kulübün ne olacağını gece yarılarına kadar tartışırdık. 2012 yılında İstanbul’da bir yemekte İlhan Bey’in çocukluk arkadaşı Taylan Bilgel’i misafir etmiş ve bu soruyu ona da yöneltmiştik. Gençlerbirliği ve hayat hakkında söyledikleri hiç aklımdan çıkmadı. Her geçen gün haklı çıktığını üzülerek görüyorum. Böylesine başarılı bir adamın hayata karşı olan kırgınlığına şaşırmış, akılcılığını takdir etmiştim. Gençlerbirliği için demişti ki: “Bu kulübün arkasında devletin, siyasetin,  geniş kitlelerin, kurumların, şirketlerin desteği yok. Kendi yağı ile kavruluyor. İlhan Bey’in günahı da sevabı da çoktur ama günün sonunda sevapları günahlarından fazladır ve başarılıdır. Üzülerek söylüyorum ki İlhan Bey’den bir süre sonra bu kulüp tarih olacaktır.” Nitelikli bir camia olduğumuzu söyleyip itiraz edecek olduysak da acı bir tebessümle bize katılmadığını söylemişti. “Acaba Taylan Bey’in öngörüsü çıkacak mı?” sorusu şimdi beynimizi yakıyor.

Bu kısa sürede yaşadıklarımızdan liderin ne kadar önemli olduğunu öğrendik. Hiçbir kulübümüzde kurumsal bir yapı olmadığından iyi bir lider bulduğunda başarılı oluyor, bulamadığında yok oluyor kulüpler. Gençlerbirliği’nin neden bu duruma düştüğü belli değil mi? Sezon başında Gençlerbirliği’ni takip eden herkes takımın ligden düşeceğini söylerken başkan Murat Cavcav henüz bu gerçeğin farkına varamamıştı. Hatta sezonun bitmesine birkaç hafta kalmışken bile,  düşme tehlikesini dile getirenleri felaket tellallığı ile suçluyordu. Sen İlhan Cavcav gibi bir babanın oğlu sıfatıyla, yıllarca yanında ol, kulüpte yöneticilik yap ve sezon sonuna kadar takımın sahadaki aciz görüntüsünün farkına varma... Pes doğrusu...

En sevdiği oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi mahzun olduğumuz bir günde beklerdik ki başkanımız çıksın, sorumluluğu üzerine alsın, yüreğinin bizimle birlikte yandığını,  gelecek sezon Süper Lig’e tekrar çıkmak için ne yapacağını söylesin, yüreklerimize su serpsin. Buna inanmıyorsa  “Ben bu işi beceremedim camiadan özür diliyorum” diyip istifa etsin. Her şeye rağmen bağrımıza basardık. Yenen herzeleri bilmemize, söylemeye dilimizin varmamasına rağmen... Gençlerbirliği başkanından bu erdemi göstermesini beklemekle çok mu ileri gidiyoruz? Dünya mı değişti, biz mi artık eski biz değiliz? Bakıyoruz, kulüp adına konuşan tek şahıs mümkünse hiç ağzını açmamasını istediğimiz Ümit Özat. Bir teknik direktör gibi değil, politikacı gibi konuşuyor. Sanki hem kulüp başkanı, hem basın sözcüsü, saymanı ve transfer komitesi başkanı...  Futbolculara, altyapı hocalarına, spor basınına, diğer kulüplere, muhalif yönetime sallıyor. Lütfen biraz sus be birader... Müsade et de acımızı yaşayalım... Tamam, sezon başında söz verdiğin üzere diplomanı da yırtma. Ama en azından “başarısız oldum, özür dilerim” demen gerekmez mi? Konuşmasını istediğimiz başkan susuyor, susmasını istediğimiz hoca konuşuyor. İşte asıl kahredici olan bu...

Görünen dağın ardı kılavuz istemez, Gençlerbirliği’nde bir yönetim değişikliği olmaz ise Taylan Bey’in öngörüsü birkaç yıl içinde gerçek olur. Bunun örnekleri saymakla bitmez. Daha düne kadar Süper Ligde gördüğümüz takımlar inşaattan düşen tuğla gibi amatör liglere düştü. İsminin başında “yeni” gördüğünüz tüm takımlar sahte,  asılları yok olup gitti. Kulübün banka hesaplarında bol sıfırlı rakamlar yazarken bir önceki sezonu sekizinci bitiren takımı ligden düşüren Murat Cavcav, bütçe dengesi eksiye döndükten sonra başarılı olabilir mi?  Bence aklın sınırlarını fazla zorlamayalım. Yapılması gereken becerikli, yeni bir yönetimle gelir gider dengesini kurup yarışmacı bir takım oluşturmak, mümkün olan en kısa sürede Süper Lig’e geri dönmek. Bu vurdumduymaz futbolcularla ve sezon sonuna kadar ideal onbiri oluşturamayan teknik direktör ile başarı gelmez. Sezon boyunca takıma sahip çıkan Hopf, Palitseviç, Sessegnon’u, altyapıdan gelen Mert, Rahmi ve İlker’i bunlardan ayrı tutuyor, gözlerinden öpüyorum. Ahmet Oğuz ve Uğur Çiftçi’nin yolları açık olsun. Benim için sıradan oyunculardan farkları yok artık.

Üzerimizde Gençlerbirliği formasını görenler hangi takımı tutarsa tutsun çok üzüldüğünü söyledi. Bu ülkenin vicdanıdır Gençlerbirliği. Ülke futbolu için çok önemli olan asırlık bir çınardır. Bu çınarı devirenleri tarih asla affetmez.

ONUR AYDOĞAN 

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.