Ana Sayfa | Ankaragücü Haberleri | Gençlerbirliği Haberleri | Haber Arşivi | Künye | İletişim

GALİBİYETİN MİMARI ÜMİT ÖZAT’DIR

Yazı Detayı 11 Nisan 2018

Spor Toto Süper Lig’de düşme potasından bir an önce kurtulmak için ekstra puanlara ihtiyacı olan Gençlerbirliği, Ankara 19 Mayıs Stadında karşılaştığı şampiyonluğun en büyük favorisi Galatasaray’ı, maçın başından sonuna kadar oynadığı akıllı oyunla 1-0 mağlup etti ve ekstra 3 puan ihtiyacını karşıladı.

Gençlerbirliği teknik direktörü Ümit Özat’ı sezon başından beri çok eleştirdim. Gerek kritik maçlardan önce rakipler ve kendi takımı hakkında yaptığı sivri açıklamalar, gerekse maçlardaki saha içi ve taktiksel düzendeki tercihleri en çok eleştirdiğim konuların başında geliyordu. Hala da eleştirdiğim bazı yönleri var. Ancak, yiğidi öldür hakkını yeme. Ligin favorisi olan ve kalitesini ispat etmiş Galatasaray karşısında Ümit Özat’ın sahaya çıkardığı kadro ve oyunun ilerleyen dakikalarındaki oyuna müdahale şekilleri kelimenin tam anlamıyla muazzamdı.

Galatasaray’ın üstün yönlerini çok iyi analiz eden Ümit Özat, rakibin hücum gücünün %50’si olan Gomis, Gary Rodrigues ve  Feghouli’yi durdurmak için Zeki Yavru – Luccas Claro – Sergei Palitsevich – Florentin Pogba ve Alper Uludağ’dan  oluşan 5’li defans ile maça başladı. Gomis-Rodrigues ikilisi ilk yarıda kaleyi bile göremedi. İleri uç adamları etkili olamasa da,  ilk yarıda orta saha üstünlüğü Galatasaray’da idi ve Gençlerbirliği bu yarıda orta sahada en ufak bir üstünlük sağlayamadı, cılız ataklar dışında kaleye bile gidemedi. Kısacası, zevksiz ve kısır bir ilk yarı oldu diyebiliriz.

Gençlerbirliği teknik direktörü Ümit Özat orta sahadaki bu zaafı görmüş olacak ki, ikinci devrenin başında çok doğru bir değişikliğe giderek Ahmet Oğuz’u oyuna alıp, ilk yarının etkisiz isimlerinden biri olan Kamal Issah’ı oyundan çıkardı. Böylece, ilk yarıda sağ bek bölgesinde oynayan Zeki Yavru da ön liberoya geçmiş oldu. Hal böyle olunca, Galatasaray’ın orta sahadaki etkinliği de bir nebze olsun dinmiş oldu. Tabi, Galatasaray teknik direktörü Fatih Terim’in takımının pas merkezinde yer alan Belhanda ve Selçuk İnan’ın ikisini birden oyundan alması da bunda etkili oldu. Bu değişiklikler gerçekten akıl almaz ve bir o kadar da Fatih Terim  fantazilerine uygun bir  değişiklik oldu.

Ligimizde bu tür maçlar hep oluyor. Zayıf ile güçlünün maçlarında peşinen zayıfın yenilgisi kabul edilir, maçtan önce 3 puan hep güçlünün hanesine yazılır. Nitekim itiraf etmeliyim ki ben de ligin ikinci devresinin başında yaptığım puan hesaplarında bu maç için Gençlerbirliği hanesine 0 (sıfır) puan yazdım. Hele Alanyaspor yenilgisi ve Akhisar beraberliği sonrası  bu maçtan 3 puan çıkarması hayal ötesi mucizeydi benim için. 

Bu maçtan beklentim, zayıf taraf olan Gençlerbirliği'nin kendi sahasına kapanması, alanını iyi parsellemesi, top Galatasaray'ın oyun kurucu ve golcülerine geldiğinde 2-3 kişiyle pres yapmasıydı. Burada en önemli unsur futbolcular arasında yardımlaşma ve gardını düşürmeden savaşmaktı. Zayıf taraf Gençlerbirliği açısından güzel bir taktik ama istekli, arzulu, çalışkan bir (hele hele Galatasaray gibi) güçlü bir takıma karşı bu taktiğin yanında şansın da yaver gitmesi gerekirdi.

Gençlerbirliği alanı iyi parselledi. Ümit Özat, 5-4-1 taktiğiyle dizilerek maçın başında "Çanakkale Geçilmez" i oynayacağını gösterdi. Bu dizilişi maç süresince genellikle korudu. Sessegnon, Manu ve Jailton gibi hücumcu ayaklar ile dahi blok oluşturdu.  Bu bloğun arasında boşluk bulamayan Galatasaray zorlanmaya başladı ve oyundan düştü. Maç süresince Gençlerbirliği oyuncuları Galatasaray’a hemen hemen hiç net pozisyon vermediler. Topla oynama yüzdesi %76 olarak Galatasaray lehine olsa da, pozisyon üretimi konusunda kısır bir gün yaşadı. Galatasaray maçın büyük bölümünde tek kale oynadı. Ancak, bu unsur istatistikleri yükseltmekten başka bir işe yaramadı.

Ümit Hoca’nın Galatasaray’a karşı sadece savunmayı düşünmesi normaldi. Çünkü, biliyordu ki kora kor oynamaya kalksa sonuç hüsran olurdu. Taktik açıdan kenarlarda Mariano ve Nagatomo’nun çıkışını engelleyen Gençlerbirliği, Feghouli ve Rodrigues’e de alan bırakmayınca, kenardan oynamak isteyen Galatasaray’ı, kalabalık ve boğucu orta saha ortamına çekerek tuzağa düşürdü. 

Galatasaray habire top çevirdi pas yaptı. Ama adam geçemiyorsan, şut atamıyorsan, sağdan soldan ceza alanına top indiremiyorsan gol atamazsın maçı kazanamazsın. Bu arada rakipte kazara golü bulursa yandı gülüm keten helva. Nitekim dün böyle oldu.

Ancak, maçın başlarında (14. Dk.) Gençlerbirliği oyuncusu Deniz’in kaleciyi de geçtiği pozisyonda ayağının kayması nedeniyle gol atamaması belki de maçın kaderini değiştirdi. Gençlerbirliği golü o dakikada bulsaydı belki de uyuyan dev uyanacak Gençlerbirliği açık farkla mağlup olacaktı.

Gençlerbirliği golü öyle bir anda buldu ki, o golün telafisi olamazdı, çünkü maç bitmişti.

Haftaya Kayserispor ile deplasmanda oynayacak Gençlerbirliği bu moral üstünlüğü ile oradan da puan ve puanlarla döner diye düşünüyorum. İnşallah rehavete düşmezler.

BARIŞCAN İĞREK 

Diğer Yazıları
YAZIYI YAZDIR TAVSİYE ET YORUM YAZ

 

Copyright © 2008 sporanki.com. Tüm hakları saklıdır. ızinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz. sporanki.com basın yayın meslek ilkelerine uymaya söz vermiþtir. sporanki.com'da yeralan haberler sadece bilgilendirme amaçlıdır. Bu haberlerden doğacak kazanç veya zararlardan kurumumuz sorumlu tutulamaz.

Bu site AGB Biliþim Teknolojileri ve Güvenlik Sistemleri tarafýndan hazýrlanmýþtýr.